background img

The New Stuff

facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Geçtiğimiz aylarda, Rahat Batınca adlı kitabın yazarı olan Uğur Mıstaçoğlu, Facebook üzerinden bana bir mesaj yollamıştı. Kitap yazmış olduğunu haberdar etmişti ve kitabını okuyup, yorumlamamı istemişti. Bunu seve seve yapacağımı söyledim ve yazarımızdan adıma imzalı harika kitabı kaptım!

Tam sınav koşturmacası, stres anları, bunalımlar, korkular ve heyecanlar derken bu kitap geçti elime. Doğru dürüst kitap okumaya vakit ayıramıyordum ve kitap okumadan geçen günlerim oluyordu maalesef. Uğur Mıstaçoğlu sayesinde üzerimdeki stresi ve bunalımı bir nebze de olsa attım.

Hikaye hikaye yazılmış olan bu kitap oldukça akıcı bir dille yazılmış. Yazarımız oldukça samimi bir dil kullanmış. Çoğunluk olarak mizahi hikayeler yer alıyor kitapta ve gerçekten yüzünüzü güldürecek kurgular bulunmakta. Aralara hafif hüzünlü hikayeler de katmış yazarımız ve bu iki duyguyu çok iyi dengelemiş.

Kitabı 1 ay öncesine kadar bitirmiş olmama rağmen bloğa girip yazma fırsatı hiç bulamadım maalesef. Başta yazarımız Uğur Mıstaçoğlu'ndan ve sonra siz okuyucularımdan gecikmiş olan yorumum için özürlerimi sunuyorum.

Kitabı önerir miyim diye soruyorsanız, kesinlikle alın okuyun derim. Özellikle benim gibi stres dolu bir çalışma süresi geçirmişseniz ve hala üzerinizden yorgunluğunuzu atamadıysanız. Ve tabii özellikle ''rahat size de battıysa'' alın bakalım, belki içerideki hikaye sizi anlatıyordur!

NOT: Bildiğiniz gibi üniversite sınavlarına hazırlanma koşturmacalarım sona erdi. Bugün itibariyle LYS sonuçları da açıklandı. Sonuçlarım da dahil her şeyi sizlerle başka bir postta paylaşacağım. Fakat bunu tercih sonuçları açıklandıktan sonra yazmayı planlıyorum. Bunun dışında da size harika haberlerim var. Beklemede kalın!

Rahat Batınca - Uğur Mıstaçoğlu


Geçtiğimiz aylarda, Rahat Batınca adlı kitabın yazarı olan Uğur Mıstaçoğlu, Facebook üzerinden bana bir mesaj yollamıştı. Kitap yazmış olduğunu haberdar etmişti ve kitabını okuyup, yorumlamamı istemişti. Bunu seve seve yapacağımı söyledim ve yazarımızdan adıma imzalı harika kitabı kaptım!

Tam sınav koşturmacası, stres anları, bunalımlar, korkular ve heyecanlar derken bu kitap geçti elime. Doğru dürüst kitap okumaya vakit ayıramıyordum ve kitap okumadan geçen günlerim oluyordu maalesef. Uğur Mıstaçoğlu sayesinde üzerimdeki stresi ve bunalımı bir nebze de olsa attım.

Hikaye hikaye yazılmış olan bu kitap oldukça akıcı bir dille yazılmış. Yazarımız oldukça samimi bir dil kullanmış. Çoğunluk olarak mizahi hikayeler yer alıyor kitapta ve gerçekten yüzünüzü güldürecek kurgular bulunmakta. Aralara hafif hüzünlü hikayeler de katmış yazarımız ve bu iki duyguyu çok iyi dengelemiş.

Kitabı 1 ay öncesine kadar bitirmiş olmama rağmen bloğa girip yazma fırsatı hiç bulamadım maalesef. Başta yazarımız Uğur Mıstaçoğlu'ndan ve sonra siz okuyucularımdan gecikmiş olan yorumum için özürlerimi sunuyorum.

Kitabı önerir miyim diye soruyorsanız, kesinlikle alın okuyun derim. Özellikle benim gibi stres dolu bir çalışma süresi geçirmişseniz ve hala üzerinizden yorgunluğunuzu atamadıysanız. Ve tabii özellikle ''rahat size de battıysa'' alın bakalım, belki içerideki hikaye sizi anlatıyordur!

NOT: Bildiğiniz gibi üniversite sınavlarına hazırlanma koşturmacalarım sona erdi. Bugün itibariyle LYS sonuçları da açıklandı. Sonuçlarım da dahil her şeyi sizlerle başka bir postta paylaşacağım. Fakat bunu tercih sonuçları açıklandıktan sonra yazmayı planlıyorum. Bunun dışında da size harika haberlerim var. Beklemede kalın!


Dün gece saat 23:00 civarında o kadar güzel ve komik şeyler gelip geçti ki başımdan, onları buraya yazmak geldi içimden. Hem çoktandır güldürmeceli, hepinizi kahkaha boğacak bir şeyler yazmıyordum, fırsat bu fırsat, takipçilerimin yüzlerine güldürme vakti geldi dedim. Tabii ben bu anlatacaklarıma bayağı bir güldüm, umarım ki sizleri de güldürür. 

Dediğim gibi saat 23:00'ü geçerken, o sırada yatağımda saçma bir şekilde uzanmış, elimde telefon, karanlığın içerisinde feysbukta dolanırken, bir de gördüm ki bir mesaj gelmiş. Tanımadığım biri ''Selam.'' yazmış. Bende de asla ''Aa tanımadığım biri bana mesaj atmış, ıyy salak ya 'prdon tanşyo myz acba?''' gibisinden saçma salak şeyler yazmam ve tanımasam da o kişiyle olabildiğince samimi konuşmaya çalışırım. ''Merhaba.'' yazıp gönderdim ve konuşmamız başladı.

Beni bulup ekleme hikayesini anlattı. Gugıl amcamıza bir şeyler sormuş bir de bakmış benim blog. Aman Allah'ım bu da ne demiş girmiş, öyle böyle derken feysten eklemiş ve konuşmak istemiş. Hem beni bu şekilde bulması hem de benimle olan konuşmasındaki samimiyetten dolayı ben de mutlu oldum onu tanıdığıma.

Her neyse, sonra arkadaşımız birden bire bana şu soruyu yöneltti: ''Ailen sana başka bir isim koymayı düşünmüş de sonra dedenin ismini mi koymuşlar?'' Allaaah! 17 yaşındayım ve belki hayatım boyunca 17 bin kere karşılaştığım bir soru. Bu soru her sorulduğunda içimden öncelikle anne ve babacığımdan özür dileyip sonradan sövmeye başlıyorum.

Ben de ''Annem Burak veya Berkay istemiş ama babam da babasının adını koymak istemiş işte.'' dedim. Arkadaşımız da ordan ''Hiç Hasan değilsin çünkü, sen de Hasan tipi yok. Burak ve Berkay tipi var gerçekten.'' dedi. Gecenin bilmem kaçı, ''Hiç Hasan değilsin çünkü.'' kısmını okuduktan sonra beni bir gülme krizi aldı ki sormayın. Kendimi o kadar kaptırmışım ki bir ara yataktan düşüyordum, neyse ki son anda kurtardım kendimi.

Yani aslında ne kadar gülsem de çok gıcık oluyorum abi adımın Hasan olmasına. Hasan ne Allah için yani canım babacığım. Ne biliyim işte annem istemiş Burak, koy Burak gitsin yani. Berk koy. Hasan ne eyy saçına kaşına kurban olduğum.

Yalnız anneme de az sinirlenmedim değil yani, baktın Hasan koyacak kalk, kaç hastaneden iki dakikalığına köşedeki nüfus şeyisiliğine git çıkar bir tane nüfus cüzdanı, koy adımı Burak!

Hasan demeyin bana pıliiizzz.

Burak Tipli Hasan Olmak


Dün gece saat 23:00 civarında o kadar güzel ve komik şeyler gelip geçti ki başımdan, onları buraya yazmak geldi içimden. Hem çoktandır güldürmeceli, hepinizi kahkaha boğacak bir şeyler yazmıyordum, fırsat bu fırsat, takipçilerimin yüzlerine güldürme vakti geldi dedim. Tabii ben bu anlatacaklarıma bayağı bir güldüm, umarım ki sizleri de güldürür. 

Dediğim gibi saat 23:00'ü geçerken, o sırada yatağımda saçma bir şekilde uzanmış, elimde telefon, karanlığın içerisinde feysbukta dolanırken, bir de gördüm ki bir mesaj gelmiş. Tanımadığım biri ''Selam.'' yazmış. Bende de asla ''Aa tanımadığım biri bana mesaj atmış, ıyy salak ya 'prdon tanşyo myz acba?''' gibisinden saçma salak şeyler yazmam ve tanımasam da o kişiyle olabildiğince samimi konuşmaya çalışırım. ''Merhaba.'' yazıp gönderdim ve konuşmamız başladı.

Beni bulup ekleme hikayesini anlattı. Gugıl amcamıza bir şeyler sormuş bir de bakmış benim blog. Aman Allah'ım bu da ne demiş girmiş, öyle böyle derken feysten eklemiş ve konuşmak istemiş. Hem beni bu şekilde bulması hem de benimle olan konuşmasındaki samimiyetten dolayı ben de mutlu oldum onu tanıdığıma.

Her neyse, sonra arkadaşımız birden bire bana şu soruyu yöneltti: ''Ailen sana başka bir isim koymayı düşünmüş de sonra dedenin ismini mi koymuşlar?'' Allaaah! 17 yaşındayım ve belki hayatım boyunca 17 bin kere karşılaştığım bir soru. Bu soru her sorulduğunda içimden öncelikle anne ve babacığımdan özür dileyip sonradan sövmeye başlıyorum.

Ben de ''Annem Burak veya Berkay istemiş ama babam da babasının adını koymak istemiş işte.'' dedim. Arkadaşımız da ordan ''Hiç Hasan değilsin çünkü, sen de Hasan tipi yok. Burak ve Berkay tipi var gerçekten.'' dedi. Gecenin bilmem kaçı, ''Hiç Hasan değilsin çünkü.'' kısmını okuduktan sonra beni bir gülme krizi aldı ki sormayın. Kendimi o kadar kaptırmışım ki bir ara yataktan düşüyordum, neyse ki son anda kurtardım kendimi.

Yani aslında ne kadar gülsem de çok gıcık oluyorum abi adımın Hasan olmasına. Hasan ne Allah için yani canım babacığım. Ne biliyim işte annem istemiş Burak, koy Burak gitsin yani. Berk koy. Hasan ne eyy saçına kaşına kurban olduğum.

Yalnız anneme de az sinirlenmedim değil yani, baktın Hasan koyacak kalk, kaç hastaneden iki dakikalığına köşedeki nüfus şeyisiliğine git çıkar bir tane nüfus cüzdanı, koy adımı Burak!

Hasan demeyin bana pıliiizzz.

Hepinize merhaba! 

Ne zamandır çekiliş yapmayı zaten düşünüyordum. Kendi katıldığım çekilişlerde karşılaştığım şanssızlığımla mutluluğu bu yolda aradım diyebilirim. Yani sizlere bir şeyler hediye ederek sizleri mutlu edebilirsem, ben de çok mutlu olurum. 

İlk çekilişimde kazanan şanslı arkadaşımızın sahip olacağı hediyeler: 


Tarihi bir kitap olan Adora, uzun süredir elimde. Fakat tarihi kitaplar okumayı çok sevmediğim için henüz okumadım. Okumayı da düşünmüyorum açıkçası. Bu sebeple öylece duracağına, bari bu tarz kitapları okumayı seven bir arkadaşımıza hediye edelim dedim. 


Kazanan şanslı arkadaşımız kız ise sağdaki, erkek ise soldaki not defterine sahip olacak. Bir de yanlarında mavi, yeşil ve mor renkte kalemler! 

*Bunlara ek olarak, kitap ayracını da kazanan arkadaşımızın kız veya erkek olmasına göre seçmemin daha mantıklı olacağını düşündüm. Yani kitap ayracı da hediyelerimiz arasında.

*Son olarak ise şanslı arkadaşımıza kendim seçeceğim bir sürpriz hediyem olacak. 

Çekilişe katılmanızın şartları:

*Blogumun takipçisi olmanız. 
*Çekilişi kendi blogunuzda duyurmanız.

+1 çekiliş hakkı kazanmak isteyenler ise:

*Facebook sayfalarında duyurabilir,
*Twitter'dan çekilişin linkini tweet atabilir.
Bu duyurularınızın linkini de yorumda paylaşırsanız sevinirim. 

Mail adreslerinizi de yazmayı unutmayın arkadaşlar.

Son katılım tarihi: 6 Haziran. Bir aylık bir sürecimiz var. Umarım katılım iyi olur. Herkes mutlu olur! 

Bakalım o şanslı siz misiniz? 

İlk Çekiliş!

Hepinize merhaba! 

Ne zamandır çekiliş yapmayı zaten düşünüyordum. Kendi katıldığım çekilişlerde karşılaştığım şanssızlığımla mutluluğu bu yolda aradım diyebilirim. Yani sizlere bir şeyler hediye ederek sizleri mutlu edebilirsem, ben de çok mutlu olurum. 

İlk çekilişimde kazanan şanslı arkadaşımızın sahip olacağı hediyeler: 


Tarihi bir kitap olan Adora, uzun süredir elimde. Fakat tarihi kitaplar okumayı çok sevmediğim için henüz okumadım. Okumayı da düşünmüyorum açıkçası. Bu sebeple öylece duracağına, bari bu tarz kitapları okumayı seven bir arkadaşımıza hediye edelim dedim. 


Kazanan şanslı arkadaşımız kız ise sağdaki, erkek ise soldaki not defterine sahip olacak. Bir de yanlarında mavi, yeşil ve mor renkte kalemler! 

*Bunlara ek olarak, kitap ayracını da kazanan arkadaşımızın kız veya erkek olmasına göre seçmemin daha mantıklı olacağını düşündüm. Yani kitap ayracı da hediyelerimiz arasında.

*Son olarak ise şanslı arkadaşımıza kendim seçeceğim bir sürpriz hediyem olacak. 

Çekilişe katılmanızın şartları:

*Blogumun takipçisi olmanız. 
*Çekilişi kendi blogunuzda duyurmanız.

+1 çekiliş hakkı kazanmak isteyenler ise:

*Facebook sayfalarında duyurabilir,
*Twitter'dan çekilişin linkini tweet atabilir.
Bu duyurularınızın linkini de yorumda paylaşırsanız sevinirim. 

Mail adreslerinizi de yazmayı unutmayın arkadaşlar.

Son katılım tarihi: 6 Haziran. Bir aylık bir sürecimiz var. Umarım katılım iyi olur. Herkes mutlu olur! 

Bakalım o şanslı siz misiniz? 


Merhaba sevgili takipçilerim... Az önce, sosyal paylaşım sitelerini dolaşırken birinde denk gelmiş olduğum video ile acayip derece sinirlerim; bozuldu mu desem, acıdan kıvrım kıvrım kıvrandım mı desem bilemiyorum. Bunların ikisini aynı anda yaşıyor da olabilirim. 

Blog başlığından yanlış anlaşılmasını istemem, tamamen bir ironi söz konusu.

Bildiğimiz gibi ülkemizde de buna dahil olmak üzere, dünyada bilinçsizce davranan insanlar haddinden fazla mevcut. Bu bilinçsiz vatandaşların, bilinçsizce davranmaları sonucu bir çok canlının zarar gördüğü, video ile birlikte gördüğümüz gibi ortada. 

Denizlere atılan, büyüklü küçüklü bir çok madde ''aman ya ne olacak'' diye sallayıp arkamıza bile bakmadan gitmemiz sonucu bir çok ''acı son'' ile noktalanıyor. ''Ne olacak ki'' cümlemizi söylerken bile birçok şey belki de o anda oluveriyor bile. 

Birazdan izleyeceğiniz kısa belgesel sonucunda umarım bu bilinçsiz insanların da gözü açılır da yaptıkları caniliğin farkına varırlar. Rica ediyorum bu videoyu izleyin ve izlettirin. Bunlar sadece bir kaçı, bir çok canlı bu şekilde yok oluyor. Görmezden gelmeyin!

Denizleri Kirletin (!)


Merhaba sevgili takipçilerim... Az önce, sosyal paylaşım sitelerini dolaşırken birinde denk gelmiş olduğum video ile acayip derece sinirlerim; bozuldu mu desem, acıdan kıvrım kıvrım kıvrandım mı desem bilemiyorum. Bunların ikisini aynı anda yaşıyor da olabilirim. 

Blog başlığından yanlış anlaşılmasını istemem, tamamen bir ironi söz konusu.

Bildiğimiz gibi ülkemizde de buna dahil olmak üzere, dünyada bilinçsizce davranan insanlar haddinden fazla mevcut. Bu bilinçsiz vatandaşların, bilinçsizce davranmaları sonucu bir çok canlının zarar gördüğü, video ile birlikte gördüğümüz gibi ortada. 

Denizlere atılan, büyüklü küçüklü bir çok madde ''aman ya ne olacak'' diye sallayıp arkamıza bile bakmadan gitmemiz sonucu bir çok ''acı son'' ile noktalanıyor. ''Ne olacak ki'' cümlemizi söylerken bile birçok şey belki de o anda oluveriyor bile. 

Birazdan izleyeceğiniz kısa belgesel sonucunda umarım bu bilinçsiz insanların da gözü açılır da yaptıkları caniliğin farkına varırlar. Rica ediyorum bu videoyu izleyin ve izlettirin. Bunlar sadece bir kaçı, bir çok canlı bu şekilde yok oluyor. Görmezden gelmeyin!



Tüketiciyi Koruma Derneği Antalya şube başkanı olan Abdullah Özçulcu, kötü niyetli bir çok insanın da sosyal paylaşım sitelerinde bulunduğunu belirterek, bu sosyal paylaşım sitelerine yazmamamız gereken şeyleri sıraladı. Abdullah Özçulcu, interneti tüm dünyanın kullanmaya başladığı andan itibaren yararı yanı sıra zararının da bir hayli fazla olduğunu belirtti. Özçulcu: ''İnternette bilgi edinme ve almanın dışında; oyun, kumar, cinsellik ve terör gibi istismar içeren siteler çok yaygın. İnternette kişisel bilgilerin verilmesi çok büyük tehlike oluşturuyor.'' dedi.

Özçulcu, kullanıcıların bilinçlendirilmesini de düşünerek şunları söyledi: ''Kişilerin Facebook, Twitter gibi hesaplarında kişisel bilgilerini paylaşmaması gerek. Kişinin yalnız yaşadığını, evinden uzağa gittiğini veya nerede olduğunu paylaşması kötü düşünceli insanlar için de ellerine geçmiş bir fırsata dönüşüyor. Bu sosyal paylaşım siteleri yararlı gibi görünüyor fakat kişi sırlarını, bilgilerini hiç düşünmeden ortaya attığı zaman bunun zararını da görmeye hazır olmalıdır.''

Yapmamanız Gerekenler: 

. Kişisel bilgiler yazılmamalıdır.
. Kimlik bilgileri verilmemelidir.
. Kart şifreleri verilmemelidir, yazılmamalıdır.
. Nerede bulunduğunuzu belirmek.
. Yalnız yaşayıp yaşamadığınızı yazmak.

Ve bunlara benzeyen bir çok bilgileri, kullanıyor olduğunuz sosyal paylaşım sitelerinde belirtmemeye çalışınız.

Aynı zamanda bu tür tuzaklara ekseri, çocukların ve kadınların düşmesi de göz önünde bulunuyor. İnternet hakkında yeterli bilgiye ve eğitime sahip olmayan bir çok kişi bulunuyor ve bunların çoğu da çocuk ve kadın bireylerden oluşmakta. Bu nedenle de bu tür tuzaklara çocuk ve kadın bireyler düşüyor.

Kendini internet aleminde kendi bilgilerinin tamamen dışında, çok farklı bilgilerle tanıtan insanların da çoğunlukta olduğunu belirten Özçulcu, bu konu üzerinde de şu sözleri söyledi: ''İnternetten tanışma, buluşma ve evlenmeye varan eylemler olduğunu görüyoruz. Bunların önemli bir kısmı hüsranla sonuçlanıyor. O nedenle internetin sınırsız faydaları yanında zararları da vardır.''

Facebook ve Twitter'da Yazmamanız Gerekenler


Tüketiciyi Koruma Derneği Antalya şube başkanı olan Abdullah Özçulcu, kötü niyetli bir çok insanın da sosyal paylaşım sitelerinde bulunduğunu belirterek, bu sosyal paylaşım sitelerine yazmamamız gereken şeyleri sıraladı. Abdullah Özçulcu, interneti tüm dünyanın kullanmaya başladığı andan itibaren yararı yanı sıra zararının da bir hayli fazla olduğunu belirtti. Özçulcu: ''İnternette bilgi edinme ve almanın dışında; oyun, kumar, cinsellik ve terör gibi istismar içeren siteler çok yaygın. İnternette kişisel bilgilerin verilmesi çok büyük tehlike oluşturuyor.'' dedi.

Özçulcu, kullanıcıların bilinçlendirilmesini de düşünerek şunları söyledi: ''Kişilerin Facebook, Twitter gibi hesaplarında kişisel bilgilerini paylaşmaması gerek. Kişinin yalnız yaşadığını, evinden uzağa gittiğini veya nerede olduğunu paylaşması kötü düşünceli insanlar için de ellerine geçmiş bir fırsata dönüşüyor. Bu sosyal paylaşım siteleri yararlı gibi görünüyor fakat kişi sırlarını, bilgilerini hiç düşünmeden ortaya attığı zaman bunun zararını da görmeye hazır olmalıdır.''

Yapmamanız Gerekenler: 

. Kişisel bilgiler yazılmamalıdır.
. Kimlik bilgileri verilmemelidir.
. Kart şifreleri verilmemelidir, yazılmamalıdır.
. Nerede bulunduğunuzu belirmek.
. Yalnız yaşayıp yaşamadığınızı yazmak.

Ve bunlara benzeyen bir çok bilgileri, kullanıyor olduğunuz sosyal paylaşım sitelerinde belirtmemeye çalışınız.

Aynı zamanda bu tür tuzaklara ekseri, çocukların ve kadınların düşmesi de göz önünde bulunuyor. İnternet hakkında yeterli bilgiye ve eğitime sahip olmayan bir çok kişi bulunuyor ve bunların çoğu da çocuk ve kadın bireylerden oluşmakta. Bu nedenle de bu tür tuzaklara çocuk ve kadın bireyler düşüyor.

Kendini internet aleminde kendi bilgilerinin tamamen dışında, çok farklı bilgilerle tanıtan insanların da çoğunlukta olduğunu belirten Özçulcu, bu konu üzerinde de şu sözleri söyledi: ''İnternetten tanışma, buluşma ve evlenmeye varan eylemler olduğunu görüyoruz. Bunların önemli bir kısmı hüsranla sonuçlanıyor. O nedenle internetin sınırsız faydaları yanında zararları da vardır.''

Facebook, gün geçtikçe yeniliklerini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle de ''zaman tüneli'' uygulamasından sonra yaptığı yenilikler, daha da sinir bozucu olmaya başladı. Şimdi ise Facebook bir yenilik ile daha karşımıza çıkıyor. O da 'çift kişilik' facebook hesabı uygulaması. Yani artık sevgililer, nişanlılar, evliler tek bir hesabı beraber kullanabilecekler.

Bu haber de çiftler için iyi bir durum gibi görünüyor. Artık ilişki durumu yerine, kendilerine ait çift kişilik profillere geçiş yapabilecekler. Ortak noktaları olan her şeyi listeleyebilecek ve her şeyi ortak olarak kullanabilecekler. Uyguluma yine zaman tüneli uygulaması üzerinden gerçekleştirilecek. Yani isteyen çiftler beraber çektirmiş oldukları fotoğrafları kapak, profil fotoğrafı vs yapabilecekler.

Bu uyguluma şu anda hizmete geçmiş durumda. Üstelik sadece sevgililere özel bir uygulama değil, yakın arkadaşlıklar da bu uygulamayı kullanabilecekler. Yapmaları gereken tek şey arkadaşlarının profiline gelip, ayarlar menüsünden Arkadaşlığı Göster butonuna tıklamanız yeterli olacaktır.

''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Facebook'dan Yeni Uygulama

Facebook, gün geçtikçe yeniliklerini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle de ''zaman tüneli'' uygulamasından sonra yaptığı yenilikler, daha da sinir bozucu olmaya başladı. Şimdi ise Facebook bir yenilik ile daha karşımıza çıkıyor. O da 'çift kişilik' facebook hesabı uygulaması. Yani artık sevgililer, nişanlılar, evliler tek bir hesabı beraber kullanabilecekler.

Bu haber de çiftler için iyi bir durum gibi görünüyor. Artık ilişki durumu yerine, kendilerine ait çift kişilik profillere geçiş yapabilecekler. Ortak noktaları olan her şeyi listeleyebilecek ve her şeyi ortak olarak kullanabilecekler. Uyguluma yine zaman tüneli uygulaması üzerinden gerçekleştirilecek. Yani isteyen çiftler beraber çektirmiş oldukları fotoğrafları kapak, profil fotoğrafı vs yapabilecekler.

Bu uyguluma şu anda hizmete geçmiş durumda. Üstelik sadece sevgililere özel bir uygulama değil, yakın arkadaşlıklar da bu uygulamayı kullanabilecekler. Yapmaları gereken tek şey arkadaşlarının profiline gelip, ayarlar menüsünden Arkadaşlığı Göster butonuna tıklamanız yeterli olacaktır.

''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Bugün, okulların kapanmasının ardından gelen ilk Pazartesi. Okullar, iki gün önce kapandı ve sevinen öğrenciler de oldu, bütün yıl çalışmadığına pişman olan da. Ama hepsi de okulların kapanmasıyla bir 'Oh!' çekti. Bana da bir rahatlama, huzur gelmişti. Ne de olsa koca bir yıl daha bitmişti ve yaz tatili de sonunda gelmişti.

Pazartesi günleri; çalışanların ve öğrencilerin korkulu rüyası diyebiliriz. Çalışanlar, işlerine kaldığı yerden devam ediyor fakat bugün çoğu öğrenci, sosyal paylaşım sitelerinde ilk defa Pazartesiye lanet yağdırmayacak. Buna ben de dahilim çünkü, Pazartesi sendromunu derinden yaşayanlardan biriyimdir aynı zamanda. Biz bütün öğrenciler, bugün hep beraber ''Sendromsuz bir Pazartesiye ve yaza merhaba'' kafası yaşayacağız.

Fakat tabii ki çoğu güzel şeyin sonu olduğu gibi, üç aylık yaz tatilinin ardından herkese tekrar bir Pazartesi sendromu yapışacak. Bu kaçınılmaz bir gerçek. Pazartesilerin yakamızdan düşeceği yok fakat istesek de istemesek de ne yazık ki geliyor ve onu da yaşayıp, çabucak bitirme çabasında oluyoruz.

Her şeye rağmen, önümüzde uzun bir yaz tatili var ve bugün benim gibi sendromsuz uyanan tüm okurlarıma: ''Merhaba!''

Sendromsuz Pazartesiye Merhaba!

Bugün, okulların kapanmasının ardından gelen ilk Pazartesi. Okullar, iki gün önce kapandı ve sevinen öğrenciler de oldu, bütün yıl çalışmadığına pişman olan da. Ama hepsi de okulların kapanmasıyla bir 'Oh!' çekti. Bana da bir rahatlama, huzur gelmişti. Ne de olsa koca bir yıl daha bitmişti ve yaz tatili de sonunda gelmişti.

Pazartesi günleri; çalışanların ve öğrencilerin korkulu rüyası diyebiliriz. Çalışanlar, işlerine kaldığı yerden devam ediyor fakat bugün çoğu öğrenci, sosyal paylaşım sitelerinde ilk defa Pazartesiye lanet yağdırmayacak. Buna ben de dahilim çünkü, Pazartesi sendromunu derinden yaşayanlardan biriyimdir aynı zamanda. Biz bütün öğrenciler, bugün hep beraber ''Sendromsuz bir Pazartesiye ve yaza merhaba'' kafası yaşayacağız.

Fakat tabii ki çoğu güzel şeyin sonu olduğu gibi, üç aylık yaz tatilinin ardından herkese tekrar bir Pazartesi sendromu yapışacak. Bu kaçınılmaz bir gerçek. Pazartesilerin yakamızdan düşeceği yok fakat istesek de istemesek de ne yazık ki geliyor ve onu da yaşayıp, çabucak bitirme çabasında oluyoruz.

Her şeye rağmen, önümüzde uzun bir yaz tatili var ve bugün benim gibi sendromsuz uyanan tüm okurlarıma: ''Merhaba!''

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.