background img

The New Stuff

sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nihayet, bütün bir yılın sonunda yüzüm ilk defa güldü. Sınav stresimi ve yaşadığım onca şanssızlğı sizlerle daha önce de paylaşmıştım. İyice umudum kesilmişti, ek tercihleri bekledim ve onu da bir çırpıda yaptım. 30 tercihi doldurmak yerine kesin gelebilecek yerleri yazdım ki, bir an önce İskenderun'dan kurtulayım. 

Tercihlerimde sırasıyla; Denizli, Edirne, Kırklareli, Antalya, Ankara ve Yalova'ydı. Antalya'da iki farklı bölüm yazmıştım. Aralarından en çok istediğim şehir Edirne'ydi. Sebebi ise İstanbul'a yakın olan yerlerden biri olmasıydı. Çok önceden takip edenleriniz, senenin başından beri İstanbul Üniversitesi - Edebiyat istediğimi biliyor zaten. Ne yazık ki az önce de söylemiş olduğum, yaşadığım şanssızlıklar yüzünden bu sene oraya yerleşemedim. Tabii ki vazgeçmedim, bu sene tekrar hazırlanıp başaracağım dedim. 

İskenderun'dan kurtulmak istememin birçok sebebi var. O yüzden bu sene sadece gitmek, buradan uzaklaşmak istediğim için ek tercihte bulundum. Stresli bekleyiş sürecinde hep Edirne, Edirne, Edirne dedim durdum. Bir senemi orada rahatlıkla geçirebilir, İstanbul'a yakın olduğu için oraya sık sık gidebilirim dedim ve orada bir yıl hazırlanıp bu sefer hedeflediğim, hayalim olan üniversiteye, bölüme yerleşirim diye söylendim durdum. 

İstediğim ve dilediğim de oldu. Edirne'de Halkla İlişkiler Bölümünü kazandım. Bu sene için en çok istediğim bölümü tutturmuş olmanın sevincini yaşıyorum şu an. Kafamda kurmuş olduğum planın ilk basamağı gerçekleşti. Umarım arkası da kolay bir şekilde gelir.

Planımı da paylaşmak isterim sizlerle. Az önce de dediğim gibi İstanbul - Edebiyat istiyorum. Eğer olur da bu sene de Edebiyatı kazanamazsam diye ikinci yılımın sonunda DGS ile Gazetecilik, Radyo - Tv gibi geçiş yapabileceğim bir bölüme gitmek istedim. Bu sebeple Halkla İlişkileri tercih ettim ve demiş olduğum gibi ilk basamak kuruldu ve ilk adım atıldı. Bakalım bundan sonra neler olacak? Umuyorum ki her şey hayal ettiğim, dilediğim gibi olur. 

Tabii ki sizin de hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle...

Edirne Yolcusu Kalmasın!


Nihayet, bütün bir yılın sonunda yüzüm ilk defa güldü. Sınav stresimi ve yaşadığım onca şanssızlğı sizlerle daha önce de paylaşmıştım. İyice umudum kesilmişti, ek tercihleri bekledim ve onu da bir çırpıda yaptım. 30 tercihi doldurmak yerine kesin gelebilecek yerleri yazdım ki, bir an önce İskenderun'dan kurtulayım. 

Tercihlerimde sırasıyla; Denizli, Edirne, Kırklareli, Antalya, Ankara ve Yalova'ydı. Antalya'da iki farklı bölüm yazmıştım. Aralarından en çok istediğim şehir Edirne'ydi. Sebebi ise İstanbul'a yakın olan yerlerden biri olmasıydı. Çok önceden takip edenleriniz, senenin başından beri İstanbul Üniversitesi - Edebiyat istediğimi biliyor zaten. Ne yazık ki az önce de söylemiş olduğum, yaşadığım şanssızlıklar yüzünden bu sene oraya yerleşemedim. Tabii ki vazgeçmedim, bu sene tekrar hazırlanıp başaracağım dedim. 

İskenderun'dan kurtulmak istememin birçok sebebi var. O yüzden bu sene sadece gitmek, buradan uzaklaşmak istediğim için ek tercihte bulundum. Stresli bekleyiş sürecinde hep Edirne, Edirne, Edirne dedim durdum. Bir senemi orada rahatlıkla geçirebilir, İstanbul'a yakın olduğu için oraya sık sık gidebilirim dedim ve orada bir yıl hazırlanıp bu sefer hedeflediğim, hayalim olan üniversiteye, bölüme yerleşirim diye söylendim durdum. 

İstediğim ve dilediğim de oldu. Edirne'de Halkla İlişkiler Bölümünü kazandım. Bu sene için en çok istediğim bölümü tutturmuş olmanın sevincini yaşıyorum şu an. Kafamda kurmuş olduğum planın ilk basamağı gerçekleşti. Umarım arkası da kolay bir şekilde gelir.

Planımı da paylaşmak isterim sizlerle. Az önce de dediğim gibi İstanbul - Edebiyat istiyorum. Eğer olur da bu sene de Edebiyatı kazanamazsam diye ikinci yılımın sonunda DGS ile Gazetecilik, Radyo - Tv gibi geçiş yapabileceğim bir bölüme gitmek istedim. Bu sebeple Halkla İlişkileri tercih ettim ve demiş olduğum gibi ilk basamak kuruldu ve ilk adım atıldı. Bakalım bundan sonra neler olacak? Umuyorum ki her şey hayal ettiğim, dilediğim gibi olur. 

Tabii ki sizin de hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle...


Bu Pazartesi günü, 19 Mayıs sebebiyle okullar tatildi. Biz öğrenci grubu da tabii ayrı bir bayram yaptık. Pazartesiden bir kere daha nefret etmedik. Sendrom falan hiç yakınımızda olmayan, anlamını bile bilmediğimiz bir kavram haline geldi. Pazar akşamı uyumadık, Pazartesi öğlene kadar yataktan kalkmadık. Olabildiğince tembel geçirdik yani günü. Ya da en azından ben şu an sadece kendi yaptıklarımı anlatmaktayım.

Pazartesi günü tembellik yapıp durdum, çünkü ertesi günü başlayacak olan sınavları kafamdan atmaya çalışıyordum. ''Hayır yazılı diyiliz kandırıyorlar bizi! Yok öyle bişi ya YOK!'' diye kendimi kandırmaya çalışsam da ne yazık ki sınavlar bana girmeye yavaştan başladı.

Salı günü Coğrafya yazılımda dağlar, bayırlarla bir kendime geldim böyle. Yazılıda sorulara bakıyorum falan bir şey anladığım yok. E tabii bir gece önce kitabı açıp ''Ha bu basitmiş ya biliyorum ki ben zaten bunu.'' diye diye bir şeye de çalışmadım. Sınav esnasında da radarlar açıldı tabii bende. ''Kim ne yapmış?'', ''Benim kağıdım A grubu, yanımdaki de A'dır inşallah da hepsini ondan yaparım ihih.'' falan yaparken, benim o kötü şansım kör talihim bana bir kerecik gülümsedi ve farklı gruplar olmamıza rağmen, sorularımız aynıydı. Ben de kağıdı olduğu gibi geçirdim ve 85'i kaparak, 24 olan notumu yükselterek karneme Coğrafyayı 3 düşürmeyi başarmış bulunmaktayım.

Bugün de İngilizce yazılısında en favourite singer'ımı sonracığıma ne söyleyim en beğendiğim music'i, sonra işte güzel song yapabiliyormuşum da sesim good muymuş neymiş onları sormuş kadın bize. Ya benim güzel hocacığım, benim ikoncan bebikim sen şimdi benim sesimin good olup olmadığını ne yapıcaksın. Sesim good ise bana sabahtan akşama kadar şarkı mı söyleteceksin yani nedir derdin?

Ben bunları çözmeye çalışırken bir de gördüm ki bu sefer yanımdaki arkadaşımla kağıdımız gerçekten aynı. Ben A grubu, o da A grubu. Tabii hiç çaktırmıyorum hocaya, yanımdaki arkadaşıma da ''Lan gruplarımız aynı ha vuhuu kesin yüz aldık nırırırımmm!'' falan yaptım böyle tabii ikimizde mal gibi birbirimize bakıyoruz çünkü soruları çözemiyoruz. Neyse ki bu benim canım arkadaşım kopya hazırlamış da sıranın altına şey ettirmiş biz böyle birazcık ordan birazcık burdan kağıdı tamamladık, 100 aldık çıktık.

Şimdi bu sınavlar iyi hoş güzel geçti tamam içimiz şu an rahat, ohh mis. Fakat yarın İnkılap ve Edebiyat, Cuma günü de Dil Anlatım ve Tarih yazılılarım var. Dil Anlatım ve Edebiyat'ı saymıyorum çünkü onlar hiç çalışmadan bile harika puanlar aldığım dersler. Fakat Tarih ve İnkılap da en özürlü olduğum dersler. Ne yapıcam ne edicem bilmiyorum. Uykulu uykulu bunları yazıyorum zaten birazdan da mışıl mışıl akşama kadar uyurum sonra uyanır tekrar uyurum gün biter.

Allah'ım senden ufacık mini minnacık bir istediğim var. Şimdi yani ben bütün sene böyle çok çalıştım bir sürü güzel, pıtır pıtırcık notlar aldım, şu son yazılılara da böyle kendimi yormak istemiyorum. Bir güzellik yap da sen yarın ve Cuma günü olacak sınavlarda da bana bir kıyak yap şöyle mesela yanımdakiyle kağıtlarımız aynı olsun, kopya çektiğimizi hoca görmesin falandı filandı. İşte sen bilirsin zaten ne yapacağını. Çok teşekkür ederim Allah'ım. Söz veriyorum seneye çok çalışıcam, çok.

Seneye Çok Çalışacağım: Söz!


Bu Pazartesi günü, 19 Mayıs sebebiyle okullar tatildi. Biz öğrenci grubu da tabii ayrı bir bayram yaptık. Pazartesiden bir kere daha nefret etmedik. Sendrom falan hiç yakınımızda olmayan, anlamını bile bilmediğimiz bir kavram haline geldi. Pazar akşamı uyumadık, Pazartesi öğlene kadar yataktan kalkmadık. Olabildiğince tembel geçirdik yani günü. Ya da en azından ben şu an sadece kendi yaptıklarımı anlatmaktayım.

Pazartesi günü tembellik yapıp durdum, çünkü ertesi günü başlayacak olan sınavları kafamdan atmaya çalışıyordum. ''Hayır yazılı diyiliz kandırıyorlar bizi! Yok öyle bişi ya YOK!'' diye kendimi kandırmaya çalışsam da ne yazık ki sınavlar bana girmeye yavaştan başladı.

Salı günü Coğrafya yazılımda dağlar, bayırlarla bir kendime geldim böyle. Yazılıda sorulara bakıyorum falan bir şey anladığım yok. E tabii bir gece önce kitabı açıp ''Ha bu basitmiş ya biliyorum ki ben zaten bunu.'' diye diye bir şeye de çalışmadım. Sınav esnasında da radarlar açıldı tabii bende. ''Kim ne yapmış?'', ''Benim kağıdım A grubu, yanımdaki de A'dır inşallah da hepsini ondan yaparım ihih.'' falan yaparken, benim o kötü şansım kör talihim bana bir kerecik gülümsedi ve farklı gruplar olmamıza rağmen, sorularımız aynıydı. Ben de kağıdı olduğu gibi geçirdim ve 85'i kaparak, 24 olan notumu yükselterek karneme Coğrafyayı 3 düşürmeyi başarmış bulunmaktayım.

Bugün de İngilizce yazılısında en favourite singer'ımı sonracığıma ne söyleyim en beğendiğim music'i, sonra işte güzel song yapabiliyormuşum da sesim good muymuş neymiş onları sormuş kadın bize. Ya benim güzel hocacığım, benim ikoncan bebikim sen şimdi benim sesimin good olup olmadığını ne yapıcaksın. Sesim good ise bana sabahtan akşama kadar şarkı mı söyleteceksin yani nedir derdin?

Ben bunları çözmeye çalışırken bir de gördüm ki bu sefer yanımdaki arkadaşımla kağıdımız gerçekten aynı. Ben A grubu, o da A grubu. Tabii hiç çaktırmıyorum hocaya, yanımdaki arkadaşıma da ''Lan gruplarımız aynı ha vuhuu kesin yüz aldık nırırırımmm!'' falan yaptım böyle tabii ikimizde mal gibi birbirimize bakıyoruz çünkü soruları çözemiyoruz. Neyse ki bu benim canım arkadaşım kopya hazırlamış da sıranın altına şey ettirmiş biz böyle birazcık ordan birazcık burdan kağıdı tamamladık, 100 aldık çıktık.

Şimdi bu sınavlar iyi hoş güzel geçti tamam içimiz şu an rahat, ohh mis. Fakat yarın İnkılap ve Edebiyat, Cuma günü de Dil Anlatım ve Tarih yazılılarım var. Dil Anlatım ve Edebiyat'ı saymıyorum çünkü onlar hiç çalışmadan bile harika puanlar aldığım dersler. Fakat Tarih ve İnkılap da en özürlü olduğum dersler. Ne yapıcam ne edicem bilmiyorum. Uykulu uykulu bunları yazıyorum zaten birazdan da mışıl mışıl akşama kadar uyurum sonra uyanır tekrar uyurum gün biter.

Allah'ım senden ufacık mini minnacık bir istediğim var. Şimdi yani ben bütün sene böyle çok çalıştım bir sürü güzel, pıtır pıtırcık notlar aldım, şu son yazılılara da böyle kendimi yormak istemiyorum. Bir güzellik yap da sen yarın ve Cuma günü olacak sınavlarda da bana bir kıyak yap şöyle mesela yanımdakiyle kağıtlarımız aynı olsun, kopya çektiğimizi hoca görmesin falandı filandı. İşte sen bilirsin zaten ne yapacağını. Çok teşekkür ederim Allah'ım. Söz veriyorum seneye çok çalışıcam, çok.

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.