background img

The New Stuff

pişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hürriyet Bumerang'ın İnstagram sayfasındaki çekilişe katılarak kazandığım bu tatlı kitap, her daim yanınızda taşıyacağınız türden bir kitap.

Ayrılıklar, reddedilişler ve kırık kalpler için teselli (ve öfke) sözleri ile dolu bir kitap ve sizi inanılmaz rahatlatıyor.

Kitabın içerisinde Oscar Wilde'dan Graham Greene'ye, John Steinbeck'ten Charles Dickens'a kadar milyonlarca yazarın, komedyenin ve düşünürün sözleri bulunmakta.

Kitap; Yıkılış, Öfke, Pişmanlık, Yalnızlık, Küçümseme, Toparlanma, Hayata Devam ve Bağımsızlık olmak üzere toplam sekiz adet bölümden oluşmakta. Kitabın en sevdiğim yanı ise her bölüm sonunda, örneğin ''Sen de Anlat Nasıl Yıkıldığını'' şeklinde iki boş sayfa bırakmışlar ve siz de kitaba kendi yaşadıklarınızı yazabiliyorsunuz.

Bunların dışında kitabın iç tasarımı oldukça yaratıcı ve ilgi çekici olmuş. İçindeki sözler de sizi yeri geldi mi güldürüyor yeri geldi mi duygulandırıyor yeri geldi mi de daha fazla öfkelendiriyor.

Ben kitabı çok sevdim. Kesinlikle temin edip okumanızı öneririm. En azından baş ucunuzda bulunsun ki sinirlendikçe açar, birkaç söz okur, sakinleşirsiniz.

Teşekkürler Bumerang!

Aşkın Canı Cehenneme!

Hürriyet Bumerang'ın İnstagram sayfasındaki çekilişe katılarak kazandığım bu tatlı kitap, her daim yanınızda taşıyacağınız türden bir kitap.

Ayrılıklar, reddedilişler ve kırık kalpler için teselli (ve öfke) sözleri ile dolu bir kitap ve sizi inanılmaz rahatlatıyor.

Kitabın içerisinde Oscar Wilde'dan Graham Greene'ye, John Steinbeck'ten Charles Dickens'a kadar milyonlarca yazarın, komedyenin ve düşünürün sözleri bulunmakta.

Kitap; Yıkılış, Öfke, Pişmanlık, Yalnızlık, Küçümseme, Toparlanma, Hayata Devam ve Bağımsızlık olmak üzere toplam sekiz adet bölümden oluşmakta. Kitabın en sevdiğim yanı ise her bölüm sonunda, örneğin ''Sen de Anlat Nasıl Yıkıldığını'' şeklinde iki boş sayfa bırakmışlar ve siz de kitaba kendi yaşadıklarınızı yazabiliyorsunuz.

Bunların dışında kitabın iç tasarımı oldukça yaratıcı ve ilgi çekici olmuş. İçindeki sözler de sizi yeri geldi mi güldürüyor yeri geldi mi duygulandırıyor yeri geldi mi de daha fazla öfkelendiriyor.

Ben kitabı çok sevdim. Kesinlikle temin edip okumanızı öneririm. En azından baş ucunuzda bulunsun ki sinirlendikçe açar, birkaç söz okur, sakinleşirsiniz.

Teşekkürler Bumerang!







Sadece istedi ve gittim. İlk buluşmamız olacaktı ve fazlasıyla aceleye gelmişti. Normalde böyle değilimdir, bir farklı geldi sadece. Karşısında otururken yüzüne bakamadım. Dergileri falan karıştırdım. Sorular sorduğunda bakıyordum sadece gözlerine, belki en fazla 3 saniye bakabiliyordum. 

Fazla iyi bir gün değildi, sanki bomboş duraklarda yağmurlu bir havada onu bekliyormuş gibi hissediyordum kendimi. Gelmiyordu. 

Akşam olduğunda telefonuma mesaj attı. Konuşmaya başladık öylece. Konuştukça konuşasım, sabaha kadar sadece mesajlaşmak istiyordum sanki. Sorduğu tek bir soruya şimdi 'Anlamadım?' dediğim için pişmanlıktan kahroluyorum. Şimdi karşıma çıksa, 'anladım!' diye defalarca gözlerine bakarak haykırırdım. 

Ertesi günü için de bir plan yaptık. Buluştuğumuzda arkadaşları vardı ve gitmek için bahaneler bulmaya çalışıyordu. Bir arkadaşının yardımıyla uzaklaştık oradan ve yemeğe gittik. Aç değildim ve bunu defalarca söylemiştim. Yemediğim için zorla yediriyordu bana. Beni karşısına alıp ''Gözlerine bakamıyorum, şöyle otur.'' diyordu. Susuyordum ve dediğini yapıyordum. O gözlerimin içine öyle masum ve temiz bakıyordu ki, gülümsüyordum sadece.

O günden sonrasının böyle olacağını bilseydim, o günü asla bitirmek istemezdim. Belki sabahlara kadar yanından gitmez, bütün saatlerimi onunla geçirirdim. Şimdi bir mesajına muhtacım sadece. Gözlerime bakmana muhtacım. Sorduğunda söyleyemedim, olmadı. İnsanın yaşadıkları, içinde öyle bir büyüyor ki, korkuyla... söyleyemiyor hiçbir şey. Özür dilerim, seni seviyorum. 

Özür Dilerim, Seni Seviyorum







Sadece istedi ve gittim. İlk buluşmamız olacaktı ve fazlasıyla aceleye gelmişti. Normalde böyle değilimdir, bir farklı geldi sadece. Karşısında otururken yüzüne bakamadım. Dergileri falan karıştırdım. Sorular sorduğunda bakıyordum sadece gözlerine, belki en fazla 3 saniye bakabiliyordum. 

Fazla iyi bir gün değildi, sanki bomboş duraklarda yağmurlu bir havada onu bekliyormuş gibi hissediyordum kendimi. Gelmiyordu. 

Akşam olduğunda telefonuma mesaj attı. Konuşmaya başladık öylece. Konuştukça konuşasım, sabaha kadar sadece mesajlaşmak istiyordum sanki. Sorduğu tek bir soruya şimdi 'Anlamadım?' dediğim için pişmanlıktan kahroluyorum. Şimdi karşıma çıksa, 'anladım!' diye defalarca gözlerine bakarak haykırırdım. 

Ertesi günü için de bir plan yaptık. Buluştuğumuzda arkadaşları vardı ve gitmek için bahaneler bulmaya çalışıyordu. Bir arkadaşının yardımıyla uzaklaştık oradan ve yemeğe gittik. Aç değildim ve bunu defalarca söylemiştim. Yemediğim için zorla yediriyordu bana. Beni karşısına alıp ''Gözlerine bakamıyorum, şöyle otur.'' diyordu. Susuyordum ve dediğini yapıyordum. O gözlerimin içine öyle masum ve temiz bakıyordu ki, gülümsüyordum sadece.

O günden sonrasının böyle olacağını bilseydim, o günü asla bitirmek istemezdim. Belki sabahlara kadar yanından gitmez, bütün saatlerimi onunla geçirirdim. Şimdi bir mesajına muhtacım sadece. Gözlerime bakmana muhtacım. Sorduğunda söyleyemedim, olmadı. İnsanın yaşadıkları, içinde öyle bir büyüyor ki, korkuyla... söyleyemiyor hiçbir şey. Özür dilerim, seni seviyorum. 

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.