background img

The New Stuff

uyuşuk hayalperest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyuşuk hayalperest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyuşuk Hayalperest'e gelen bu soru, ondan da bana gelmiş. Kitabı nasıl okursun diye sormuş, ben de cevaplandırayım.

- Kitap okuyacağım zaman öncelikle kendime rahat ve sessiz bir ortam hazırlarım. 
- Çok gürültülü ortamlarda kitap okuyamama gibi bir huyum yoktur ama sessiz olması her zaman tercihimdir.
- Genelde, yatağımda bağdaş kurarak ve sırtımı yastığa yaslayarak okumayı tercih ederim. 
- Kitabı ne çok aşağıda ne çok yukarı da uzanarak okuyamam. Tam göz hizamda olmasına dikkat ederim. 
- Duygusal ve dram dolu bir kitap okuyorsam Can Atilla'nın besteleri gibi (sözü olmayan) müzikleri dinlemeyi severim. 
- Seyahat ederken kitap okumayı çok sevmem. Çünkü; seyahat sırasında müzik dinleyerek pencereden dışarısını izlemek daha bir cazip geliyor.
- Nereye gidersem gideyim o sırada okuyor olduğum kitap mutlaka çantamda, yanımda olur.
- Okuduğum kitapta beğendiğim kısımların altını çizerim. 
- Kitap okurken; kahve, çay gibi sıcak içecekler mutlaka elimin altında olur. Yaz aylarında kahve yerini koruyor fakat çayın yerini diğer soğuk içecekler alıyor. Yani kısacası kitap okurken bir yandan bir şeyler içmeyi seviyorum. 

Aklıma gelenler şimdilik bunlar. Birilerini mimleyip, birilerini mimlememek gibi bir şey yapmayı şu an istemiyorum. Okuyup da blogunda bunu paylaşmak isteyen herkes yapabilir. 

Kitabımı Nasıl Okuyorum?

Uyuşuk Hayalperest'e gelen bu soru, ondan da bana gelmiş. Kitabı nasıl okursun diye sormuş, ben de cevaplandırayım.

- Kitap okuyacağım zaman öncelikle kendime rahat ve sessiz bir ortam hazırlarım. 
- Çok gürültülü ortamlarda kitap okuyamama gibi bir huyum yoktur ama sessiz olması her zaman tercihimdir.
- Genelde, yatağımda bağdaş kurarak ve sırtımı yastığa yaslayarak okumayı tercih ederim. 
- Kitabı ne çok aşağıda ne çok yukarı da uzanarak okuyamam. Tam göz hizamda olmasına dikkat ederim. 
- Duygusal ve dram dolu bir kitap okuyorsam Can Atilla'nın besteleri gibi (sözü olmayan) müzikleri dinlemeyi severim. 
- Seyahat ederken kitap okumayı çok sevmem. Çünkü; seyahat sırasında müzik dinleyerek pencereden dışarısını izlemek daha bir cazip geliyor.
- Nereye gidersem gideyim o sırada okuyor olduğum kitap mutlaka çantamda, yanımda olur.
- Okuduğum kitapta beğendiğim kısımların altını çizerim. 
- Kitap okurken; kahve, çay gibi sıcak içecekler mutlaka elimin altında olur. Yaz aylarında kahve yerini koruyor fakat çayın yerini diğer soğuk içecekler alıyor. Yani kısacası kitap okurken bir yandan bir şeyler içmeyi seviyorum. 

Aklıma gelenler şimdilik bunlar. Birilerini mimleyip, birilerini mimlememek gibi bir şey yapmayı şu an istemiyorum. Okuyup da blogunda bunu paylaşmak isteyen herkes yapabilir. 

Dün öğlen saatlerinde evde bir sıkıl bir sıkıl, sıkılmaktan sıkıldım valla. Dedim bir blogger kardeşlerimin, canlarımın, ciğerlerimin bloglarına bir göz atayım. Bir çok yeni blogla da karşılaştım ve beğendiklerimi takibe almayı ihmal etmedim. Blogları lay lay lay diye dolaşırken hepsinde ortak bir şey olduğunu fark ettim ona mim deniliyormuş. Şimdi mim'in ne olduğunu bilmediğimden ''hehe höhö cahile bak yuua'' diye kıkırdayanlar vardır gibime geliyor. La olum söyledin de bilmedik sanki tipe bak ya. Bilmemek ayıp değil bir kere öğrenmemek ayıp derler. Ben de görünce öğrenme işine koyuldum zaten çabucak.

Uyuşuk Hayalperest'imizin blogunda da bunu gördüğümden koştur koştur ona sordum sağ olsun o da bana anlattı. Benim mimdeki soruları al cevapla, bir dahakine de aklımdasın dedi ben de teşekkürlerimi şey ettim. Bu arada Uyuşuk Hayalperest'le bu hafta sonu bir röportaj da gerçekleştirmiştik. Okumayanlar varsa buradan okuyabilirler.

Yine konudan saptım ve fazla konuştum(yazdım). Daha fazla sapmadan hemen soruları cevaplayayım.

1- Kitaplara eş değerde sevdiğin bir şey var mıdır? Varsa nedir?

Aslında yok. Kitap okurken kendimi huzurda ve güvende hissediyorum açıkçası. Başka da kendimi huzurda ve güvende hissettiğim bir şey yok fakat blogger arkadaşlarımın yazdıklarını okumaktan da çok büyük bir keyif alıyorum.

2- Takma adın var mı? Varsa o adı neye göre seçtin ya da sana nasıl hitap edilmeye başlandı? Yani hikayesi nedir?

Bir takma adım yok fakat bana daha çok 'küçük yazar' diye hitap ediliyor. İnternetten tanımış olduğum Nezih diye bir abim var, bunu okuyorsa sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Ondan sonra annem gördü, babam duydu derken tüm aile küçük yazar demeye başladı. 15 yaşından beri blog yazarlığı yaptığımdan hep küçük yazar olarak kaldım öyle. Şu an 17 yaşındayım yani aslında hala küçüğüm.

3- Kitap okurken aynı anda şarkı dinleyenlerden misin? Belirli kitaplarla özdeşleştirdiğin şarkılar var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Evet aslında, kitap okurken şarkı dinleyebiliyorum fakat Can Atilla tarzı olan şarkılar olursa. İçerisinde söz olan müzikleri dinlerken okuyamam, odaklanamam yani.

4- Seri kitapları mı daha çok seversin yoksa tek kitapta her şeyin olup bitmesinden hoşlananlardan mısındır?

Seri kitapları çok sevmiyorum çünkü bir şeyden hemen sıkılan birisiyimdir. Tek kitaplar her zaman tercihimdir fakat bu konuda sadece Gece Evi Serisi'nden sıkılmadım ve hala da okumaya devam ediyorum seriyi.

5- Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?

Gerçek olmasını istediğim şey, ilerde çok başarılı bir yazar olduğum hayallerim. Benim olmasını istediğim şey ise; bir erkek olarak alışverişe fazlasıyla düşkün olduğumdan gördüğüm bir ayakkabı, kazak vs. anında benim olsun isterim yoksa onu içime dert ederim. Böyle de bir huyum var.

6- E-book mu yoksa eski usul, ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?

Eski usul ne demektir ki yahu. Tabii ki ellerimde hissetmek isterim. O kitabın kokusunu, sayfaları çevirdiğimdeki heyecanını alamadıktan sonra ne anlamı kalır ki?

7- En sevdiğin şarkıcı / grup ve onun / onların en sevdiğin şarkısı nedir?

Aslında hoşuma giden şarkıyı dinlerim kafası var bende. Rap ve arabeskle alakalı olan şeyler dışında. Çok çok fanı olduğum bir şarkıcı yok ama Lady Gaga ve Rihanna'yı hiçbir şeye değişmem.

8- Kendin hiç ayraç yaptın mı? Yaptıysan eğer kendi yaptıklarını mı yoksa kitapların orjinal ayraçlarını mı tercih edersin?

Kendim ayraç hiç yapmadım, haliyle kitapların orjinal ayraçlarını tercih ediyorum.

9- En sevdiğin, bir anlamda hayatını etkileyen ünlü bir alıntı / alıntılar var mıdır?

''Mükemmellik sıkıcıdır, hataların olmalı.'' Lady Gaga.

''Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın.'' Konfüçyüs.

10- En sevdiğin mevsim hangisidir?

Yaz geldi mi kışın, kış geldi mi yazın gelmesini isteyenlerdenim. O yüzden bahar ayları en iyisi bana göre.

11- Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum. Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim. Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın ya da herkesin yararına olan) ne olurdu?

Daha soruyu buraya yazarken, hiç okumamama rağmen anladım ve kafamın içerisinde cevaplandırdım. Kesinlikle benim de dahil herkesin yararına olacak şeyi, tam olarak özgürlüğün olmasını seçerdim. Ciddi anlamda bir özgürlük ama, insanların her anlamda ön yargılarını, tabularını yıkacak tarzda. Herkesin dilediği gibi, mutlu olduğu özgür bir dünya yapardım.

Mim Var Dediler Geldik!

Dün öğlen saatlerinde evde bir sıkıl bir sıkıl, sıkılmaktan sıkıldım valla. Dedim bir blogger kardeşlerimin, canlarımın, ciğerlerimin bloglarına bir göz atayım. Bir çok yeni blogla da karşılaştım ve beğendiklerimi takibe almayı ihmal etmedim. Blogları lay lay lay diye dolaşırken hepsinde ortak bir şey olduğunu fark ettim ona mim deniliyormuş. Şimdi mim'in ne olduğunu bilmediğimden ''hehe höhö cahile bak yuua'' diye kıkırdayanlar vardır gibime geliyor. La olum söyledin de bilmedik sanki tipe bak ya. Bilmemek ayıp değil bir kere öğrenmemek ayıp derler. Ben de görünce öğrenme işine koyuldum zaten çabucak.

Uyuşuk Hayalperest'imizin blogunda da bunu gördüğümden koştur koştur ona sordum sağ olsun o da bana anlattı. Benim mimdeki soruları al cevapla, bir dahakine de aklımdasın dedi ben de teşekkürlerimi şey ettim. Bu arada Uyuşuk Hayalperest'le bu hafta sonu bir röportaj da gerçekleştirmiştik. Okumayanlar varsa buradan okuyabilirler.

Yine konudan saptım ve fazla konuştum(yazdım). Daha fazla sapmadan hemen soruları cevaplayayım.

1- Kitaplara eş değerde sevdiğin bir şey var mıdır? Varsa nedir?

Aslında yok. Kitap okurken kendimi huzurda ve güvende hissediyorum açıkçası. Başka da kendimi huzurda ve güvende hissettiğim bir şey yok fakat blogger arkadaşlarımın yazdıklarını okumaktan da çok büyük bir keyif alıyorum.

2- Takma adın var mı? Varsa o adı neye göre seçtin ya da sana nasıl hitap edilmeye başlandı? Yani hikayesi nedir?

Bir takma adım yok fakat bana daha çok 'küçük yazar' diye hitap ediliyor. İnternetten tanımış olduğum Nezih diye bir abim var, bunu okuyorsa sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Ondan sonra annem gördü, babam duydu derken tüm aile küçük yazar demeye başladı. 15 yaşından beri blog yazarlığı yaptığımdan hep küçük yazar olarak kaldım öyle. Şu an 17 yaşındayım yani aslında hala küçüğüm.

3- Kitap okurken aynı anda şarkı dinleyenlerden misin? Belirli kitaplarla özdeşleştirdiğin şarkılar var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Evet aslında, kitap okurken şarkı dinleyebiliyorum fakat Can Atilla tarzı olan şarkılar olursa. İçerisinde söz olan müzikleri dinlerken okuyamam, odaklanamam yani.

4- Seri kitapları mı daha çok seversin yoksa tek kitapta her şeyin olup bitmesinden hoşlananlardan mısındır?

Seri kitapları çok sevmiyorum çünkü bir şeyden hemen sıkılan birisiyimdir. Tek kitaplar her zaman tercihimdir fakat bu konuda sadece Gece Evi Serisi'nden sıkılmadım ve hala da okumaya devam ediyorum seriyi.

5- Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?

Gerçek olmasını istediğim şey, ilerde çok başarılı bir yazar olduğum hayallerim. Benim olmasını istediğim şey ise; bir erkek olarak alışverişe fazlasıyla düşkün olduğumdan gördüğüm bir ayakkabı, kazak vs. anında benim olsun isterim yoksa onu içime dert ederim. Böyle de bir huyum var.

6- E-book mu yoksa eski usul, ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?

Eski usul ne demektir ki yahu. Tabii ki ellerimde hissetmek isterim. O kitabın kokusunu, sayfaları çevirdiğimdeki heyecanını alamadıktan sonra ne anlamı kalır ki?

7- En sevdiğin şarkıcı / grup ve onun / onların en sevdiğin şarkısı nedir?

Aslında hoşuma giden şarkıyı dinlerim kafası var bende. Rap ve arabeskle alakalı olan şeyler dışında. Çok çok fanı olduğum bir şarkıcı yok ama Lady Gaga ve Rihanna'yı hiçbir şeye değişmem.

8- Kendin hiç ayraç yaptın mı? Yaptıysan eğer kendi yaptıklarını mı yoksa kitapların orjinal ayraçlarını mı tercih edersin?

Kendim ayraç hiç yapmadım, haliyle kitapların orjinal ayraçlarını tercih ediyorum.

9- En sevdiğin, bir anlamda hayatını etkileyen ünlü bir alıntı / alıntılar var mıdır?

''Mükemmellik sıkıcıdır, hataların olmalı.'' Lady Gaga.

''Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın.'' Konfüçyüs.

10- En sevdiğin mevsim hangisidir?

Yaz geldi mi kışın, kış geldi mi yazın gelmesini isteyenlerdenim. O yüzden bahar ayları en iyisi bana göre.

11- Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum. Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim. Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın ya da herkesin yararına olan) ne olurdu?

Daha soruyu buraya yazarken, hiç okumamama rağmen anladım ve kafamın içerisinde cevaplandırdım. Kesinlikle benim de dahil herkesin yararına olacak şeyi, tam olarak özgürlüğün olmasını seçerdim. Ciddi anlamda bir özgürlük ama, insanların her anlamda ön yargılarını, tabularını yıkacak tarzda. Herkesin dilediği gibi, mutlu olduğu özgür bir dünya yapardım.



Sevgili takipçilerim... Bildiğiniz gibi geçen hafta bir moda bloggerı olan Ali Rıza Tunçer ile çok hoş bir röportaj yapıp sizlerle paylaşmıştım. Ardından tercih ettiğim isim Uyuşuk Hayalperest oldu. Kendisi çok sıcak kanlı, aynı zamanda harika bir blog yazarı. Bakalım Uyuşuk Hayalperest, Konuşan Kalem'e neler demiş?

Konuşan Kalem: Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

- En zor soru da en başta sorulmaz ki ama. Kendimi anlatmayı zor bulurum. Ve kendimi başkalarından dinlemeyi severim. Çünkü başkalarında bıraktığım etkiyi fazlasıyla merak eden bir kişiyim. Meraklı dediysem, benimki kendimce merak, yoksa meraklı bir insan değilimdir. Konuşmaktan ziyade yazmayı seven biriyim. Bu sebeple beni normalde görseniz ya da patronuma sorsanız, iki lafı zor eden biri olarak tanımlar kesin. Nasıl? Kendimi kısadan bile uzun anlattım bence.

K.K.: Asıl mesleğiniz nedir?

- Diplomamda ''muhasebe elemanı'' yazıyor, ben onun yalancısıyım ve kendim için mesleğim muhasebe diyorum. Ama hiç yapmadım desem yeridir. Bir tecrübedir tutturmuşlar. Bir dayımız da yok, kaldık böyle çömez.

K.K.: Ne kadar süredir blog yazarlığı yapıyorsunuz?

- Ben blog yazmaya 2011/Mayıs ayında başladım. Az kalmış, iki yıllık olacağım.

K.K.: Bu süre içerisinde bir sıkıntı yaşadınız mı?

- Yazmak konusu hariç, sıkıntım olmadı şükür. Kimseye karışmam ben, fazla yakınlaşmayı da istemiyorum açıkçası kimseyle.

K.K.: Blogunuzda ne gibi konuları ele alıyorsunuz?

- Blogum, günlüğüm diyebilirim. İçimden geçenlerin hepsi. Bir televizyon dizisi, programı ya da bir film için yazıyorum. Yaşadığım kendimce tuhaf olayları paylaşıyorum. Bazen içimden geçen duygularımı yazıyorum. Yani dediğim gibi, içimden geçenleri yazıyorum ben.

K.K.: Oldukça fazla takipçi sayınızla da dikkat çekiyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?

- Fazla mı? Bu şaşırtmalı bir soru mu ne? (gülüyor) Şaka bir yana her gün artan bir sayım var, evet. Neyimi beğeniyorlar da geliyorlar bilmiyorum. Arttıkça ben geriliyorum bazı bazı. Diyorum ki, bak saçmalama artık sorumluluk bu!

K.K.: Peki neden 'Uyuşuk Hayalperest'?

- Çünkü ben tam olarak öyleyim de ondan. Uyuşuk ve bir o kadar hayalperest bir insanım. Bloguma her yazdığım yazı binlerce hayal barındırır içinde. Şimdi bile hayaller alemindeyim diyebilirim. Ama uyuşuğum işte. İçimden gelirse yaparım bir şeyi, yoksa yapmam.

K.K.: Uyuşuk Hayalperest dışında yazarlık yaptığınız bir blog var mı?

- Yazarlık demeyelim de konuk olarak Cenkblog adlı bir blogdaş ve arkadaşta yazmışlığım var. Bunu da blogumu inceleyenler bilir zaten. Başka da bir yerde yazmıyorum. Korsanlarım varsa itibar etmeyin olur mu? (gülerek)

K.K.: Ben de sizin takipçiniz olarak yazdıklarınızı gerçek anlamda beğeniyorum. Peki bu yazdıklarınızı neye göre belirliyorsunuz?

- Ruh halime göre. O gün izlediğim bir şeye göre ya da okuduğum bir yazı yahut habere göre.

K.K.: Yazdığınız yazılarda Uyuşuk Hayalperest'in yaşanmışlıklarını görebilir miyiz?

- Tabii ki de. Yazdıklarımın hepsinde ben varım. Benim duygularım var, hissettiklerim var. Bu da onları yaşanmış yapar.

K.K.: Blogunuza yeterli önemi verdiğinizi ve yeterli derecede zaman ayırdığınızı düşünüyor musunuz?

- Açıkçası çalışmasaydım evdeki pc ile bu kadar ilgilenemezdim blogumla. Sağ olsun pek bir yavaştır, ihtiyarladı gayrı artık. Yoksa abartarak diyebilirim ki 7/24 blog aleminde olabilirdim.

K.K.: Sizi takip etmesi gereken okuyucularımıza neler söylemek istersin?

-İçinizden gelirse takip edin derim, ne diyeyim başka. Ve yorumlarını eksik etmesinler. Blog aleminde bulunan çoğunluğa göre yorumlar, blogun can damarıdır can! Bu kadar söylüyorum.

K.K.: Eklemek istediğiniz şeyler var mı?

Öncelikle aklınıza gelip benimle röportaj yaptığınız için çok ama çok teşekkür ederim. Varlığımın hissedilmesi beni çok mesut eder. Her insan kadar belki de biraz fazla, ben de severim ilgiyi. Dikkat çekmeyi. Bu kocaman blog aleminde bunu başarmışsam ne mutlu bana. Uzunca bir süre, bu alemde olmak dileğimle. Sevgiler ve saygılar...



Uyuşuk Hayalperest'in yazdıklarını okumak ve onu takip etmek isterseniz: http://ayisigininhayaldunyasi.blogspot.com/

Ben de Uyuşuk Hayalperest'e benimle röportaj yapmayı kabul ettiği için ve sorularımın hepsini ayrı bir sıcaklık ile cevapladığından teşekkürlerimi sunuyorum.

Uyuşuk'dan Hayaller (Röportaj)



Sevgili takipçilerim... Bildiğiniz gibi geçen hafta bir moda bloggerı olan Ali Rıza Tunçer ile çok hoş bir röportaj yapıp sizlerle paylaşmıştım. Ardından tercih ettiğim isim Uyuşuk Hayalperest oldu. Kendisi çok sıcak kanlı, aynı zamanda harika bir blog yazarı. Bakalım Uyuşuk Hayalperest, Konuşan Kalem'e neler demiş?

Konuşan Kalem: Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

- En zor soru da en başta sorulmaz ki ama. Kendimi anlatmayı zor bulurum. Ve kendimi başkalarından dinlemeyi severim. Çünkü başkalarında bıraktığım etkiyi fazlasıyla merak eden bir kişiyim. Meraklı dediysem, benimki kendimce merak, yoksa meraklı bir insan değilimdir. Konuşmaktan ziyade yazmayı seven biriyim. Bu sebeple beni normalde görseniz ya da patronuma sorsanız, iki lafı zor eden biri olarak tanımlar kesin. Nasıl? Kendimi kısadan bile uzun anlattım bence.

K.K.: Asıl mesleğiniz nedir?

- Diplomamda ''muhasebe elemanı'' yazıyor, ben onun yalancısıyım ve kendim için mesleğim muhasebe diyorum. Ama hiç yapmadım desem yeridir. Bir tecrübedir tutturmuşlar. Bir dayımız da yok, kaldık böyle çömez.

K.K.: Ne kadar süredir blog yazarlığı yapıyorsunuz?

- Ben blog yazmaya 2011/Mayıs ayında başladım. Az kalmış, iki yıllık olacağım.

K.K.: Bu süre içerisinde bir sıkıntı yaşadınız mı?

- Yazmak konusu hariç, sıkıntım olmadı şükür. Kimseye karışmam ben, fazla yakınlaşmayı da istemiyorum açıkçası kimseyle.

K.K.: Blogunuzda ne gibi konuları ele alıyorsunuz?

- Blogum, günlüğüm diyebilirim. İçimden geçenlerin hepsi. Bir televizyon dizisi, programı ya da bir film için yazıyorum. Yaşadığım kendimce tuhaf olayları paylaşıyorum. Bazen içimden geçen duygularımı yazıyorum. Yani dediğim gibi, içimden geçenleri yazıyorum ben.

K.K.: Oldukça fazla takipçi sayınızla da dikkat çekiyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?

- Fazla mı? Bu şaşırtmalı bir soru mu ne? (gülüyor) Şaka bir yana her gün artan bir sayım var, evet. Neyimi beğeniyorlar da geliyorlar bilmiyorum. Arttıkça ben geriliyorum bazı bazı. Diyorum ki, bak saçmalama artık sorumluluk bu!

K.K.: Peki neden 'Uyuşuk Hayalperest'?

- Çünkü ben tam olarak öyleyim de ondan. Uyuşuk ve bir o kadar hayalperest bir insanım. Bloguma her yazdığım yazı binlerce hayal barındırır içinde. Şimdi bile hayaller alemindeyim diyebilirim. Ama uyuşuğum işte. İçimden gelirse yaparım bir şeyi, yoksa yapmam.

K.K.: Uyuşuk Hayalperest dışında yazarlık yaptığınız bir blog var mı?

- Yazarlık demeyelim de konuk olarak Cenkblog adlı bir blogdaş ve arkadaşta yazmışlığım var. Bunu da blogumu inceleyenler bilir zaten. Başka da bir yerde yazmıyorum. Korsanlarım varsa itibar etmeyin olur mu? (gülerek)

K.K.: Ben de sizin takipçiniz olarak yazdıklarınızı gerçek anlamda beğeniyorum. Peki bu yazdıklarınızı neye göre belirliyorsunuz?

- Ruh halime göre. O gün izlediğim bir şeye göre ya da okuduğum bir yazı yahut habere göre.

K.K.: Yazdığınız yazılarda Uyuşuk Hayalperest'in yaşanmışlıklarını görebilir miyiz?

- Tabii ki de. Yazdıklarımın hepsinde ben varım. Benim duygularım var, hissettiklerim var. Bu da onları yaşanmış yapar.

K.K.: Blogunuza yeterli önemi verdiğinizi ve yeterli derecede zaman ayırdığınızı düşünüyor musunuz?

- Açıkçası çalışmasaydım evdeki pc ile bu kadar ilgilenemezdim blogumla. Sağ olsun pek bir yavaştır, ihtiyarladı gayrı artık. Yoksa abartarak diyebilirim ki 7/24 blog aleminde olabilirdim.

K.K.: Sizi takip etmesi gereken okuyucularımıza neler söylemek istersin?

-İçinizden gelirse takip edin derim, ne diyeyim başka. Ve yorumlarını eksik etmesinler. Blog aleminde bulunan çoğunluğa göre yorumlar, blogun can damarıdır can! Bu kadar söylüyorum.

K.K.: Eklemek istediğiniz şeyler var mı?

Öncelikle aklınıza gelip benimle röportaj yaptığınız için çok ama çok teşekkür ederim. Varlığımın hissedilmesi beni çok mesut eder. Her insan kadar belki de biraz fazla, ben de severim ilgiyi. Dikkat çekmeyi. Bu kocaman blog aleminde bunu başarmışsam ne mutlu bana. Uzunca bir süre, bu alemde olmak dileğimle. Sevgiler ve saygılar...



Uyuşuk Hayalperest'in yazdıklarını okumak ve onu takip etmek isterseniz: http://ayisigininhayaldunyasi.blogspot.com/

Ben de Uyuşuk Hayalperest'e benimle röportaj yapmayı kabul ettiği için ve sorularımın hepsini ayrı bir sıcaklık ile cevapladığından teşekkürlerimi sunuyorum.

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.