background img

The New Stuff

kristin hannah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kristin hannah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İdolüm, yazdıklarını okurken kendimi apayrı bir dünyada apayrı bir zaman diliminde yaşıyormuşum gibi hissettiren adam; Can Dündar.

Uzun zamandır blogumu takip eden arkadaşlarım Can Dündar ve Kristin Hannah'a karşı olan ilgimi çok iyi biliyorlardır. Her iki yazar da yazım dili olarak da kariyer hayatı olarak da örnek aldığım insanlar. Umarım onlar kadar başarılı bir yazar olabilirim.

Nereye?, 2001 yılına ait bir kitap. Denemelerden, kısa yazılardan oluşuyor. Bu da, bu şekilde yazılan tüm kitaplarda olduğu gibi, kitabın daha hızlı okunmasına ve bitmesini sağlıyor. Kitap 4 farklı bölümden oluşuyor. Bunlar; ''Dünya Nereye?'', ''Yeni Çağ Nereye?'', ''Hayat Nereye?'', ''Aşk Nereye?''

Bölüm başlıklarından da anlaşılacağı üzere, ilk bölüm Dünya Siyaseti ve o dönem içerisinde yaşanılanları ele alıyor. İkinci bölümde geçen zamanın nesili nereye götüreceği üzerine notlar bulunuyor. Üçüncü bölümde daha çok kendinden bahseden Can Dündar son bölümde de kadın erkek ilişkisi ve aşk üzerine yorumlamalarda bulunuyor.

Eski bir kitap olmasına rağmen, okumanızı öneririm. Zaten biraz popüler kültürden sıyrılıp yakın geçmişimiz ve daha önceki zamanlara ait kitaplarımızı da hatırlayıp, onlara vakit ayırmalıyız.

Dediğim gibi okunması kolay, çabuk biten bir kitap. Eksiniz değil artınız olacaktır.

Keyifli okumalar!

Nereye? - Can Dündar

İdolüm, yazdıklarını okurken kendimi apayrı bir dünyada apayrı bir zaman diliminde yaşıyormuşum gibi hissettiren adam; Can Dündar.

Uzun zamandır blogumu takip eden arkadaşlarım Can Dündar ve Kristin Hannah'a karşı olan ilgimi çok iyi biliyorlardır. Her iki yazar da yazım dili olarak da kariyer hayatı olarak da örnek aldığım insanlar. Umarım onlar kadar başarılı bir yazar olabilirim.

Nereye?, 2001 yılına ait bir kitap. Denemelerden, kısa yazılardan oluşuyor. Bu da, bu şekilde yazılan tüm kitaplarda olduğu gibi, kitabın daha hızlı okunmasına ve bitmesini sağlıyor. Kitap 4 farklı bölümden oluşuyor. Bunlar; ''Dünya Nereye?'', ''Yeni Çağ Nereye?'', ''Hayat Nereye?'', ''Aşk Nereye?''

Bölüm başlıklarından da anlaşılacağı üzere, ilk bölüm Dünya Siyaseti ve o dönem içerisinde yaşanılanları ele alıyor. İkinci bölümde geçen zamanın nesili nereye götüreceği üzerine notlar bulunuyor. Üçüncü bölümde daha çok kendinden bahseden Can Dündar son bölümde de kadın erkek ilişkisi ve aşk üzerine yorumlamalarda bulunuyor.

Eski bir kitap olmasına rağmen, okumanızı öneririm. Zaten biraz popüler kültürden sıyrılıp yakın geçmişimiz ve daha önceki zamanlara ait kitaplarımızı da hatırlayıp, onlara vakit ayırmalıyız.

Dediğim gibi okunması kolay, çabuk biten bir kitap. Eksiniz değil artınız olacaktır.

Keyifli okumalar!

Ateşböceği Yolu... Kristin Hannah'ın okuduğum ilk romanıydı. Beni şaşırtan tesadüfleriyle, birçok kısmında içinde beni barındıran kitap... Muhteşem bir dostluğu anlatan Ateşböceği Yolu, iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla sayfaları çevirttirmişti bana. Sonunda her ne kadar beni ağlatsa da yüzümde tatlı bir tebessüm vardı.

Ardından Hannah'ın tüm kitaplarını aldım, okudum. Okudukça Hannah'a aşık oldum. Okudukça idolüm oldu ve benim için hâlâ zirvede olan bir yazardır.

Bunların arkasından Ateşböceğinin Şarkısı çıktı. Ateşböceği Yolu'nun devamı. Katy ile Tully'nin geri kalan hikâyesi...

Kitabın ilk başları beni deli gibi ağlattı. Belki bu denli duygusal değildir yazılanlar, kitabın ve yazarın benim hayatımdaki yerinin apayrı olmasından da kaynaklanıyor olabilir. Fakat her halükârda Hannah'ın muhteşem anlatımıyla ve oldukça başarılı kalemiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Ateşböceği Yolu adlı romanı okuyan herkesin kesinlikle devamı olan bu kitabı da okumalarını tavsiye ediyorum. Eğer okumayanlarınız varsa öncelikli olarak Ateşböceği Yolu'nu okuyun, hemen arkasına Ateşböceğinin Şarkısı'nı ekleyin. Eminim ki bu kitaba bayılacaksınız.

Keyifli okumalar!

Ateşböceğinin Şarkısı - Kristin Hannah

Ateşböceği Yolu... Kristin Hannah'ın okuduğum ilk romanıydı. Beni şaşırtan tesadüfleriyle, birçok kısmında içinde beni barındıran kitap... Muhteşem bir dostluğu anlatan Ateşböceği Yolu, iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla sayfaları çevirttirmişti bana. Sonunda her ne kadar beni ağlatsa da yüzümde tatlı bir tebessüm vardı.

Ardından Hannah'ın tüm kitaplarını aldım, okudum. Okudukça Hannah'a aşık oldum. Okudukça idolüm oldu ve benim için hâlâ zirvede olan bir yazardır.

Bunların arkasından Ateşböceğinin Şarkısı çıktı. Ateşböceği Yolu'nun devamı. Katy ile Tully'nin geri kalan hikâyesi...

Kitabın ilk başları beni deli gibi ağlattı. Belki bu denli duygusal değildir yazılanlar, kitabın ve yazarın benim hayatımdaki yerinin apayrı olmasından da kaynaklanıyor olabilir. Fakat her halükârda Hannah'ın muhteşem anlatımıyla ve oldukça başarılı kalemiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Ateşböceği Yolu adlı romanı okuyan herkesin kesinlikle devamı olan bu kitabı da okumalarını tavsiye ediyorum. Eğer okumayanlarınız varsa öncelikli olarak Ateşböceği Yolu'nu okuyun, hemen arkasına Ateşböceğinin Şarkısı'nı ekleyin. Eminim ki bu kitaba bayılacaksınız.

Keyifli okumalar!


Kitaplarım ve Ben blogunda düzenlenen çekiliş sayesinde kazanmış olduğum Mutluluğun Öteki Yüzü'nü okuyup bitirdim.

Arkadya yayınlarının kitaplarından şimdiye kadar hiç satın almamıştım. Geçtiğimiz haftalarda D&R'da dolanırken Arkadya yayınlarının kitapları 10 TL'ye satılıyordu. Dikkatimi çekti ve Dostluk Ekmeği kitabını satın aldım. Bu yayının özellikle kitap kapağı tasarımları acayip derecede hoşuma gitti. Çok dikkat çekici ve orjinaller.

Ardından hemen bu çekilişi kazandım ve bir Arkadya kitabım daha oldu. Bu kitabın kapağı da fazlasıyla dikkat çekici ve ''beni okuu!'' diye bağırıyor.

Kitaba gelecek olursak, tek kelime ile: BA-YIL-DIM!

Seré Prince Halverson, kesinlikle harika bir kitap çıkarmış ortaya. Kitap boyunca hiçbir noktada sizi sıkmıyor, tam tersine okudukça okuyasınız geliyor. Olay sizi acayip derecede içine alıyor ve kitabı çabucak bitirmenizi sağlıyor.

Bir Kristin Hannah aşığı olarak şunu dile getirmek istiyorum ki; bu kitap bana çok Hannahvari geldi. (O nasıl bir tanımsa artık! Umarım anlaşılmışımdır.) Hep o tadı aldım, bu da kitabı daha da fazla beğenmeme büyük bir etken tabii. Halverson'un başka bir kitabı çıkarsa şüphesiz hemen satın alacağım.

Kitabın özetini yapmak istemiyorum. Büyüsü kaçar diye çok korkuyorum çünkü. Okumayanlarınız mutlaka ki vardır ve ben büyük bir şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum.

Ayrıca şunu da söylemeden geçmek istemiyorum; Kitabın çoğu kısmında hıçkırarak ağladım. Eminim ki siz de gözyaşlarınıza çoğu zaman hakim olamayacaksınız.

Mutluluğun Öteki Yüzü - Seré Prince Halverson


Kitaplarım ve Ben blogunda düzenlenen çekiliş sayesinde kazanmış olduğum Mutluluğun Öteki Yüzü'nü okuyup bitirdim.

Arkadya yayınlarının kitaplarından şimdiye kadar hiç satın almamıştım. Geçtiğimiz haftalarda D&R'da dolanırken Arkadya yayınlarının kitapları 10 TL'ye satılıyordu. Dikkatimi çekti ve Dostluk Ekmeği kitabını satın aldım. Bu yayının özellikle kitap kapağı tasarımları acayip derecede hoşuma gitti. Çok dikkat çekici ve orjinaller.

Ardından hemen bu çekilişi kazandım ve bir Arkadya kitabım daha oldu. Bu kitabın kapağı da fazlasıyla dikkat çekici ve ''beni okuu!'' diye bağırıyor.

Kitaba gelecek olursak, tek kelime ile: BA-YIL-DIM!

Seré Prince Halverson, kesinlikle harika bir kitap çıkarmış ortaya. Kitap boyunca hiçbir noktada sizi sıkmıyor, tam tersine okudukça okuyasınız geliyor. Olay sizi acayip derecede içine alıyor ve kitabı çabucak bitirmenizi sağlıyor.

Bir Kristin Hannah aşığı olarak şunu dile getirmek istiyorum ki; bu kitap bana çok Hannahvari geldi. (O nasıl bir tanımsa artık! Umarım anlaşılmışımdır.) Hep o tadı aldım, bu da kitabı daha da fazla beğenmeme büyük bir etken tabii. Halverson'un başka bir kitabı çıkarsa şüphesiz hemen satın alacağım.

Kitabın özetini yapmak istemiyorum. Büyüsü kaçar diye çok korkuyorum çünkü. Okumayanlarınız mutlaka ki vardır ve ben büyük bir şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum.

Ayrıca şunu da söylemeden geçmek istemiyorum; Kitabın çoğu kısmında hıçkırarak ağladım. Eminim ki siz de gözyaşlarınıza çoğu zaman hakim olamayacaksınız.


Ve nihayet amacıma ulaştım ve büyük isteğimi tamamladım. Kristin Hannah'ın Sevgi Uğruna Yaptıklarımız adlı kitabı ile, tüm kitaplarını okumuş oldum.

Uzun zamandır beni takipte olanlarınız, Kristin Hannah'ın kitaplarına, yazım diline ve hatta kendisine aşık olduğumu biliyorsunuzdur. O yüzden aslında kitaplarının yorumunu da yorum şeklinde pek yazmıyorum. Çünkü şüphesiz ki ayıla bayıla, soluksuz bir şekilde okudum. Yine de bilgilendirme amaçlı kısa özetlerde de mutlaka ki bulunuyorum.

Bu kitabında da, Angie isimle karakter bir türlü anne ünvanına sahip olamıyor. Bir kere şans yüzüne güldü dediysek de, bebeği çok fazla yaşamadı ve hemen öldü. Bu acıyla bir türlü kendine gelemeyen Angie ile Conlan, bunların üzerine ayrılma kararı alıyorlar. Ve bu olanlar sonrasında da Angie değişme kararı alıyor. Buna, doğduğu yer olan West End'e taşınmakla başlıyor.

Laureen da, annesi tarafından bir hata sonucu dünyaya gelmiş bir kız çocuğu olarak görülüyor. Tamamen sevgiden yoksun bir kız çocuğu. Ayrıca annesi alkolik olmakla birlikte, maddi durumları da koca bir SIFIR. Gün geliyor ki annesi onu terk edip gidiyor.

Fakat Laureen'ın hayata karşı bir tutunma nedeni var. O da David. Ona fena halde aşık!

Ve gün geliyor. Evlat sevgisine aç bir kadın ile anne sevgisine muhtaç bu kızın yolları kesişiyor.

Harika bir anlatımla, Kristin Hannah yine sizi en hassas noktanızdan yakalıyor ve sizi ağlatıyor.

Kesinlikle almalısınız demiyorum. GİDİN VE ALIN! diyorum.

Sevgi Uğruna Yaptıklarımız - Kristin Hannah


Ve nihayet amacıma ulaştım ve büyük isteğimi tamamladım. Kristin Hannah'ın Sevgi Uğruna Yaptıklarımız adlı kitabı ile, tüm kitaplarını okumuş oldum.

Uzun zamandır beni takipte olanlarınız, Kristin Hannah'ın kitaplarına, yazım diline ve hatta kendisine aşık olduğumu biliyorsunuzdur. O yüzden aslında kitaplarının yorumunu da yorum şeklinde pek yazmıyorum. Çünkü şüphesiz ki ayıla bayıla, soluksuz bir şekilde okudum. Yine de bilgilendirme amaçlı kısa özetlerde de mutlaka ki bulunuyorum.

Bu kitabında da, Angie isimle karakter bir türlü anne ünvanına sahip olamıyor. Bir kere şans yüzüne güldü dediysek de, bebeği çok fazla yaşamadı ve hemen öldü. Bu acıyla bir türlü kendine gelemeyen Angie ile Conlan, bunların üzerine ayrılma kararı alıyorlar. Ve bu olanlar sonrasında da Angie değişme kararı alıyor. Buna, doğduğu yer olan West End'e taşınmakla başlıyor.

Laureen da, annesi tarafından bir hata sonucu dünyaya gelmiş bir kız çocuğu olarak görülüyor. Tamamen sevgiden yoksun bir kız çocuğu. Ayrıca annesi alkolik olmakla birlikte, maddi durumları da koca bir SIFIR. Gün geliyor ki annesi onu terk edip gidiyor.

Fakat Laureen'ın hayata karşı bir tutunma nedeni var. O da David. Ona fena halde aşık!

Ve gün geliyor. Evlat sevgisine aç bir kadın ile anne sevgisine muhtaç bu kızın yolları kesişiyor.

Harika bir anlatımla, Kristin Hannah yine sizi en hassas noktanızdan yakalıyor ve sizi ağlatıyor.

Kesinlikle almalısınız demiyorum. GİDİN VE ALIN! diyorum.


Kristin Hanah'ın bir kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım...

Evden Çok Uzakta kitabından hemen sonra başladığım Gerçek Renkler'i hiç şüphesiz ki yine çok beğendim. Zaten artık Kristin Hannah'a karşı öyle bir sempati besliyorum ki, kitabı elime aldığımda bile acayip derecede heyecanlanıyor ve büyük bir merakla okuyorum. Geriye bir kitabı kaldı okumadığım, o da Sevgi Uğruna Yaptıklarımız. Onu da kısa zaman içinde hemen okumayı düşünüyorum.

***

Kitabı özetleyecek olursak: Winona, Aurora ve Vivi Ann adında üç kız kardeş. Annelerinin ölümü onları yıkar ve babalarını da tamamen değiştirir. Kızlarıyla hiçbir zaman gurur duymayan, sürekli milletin ne dediğine bakan bir baba. Tek farklı davrandığı kızı Vivi Ann'di fakat o da daha sonradan noktalandı.

Winona, başarılı bir avukattır. Vivi Ann ise atlara meraklı, güzeller güzeli bir kız. Vivi Ann, bir gün herkesi yok sayacak ve kalbinin sesini dinleyecek. Hiç beklemediği bir anda kör kütük aşık olacak ve bu da herkesin tepkisini toplayacak. Tüm kasaba, her zaman olduğu gibi Vivi Ann'i konuşacak.

Winona, kardeşini ne kadar çok sevse de, her zaman ilgi odağı olmasını kıskanmaktadır, içten içe. Babasının kendisiyle gurur duyması için kırk takla atmasına rağmen bir karşılık alamamış olması da cabası. Fakat yine de güçlü durmaya çalışmaktadır.

Aurora'nın ise evlilik hayatı yıkıma uğrar ve bu yıkım Aurora'yı tamamen değiştirir ve güzelleştirir.

Bir gün kötü bir olay Grey ailesinin kapısını çalar. Vivi Ann, hiç beklemediği bir olayla yüz yüze kalır. Hayatının sona erdiğine inanır ve aylarca, yıllarca kendini boş verir. O güzeller güzeli kız, artık çökmüş bir kadındır.

Winona, bu olay sonrasında Vivi Ann'e yardımcı olmadığı için pişmanlık duyacaktır. Ve sonra Winona, her şeyi boş vererek, kardeşinin ellerinden tutacak, onu bu kötü olay sonucunda mutlu olmak için sonuna kadar savaşacaktır. Ve Winona, amacına ulaşır. Grey ailesi sonunda mutlu olur.

***

Kristin Hannah, gerçekten biz okuyucularını nasıl etkileyeceğini, nasıl ağlatıp, nasıl güldüreceğini ve nasıl mutlu edeceğini çok iyi biliyor. Kristin Hannah ve kitapları her zaman için vaçgeçilmezlerim arasında olacak. Tüm kitaplarını, ayrı bir şiddetle tavsiye ediyorum!

Gerçek Renkler - Kristin Hannah


Kristin Hanah'ın bir kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım...

Evden Çok Uzakta kitabından hemen sonra başladığım Gerçek Renkler'i hiç şüphesiz ki yine çok beğendim. Zaten artık Kristin Hannah'a karşı öyle bir sempati besliyorum ki, kitabı elime aldığımda bile acayip derecede heyecanlanıyor ve büyük bir merakla okuyorum. Geriye bir kitabı kaldı okumadığım, o da Sevgi Uğruna Yaptıklarımız. Onu da kısa zaman içinde hemen okumayı düşünüyorum.

***

Kitabı özetleyecek olursak: Winona, Aurora ve Vivi Ann adında üç kız kardeş. Annelerinin ölümü onları yıkar ve babalarını da tamamen değiştirir. Kızlarıyla hiçbir zaman gurur duymayan, sürekli milletin ne dediğine bakan bir baba. Tek farklı davrandığı kızı Vivi Ann'di fakat o da daha sonradan noktalandı.

Winona, başarılı bir avukattır. Vivi Ann ise atlara meraklı, güzeller güzeli bir kız. Vivi Ann, bir gün herkesi yok sayacak ve kalbinin sesini dinleyecek. Hiç beklemediği bir anda kör kütük aşık olacak ve bu da herkesin tepkisini toplayacak. Tüm kasaba, her zaman olduğu gibi Vivi Ann'i konuşacak.

Winona, kardeşini ne kadar çok sevse de, her zaman ilgi odağı olmasını kıskanmaktadır, içten içe. Babasının kendisiyle gurur duyması için kırk takla atmasına rağmen bir karşılık alamamış olması da cabası. Fakat yine de güçlü durmaya çalışmaktadır.

Aurora'nın ise evlilik hayatı yıkıma uğrar ve bu yıkım Aurora'yı tamamen değiştirir ve güzelleştirir.

Bir gün kötü bir olay Grey ailesinin kapısını çalar. Vivi Ann, hiç beklemediği bir olayla yüz yüze kalır. Hayatının sona erdiğine inanır ve aylarca, yıllarca kendini boş verir. O güzeller güzeli kız, artık çökmüş bir kadındır.

Winona, bu olay sonrasında Vivi Ann'e yardımcı olmadığı için pişmanlık duyacaktır. Ve sonra Winona, her şeyi boş vererek, kardeşinin ellerinden tutacak, onu bu kötü olay sonucunda mutlu olmak için sonuna kadar savaşacaktır. Ve Winona, amacına ulaşır. Grey ailesi sonunda mutlu olur.

***

Kristin Hannah, gerçekten biz okuyucularını nasıl etkileyeceğini, nasıl ağlatıp, nasıl güldüreceğini ve nasıl mutlu edeceğini çok iyi biliyor. Kristin Hannah ve kitapları her zaman için vaçgeçilmezlerim arasında olacak. Tüm kitaplarını, ayrı bir şiddetle tavsiye ediyorum!


Kristin Hannah'nın kitaplarını okumak benim için çok çok çok büyük bir zevk gerçekten. Hannah, beni her kitabında etkilemeyi başarıyor ve Evden Çok Uzakta adlı kitabı da onlardan biri oldu.

Yazar bu kitapta, bir ailenin nasıl parçalanabileceğini anlatıyor. Fakat şimdiye kadar hiç okumadığımız, görmediğimiz bir yolla.

Jolene, yıkık dökük bir ailede geçirir çocukluğunu. Alkolik bir baba ve babaya platonik bir aşk besleyen anne. Sevgi nedir bilmeyen Jolene, büyüdüğünde Michael ile harika bir evliliğe adım atarlar. Fakat daha harika ve etkileyici olan ise Jolene ile Michael'in tanışmaları ve ilk görüş sonrasında 6 yıl sonra buluşmaları.

Jolene, Hava Kuvvetlerinde komutandır. Uçmayı çok seviyor. Fakat böyle bir işe sahip olmasından Michael hiç memnun değil. İlerleyen bölümlerde Jolene, en yakın arkadaşı Tami ile Irak'a savaşa gider. Gitmeden önce Michael söylediği o söz aileyi en orta noktasından parçalayacak ve toparlaması da zor olacak. Her ne kadar o sözü söylediğine pişman olsa da.

Jolene ve Tami, Irak'taki savaşta hayatlarının tamamen değişeceğini içten içe bilseler de hiçbir zaman bunu kabullenmediler. Fakat ne yazık ki ikisinin de korktuğu şey başlarına geldi.

Ve bu olay sonucunda, aileler tamamen değişti. Hatalar, pişmanlıklar ve en önemlisi de aşk, sizi bu kitapta içine alacak.

Kitabın başında her ne kadar sizin de canınız acıdığı için gözyaşı dökseniz de, kitabın sonlarında o gözyaşlarınız mutluluktan akacak.

Bu kitabı mutlaka alıp okumalısınız.

Hannah'nın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitap da benim için çok ayrı bir yere sahip oldu. Sahi, Kristin Hannah'nın her kitabı benim için hep ayrı bir yerde olacak.

Evden Çok Uzakta - Kristin Hannah


Kristin Hannah'nın kitaplarını okumak benim için çok çok çok büyük bir zevk gerçekten. Hannah, beni her kitabında etkilemeyi başarıyor ve Evden Çok Uzakta adlı kitabı da onlardan biri oldu.

Yazar bu kitapta, bir ailenin nasıl parçalanabileceğini anlatıyor. Fakat şimdiye kadar hiç okumadığımız, görmediğimiz bir yolla.

Jolene, yıkık dökük bir ailede geçirir çocukluğunu. Alkolik bir baba ve babaya platonik bir aşk besleyen anne. Sevgi nedir bilmeyen Jolene, büyüdüğünde Michael ile harika bir evliliğe adım atarlar. Fakat daha harika ve etkileyici olan ise Jolene ile Michael'in tanışmaları ve ilk görüş sonrasında 6 yıl sonra buluşmaları.

Jolene, Hava Kuvvetlerinde komutandır. Uçmayı çok seviyor. Fakat böyle bir işe sahip olmasından Michael hiç memnun değil. İlerleyen bölümlerde Jolene, en yakın arkadaşı Tami ile Irak'a savaşa gider. Gitmeden önce Michael söylediği o söz aileyi en orta noktasından parçalayacak ve toparlaması da zor olacak. Her ne kadar o sözü söylediğine pişman olsa da.

Jolene ve Tami, Irak'taki savaşta hayatlarının tamamen değişeceğini içten içe bilseler de hiçbir zaman bunu kabullenmediler. Fakat ne yazık ki ikisinin de korktuğu şey başlarına geldi.

Ve bu olay sonucunda, aileler tamamen değişti. Hatalar, pişmanlıklar ve en önemlisi de aşk, sizi bu kitapta içine alacak.

Kitabın başında her ne kadar sizin de canınız acıdığı için gözyaşı dökseniz de, kitabın sonlarında o gözyaşlarınız mutluluktan akacak.

Bu kitabı mutlaka alıp okumalısınız.

Hannah'nın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitap da benim için çok ayrı bir yere sahip oldu. Sahi, Kristin Hannah'nın her kitabı benim için hep ayrı bir yerde olacak.


Bana Kristin Hannah denildiğinde akan sular duruyor. Gece Yolu ile birlikte toplamda üç kitabını okudum henüz; Ateşböceği Yolu ve Kış Bahçesi. Bütün kitapları birbirinden güzel, bütün hikayeler birbirinden daha özenli ve başarılı. Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.

Kristin Hannah, kesinlikle idol olarak gördüğüm tek isim. Yazım dili, olayları anlatışına fena şekilde hayranım. Kitaplarını okurken her cümlesinden etkileniyorum ve o cümlelerin hepsi bana yeni bir şeyler katıyor. Kitaplığımdaki tüm kitaplar benim için çok çok çok değerli fakat Kristin Hannah'ın kitapları ayrı bir değere sahip.

Gece Yolu, kesinlikle ve kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Hannah, bu kitabında; aile, aşk, ölüm gibi kavramları ele almış. Ve bunları birbiriyle harika bir şekilde bağdaştırmış. Bizlere de seçenekler sunmayı ihmal etmemiş: Beklemek, Geçmişe Tutunmak, Unutmak ve Affetmek. Siz olsanız hangi yolu tercih ederdiniz?

Kitabın konusu, dediğim gibi çok başarılı.

Jude, çocuklarına çok düşkün ve onlara ufacık bir zarar gelmesini bile istemeyen bir anne. Mia ve Zack, Jude'nin ikizleri. Zack, çok yakışıklı ve popüler bir çocuk. Mia ise içine kapanık ve pek arkadaşı olmayan biri. Liseye başladıkları ilk gün Mia ve Lexi arkadaş olur. Yani Mia'nın deyimiyle Lexi ''Sosyal bir intihara'' kalkışır. Kısa zamanda çok şey paylaşırlar ve çok yakın iki arkadaş haline gelirler. Zack ve Lexi birbirinden hoşlanmaktadır fakat bunu dile getirmekten korkarlar. Çünkü Mia, daha önce abisine aşık olan bir kızla yine çok yakın arkadaştı ve Zack'le ayrılınca kız Mia ile de konuşmayı kesmiş ve Mia da bu durumdan çok etkilenmiştir.

Zack, Mia ve Lexi. Bir gece büyük bir hata yaparlar. Ve bu hata, hepsinin hayatını baştan aşağıya değiştirir. Pişmanlık, bu bölümden sonra en yoğun şekilde anlatılan duygu oluyor.

Ben, kitap için yapılan yorumları çok inceledim ve çoğu yorumda ''ağlayacaksınız!'' diye uyarılıyoruz. Kristin Hannah'ın bundan önce okuduğum iki kitabına da ağladığım için ''Hadi bakalım, bunda da ağlayacağız.'' diye başladım okumaya ve öyle de oldu, kitabı okurken her seferinde gözyaşı döktüm.

Hannah, okuyucusunu kalbinden yakalamayı ve onu deli gibi etkilemeyi çok iyi başarıyor. Bu kitabı okurken gözyaşlarınız sizden bağımsız olarak akacak ve kendinizi tutamayacaksınız!

Gece Yolu - Kristin Hannah


Bana Kristin Hannah denildiğinde akan sular duruyor. Gece Yolu ile birlikte toplamda üç kitabını okudum henüz; Ateşböceği Yolu ve Kış Bahçesi. Bütün kitapları birbirinden güzel, bütün hikayeler birbirinden daha özenli ve başarılı. Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.

Kristin Hannah, kesinlikle idol olarak gördüğüm tek isim. Yazım dili, olayları anlatışına fena şekilde hayranım. Kitaplarını okurken her cümlesinden etkileniyorum ve o cümlelerin hepsi bana yeni bir şeyler katıyor. Kitaplığımdaki tüm kitaplar benim için çok çok çok değerli fakat Kristin Hannah'ın kitapları ayrı bir değere sahip.

Gece Yolu, kesinlikle ve kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Hannah, bu kitabında; aile, aşk, ölüm gibi kavramları ele almış. Ve bunları birbiriyle harika bir şekilde bağdaştırmış. Bizlere de seçenekler sunmayı ihmal etmemiş: Beklemek, Geçmişe Tutunmak, Unutmak ve Affetmek. Siz olsanız hangi yolu tercih ederdiniz?

Kitabın konusu, dediğim gibi çok başarılı.

Jude, çocuklarına çok düşkün ve onlara ufacık bir zarar gelmesini bile istemeyen bir anne. Mia ve Zack, Jude'nin ikizleri. Zack, çok yakışıklı ve popüler bir çocuk. Mia ise içine kapanık ve pek arkadaşı olmayan biri. Liseye başladıkları ilk gün Mia ve Lexi arkadaş olur. Yani Mia'nın deyimiyle Lexi ''Sosyal bir intihara'' kalkışır. Kısa zamanda çok şey paylaşırlar ve çok yakın iki arkadaş haline gelirler. Zack ve Lexi birbirinden hoşlanmaktadır fakat bunu dile getirmekten korkarlar. Çünkü Mia, daha önce abisine aşık olan bir kızla yine çok yakın arkadaştı ve Zack'le ayrılınca kız Mia ile de konuşmayı kesmiş ve Mia da bu durumdan çok etkilenmiştir.

Zack, Mia ve Lexi. Bir gece büyük bir hata yaparlar. Ve bu hata, hepsinin hayatını baştan aşağıya değiştirir. Pişmanlık, bu bölümden sonra en yoğun şekilde anlatılan duygu oluyor.

Ben, kitap için yapılan yorumları çok inceledim ve çoğu yorumda ''ağlayacaksınız!'' diye uyarılıyoruz. Kristin Hannah'ın bundan önce okuduğum iki kitabına da ağladığım için ''Hadi bakalım, bunda da ağlayacağız.'' diye başladım okumaya ve öyle de oldu, kitabı okurken her seferinde gözyaşı döktüm.

Hannah, okuyucusunu kalbinden yakalamayı ve onu deli gibi etkilemeyi çok iyi başarıyor. Bu kitabı okurken gözyaşlarınız sizden bağımsız olarak akacak ve kendinizi tutamayacaksınız!


Kristin Hannah'ı, geçen kış Ateşböceği Yolu adlı kitabı ile tanıdım.

Ateşböceği Yolu, benden bir parça oldu adeta. Onu okumadan önce okumuş olduğum bütün kitaplar, onunla birlikte sıfırlandı ve Ateşböceği Yolu hep birinci sırada kaldı gönlümde. Bir kitap ancak bu kadar başarılı yazılır, bir konu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yeri geldi duygulandım yeri geldi gülümsedim, bazen de ikisi de aynı anda gerçekleşti. Bu yüzden Kristin Hannah, hem örnek aldığım hem de vazgeçemeyeceğim bir yazar haline geldi.

Bu kış da elime, Kış Bahçesi kitabı geçti Hannah'ın. Nasıl olur da unutmuşum ve kitaplarını almamışım diye kendime bir güzel sövdüm doğrusu. Şimdi Kış Bahçesi de bitti ve Hannah beni bir kere daha etkilemeyi başardı.

İki kız kardeş ve bir annenin aralarında geçen olayı konu alan bu romanda her sayfa sizleri farklı bir yere götürecek. Anne, yani Anya; kızları Meredith ve Nina'ya bir masal anlatır. Bu da, babalarının ölümü sayesinde olur aslında. Çünkü Anya, başlarda bu masalı kızlarına anlatmayı pek istemez.

Masal anlatıldıkça anne ve kızların arasındaki buzlar eriyor ve birbirlerine olan sevgilerini nihayetinde ortaya dökebiliyorlar, rahatça ve korkmadan.

Kitabın sonu ise, ağzınızın açık kalacağı türden. Hannah sizi, kitabın son iki bölümünde şaşırtmayı istemiş ve bunu da harika bir şekilde gerçekleştirmiş.

Kitabın adından dolayı ''kış'' mevsiminde okumam da bir tesadüf oldu benim için aslında ama sizlerde kış bitmeden alın okuyun derim. Çünkü bu kitap, bu son kış aylarında içinizi ısıtacak bir kitap.

İyi okumalar...

Tanıtım Bülteni: 


BAZEN ANNENİN GEÇMİŞİNE
BİR KAPI ARALADIĞINDA
KENDİ GELECEĞİNİ BULURSUN...

Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya'nın yanında bulacaktır. 

Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır: Masal son bir kez anlatılacaktır; sonuna kadar. 

Böylece Anya'nın 50 yıldan fazla bir süre önce yaşadığı, savaş mağduru şehri Leningrad'daki hayatına açılan, ailelerini kökünden değiştirecek, beklenmedik bir yolculuk başlar. 

''Bu kitap tatmin edici bir tarihi roman ve günümüzde geçen bir aile dramı...'' ( Library Jourmal )

''Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar.'' ( Publishers Weekly ) 

''Hannah, karakterlerin psikolojilerine derinlemesine inmekte ve hislerini detaylarını betimlemekte usta.'' ( Washington Post Book World )

Kış Bahçesi - Kristin Hannah


Kristin Hannah'ı, geçen kış Ateşböceği Yolu adlı kitabı ile tanıdım.

Ateşböceği Yolu, benden bir parça oldu adeta. Onu okumadan önce okumuş olduğum bütün kitaplar, onunla birlikte sıfırlandı ve Ateşböceği Yolu hep birinci sırada kaldı gönlümde. Bir kitap ancak bu kadar başarılı yazılır, bir konu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yeri geldi duygulandım yeri geldi gülümsedim, bazen de ikisi de aynı anda gerçekleşti. Bu yüzden Kristin Hannah, hem örnek aldığım hem de vazgeçemeyeceğim bir yazar haline geldi.

Bu kış da elime, Kış Bahçesi kitabı geçti Hannah'ın. Nasıl olur da unutmuşum ve kitaplarını almamışım diye kendime bir güzel sövdüm doğrusu. Şimdi Kış Bahçesi de bitti ve Hannah beni bir kere daha etkilemeyi başardı.

İki kız kardeş ve bir annenin aralarında geçen olayı konu alan bu romanda her sayfa sizleri farklı bir yere götürecek. Anne, yani Anya; kızları Meredith ve Nina'ya bir masal anlatır. Bu da, babalarının ölümü sayesinde olur aslında. Çünkü Anya, başlarda bu masalı kızlarına anlatmayı pek istemez.

Masal anlatıldıkça anne ve kızların arasındaki buzlar eriyor ve birbirlerine olan sevgilerini nihayetinde ortaya dökebiliyorlar, rahatça ve korkmadan.

Kitabın sonu ise, ağzınızın açık kalacağı türden. Hannah sizi, kitabın son iki bölümünde şaşırtmayı istemiş ve bunu da harika bir şekilde gerçekleştirmiş.

Kitabın adından dolayı ''kış'' mevsiminde okumam da bir tesadüf oldu benim için aslında ama sizlerde kış bitmeden alın okuyun derim. Çünkü bu kitap, bu son kış aylarında içinizi ısıtacak bir kitap.

İyi okumalar...

Tanıtım Bülteni: 


BAZEN ANNENİN GEÇMİŞİNE
BİR KAPI ARALADIĞINDA
KENDİ GELECEĞİNİ BULURSUN...

Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya'nın yanında bulacaktır. 

Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır: Masal son bir kez anlatılacaktır; sonuna kadar. 

Böylece Anya'nın 50 yıldan fazla bir süre önce yaşadığı, savaş mağduru şehri Leningrad'daki hayatına açılan, ailelerini kökünden değiştirecek, beklenmedik bir yolculuk başlar. 

''Bu kitap tatmin edici bir tarihi roman ve günümüzde geçen bir aile dramı...'' ( Library Jourmal )

''Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar.'' ( Publishers Weekly ) 

''Hannah, karakterlerin psikolojilerine derinlemesine inmekte ve hislerini detaylarını betimlemekte usta.'' ( Washington Post Book World )

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.