background img

The New Stuff

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.


Kitabımı yazmaya başlayıp, bitirdiğim seneden (2013) sonra defalarca baştan sona okudum, düzenledim, hatalarımı gördüm ve değiştirdim. Tabii ki kitabı 17 yaşında yazmış olduğum için okuyan herkes çokça hata, yanlış bulabilir. Peki ben şimdi, kendi kitabımı neden ve nasıl eleştireceğim?

Yazının devamı için buraya tık...

Kendi Kitabıma Eleştiri (İkinci Kadının Hikâyesi)

Kitabımı yazmaya başlayıp, bitirdiğim seneden (2013) sonra defalarca baştan sona okudum, düzenledim, hatalarımı gördüm ve değiştirdim. Tabii ki kitabı 17 yaşında yazmış olduğum için okuyan herkes çokça hata, yanlış bulabilir. Peki ben şimdi, kendi kitabımı neden ve nasıl eleştireceğim?

Yazının devamı için buraya tık...


Merhaba arkadaşlar!

Uzun uzun zamanlar geçti, evet. Hayatımda benim için çok ama çok önemli gelişmeler ve adımlar oldu. Burada da uzun uzun yazıp herkesi sıkmak istemem. O zaman hadi bakalım, sizi hızlıca BURAYA alalım!


İkinci Kadının Hikâyesi


Merhaba arkadaşlar!

Uzun uzun zamanlar geçti, evet. Hayatımda benim için çok ama çok önemli gelişmeler ve adımlar oldu. Burada da uzun uzun yazıp herkesi sıkmak istemem. O zaman hadi bakalım, sizi hızlıca BURAYA alalım!



Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.


Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.
Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.
Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!


P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

Bir boomads advertorial içeriğidir.

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu Yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.


Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.
Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.
Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!


P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu
1. Rutinlerinize Uyun

Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.
Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.

2. Size Uyanı bulun!
Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.

3. Kendinize Zaman ayrın!
Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.

4. Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!
Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir :) Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.


5. Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!
Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.
Yeni İpana 3D White PERFECTION diş macunu İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu. Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içerir. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. Ben bu ürünü çok sevdim, satın almak isterim derseniz tıklayınız.
Tüm bu maddeleri eksiksiz yerine getirenler olarak bol bol gülümsemeyi hak ettik sanırım :)


P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://www.e-gunlugum.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu
1. Rutinlerinize Uyun

Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.
Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.

2. Size Uyanı bulun!
Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.

3. Kendinize Zaman ayrın!
Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.

4. Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!
Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir :) Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.


5. Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!
Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.
Yeni İpana 3D White PERFECTION diş macunu İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu. Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içerir. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. Ben bu ürünü çok sevdim, satın almak isterim derseniz tıklayınız.
Tüm bu maddeleri eksiksiz yerine getirenler olarak bol bol gülümsemeyi hak ettik sanırım :)


P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://www.e-gunlugum.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

Bir boomads advertorial içeriğidir.


Kalbi de en az kendisi kadar dev olan Shrek'in beyaz perdeden Broadway'e taşınan öyküsü, Zorlu Performans Sanatları Merkezi'ne taşınıyor.

Shrek'le tanışmamıza vesile olan şimdilik toplam dört filmin animasyon dünyasındaki yeri ve önemini tartışmaya gerek bile yok. DreamWorks tarafından William Steig'in 1990 tarihli, Shrek! isimli kitabından uyarlanan serinin ilk ayağı, animasyon filmlerinin hasılat rekorlarına yeni bir çıta koydu. Aynı zamanda endüstrinin kalite standartlarını da hayli yukarı çekti. Sadece çocukların değil, her yaş kategorisinden izleyicinin fenomeni haline gelen Shrek'in bu başarısı, yeşil devin, bilgisayar oyunları ve çizgi romanlara da konuk olmasını sağladı.

Shrek'in güçlü kolları sonunda Broadway'e kadar uzandı. Dünyanın en prestijli sahnesi, Shrek ve arkadaşlarının hikayesini tam bir yıl boyunca misafir etti. Eleştirmenlere ise bu harika müzikal uyarlamaya tam puan vermek düştü. Jeanin Tesari'nin bestelediği müzikleri, David Lindsay-Abaire'nin yazdığı şarkı sözleri ile ilk saniyesinden son saniyesine kadar benzersiz bir deneyim yaşatan Shrek Müzikali, çok prestjli Tony Ödülleri'nin yıldızlarından biri oldu. Tim Hatley'nin tasarladığı harika kostümler, Shrek Müzikali'ne En İyi Kostüm dalında fazlasıyla hak edilmiş bir ödül getirdi.




Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde deneyimleme şansını yakalayacağınız Shrek Müzikali, toplam 22 şov boyunca her yaştan Shrek hayranını misafir edecek. 10 konteynerlik dev seti, 60 kişilik kadrosu ve canlı orkestrası ile müzikal tarihinin en ihtişamlı ve eğlenceli yapımlarından biri olan Shrek Müzikali'ni orijinal dilinde, Türkçe üstyazı ile beraber izleme şansını kaçırmayın.
Müzikali beklerken Shrek'le ilgili önemli satırbaşlarını tekrar gözden geçirmekte fayda var.
-William Steig'in 1990 tarihli Shrek! isimli kitabının hakları, ilk olarak Steven Spielberg tarafından 1991'de satın alındı.
-1995 yılında Shrek'in beyaz perde uyarlaması için çalışmalar başladı.
-Shrek'i selendirmesi için seçilen ilk kişi, ünlü komedyen Chris Farley'di.
-Farley, 1997'de hayatını kaybedince Shrek'in seslendirilmesi görevi Mike Myers'a verildi.
-Serinin ilk filmi, toplam 484.4 milyon Dolar'lık gişe hasılatıyla kendi arenasında bir rekor kırdı.
-Shrek, Akademi Ödülleri tarihinin ilk En İyi Animasyon Film Oscar'ını 2001 yılında kazandı. En İyi Uyarlama Senaryo dalında ise aday oldu.
-Shrek, Mayıs 2010'da Hollywood Bulvarı'ndaki Şöhret Yolu'nda kendine ait bir yıldıza kavuştu.
Shrek The Musical, Türkiye'de ilk kez 22 Ocak - 7 Şubat 2016 tarihleri arasında orjinal dili ve Türkçe üstyazı ile Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde!
Detaylı bilgi almak için tıklayabilir, ön satış fiyatlarını kaçırmamak için hemen satın alabilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

Broadway'in Yeşil Devi sömestirde İstanbul'da! Shrek The Musical Zorlu PSM’de!


Kalbi de en az kendisi kadar dev olan Shrek'in beyaz perdeden Broadway'e taşınan öyküsü, Zorlu Performans Sanatları Merkezi'ne taşınıyor.

Shrek'le tanışmamıza vesile olan şimdilik toplam dört filmin animasyon dünyasındaki yeri ve önemini tartışmaya gerek bile yok. DreamWorks tarafından William Steig'in 1990 tarihli, Shrek! isimli kitabından uyarlanan serinin ilk ayağı, animasyon filmlerinin hasılat rekorlarına yeni bir çıta koydu. Aynı zamanda endüstrinin kalite standartlarını da hayli yukarı çekti. Sadece çocukların değil, her yaş kategorisinden izleyicinin fenomeni haline gelen Shrek'in bu başarısı, yeşil devin, bilgisayar oyunları ve çizgi romanlara da konuk olmasını sağladı.

Shrek'in güçlü kolları sonunda Broadway'e kadar uzandı. Dünyanın en prestijli sahnesi, Shrek ve arkadaşlarının hikayesini tam bir yıl boyunca misafir etti. Eleştirmenlere ise bu harika müzikal uyarlamaya tam puan vermek düştü. Jeanin Tesari'nin bestelediği müzikleri, David Lindsay-Abaire'nin yazdığı şarkı sözleri ile ilk saniyesinden son saniyesine kadar benzersiz bir deneyim yaşatan Shrek Müzikali, çok prestjli Tony Ödülleri'nin yıldızlarından biri oldu. Tim Hatley'nin tasarladığı harika kostümler, Shrek Müzikali'ne En İyi Kostüm dalında fazlasıyla hak edilmiş bir ödül getirdi.




Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde deneyimleme şansını yakalayacağınız Shrek Müzikali, toplam 22 şov boyunca her yaştan Shrek hayranını misafir edecek. 10 konteynerlik dev seti, 60 kişilik kadrosu ve canlı orkestrası ile müzikal tarihinin en ihtişamlı ve eğlenceli yapımlarından biri olan Shrek Müzikali'ni orijinal dilinde, Türkçe üstyazı ile beraber izleme şansını kaçırmayın.
Müzikali beklerken Shrek'le ilgili önemli satırbaşlarını tekrar gözden geçirmekte fayda var.
-William Steig'in 1990 tarihli Shrek! isimli kitabının hakları, ilk olarak Steven Spielberg tarafından 1991'de satın alındı.
-1995 yılında Shrek'in beyaz perde uyarlaması için çalışmalar başladı.
-Shrek'i selendirmesi için seçilen ilk kişi, ünlü komedyen Chris Farley'di.
-Farley, 1997'de hayatını kaybedince Shrek'in seslendirilmesi görevi Mike Myers'a verildi.
-Serinin ilk filmi, toplam 484.4 milyon Dolar'lık gişe hasılatıyla kendi arenasında bir rekor kırdı.
-Shrek, Akademi Ödülleri tarihinin ilk En İyi Animasyon Film Oscar'ını 2001 yılında kazandı. En İyi Uyarlama Senaryo dalında ise aday oldu.
-Shrek, Mayıs 2010'da Hollywood Bulvarı'ndaki Şöhret Yolu'nda kendine ait bir yıldıza kavuştu.
Shrek The Musical, Türkiye'de ilk kez 22 Ocak - 7 Şubat 2016 tarihleri arasında orjinal dili ve Türkçe üstyazı ile Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde!
Detaylı bilgi almak için tıklayabilir, ön satış fiyatlarını kaçırmamak için hemen satın alabilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim iki yeni haberim var. Bu iki haber de yan tarafta görüyor olduğunuz kitap kapağı ile birlikte bir nevi anlaşılıyordur.

Öncelikle ilk haberim birkaç gün önce açmış olduğum Wattpad sayfamla ilgili. Twitter'dan tanışıyor olduğum bir arkadaşım sayesinde keşfettim diyebilirim Wattpad'a. Daha öncelerde duymuş ve göz atmıştım fakat açma gereği nedense hiç duymadım. Fakat daha ayrıntılı şekilde bir bilgiye sahip olduğumda açmak istedim ve sesimi bir de orada duyurmayı tercih ettim.

Bu kitap kapağı da Wattpad'deki ilk çalışmamın kitap kapağı. Kapak düzenlemesi için Batuhan'a da bir kere daha teşekkür ederim. Wattpad'e girişimi blogda şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğum deneme, düz yazı, mensur şiirleri kitaplaştırarak yapmak istedim. Bunların hepsi de benden parçalar olduğu için, Kelebek Taneleri adı tam olacaktır diye düşündüm. Wattpad'ten de beni takip edip kitabımı okumak isterseniz, kullanıcı adım: hhasanokcu
Direkt olarak kitabı okumak için buraya tık.

İkinci haberim ise uzun zamandır beni takip ediyor olanlarınız bilir, ilk kitabımı yazmış ve ikincisini yarılamış ve artık keşfedilmeyi beklemeyip yazarlık statüsünü avuçları arasına almak isteyen biriyim. Henüz 7-8 yayıneviyle daha görüşmem sürmekte fakat hissediyorum ki bu sefer ilk kitabımı basılmış bir şekilde ellerimde tutabileceğim. İlerleyen günlerde, haftalarda son haberleri de tüm sevincimle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Umarım ki güzel sonuçlarla hep birlikte oluruz. Hepinize iyi haftalar!

Kelebek Taneleri - Hasan Okçu

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim iki yeni haberim var. Bu iki haber de yan tarafta görüyor olduğunuz kitap kapağı ile birlikte bir nevi anlaşılıyordur.

Öncelikle ilk haberim birkaç gün önce açmış olduğum Wattpad sayfamla ilgili. Twitter'dan tanışıyor olduğum bir arkadaşım sayesinde keşfettim diyebilirim Wattpad'a. Daha öncelerde duymuş ve göz atmıştım fakat açma gereği nedense hiç duymadım. Fakat daha ayrıntılı şekilde bir bilgiye sahip olduğumda açmak istedim ve sesimi bir de orada duyurmayı tercih ettim.

Bu kitap kapağı da Wattpad'deki ilk çalışmamın kitap kapağı. Kapak düzenlemesi için Batuhan'a da bir kere daha teşekkür ederim. Wattpad'e girişimi blogda şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğum deneme, düz yazı, mensur şiirleri kitaplaştırarak yapmak istedim. Bunların hepsi de benden parçalar olduğu için, Kelebek Taneleri adı tam olacaktır diye düşündüm. Wattpad'ten de beni takip edip kitabımı okumak isterseniz, kullanıcı adım: hhasanokcu
Direkt olarak kitabı okumak için buraya tık.

İkinci haberim ise uzun zamandır beni takip ediyor olanlarınız bilir, ilk kitabımı yazmış ve ikincisini yarılamış ve artık keşfedilmeyi beklemeyip yazarlık statüsünü avuçları arasına almak isteyen biriyim. Henüz 7-8 yayıneviyle daha görüşmem sürmekte fakat hissediyorum ki bu sefer ilk kitabımı basılmış bir şekilde ellerimde tutabileceğim. İlerleyen günlerde, haftalarda son haberleri de tüm sevincimle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Umarım ki güzel sonuçlarla hep birlikte oluruz. Hepinize iyi haftalar!

Ayşe Kulin bu kitabında, Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı olan Füreya Koral'ın hayatını kaleme almıştır. Atatürk aşkıyla büyüyen ve küçüklüğünde Atatürk'ün hatıra defterine yazmış olduğu satırlar sonrasında Türk topraklarına kendi elleriyle imzasını atmış ve neredeyse tüm dünyaya adını duyurmayı başarmış bir kadın Füreya.

Sadece kültüre, sanata, bilime verdiği ilgi ve önemlerle değil, güzelliğiyle de bir çok erkeğin hayali olmuştur Füreya. Kendisi de yeri geldi mi ün, yeri geldi mi de gerçekten aşık olduğu için birlikte oldu bu erkeklerle.

İnişli çıkışlı, oradan oraya koşuşturan bir hikayesi olan Füreya Koral'ın hayatı, okurken etkileneceğiniz türden. Azim ve işine olan aşkı, sevdiği şeyi yaparken hissettiği duyguları insana ilham ve ders verecek türdeler. 

Kitabı ve Füreya Koral'ı adım adım tanıdım ve sevdim. Tek gözüme batan şey Füreya'nın Atatürk'e olan hayranlığının çok aşırıya kaçırıldığı oldu. Onun dışında göze batan bir şey yok. Kesinlikle okunması gereken bir kitap ve tanınması gereken bir insan olduğunu düşünüyorum. 

Keyifli okumalar!


Füreya - Ayşe Kulin

Ayşe Kulin bu kitabında, Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı olan Füreya Koral'ın hayatını kaleme almıştır. Atatürk aşkıyla büyüyen ve küçüklüğünde Atatürk'ün hatıra defterine yazmış olduğu satırlar sonrasında Türk topraklarına kendi elleriyle imzasını atmış ve neredeyse tüm dünyaya adını duyurmayı başarmış bir kadın Füreya.

Sadece kültüre, sanata, bilime verdiği ilgi ve önemlerle değil, güzelliğiyle de bir çok erkeğin hayali olmuştur Füreya. Kendisi de yeri geldi mi ün, yeri geldi mi de gerçekten aşık olduğu için birlikte oldu bu erkeklerle.

İnişli çıkışlı, oradan oraya koşuşturan bir hikayesi olan Füreya Koral'ın hayatı, okurken etkileneceğiniz türden. Azim ve işine olan aşkı, sevdiği şeyi yaparken hissettiği duyguları insana ilham ve ders verecek türdeler. 

Kitabı ve Füreya Koral'ı adım adım tanıdım ve sevdim. Tek gözüme batan şey Füreya'nın Atatürk'e olan hayranlığının çok aşırıya kaçırıldığı oldu. Onun dışında göze batan bir şey yok. Kesinlikle okunması gereken bir kitap ve tanınması gereken bir insan olduğunu düşünüyorum. 

Keyifli okumalar!



Her zaman olduğu gibi, oturuyorum. Dizlerimi kendime doğru çekmiş, düşünüyorum. Belki de düşünmüyor, düşündüğümü sanıyor veyahut da düşünüyormuş gibi görünmeye yelteniyordum.

Her vakit olduğu gibi, bir elimde kahvem var. Bütün süslü cümlelere, iç yakan kelimelere ve çığlık çığlığa haykıran harflere eşlik eden, bir o kadar da yalnızlığımı içimi yakarak daha da belirginleştiren, bir bardak kahve.

Her daim olduğu gibi, saat böyle zamanlarda daha çabuk geçiyor. Ve gece yarısı gelip çattığında, bütün duvarların sıvaları dökülüyor hafiften. Vakit daha yavaş geçmeye başlıyor. Uzaktan kulağa çalınan hafif tını eşlik ediyor. Melodiler benimle birlikte ağlıyor ve ben bu saatlerde yalnızlığımı, yalnız olduğumu daha ağır hissediyorum.

Her zaman olduğu gibi...
Her vakit olduğu gibi...
Ve...
Her daim olduğu gibi...

Her Daim Olduğu Gibi

Her zaman olduğu gibi, oturuyorum. Dizlerimi kendime doğru çekmiş, düşünüyorum. Belki de düşünmüyor, düşündüğümü sanıyor veyahut da düşünüyormuş gibi görünmeye yelteniyordum.

Her vakit olduğu gibi, bir elimde kahvem var. Bütün süslü cümlelere, iç yakan kelimelere ve çığlık çığlığa haykıran harflere eşlik eden, bir o kadar da yalnızlığımı içimi yakarak daha da belirginleştiren, bir bardak kahve.

Her daim olduğu gibi, saat böyle zamanlarda daha çabuk geçiyor. Ve gece yarısı gelip çattığında, bütün duvarların sıvaları dökülüyor hafiften. Vakit daha yavaş geçmeye başlıyor. Uzaktan kulağa çalınan hafif tını eşlik ediyor. Melodiler benimle birlikte ağlıyor ve ben bu saatlerde yalnızlığımı, yalnız olduğumu daha ağır hissediyorum.

Her zaman olduğu gibi...
Her vakit olduğu gibi...
Ve...
Her daim olduğu gibi...


Beyaz Helsinki, geçen sene edinmiş olduğum bir roman. Yakın bir arkadaşımın kardeşine doğum günü hediyesi olarak alırken bir adet de kendime almıştım. Hoş ve ilgi çekici bir kitap gibi göründü gözüme ve tanıtım bültenini okuduğum zaman da ilgimi çekti, bu şekilde satın aldım.

Bir yıl sonra ancak sıra geldi bu kitabı okumaya. Konusu, Kari Vaara adında bir adam, beyin tümörü operasyonundan sonra suçla savaşmak için suç işleyen gizli bir operasyon örgütünün başına getirilir. Suçluların evlerine girmeye, paralarını ve uyuşturucularını, yasadışı silahları çalmaya başlarlar. Bu esnada da Finlandaya aşırı sağ bir partinin yükselmesiyle çalkalanır. Bu olayların ardından Kari cinayet davasına atanır. Bir milyarderin kaçırılan çocuğunun çözülmemiş davasıyla ilgilenir ve eski Fransız lejyoneri ile bir pazarlığa girmek zorunda kalır.

Evet konusu muhtemelen sizin de ilginizi çekmiştir. Fakat ben kitabı bitiremedim bile. Kitabı yarılamış olmama rağmen her bölüm birbirinin tekrarı, olaylarda bir ilerleme söz konusu bile olmadı. Bu durum da beni iyice bunalttı. Kitapta kaldığım yere bir işaret koydum ve daha sonra tekrar okuyacağım. ''İyi kitap, kötü kitap ayırma, sonuna kadar oku.'' felsefemden ötürü her kitabı sonuna kadar okurum.

Şu an için kitap hakkında oldukça sıkıcı yorumundan başka bir şeyler söyleyemeyeceğim ancak kitaba devam edip bitirdikten hemen sonra yeni bir yorumla net fikirlerimi sizlerle paylaşırım. Aranızda okuyan arkadaşlar varsa yorumlarını benimle, bizlerle paylaşırsa mutlu olurum.

Keyifli okumalar!

Beyaz Helsinki - James Thompson


Beyaz Helsinki, geçen sene edinmiş olduğum bir roman. Yakın bir arkadaşımın kardeşine doğum günü hediyesi olarak alırken bir adet de kendime almıştım. Hoş ve ilgi çekici bir kitap gibi göründü gözüme ve tanıtım bültenini okuduğum zaman da ilgimi çekti, bu şekilde satın aldım.

Bir yıl sonra ancak sıra geldi bu kitabı okumaya. Konusu, Kari Vaara adında bir adam, beyin tümörü operasyonundan sonra suçla savaşmak için suç işleyen gizli bir operasyon örgütünün başına getirilir. Suçluların evlerine girmeye, paralarını ve uyuşturucularını, yasadışı silahları çalmaya başlarlar. Bu esnada da Finlandaya aşırı sağ bir partinin yükselmesiyle çalkalanır. Bu olayların ardından Kari cinayet davasına atanır. Bir milyarderin kaçırılan çocuğunun çözülmemiş davasıyla ilgilenir ve eski Fransız lejyoneri ile bir pazarlığa girmek zorunda kalır.

Evet konusu muhtemelen sizin de ilginizi çekmiştir. Fakat ben kitabı bitiremedim bile. Kitabı yarılamış olmama rağmen her bölüm birbirinin tekrarı, olaylarda bir ilerleme söz konusu bile olmadı. Bu durum da beni iyice bunalttı. Kitapta kaldığım yere bir işaret koydum ve daha sonra tekrar okuyacağım. ''İyi kitap, kötü kitap ayırma, sonuna kadar oku.'' felsefemden ötürü her kitabı sonuna kadar okurum.

Şu an için kitap hakkında oldukça sıkıcı yorumundan başka bir şeyler söyleyemeyeceğim ancak kitaba devam edip bitirdikten hemen sonra yeni bir yorumla net fikirlerimi sizlerle paylaşırım. Aranızda okuyan arkadaşlar varsa yorumlarını benimle, bizlerle paylaşırsa mutlu olurum.

Keyifli okumalar!

Aynı Yıldızın Altında adlı romanıyla büyük ses getiren John Green'in tüm romanları mutlaka en çok okunanlar listesine dahil oluyor. Aynı Yıldızın Altında romanı gibi Kağıttan Kentler romanı da sinema filmine uyarlandı ve büyük ilgi gördü.

İlk Aşk kitabı da benim şimdiye kadar okuduğum birçok kitaptan farklı geldi bana. Klasik aşk romanlarından çok farklı ve ilginç bir aşk hikayesi.

Roman, başından sonuna kadar dahice kaleme alınmış. John Green bu romanında bir başka yeteneğini konuşturmuş. Her ne kadar kitabın baş karakteri olan Colin'in ilişki teoremlerindeki sayısal veriler yakın arkadaşına ait olsa da, bunu kurguya dökmek de çok basit bir iş olmasa gerek.

Kitabın konusu, Colin adında bir gencin hayatına giren kadınlar ve onlarla olan ilişkileri. Colin bu zamana kadar toplamda 19 kızla birlikte olmuş ve işin ilginç kısmı ise bütün kızların adının Kathrine olması ve hepsinin de Colin'i terk etmesi.

Colin bunun üzerine Terk Edenler/Terk Edilenler teoremleriyle ilişkilere dayalı çözümler üretmeye çalışmaktadır.

Oldukça eğlenceli olmasıyla birlikte yeri geldiğinde duygusal hislerinizi de uyandıran bir kitap. Bunların yanı sıra içinde genel kültür olarak depolayabileceğiniz bilgiler de yer almakta. Yani her anlamda size bir şeyler katabilecek bir kitap.

Mutlaka okuyun derim!

İlk Aşk - John Green

Aynı Yıldızın Altında adlı romanıyla büyük ses getiren John Green'in tüm romanları mutlaka en çok okunanlar listesine dahil oluyor. Aynı Yıldızın Altında romanı gibi Kağıttan Kentler romanı da sinema filmine uyarlandı ve büyük ilgi gördü.

İlk Aşk kitabı da benim şimdiye kadar okuduğum birçok kitaptan farklı geldi bana. Klasik aşk romanlarından çok farklı ve ilginç bir aşk hikayesi.

Roman, başından sonuna kadar dahice kaleme alınmış. John Green bu romanında bir başka yeteneğini konuşturmuş. Her ne kadar kitabın baş karakteri olan Colin'in ilişki teoremlerindeki sayısal veriler yakın arkadaşına ait olsa da, bunu kurguya dökmek de çok basit bir iş olmasa gerek.

Kitabın konusu, Colin adında bir gencin hayatına giren kadınlar ve onlarla olan ilişkileri. Colin bu zamana kadar toplamda 19 kızla birlikte olmuş ve işin ilginç kısmı ise bütün kızların adının Kathrine olması ve hepsinin de Colin'i terk etmesi.

Colin bunun üzerine Terk Edenler/Terk Edilenler teoremleriyle ilişkilere dayalı çözümler üretmeye çalışmaktadır.

Oldukça eğlenceli olmasıyla birlikte yeri geldiğinde duygusal hislerinizi de uyandıran bir kitap. Bunların yanı sıra içinde genel kültür olarak depolayabileceğiniz bilgiler de yer almakta. Yani her anlamda size bir şeyler katabilecek bir kitap.

Mutlaka okuyun derim!

Umutsuz Ev Kadınları, İntikam gibi dizilerden sonra Türkiye'de yabancıların senaryolarından uyarlamalar sürekli karşımızda oluyor. Bazıları kısa ömürlü oluyor ve yayını çok uzun sürmüyor -Şeref Meselesi gibi- fakat bazıları ise uzun soluklu oluyor ve birkaç sezon devam ediyor.

Sıradaki uyarlama dizimiz ise Pretty Little Liars yani Tatlı Küçük Yalancılar. Pazartesi akşamı ilk bölümü yayınlandı. Ben de orjinal halini izliyor olduğum için ilk bölümünü merak ettim ve bakalım nasıl yapmışız diye izledim.

Tabii her şey olduğu gibi ve asıl haliyle güzel olduğu için bana pek sıcak gelmedi dizi. PLL'den aldığım tadı TKY'den alamadım. Zaten dizi de değiştirilmiş birkaç yer var. Yani halkımızın görmek istemeyeceği şeyleri değiştirmişler ve bu da dizinin asıl havasını almış götürmüş. Fakat PLL'yi izlemeyen birisi için oldukça etkileyici ve farklı gelebilir. Çoğu kesim de PLL'yi izlemediği için bizimkilerin yapmış olduğu Tatlı Küçük Yalancıların yayın hayatı bana uzun sürer gibi geliyor.


Dizide dikkatimi çeken birebir benzerlikler ise karakterlerin tip olarak birbirlerine benzemeleri. Ardından dizinin müziği bile tıpatıp aynı olması. Karakterlerin isimleri dizinin orjinal haline göre hazırlanması da dikkatimi çekti. Özellikle kaybolan kızın adı. Onlarda ''Alison'' bizde ''Açelya''. Mesajlar ''-A''dan geliyor.

Az önce de dediğim gibi benim için kesinlikle Pretty Little Liars'ın havasını tam olarak tutturamazlar. Eğer PLL'yi izlemeden TKY'yi izlemişseniz ve hoşunuza gitmişse, gerçekten izlemek istiyorsanız onun yerine PLL'yi tercih edin ve orjinal halini izleyin derim.

Pretty Little Liars & Tatlı Küçük Yalancılar

Umutsuz Ev Kadınları, İntikam gibi dizilerden sonra Türkiye'de yabancıların senaryolarından uyarlamalar sürekli karşımızda oluyor. Bazıları kısa ömürlü oluyor ve yayını çok uzun sürmüyor -Şeref Meselesi gibi- fakat bazıları ise uzun soluklu oluyor ve birkaç sezon devam ediyor.

Sıradaki uyarlama dizimiz ise Pretty Little Liars yani Tatlı Küçük Yalancılar. Pazartesi akşamı ilk bölümü yayınlandı. Ben de orjinal halini izliyor olduğum için ilk bölümünü merak ettim ve bakalım nasıl yapmışız diye izledim.

Tabii her şey olduğu gibi ve asıl haliyle güzel olduğu için bana pek sıcak gelmedi dizi. PLL'den aldığım tadı TKY'den alamadım. Zaten dizi de değiştirilmiş birkaç yer var. Yani halkımızın görmek istemeyeceği şeyleri değiştirmişler ve bu da dizinin asıl havasını almış götürmüş. Fakat PLL'yi izlemeyen birisi için oldukça etkileyici ve farklı gelebilir. Çoğu kesim de PLL'yi izlemediği için bizimkilerin yapmış olduğu Tatlı Küçük Yalancıların yayın hayatı bana uzun sürer gibi geliyor.


Dizide dikkatimi çeken birebir benzerlikler ise karakterlerin tip olarak birbirlerine benzemeleri. Ardından dizinin müziği bile tıpatıp aynı olması. Karakterlerin isimleri dizinin orjinal haline göre hazırlanması da dikkatimi çekti. Özellikle kaybolan kızın adı. Onlarda ''Alison'' bizde ''Açelya''. Mesajlar ''-A''dan geliyor.

Az önce de dediğim gibi benim için kesinlikle Pretty Little Liars'ın havasını tam olarak tutturamazlar. Eğer PLL'yi izlemeden TKY'yi izlemişseniz ve hoşunuza gitmişse, gerçekten izlemek istiyorsanız onun yerine PLL'yi tercih edin ve orjinal halini izleyin derim.


Her yıl düzenlenen 5 Temmuz İskenderun Festivali geçmişten bugüne birçok sanatçıyı halkla buluşturdu. Her sene inanılmaz eğlenceli ve güzel bir ortam eşliğinde insanlar eğleniyor, yarışmalar düzenleniyor ve şenlikler yapılıyor.


Bu sene Festival sahnesine konuk olan ünlü isim de Mustafa Ceceli oldu. Sahne açılışını Vine fenomeni Halil Söyletmez yaptı. Ceceli, gecikmeli olarak çıksa da ve bir süre yuhalansa da sahneye çıktığı andan itibaren milleti eğlendirmeyi ve o gecikme süresini unutturmayı başardı.


En güzel ve en sevilen şarkılarını sahnede seslendiren Ceceli, darbuka çalarak sevenlerini yeri geldi güldürdü yeri geldi eğlendirdi. Ramazan şenliği ile birlikte Festival şenliği bir arada kutlandı ve inanılmaz bir kalabalık vardı. İğne atsanız yere düşmez tabiri somut bir hal almıştı resmen.

Geçen sene de Festival sahnesinde Göksel ve Hadise gibi isimler yer almıştı.

Mustafa Ceceli - İskenderun Konseri


Her yıl düzenlenen 5 Temmuz İskenderun Festivali geçmişten bugüne birçok sanatçıyı halkla buluşturdu. Her sene inanılmaz eğlenceli ve güzel bir ortam eşliğinde insanlar eğleniyor, yarışmalar düzenleniyor ve şenlikler yapılıyor.


Bu sene Festival sahnesine konuk olan ünlü isim de Mustafa Ceceli oldu. Sahne açılışını Vine fenomeni Halil Söyletmez yaptı. Ceceli, gecikmeli olarak çıksa da ve bir süre yuhalansa da sahneye çıktığı andan itibaren milleti eğlendirmeyi ve o gecikme süresini unutturmayı başardı.


En güzel ve en sevilen şarkılarını sahnede seslendiren Ceceli, darbuka çalarak sevenlerini yeri geldi güldürdü yeri geldi eğlendirdi. Ramazan şenliği ile birlikte Festival şenliği bir arada kutlandı ve inanılmaz bir kalabalık vardı. İğne atsanız yere düşmez tabiri somut bir hal almıştı resmen.

Geçen sene de Festival sahnesinde Göksel ve Hadise gibi isimler yer almıştı.

Gök Nerede albümünün ilk video klibini Gel adlı şarkısına çeken Mabel Matiz, ikinci video klibini Sarışın adlı şarkısına çekti.

Söz ve müziği yine kendisine ait olan şarkının yönetmenliğini Hasan Kuyucu yapmış ve ortaya yine oldukça hoş bir video klip çıkmış.

Klipte Mabel Matiz'e eşlik edenler ise Matiz'in arkadaşlarıymış ve hepsini bir araya getirerek güzel bir projede hep birlikte yer almışlar.

Klip dün öğleden sonra saatlerinde yayınlandı ve şimdiden çok iyi bir izlenme oranına sahip. E olsun o kadarı da artık. Şarkıcı güzel, şarkı güzel, klip güzel.


Mabel Matiz - Sarışın

Gök Nerede albümünün ilk video klibini Gel adlı şarkısına çeken Mabel Matiz, ikinci video klibini Sarışın adlı şarkısına çekti.

Söz ve müziği yine kendisine ait olan şarkının yönetmenliğini Hasan Kuyucu yapmış ve ortaya yine oldukça hoş bir video klip çıkmış.

Klipte Mabel Matiz'e eşlik edenler ise Matiz'in arkadaşlarıymış ve hepsini bir araya getirerek güzel bir projede hep birlikte yer almışlar.

Klip dün öğleden sonra saatlerinde yayınlandı ve şimdiden çok iyi bir izlenme oranına sahip. E olsun o kadarı da artık. Şarkıcı güzel, şarkı güzel, klip güzel.



Cassie, kocasının ölümünden sonra iyice yalnızlığa gömülmüş ve asosyal bir birey haline gelmiştir. Ne kendisine zaman ayırıyor ne de vakit geçirebilmek için yaptığı herhangi bir şeyler var. Yapıyor olduğu tek şey Kafe Rose'da garsonluk yapmak.

Daimi müşterisi olan ve oldukça ilgi çekici bir kadın olan Pauline, bir gün kendisi için çok önemli bir defteri kafede unutur. Defteri gören Cassie de defteri tereddütsüz alır ve ertesi gün Pauline'in gelmesiyle defteri vereceğini kendine tekrarlayıp durur. O gece dayanamaz ve defteri okumaya kalkar. Okuduğu itiraflar karşısında şaşkına dönen Cassie bu defter sayesinde kendini SECRET'in içerisinde bulur.

Bu olayla birlikte kitabın en akıcı bölümleri başlıyor tabii ki. Birbirinden farklı cinsel fantezilerin içerisinde kendini bulan Cassie, kocasının ölümünden uzun bir süre sonra ilk defa bir erkekle cinsel birliktelik yaşıyor. Birden fazla erkek desek daha doğru olur.

Erotik bir roman olmasıyla birlikte aslında başta kadınlara ve çoğu bireye hayatta kalma dersi de veren, alttan psikolojik mesaj ileten bir kitap diyebilirim.

''İstediğiniz her şey, istemediğiniz hiçbir şey...''

SECRET - Kadınlığımın Romanı

Cassie, kocasının ölümünden sonra iyice yalnızlığa gömülmüş ve asosyal bir birey haline gelmiştir. Ne kendisine zaman ayırıyor ne de vakit geçirebilmek için yaptığı herhangi bir şeyler var. Yapıyor olduğu tek şey Kafe Rose'da garsonluk yapmak.

Daimi müşterisi olan ve oldukça ilgi çekici bir kadın olan Pauline, bir gün kendisi için çok önemli bir defteri kafede unutur. Defteri gören Cassie de defteri tereddütsüz alır ve ertesi gün Pauline'in gelmesiyle defteri vereceğini kendine tekrarlayıp durur. O gece dayanamaz ve defteri okumaya kalkar. Okuduğu itiraflar karşısında şaşkına dönen Cassie bu defter sayesinde kendini SECRET'in içerisinde bulur.

Bu olayla birlikte kitabın en akıcı bölümleri başlıyor tabii ki. Birbirinden farklı cinsel fantezilerin içerisinde kendini bulan Cassie, kocasının ölümünden uzun bir süre sonra ilk defa bir erkekle cinsel birliktelik yaşıyor. Birden fazla erkek desek daha doğru olur.

Erotik bir roman olmasıyla birlikte aslında başta kadınlara ve çoğu bireye hayatta kalma dersi de veren, alttan psikolojik mesaj ileten bir kitap diyebilirim.

''İstediğiniz her şey, istemediğiniz hiçbir şey...''


Hepimizin yakından tanıyor olduğu ve muhteşem şarkılarıyla, performanslarıyla da çoğumuzun seviyor olduğu Azis ile başladı benim de Bulgarca şarkılara olan ilgim. Eskiden Bulgarca şarkıları sadece Azis'den dinlerdim. Edirne'de okumaya başladıktan sonra yeni yeni Bulgar şarkıcıları keşfettim ve birçoğunun şarkısı favorim oldu. 

Son zamanlarda ise Azis ile birlikte Galena ve FIKI vazgeçilmezlerim arasında diyebilirim. Bu yaz kesinlikle kulaklığımda ağırlıklı olarak Bulgarca şarkılar çalacak. Bu şarkıları da sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım son dönemlerde kulaklığımda dönen ve yaz boyu vazgeçilmezim olacak Bulgarca şarkılar nelermiş?

1- FIKI ft. PRESLAVA - GORE DOLU


2- GALENA ft. FIKI - KOY


3- GALENA ft. FIKI - BOZHE PROSTI


4- AZİS - DJANAM DJANAM


5- AZİS - MYKONOS 


6- MARIA ft. AZİS - KAZA LI GO


7- MARIA ft. AZİS - CHUY ME 


8- FIKI - BUM 

Bulgarian Songs #2015


Hepimizin yakından tanıyor olduğu ve muhteşem şarkılarıyla, performanslarıyla da çoğumuzun seviyor olduğu Azis ile başladı benim de Bulgarca şarkılara olan ilgim. Eskiden Bulgarca şarkıları sadece Azis'den dinlerdim. Edirne'de okumaya başladıktan sonra yeni yeni Bulgar şarkıcıları keşfettim ve birçoğunun şarkısı favorim oldu. 

Son zamanlarda ise Azis ile birlikte Galena ve FIKI vazgeçilmezlerim arasında diyebilirim. Bu yaz kesinlikle kulaklığımda ağırlıklı olarak Bulgarca şarkılar çalacak. Bu şarkıları da sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım son dönemlerde kulaklığımda dönen ve yaz boyu vazgeçilmezim olacak Bulgarca şarkılar nelermiş?

1- FIKI ft. PRESLAVA - GORE DOLU


2- GALENA ft. FIKI - KOY


3- GALENA ft. FIKI - BOZHE PROSTI


4- AZİS - DJANAM DJANAM


5- AZİS - MYKONOS 


6- MARIA ft. AZİS - KAZA LI GO


7- MARIA ft. AZİS - CHUY ME 


8- FIKI - BUM 



Etraf sessiz... Arada bir yürüyen insanların ayak sesleri, yerinden çekilip üzerine oturulan sandalyeler ve çevrilen kitapların yaprak sesleri... Bunlar dışında tamamen sessiz bir yere hapsolmuş gibiyim.

Dışarıda hava çok güzel. Sağ tarafımda kocaman bir pencere var. Dışarısını oldukça net görebiliyorum. Uçan kuşları görebiliyor, hafifçe dalları okşayan rüzgarı hissedebiliyorum.

Güneş, her zamankinden daha güzel düşüyor yere. Yeşiller daha bir yeşil, maviler daha bir mavi, kahverengiler bugün daha güzel bir kahverengi. Gökyüzü pürüzsüz, olabildiğine huzur dolduran bir hale bürünmüş.

Böyle zamanlarda çok gülesim geliyor. Sigara dumanını içime gayet sakin çekiyorum fakat dumanı dışarı üflerken kahkaha atıyorum. Dünya, hayat ne kadar da tatlı görünüyor. Yaşanabilir bir harikalar diyarı. Fakat bunların hepsi kocaman bir ''gibi'' başlığı altında toplanıyor. Çünkü bu dünya olabildiğine pis, muhteşem ötesi bir iğrençliği içerisinde barındıran sarhoş bir mekan.

Pencereden dışarısını izliyorum. Mor çiçekler daha mor, sarılar ise daha bir sarı. Bugün güzel bir bahar günü. Bari birkaç saat sefamı süreyim. Kuşlara gülümseyip, yeşili tenimde hissedeyim.

Hadi eyvallah!

''GİBİ''


Etraf sessiz... Arada bir yürüyen insanların ayak sesleri, yerinden çekilip üzerine oturulan sandalyeler ve çevrilen kitapların yaprak sesleri... Bunlar dışında tamamen sessiz bir yere hapsolmuş gibiyim.

Dışarıda hava çok güzel. Sağ tarafımda kocaman bir pencere var. Dışarısını oldukça net görebiliyorum. Uçan kuşları görebiliyor, hafifçe dalları okşayan rüzgarı hissedebiliyorum.

Güneş, her zamankinden daha güzel düşüyor yere. Yeşiller daha bir yeşil, maviler daha bir mavi, kahverengiler bugün daha güzel bir kahverengi. Gökyüzü pürüzsüz, olabildiğine huzur dolduran bir hale bürünmüş.

Böyle zamanlarda çok gülesim geliyor. Sigara dumanını içime gayet sakin çekiyorum fakat dumanı dışarı üflerken kahkaha atıyorum. Dünya, hayat ne kadar da tatlı görünüyor. Yaşanabilir bir harikalar diyarı. Fakat bunların hepsi kocaman bir ''gibi'' başlığı altında toplanıyor. Çünkü bu dünya olabildiğine pis, muhteşem ötesi bir iğrençliği içerisinde barındıran sarhoş bir mekan.

Pencereden dışarısını izliyorum. Mor çiçekler daha mor, sarılar ise daha bir sarı. Bugün güzel bir bahar günü. Bari birkaç saat sefamı süreyim. Kuşlara gülümseyip, yeşili tenimde hissedeyim.

Hadi eyvallah!


Ve en sonunda bu yılki Eurovision koşturmacamızı noktaladık. Toplamda 365 oy alan İsveç, bu yılın birincisi oldu!

İki sene arayla tekrar birinciliğe oturan İsveç, benim favori ilk beşimde ikinci sıradaydı. İtalya birinci sıradaydı fakat çoğu yorumumda İsveç ve İtalya arasında bir çekişme olur diye dile de getirmiştim.

Gecenin en şaşırtıcı olayı ise Rusya'nın 303 puanla ikinci ve İtalya'nın üçüncü olmasıydı. Gay Pride havasında geçen bir yarışmada Rusya gibi bir ülkenin birinci olabilecek olma ihtimali şaka gibiydi. Birincilikten inene kadar şaşkın şaşkın bakıyordum ekrana.

Üzüldüğüm ülkeler de Estonya ve Karadağ oldu tabii ki. Karadağ'ın ilk 10'a girmeyeceğini biliyordum fakat kesinlikle gönlümün birincisiydi. Bu artık alışılagelmiş bir durum. Fakat Estonya benim listemde üçüncü sıradaydı, ilk beşe bile girememesi çok çok tuhaf oldu.

Nihayetinde İsveç'in kazanmış olmasına sevindim. Şarkı ve sahne performansı harikaydı. Ha bir de çok yakışıklı değil mi?

Eurovision Song Contest 2015'te ilk 5:

İsveç
Rusya
İtalya
Belçika
Avustralya

1.Sweden (İsveç)


2. Russia (Rusya)


3. Italy (İtalya)


4. Belgium (Belçika)


5. Australia (Avustralya)

Seneye İsveç'deyiz!


Ve en sonunda bu yılki Eurovision koşturmacamızı noktaladık. Toplamda 365 oy alan İsveç, bu yılın birincisi oldu!

İki sene arayla tekrar birinciliğe oturan İsveç, benim favori ilk beşimde ikinci sıradaydı. İtalya birinci sıradaydı fakat çoğu yorumumda İsveç ve İtalya arasında bir çekişme olur diye dile de getirmiştim.

Gecenin en şaşırtıcı olayı ise Rusya'nın 303 puanla ikinci ve İtalya'nın üçüncü olmasıydı. Gay Pride havasında geçen bir yarışmada Rusya gibi bir ülkenin birinci olabilecek olma ihtimali şaka gibiydi. Birincilikten inene kadar şaşkın şaşkın bakıyordum ekrana.

Üzüldüğüm ülkeler de Estonya ve Karadağ oldu tabii ki. Karadağ'ın ilk 10'a girmeyeceğini biliyordum fakat kesinlikle gönlümün birincisiydi. Bu artık alışılagelmiş bir durum. Fakat Estonya benim listemde üçüncü sıradaydı, ilk beşe bile girememesi çok çok tuhaf oldu.

Nihayetinde İsveç'in kazanmış olmasına sevindim. Şarkı ve sahne performansı harikaydı. Ha bir de çok yakışıklı değil mi?

Eurovision Song Contest 2015'te ilk 5:

İsveç
Rusya
İtalya
Belçika
Avustralya

1.Sweden (İsveç)


2. Russia (Rusya)


3. Italy (İtalya)


4. Belgium (Belçika)


5. Australia (Avustralya)



Merhaba arkadaşlar, Salı günü birinci yarı finali gerçekleştirilen Eurovision Song Contest - Semi Final 1'in ardından dün akşam da ikinci yarı final gerçekleşti.

Tabii ki yaklaşık bir ay öncesinde her iki yarı final üzerine ben de tahminlerimi ve finale kalabilecek olan ülkeleri kendimce belirlemiştim. İlk yarı finalde, bulunduğum 10 tahminden 8'i tuttu, dün akşam gerçekleştirilen ikinci yarı finalde ise 10 tahminden 9'unu tutturdum.

Bir ay öncesinde bulunduğum ve burada sizlerle paylaşmış olduğum tahminlerde, performans sırasında değişiklikler gerçekleştiriyorum. Mesela dün performansları seyrederken, finale kalır diye düşündüğüm Çek Cumhuriyeti ve İsviçre'yi listemden çıkarıp yerlerine Litvanya ve Letonya'yı yazdım. Geçer diye düşünüp de tutmayan o bir ülke de İzlanda oldu.

Gecenin en güzel üç performansı ise şüphesiz; Karadağ, İsrail ve İsveç'in performanslarıydı. Karadağ'ın finale kalmasına çok sevindim. Bu sene Karadağ'ı kesinlikle ilk 10 içerisinde görmek istiyorum. İsrail ise o eğlenceli ve muhteşem şarkısıyla zaten gecenin birincisi oldu. İsveç de tartışmasız bir şekilde geçer diye düşünüyordum ki finalde de İtalya'yla birinciliğe oynayacak. Çoğu kişinin de bahislerinde birinci sırada yer alıyor.

Finale kalan 10 ülke: 

Litvanya
Polonya
Slovenya
İsveç
Norveç
Karadağ
Kıbrıs
Azerbaycan
Letonya
İsrail

Montenegro (Karadağ)


Israel (İsrail)


Sweden (İsveç)


Azerbaijan (Azerbaycan)


Norway (Norveç)

Eurovision Song Contest - Semi Final 2


Merhaba arkadaşlar, Salı günü birinci yarı finali gerçekleştirilen Eurovision Song Contest - Semi Final 1'in ardından dün akşam da ikinci yarı final gerçekleşti.

Tabii ki yaklaşık bir ay öncesinde her iki yarı final üzerine ben de tahminlerimi ve finale kalabilecek olan ülkeleri kendimce belirlemiştim. İlk yarı finalde, bulunduğum 10 tahminden 8'i tuttu, dün akşam gerçekleştirilen ikinci yarı finalde ise 10 tahminden 9'unu tutturdum.

Bir ay öncesinde bulunduğum ve burada sizlerle paylaşmış olduğum tahminlerde, performans sırasında değişiklikler gerçekleştiriyorum. Mesela dün performansları seyrederken, finale kalır diye düşündüğüm Çek Cumhuriyeti ve İsviçre'yi listemden çıkarıp yerlerine Litvanya ve Letonya'yı yazdım. Geçer diye düşünüp de tutmayan o bir ülke de İzlanda oldu.

Gecenin en güzel üç performansı ise şüphesiz; Karadağ, İsrail ve İsveç'in performanslarıydı. Karadağ'ın finale kalmasına çok sevindim. Bu sene Karadağ'ı kesinlikle ilk 10 içerisinde görmek istiyorum. İsrail ise o eğlenceli ve muhteşem şarkısıyla zaten gecenin birincisi oldu. İsveç de tartışmasız bir şekilde geçer diye düşünüyordum ki finalde de İtalya'yla birinciliğe oynayacak. Çoğu kişinin de bahislerinde birinci sırada yer alıyor.

Finale kalan 10 ülke: 

Litvanya
Polonya
Slovenya
İsveç
Norveç
Karadağ
Kıbrıs
Azerbaycan
Letonya
İsrail

Montenegro (Karadağ)


Israel (İsrail)


Sweden (İsveç)


Azerbaijan (Azerbaycan)


Norway (Norveç)


Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız...
Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!



Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütünün raporuna göre trafik kazalarındaki ölümlerin yaş grubu analizinde diğer ölüm nedenleri arasında 15-29 yaş grubu birinci sırada yer alıyor.   Bu durum gençlere yönelik trafik güvenliği kampanyalarının acil olarak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Trafik Hayattır platformu bu noktada çok önemli inisiyatifler alarak önemli projeler geliştirdi; 4 senedir devam eden Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi projesinin üniversitelerde seçmeli ders okutulmasının yanı sıra, 2014 yılında radyolarda yer alan ‘aşırı hız’ radyo spotu da dikkat çeken bir diğer proje oldu. İki projede birçok önemli ödül aldı. Bu ödüllerden en çok gurur veren ise 2014 Birleşmiş Milletler Genel Kurultay’ın da iki projenin Avrupa’da trafik güvenliğiyle ilgili örnek uygulama seçilmesi oldu.


Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ ile  ilgili projelerine yenisini ekledi ve her birinde farklı trafik güvenliği mesajlarının verildiği bir animasyon serisi üretti. Aşırı hız konulu animasyonda her gün trafikte rastladığımız hatalar vurgulanıyor.  Çocuğunu almaya giden bir babanın trafikte kalmasını ve sonrasında hız yaparak girdiği emniyet şeridinde kaza yapmasını anlatan animasyondan hepimizin çıkaracağı dersler var.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız...
Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!



Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütünün raporuna göre trafik kazalarındaki ölümlerin yaş grubu analizinde diğer ölüm nedenleri arasında 15-29 yaş grubu birinci sırada yer alıyor.   Bu durum gençlere yönelik trafik güvenliği kampanyalarının acil olarak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Trafik Hayattır platformu bu noktada çok önemli inisiyatifler alarak önemli projeler geliştirdi; 4 senedir devam eden Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi projesinin üniversitelerde seçmeli ders okutulmasının yanı sıra, 2014 yılında radyolarda yer alan ‘aşırı hız’ radyo spotu da dikkat çeken bir diğer proje oldu. İki projede birçok önemli ödül aldı. Bu ödüllerden en çok gurur veren ise 2014 Birleşmiş Milletler Genel Kurultay’ın da iki projenin Avrupa’da trafik güvenliğiyle ilgili örnek uygulama seçilmesi oldu.


Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ ile  ilgili projelerine yenisini ekledi ve her birinde farklı trafik güvenliği mesajlarının verildiği bir animasyon serisi üretti. Aşırı hız konulu animasyonda her gün trafikte rastladığımız hatalar vurgulanıyor.  Çocuğunu almaya giden bir babanın trafikte kalmasını ve sonrasında hız yaparak girdiği emniyet şeridinde kaza yapmasını anlatan animasyondan hepimizin çıkaracağı dersler var.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.