background img

The New Stuff

ece vahapoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ece vahapoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2006 yılında beyin tümörü yüzünden yaşamanı kaybetmiş olan Duygu Asena'nın 2004 yılında yazdığı son kitabı olan Paramparça'yı internette dolaşırken gördüm. Konusunu falan okuyunca da hemen almak istedim.

Özellikle Ece Vahapoğlu'nun Öteki kitabından sonra bu kitabı okumak, öyle güzel oldu ki, sanki çölde aylardır susuz kalmışım da Duygu Asena gelmiş, buz gibi bir bardak dolusu suyu bana uzatmış gibi oldu.

Konu yine eşcinsellik.

Yazmış olduğu zamana göre oldukça büyük bir cesaretlilik örneği gösteren Duygu Asena, harika bir eser çıkarmış ortaya.

Kitabın tam olarak özetini yazma gereği duymuyorum. Oldukça kısa, 150 sayfadan oluşan bir kitap. Bir gün içerisinde kolaylıkla bitirebileceğiniz türden yani. Bu kadar kısa olmasına rağmen, aslında içinde her şeyi tüm gerçekliğiyle fazlasıyla barındırabilmesi ve bunu anlatmak kolay iş değil.

Eşcinselliği ne bir hastalık ne de bir tercih olarak görmüyor Duygu Asena. Ve o zamanlardan beri bu kitabıyla tüm eşcinsellerin rehberi olmuş.

Ben kitaba bayıldım. Bu kadar güzel bir anlatım, bu kadar güzel bir olay örgüsü, bu kitaba aşık olmama sebep oldu.

Eminim sizler de çok seveceksiniz bu kitabı. Ve eğer ki eşcinselliğe karşı tabularınız, ön yargılarınız varsa, bu kitaptan sonra o duvarlar yıkılacak.

Duygu Asena - Paramparça


2006 yılında beyin tümörü yüzünden yaşamanı kaybetmiş olan Duygu Asena'nın 2004 yılında yazdığı son kitabı olan Paramparça'yı internette dolaşırken gördüm. Konusunu falan okuyunca da hemen almak istedim.

Özellikle Ece Vahapoğlu'nun Öteki kitabından sonra bu kitabı okumak, öyle güzel oldu ki, sanki çölde aylardır susuz kalmışım da Duygu Asena gelmiş, buz gibi bir bardak dolusu suyu bana uzatmış gibi oldu.

Konu yine eşcinsellik.

Yazmış olduğu zamana göre oldukça büyük bir cesaretlilik örneği gösteren Duygu Asena, harika bir eser çıkarmış ortaya.

Kitabın tam olarak özetini yazma gereği duymuyorum. Oldukça kısa, 150 sayfadan oluşan bir kitap. Bir gün içerisinde kolaylıkla bitirebileceğiniz türden yani. Bu kadar kısa olmasına rağmen, aslında içinde her şeyi tüm gerçekliğiyle fazlasıyla barındırabilmesi ve bunu anlatmak kolay iş değil.

Eşcinselliği ne bir hastalık ne de bir tercih olarak görmüyor Duygu Asena. Ve o zamanlardan beri bu kitabıyla tüm eşcinsellerin rehberi olmuş.

Ben kitaba bayıldım. Bu kadar güzel bir anlatım, bu kadar güzel bir olay örgüsü, bu kitaba aşık olmama sebep oldu.

Eminim sizler de çok seveceksiniz bu kitabı. Ve eğer ki eşcinselliğe karşı tabularınız, ön yargılarınız varsa, bu kitaptan sonra o duvarlar yıkılacak.


Doğrusunu söylemek gerekirse Ece Vahaoğlu, sevdiğim bir isim değil. Sevmeme sebebim, kendini Ayşe Arman'a benzetmeye çalıştığını düşünmemden kaynaklanıyor. Bilhassa Ömür Gedik'i de bu sebeple sevmiyorum.

Fakat geziyor olduğum bir kitapçıda, bu kitabı görünce tamamen ilgimi çektiğini fark ettim. Elime alıp incelediğimde, isminden de beklediğim gibi bir konuyu ele aldığını fark ettim. Bu konu üzerinde ne kadar kitap varsa okumak ve yorumlamak istediğimden, hiç düşünmeden aldım ve okudum.

Kitabın arka kapağını okuduğumuzda, tesettürlü bir genç kızın, hemcinsine ilgi duymasından bahsettiğini görüyoruz. Toplumumuzda, ne kadar yok sayılan ve ötekileştirilen bir konu olsa da, eşcinselliğin artık bir hastalık veyahut bir tercih olduğunu düşünmekten vazgeçilmesi gerekiyor. Toplumumuz bu konuda oldukça cahil ve aç.

Kitaba gelecek olursak; ben de eşcinselleri destekleyen ve sonuna kadar da yanlarında olan bir birey olarak bu kitabı okumayı çok istedim. Kitap da beklediğim gibi çıkmadı aslında ve çok beğendiğimi de söyleyemem.

Öncelikle Ece Vahapoğlu'nun yazım dilini oldukça basit buldum. Karakterler arası diyaloglar da çok basit bir şekilde kurulmuş ve bu çoğu zaman da gülünç bir durum ortaya çıkarmış.

Kitabın asıl konusunu eşcinsellik sanıyoruz aldığımızda fakat okurken öyle olmadığını fark ediyoruz. Türbanlı kızımız Kübra'nın hemcinsine ilgi duyduğundan bahsedilmiş sadece 1-2 bölüm var. Bu da kitaptaki bir karakterin markete gidip alışveriş yapması gibi olup biten, kısa bir şekilde ele alınmış.

Kitabın arka kapağındaki açıklama üzerine, kitabın ismine baktığımızda 'Öteki' diye bahsedilen kişinin eşcinsel olduğu bahsediliyor gibi bir düşünce uyanıyor kafanızda. Ne yazık ki öyle değil. Öteki kesime ait olanlar eşcinsel bireyler değil, tesettürlü ve dindar bireyler.

Yani anlaşılacağı üzere, kitap aslında bahsedildiği gibi eşcinselliği ele almamış. Dindar olan ve olmayan iki kesimi ele almış ve bunun üzerine yazılmış bir kitap.

Kitabın açıklamasının bu şekilde olması üzerine kafamdaki düşünce sadece Ece Vahapoğlu'nun bu konu üzerinden dikkat çekmeye ve ön plana çıkmaya çalışması oluyor. Üstelik okuduğunuzda Ece Vahapoğlu'nun da eşcinsellik konusunda oldukça bilgisiz olduğunu göreceksinizdir.

Yorumlarımdan anladığınız gibi, kitabı beğenmediğimi söylemeliyim. Okumayın falan demiyorum ama okuyun gibi bir tavsiyede de bulunmuyorum. Karar size kalmış...

Öteki - Ece Vahapoğlu


Doğrusunu söylemek gerekirse Ece Vahaoğlu, sevdiğim bir isim değil. Sevmeme sebebim, kendini Ayşe Arman'a benzetmeye çalıştığını düşünmemden kaynaklanıyor. Bilhassa Ömür Gedik'i de bu sebeple sevmiyorum.

Fakat geziyor olduğum bir kitapçıda, bu kitabı görünce tamamen ilgimi çektiğini fark ettim. Elime alıp incelediğimde, isminden de beklediğim gibi bir konuyu ele aldığını fark ettim. Bu konu üzerinde ne kadar kitap varsa okumak ve yorumlamak istediğimden, hiç düşünmeden aldım ve okudum.

Kitabın arka kapağını okuduğumuzda, tesettürlü bir genç kızın, hemcinsine ilgi duymasından bahsettiğini görüyoruz. Toplumumuzda, ne kadar yok sayılan ve ötekileştirilen bir konu olsa da, eşcinselliğin artık bir hastalık veyahut bir tercih olduğunu düşünmekten vazgeçilmesi gerekiyor. Toplumumuz bu konuda oldukça cahil ve aç.

Kitaba gelecek olursak; ben de eşcinselleri destekleyen ve sonuna kadar da yanlarında olan bir birey olarak bu kitabı okumayı çok istedim. Kitap da beklediğim gibi çıkmadı aslında ve çok beğendiğimi de söyleyemem.

Öncelikle Ece Vahapoğlu'nun yazım dilini oldukça basit buldum. Karakterler arası diyaloglar da çok basit bir şekilde kurulmuş ve bu çoğu zaman da gülünç bir durum ortaya çıkarmış.

Kitabın asıl konusunu eşcinsellik sanıyoruz aldığımızda fakat okurken öyle olmadığını fark ediyoruz. Türbanlı kızımız Kübra'nın hemcinsine ilgi duyduğundan bahsedilmiş sadece 1-2 bölüm var. Bu da kitaptaki bir karakterin markete gidip alışveriş yapması gibi olup biten, kısa bir şekilde ele alınmış.

Kitabın arka kapağındaki açıklama üzerine, kitabın ismine baktığımızda 'Öteki' diye bahsedilen kişinin eşcinsel olduğu bahsediliyor gibi bir düşünce uyanıyor kafanızda. Ne yazık ki öyle değil. Öteki kesime ait olanlar eşcinsel bireyler değil, tesettürlü ve dindar bireyler.

Yani anlaşılacağı üzere, kitap aslında bahsedildiği gibi eşcinselliği ele almamış. Dindar olan ve olmayan iki kesimi ele almış ve bunun üzerine yazılmış bir kitap.

Kitabın açıklamasının bu şekilde olması üzerine kafamdaki düşünce sadece Ece Vahapoğlu'nun bu konu üzerinden dikkat çekmeye ve ön plana çıkmaya çalışması oluyor. Üstelik okuduğunuzda Ece Vahapoğlu'nun da eşcinsellik konusunda oldukça bilgisiz olduğunu göreceksinizdir.

Yorumlarımdan anladığınız gibi, kitabı beğenmediğimi söylemeliyim. Okumayın falan demiyorum ama okuyun gibi bir tavsiyede de bulunmuyorum. Karar size kalmış...

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.