background img

The New Stuff

dans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mehmet Ön'ün hocalığını yaptığı, 35 yaş ve üzeri kadınların bir arada bulunduğu İskenderun Kafkas Halk Dansları Topluluğu, geçtiğimiz gün (28 Mayıs 2013) Belediye Kültür Saray'nda harika bir konser ile karşımızdaydı. 


Ben de 2 sene önce Halk Dansları ekibinde 1 sene boyunca oynadım. O zevki, o heyecanı tatmış olduğumdan, bu gösterinin, sahneye çıkan ablalarımı nasıl bir psikolojiye soktuğunu anlayabiliyorum. Provaları da defalarca izlediğimden hepsinin nasıl heyecanlandığını gözlerimle gördüm. Bir çoğu ilk defa sahneye çıkıyordu ve böyle büyük bir gösterinin parçası oluyordu. Tüm bunlara rağmen harika bir iş çıkardılar. Çok da beğenildiler. 


Gösteri 20:00'da başladı ve 22:00'da bitti. Zamanın nasıl geçtiği anlaşılmadı bile. Tüm ekip uzun zaman çalıştılar, emek ettiler ve büyük bir gösterinin altına başarıyla imzalarını attılar. 


Beni sürekli takip edeniniz, sürekli yazılarımı okuyanınız ismen tanırlar belki. Sanem Burcu Pekel. Canımdan, kanımdan çok sevdiğim dostum, kardeşim. Halk Danslarına başlamamın en büyük etkenidir. Onun sayesinde başladım ve sonrasında bırakmak zorunda kaldım. Fakat her daim kendisini izlemeye ve desteklemeye devam ettim, edeceğim de.

Gösteride en çok ilgi gören de ne güzeldir ki kendisi oldu. Erkek figürleriyle farklılık yarattı ve her sahneye çıktığında büyük alkış aldı, defalarca ayakta alkışlandı. Evet, çünkü gerçekten, kardeşim diye demiyorum ama o bu işin en iyisini yapıyor. 

Bu da gösteriden bir video: 

2. Nostalji Kafkas Halk Dansları Konseri


Mehmet Ön'ün hocalığını yaptığı, 35 yaş ve üzeri kadınların bir arada bulunduğu İskenderun Kafkas Halk Dansları Topluluğu, geçtiğimiz gün (28 Mayıs 2013) Belediye Kültür Saray'nda harika bir konser ile karşımızdaydı. 


Ben de 2 sene önce Halk Dansları ekibinde 1 sene boyunca oynadım. O zevki, o heyecanı tatmış olduğumdan, bu gösterinin, sahneye çıkan ablalarımı nasıl bir psikolojiye soktuğunu anlayabiliyorum. Provaları da defalarca izlediğimden hepsinin nasıl heyecanlandığını gözlerimle gördüm. Bir çoğu ilk defa sahneye çıkıyordu ve böyle büyük bir gösterinin parçası oluyordu. Tüm bunlara rağmen harika bir iş çıkardılar. Çok da beğenildiler. 


Gösteri 20:00'da başladı ve 22:00'da bitti. Zamanın nasıl geçtiği anlaşılmadı bile. Tüm ekip uzun zaman çalıştılar, emek ettiler ve büyük bir gösterinin altına başarıyla imzalarını attılar. 


Beni sürekli takip edeniniz, sürekli yazılarımı okuyanınız ismen tanırlar belki. Sanem Burcu Pekel. Canımdan, kanımdan çok sevdiğim dostum, kardeşim. Halk Danslarına başlamamın en büyük etkenidir. Onun sayesinde başladım ve sonrasında bırakmak zorunda kaldım. Fakat her daim kendisini izlemeye ve desteklemeye devam ettim, edeceğim de.

Gösteride en çok ilgi gören de ne güzeldir ki kendisi oldu. Erkek figürleriyle farklılık yarattı ve her sahneye çıktığında büyük alkış aldı, defalarca ayakta alkışlandı. Evet, çünkü gerçekten, kardeşim diye demiyorum ama o bu işin en iyisini yapıyor. 

Bu da gösteriden bir video: 



Bu filmi, haftalar öncesinde bir tanıdığımın tavsiyesi üzerine izleme kararı aldım. Her seferinde izleyeceğim diyordum ve kısmet bugüneymiş. Şu an ise kendime bu filmi nasıl olur da bu kadar geç izlerim diye sorup duruyorum. Film, baştan sona kadar adeta harikalar saçıyor.

Çöller Kraliçesi; 1994, Avustralya yapımı bir film. Baş roller; Hugo Weaving, Guy Pearce ve Rebel Penfold-russel arasında paylaşılmaktadır. Eski bir film olmasına rağmen, izlerken sanki film günümüzde çekilmiş gibi duruyor. Özellikle filmde yer alan müzikler, giyilen kıyafetler tam anlamıyla olağanüstü. O dönemlere göre oldukça ilgi çekici, kışkırtıcı ve ağzınızı açık bırakacak türden tasarımlar yapılmış. Tasarlanan bu kıyafetler, ciddi anlamda rollere uygun. Makyajlar hakkında yapacak doğru yorumu kelime ile ifade bile edemiyorum. Olağanüstü, muazzam gibi kelimeler çok sönük kalacaktır. Her sahnesiyle fazlasıyla cesur bir film olan Çöller Kraliçesi gerçekten izlenmeli. 

Baş rolde oynayan Hugo Weaving, Matrix filminin ajanı, aynı zamanda V For Vendetta'nın V'si ve Yüzüklerin Efendisi'nde Elrond rolleriyle karşımıza çıkmıştır. Aynı başarı bu filmlerinde de fazlasıyla ortada. Fakat bana göre Çöller Kraliçesi bu filmlerden kat kat harika ve başarılı. Kesinlikle izlemelisiniz. Eminim ki her sahnesinde ağzınız açık kalacak ve filmin muhteşemliğine fazlasıyla tanık olacaksınız. Priscilla Çöller Kraliçesi her şeyi ile ''cuk'' oturmuş diyebileceğim harika bir film. Yönetmen, Stephan Elliott elleri öpülecek ve ayakta alkışlanılacak birisi. 

Film hakkında kısa bilgi: Priscilla Çöller Kraliçesi filmi için hiç kimse sponsor olmamıştır. Çekilmesi için gerekli olan paranın tamamını George Michael vermiştir. 

Filmin Özeti: Film, Avustralya çöllerindeki bir tatil beldesi olan Alice Springs'de bir otelden iş teklifi alan iki travesti ve bir transeksüel dansçının yol macerasını konu alıyor. Priscilla ismini verdikleri tur otobüsleriyle yola çıkan 3 renkli karaktere yolda bozulan otobüslerini tamir eden Bob'da katılır. Bu arada, onlara iş teklifi yapan kadının travestilerden biri olan Anthhony'nin karısı olduğunu öğrenirler.

Filmde Çalan Şarkılar: 

1- I've Never Been to Me - Charlene
2- Go West - Village People
3- Billy Don't Be a Hero - Paper Lace
4- My Baby Loves Lovin - Whiye Plains
5- I love the Nightlife (Disco Round) - Alicia Bridges
6- Can't Help Lovin Dat Man - Trudy Richards
7- I Will Survive - Gloria Gaynor
8- A Fine Romance - Lena Horne
9- Shake Your Groove Thing - Peaches & Herb
10- I Don't Care if the Sun Don't Shine - Patti Page
11- Finally - CeCe Peniston
12- Take a Letter Maria - R. B. Greaves
13- Mamma Mia - ABBA
14- Save the Best for Last - Vanessa Williams 
15- I love the Nightlife - Alicia Bridges

Fragman: 

Priscilla Çöller Kraliçesi


Bu filmi, haftalar öncesinde bir tanıdığımın tavsiyesi üzerine izleme kararı aldım. Her seferinde izleyeceğim diyordum ve kısmet bugüneymiş. Şu an ise kendime bu filmi nasıl olur da bu kadar geç izlerim diye sorup duruyorum. Film, baştan sona kadar adeta harikalar saçıyor.

Çöller Kraliçesi; 1994, Avustralya yapımı bir film. Baş roller; Hugo Weaving, Guy Pearce ve Rebel Penfold-russel arasında paylaşılmaktadır. Eski bir film olmasına rağmen, izlerken sanki film günümüzde çekilmiş gibi duruyor. Özellikle filmde yer alan müzikler, giyilen kıyafetler tam anlamıyla olağanüstü. O dönemlere göre oldukça ilgi çekici, kışkırtıcı ve ağzınızı açık bırakacak türden tasarımlar yapılmış. Tasarlanan bu kıyafetler, ciddi anlamda rollere uygun. Makyajlar hakkında yapacak doğru yorumu kelime ile ifade bile edemiyorum. Olağanüstü, muazzam gibi kelimeler çok sönük kalacaktır. Her sahnesiyle fazlasıyla cesur bir film olan Çöller Kraliçesi gerçekten izlenmeli. 

Baş rolde oynayan Hugo Weaving, Matrix filminin ajanı, aynı zamanda V For Vendetta'nın V'si ve Yüzüklerin Efendisi'nde Elrond rolleriyle karşımıza çıkmıştır. Aynı başarı bu filmlerinde de fazlasıyla ortada. Fakat bana göre Çöller Kraliçesi bu filmlerden kat kat harika ve başarılı. Kesinlikle izlemelisiniz. Eminim ki her sahnesinde ağzınız açık kalacak ve filmin muhteşemliğine fazlasıyla tanık olacaksınız. Priscilla Çöller Kraliçesi her şeyi ile ''cuk'' oturmuş diyebileceğim harika bir film. Yönetmen, Stephan Elliott elleri öpülecek ve ayakta alkışlanılacak birisi. 

Film hakkında kısa bilgi: Priscilla Çöller Kraliçesi filmi için hiç kimse sponsor olmamıştır. Çekilmesi için gerekli olan paranın tamamını George Michael vermiştir. 

Filmin Özeti: Film, Avustralya çöllerindeki bir tatil beldesi olan Alice Springs'de bir otelden iş teklifi alan iki travesti ve bir transeksüel dansçının yol macerasını konu alıyor. Priscilla ismini verdikleri tur otobüsleriyle yola çıkan 3 renkli karaktere yolda bozulan otobüslerini tamir eden Bob'da katılır. Bu arada, onlara iş teklifi yapan kadının travestilerden biri olan Anthhony'nin karısı olduğunu öğrenirler.

Filmde Çalan Şarkılar: 

1- I've Never Been to Me - Charlene
2- Go West - Village People
3- Billy Don't Be a Hero - Paper Lace
4- My Baby Loves Lovin - Whiye Plains
5- I love the Nightlife (Disco Round) - Alicia Bridges
6- Can't Help Lovin Dat Man - Trudy Richards
7- I Will Survive - Gloria Gaynor
8- A Fine Romance - Lena Horne
9- Shake Your Groove Thing - Peaches & Herb
10- I Don't Care if the Sun Don't Shine - Patti Page
11- Finally - CeCe Peniston
12- Take a Letter Maria - R. B. Greaves
13- Mamma Mia - ABBA
14- Save the Best for Last - Vanessa Williams 
15- I love the Nightlife - Alicia Bridges

Fragman: 



Dün akşam (4 Temmuz), İskenderun Festival'i sayesinde sahneye çıkan ünlü isim Murat Boz oldu. İskenderun turizm ve kültür festivalinde sahne alan Murat Boz, İskenderun halkına, gencine, yaşlısına unutulmaz bir gece yaşattı. Çoğu şarkısını sahnede, dansçılar eşliğinde eğlenceli bir şekilde söyleyen Murat Boz, tüm İskenderun halkına kendini fazlasıyla sevdirdi.


Eski şarkılarına daha fazla ağırlık veren Murat Boz, güler yüzlülüğüyle, sevecen tavırlarıyla ve şarkı aralarında konuşmalarıyla İskenderun halkını tamamen baştan çıkardı. Her şarkı sonunda İskenderun'u sevdiğini belirten ve dinleyenlere büyük bir keyif yaşatan Murat Boz, bir ara kendisinin de Antakyalı olduğunu ve İskenderun'u çok fazla sevdiğini dile getirdi. Bu da, halkın fazlasıyla hoşuna gitti.


Murat Boz'u dinlemeye gelenler, her şarkıya oldukça güzel bir şekilde eşlik etti. Bundan mutluluk duyduğu belli olan Murat Boz, dinleyicileri coşturdukça coşturdu ve her şarkıya eşlik edilmesini istedi. Ara sıra mikrofonu seyircilere uzatıyordu ve aynı zamanda dinleyicilere yaptığı mimikler ve gönderdiği öpücükler, sevimli gülümsemeler genç kızları mest etti.


Ben de Murat Boz'un ilk defa sahnesini görme şansı yakaladım İskenderun Festivali sayesinde. Oldukça müthiş bir geceydi. Şimdiye kadar konserine gittiğim sanatçılardan sahnesini en çok beğendiğim isim Murat Boz oldu. Kendini sevdirmesini ve dinletmesini çok iyi bilen bir şarkıcı. Danslarıyla olsun, sesiyle olsun kendini sevdiriyor ve dinlettiriyor.



İskenderun halkına çok eğlenceli ve güzel bir gece yaşatan Murat Boz'u İskenderun'da tekrar görmek dileğiyle...


İskenderun Festivalinde: Murat Boz


Dün akşam (4 Temmuz), İskenderun Festival'i sayesinde sahneye çıkan ünlü isim Murat Boz oldu. İskenderun turizm ve kültür festivalinde sahne alan Murat Boz, İskenderun halkına, gencine, yaşlısına unutulmaz bir gece yaşattı. Çoğu şarkısını sahnede, dansçılar eşliğinde eğlenceli bir şekilde söyleyen Murat Boz, tüm İskenderun halkına kendini fazlasıyla sevdirdi.


Eski şarkılarına daha fazla ağırlık veren Murat Boz, güler yüzlülüğüyle, sevecen tavırlarıyla ve şarkı aralarında konuşmalarıyla İskenderun halkını tamamen baştan çıkardı. Her şarkı sonunda İskenderun'u sevdiğini belirten ve dinleyenlere büyük bir keyif yaşatan Murat Boz, bir ara kendisinin de Antakyalı olduğunu ve İskenderun'u çok fazla sevdiğini dile getirdi. Bu da, halkın fazlasıyla hoşuna gitti.


Murat Boz'u dinlemeye gelenler, her şarkıya oldukça güzel bir şekilde eşlik etti. Bundan mutluluk duyduğu belli olan Murat Boz, dinleyicileri coşturdukça coşturdu ve her şarkıya eşlik edilmesini istedi. Ara sıra mikrofonu seyircilere uzatıyordu ve aynı zamanda dinleyicilere yaptığı mimikler ve gönderdiği öpücükler, sevimli gülümsemeler genç kızları mest etti.


Ben de Murat Boz'un ilk defa sahnesini görme şansı yakaladım İskenderun Festivali sayesinde. Oldukça müthiş bir geceydi. Şimdiye kadar konserine gittiğim sanatçılardan sahnesini en çok beğendiğim isim Murat Boz oldu. Kendini sevdirmesini ve dinletmesini çok iyi bilen bir şarkıcı. Danslarıyla olsun, sesiyle olsun kendini sevdiriyor ve dinlettiriyor.



İskenderun halkına çok eğlenceli ve güzel bir gece yaşatan Murat Boz'u İskenderun'da tekrar görmek dileğiyle...




Yalnızlığım yine dans ediyor gözlerimin önünde. Acı çektirmeye çalışıyor bana yine. Çaresiz bırakıyor beni. Kollarının arasına alıp, beni kendisine ait etmeye çalışıyor. Yapabilir miyim? Yalnızlığıma kendimi teslim edip, kendi ellerimle kendimi bir hiç uğruna karanlıklara gömebilir miyim? Bilmiyorum. 
Ah be yalnızlığım. Neden dansını bölüp arada sırada bana bakıyorsun öyle. Masummuş numarası yapma bana, inanmayacağım sana. Gelmeyeceğim yine yanına. Katılmayacağım o çirkin oyununa. Kendimi sana teslim edemem. O kadar güçsüz müyüm? Bu sessizlik, bu etrafın bomboşluk hali ve sadece buzdolabının gıcırdayışı, beni sana teslim edemez. Alıştım ben, yalnız kalmaya, kendi sessizliğimde kaybolmaya. 
Ah be yalnızlığım. Bakma bana öyle, çaresiz kalıyorum. Yapacak bir şey yokmuş, bir çözüm yolu daha yokmuş gibi davranma. Belki birazdan o gelecek ve sen gideceksin. Bekleyeceğim onu ve beni senin bu kötü oyununun içinden, güçlü elleriyle çıkaracak. Şu an sana gelmememin ve senin oyununa katılmamamın tek nedeni; onun yanımda olduğunu hissetmem. O hep yanımda. Belki bu sessizlik de o yüzdendir. Bu yalnızlık o yüzdendir. Etraftaki her şey bizi baş başa bırakmak için kendi kabuklarına çekildi. Bizi rahat bırakmak için, birbirimize teslim olalım diye.
Güle güle yalnızlığım. Yanında sessizliğini de al ve git. 

Ah be Yalnızlığım!


Yalnızlığım yine dans ediyor gözlerimin önünde. Acı çektirmeye çalışıyor bana yine. Çaresiz bırakıyor beni. Kollarının arasına alıp, beni kendisine ait etmeye çalışıyor. Yapabilir miyim? Yalnızlığıma kendimi teslim edip, kendi ellerimle kendimi bir hiç uğruna karanlıklara gömebilir miyim? Bilmiyorum. 
Ah be yalnızlığım. Neden dansını bölüp arada sırada bana bakıyorsun öyle. Masummuş numarası yapma bana, inanmayacağım sana. Gelmeyeceğim yine yanına. Katılmayacağım o çirkin oyununa. Kendimi sana teslim edemem. O kadar güçsüz müyüm? Bu sessizlik, bu etrafın bomboşluk hali ve sadece buzdolabının gıcırdayışı, beni sana teslim edemez. Alıştım ben, yalnız kalmaya, kendi sessizliğimde kaybolmaya. 
Ah be yalnızlığım. Bakma bana öyle, çaresiz kalıyorum. Yapacak bir şey yokmuş, bir çözüm yolu daha yokmuş gibi davranma. Belki birazdan o gelecek ve sen gideceksin. Bekleyeceğim onu ve beni senin bu kötü oyununun içinden, güçlü elleriyle çıkaracak. Şu an sana gelmememin ve senin oyununa katılmamamın tek nedeni; onun yanımda olduğunu hissetmem. O hep yanımda. Belki bu sessizlik de o yüzdendir. Bu yalnızlık o yüzdendir. Etraftaki her şey bizi baş başa bırakmak için kendi kabuklarına çekildi. Bizi rahat bırakmak için, birbirimize teslim olalım diye.
Güle güle yalnızlığım. Yanında sessizliğini de al ve git. 


Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.