background img

The New Stuff

macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tesadüfen girmiş olduğum bir kitapçıda gözüme çarpan ilk kitap olan Afyon Çiçeği'ni isminden dolayı satın aldım aslında. Şimdiye kadar hiç James Bond romanı okumamış biri olarak da almayı seçtim tabii ki.

Normal şartlar altında macera romanlarını sıkça okuyan bir okur değilimdir. Fakat tarzım olmayan kitapları da kesinlikle okumaya zaman ayırırım. Benim için elimdekinin kitap olması yeterli okumak için.

Afyon Çiçeği tahmin ettiğim üzere pek ilgimi çeken bir kitap olmadı. Sonuna kadar okumayı ihmal etmedim tabii ki. Tahmin edileceği üzere klasik bir Bond romanı.

Çok fazla bir yorumda veya eleştiride bulanabileceğim bir roman da değil. Bir macera filmi izler gibi aktı gitti cümleler zaten gözlerimin önünden. Macera filmlerini de hiç tercih etmem ama neyse...

Eğer macera romanı sever bir okursanız mutlaka Bond romanlarını okumuşsunuzdur diye düşünüyorum. Okumamışsanız da alıp okuyun. Fakat benim gibi pek tercih eden biri değilseniz okumasanız da olur. Eğer diyorsanız ki bir Bond romanı okumadan ölmek istemiyorum; alın, buyrun, okuyun.

Afyon Çiçeği - Sebastian Faulks

Tesadüfen girmiş olduğum bir kitapçıda gözüme çarpan ilk kitap olan Afyon Çiçeği'ni isminden dolayı satın aldım aslında. Şimdiye kadar hiç James Bond romanı okumamış biri olarak da almayı seçtim tabii ki.

Normal şartlar altında macera romanlarını sıkça okuyan bir okur değilimdir. Fakat tarzım olmayan kitapları da kesinlikle okumaya zaman ayırırım. Benim için elimdekinin kitap olması yeterli okumak için.

Afyon Çiçeği tahmin ettiğim üzere pek ilgimi çeken bir kitap olmadı. Sonuna kadar okumayı ihmal etmedim tabii ki. Tahmin edileceği üzere klasik bir Bond romanı.

Çok fazla bir yorumda veya eleştiride bulanabileceğim bir roman da değil. Bir macera filmi izler gibi aktı gitti cümleler zaten gözlerimin önünden. Macera filmlerini de hiç tercih etmem ama neyse...

Eğer macera romanı sever bir okursanız mutlaka Bond romanlarını okumuşsunuzdur diye düşünüyorum. Okumamışsanız da alıp okuyun. Fakat benim gibi pek tercih eden biri değilseniz okumasanız da olur. Eğer diyorsanız ki bir Bond romanı okumadan ölmek istemiyorum; alın, buyrun, okuyun.


Aklından Bir Sayı Tut adlı olağanüstü güzel bir kitap sonrasında John Verdon, Gözlerini Sımsıkı Kapat ile yeni bir olaya el uzatıyor. Birbirinin devamı değil fakat yine ilk kitapta zekasına hayran olduğumuz Gurney, yeni olayı çözmeye çalışıyor. Peki bu sefer de başarılı olabiliyor mu?

Gerilim ve macera karışımı kitapları çok seviyorum. John Verdon da harika gerilim, korku kitabı yazıyor. Kitap biraz kalınca olduğu için dışarıdan bakıldığında herkes ''Sıkıcı mı?'' gibisinden sorular yöneltti, ben de hepsine aynı yanıtı verdim: ''Bu yazar okuyucuyu sıkabilir mi?''

Gerçekten de öyle. Konu harika, olay örgüsü mükemmel, anlatıma ise zaten laf yok.

Fakat şöyle bir sorun oldu, genelde bu tip romanlarda, sona doğru yaklaştıkça beni bir heyecan kaplar. Okurken yerimde duramam. ''Anaa katil çıktı çıkacak haaa!'' falan diyip dururum. Ne yazık ki benim bu sezgilerim her şeyi bok etti diyebilirim. Daha ilk başta şüphelendiğim kişi ve kitap boyunca da şüphe duyduğum o kişi, sen git katil çık. Sonunda tabii ben ''Ya şaşıramadıııım! Kitap bitti ama sonuna şaşıramadııım.'' diye triplere girdim.

Diyeceğim o ki, sezgileriniz güçlüyse siz de hemencecik katili bulabilirsiniz, çünkü kitaba ara verdiğinizde, kafanızda olayı canlandırdığınızda mantıksal açıdan tek bir kişiden şüphe duyabiliyorsunuz. Ama yine de alın, bir okuyun. Dediğim gibi, harika bir konusu var, kaçırmayın derim ben.

Gözlerini Sımsıkı Kapat - John Verdon


Aklından Bir Sayı Tut adlı olağanüstü güzel bir kitap sonrasında John Verdon, Gözlerini Sımsıkı Kapat ile yeni bir olaya el uzatıyor. Birbirinin devamı değil fakat yine ilk kitapta zekasına hayran olduğumuz Gurney, yeni olayı çözmeye çalışıyor. Peki bu sefer de başarılı olabiliyor mu?

Gerilim ve macera karışımı kitapları çok seviyorum. John Verdon da harika gerilim, korku kitabı yazıyor. Kitap biraz kalınca olduğu için dışarıdan bakıldığında herkes ''Sıkıcı mı?'' gibisinden sorular yöneltti, ben de hepsine aynı yanıtı verdim: ''Bu yazar okuyucuyu sıkabilir mi?''

Gerçekten de öyle. Konu harika, olay örgüsü mükemmel, anlatıma ise zaten laf yok.

Fakat şöyle bir sorun oldu, genelde bu tip romanlarda, sona doğru yaklaştıkça beni bir heyecan kaplar. Okurken yerimde duramam. ''Anaa katil çıktı çıkacak haaa!'' falan diyip dururum. Ne yazık ki benim bu sezgilerim her şeyi bok etti diyebilirim. Daha ilk başta şüphelendiğim kişi ve kitap boyunca da şüphe duyduğum o kişi, sen git katil çık. Sonunda tabii ben ''Ya şaşıramadıııım! Kitap bitti ama sonuna şaşıramadııım.'' diye triplere girdim.

Diyeceğim o ki, sezgileriniz güçlüyse siz de hemencecik katili bulabilirsiniz, çünkü kitaba ara verdiğinizde, kafanızda olayı canlandırdığınızda mantıksal açıdan tek bir kişiden şüphe duyabiliyorsunuz. Ama yine de alın, bir okuyun. Dediğim gibi, harika bir konusu var, kaçırmayın derim ben.


Kızıl Nehirler adlı kitabın yorumunu yaparken ''Grange'in mutlaka diğer kitaplarını da alıp okuyacağım.'' demiştim. Bu sözümü yerine getirdim ve Ölü Ruhlar Ormanı'ndan yana kullandım hakkımı.

Daha önceki yazılarımda da dile getirmiştim; gerilim, korku kitaplarını gece okumaktan yanayım. Bu kitabı da, aynı kuralda okudum. Gece okuduğunuz zaman, o sessizlikte kitaba daha iyi odaklanabiliyor ve kendinizi daha çok içinde bulabiliyorsunuz. Gündüz vakti sizi gerilimin içine alan o kitap, gece vaktinde iki kat daha fazla etkisi altına alabiliyor sizi.

Ölü Ruhlar Ormanı da biraz kalınca bir kitap olduğu için ve ben de geceden geceye okuduğum için biraz geç bitirdim sayılır. Bu geç bitirmenin vermiş olduğu bir sıkıcılık vardı üzerimde ama kitabın sonu, beni sıkıldığıma pişman etti. Son, tek kelimeyle beni şok etti. Grange, beni bir kere daha kendisine hayran bıraktı.

Bu sıralar bir gerilim ve macera romanı okumayı düşünüyorsanız, tercihinizi bu kitaptan yana rahatça kullanabilirsiniz. Ben Ölü Ruhlar Ormanı'nı çok beğendim.

Ölü Ruhlar Ormanı - Jean-Christophe Grangé


Kızıl Nehirler adlı kitabın yorumunu yaparken ''Grange'in mutlaka diğer kitaplarını da alıp okuyacağım.'' demiştim. Bu sözümü yerine getirdim ve Ölü Ruhlar Ormanı'ndan yana kullandım hakkımı.

Daha önceki yazılarımda da dile getirmiştim; gerilim, korku kitaplarını gece okumaktan yanayım. Bu kitabı da, aynı kuralda okudum. Gece okuduğunuz zaman, o sessizlikte kitaba daha iyi odaklanabiliyor ve kendinizi daha çok içinde bulabiliyorsunuz. Gündüz vakti sizi gerilimin içine alan o kitap, gece vaktinde iki kat daha fazla etkisi altına alabiliyor sizi.

Ölü Ruhlar Ormanı da biraz kalınca bir kitap olduğu için ve ben de geceden geceye okuduğum için biraz geç bitirdim sayılır. Bu geç bitirmenin vermiş olduğu bir sıkıcılık vardı üzerimde ama kitabın sonu, beni sıkıldığıma pişman etti. Son, tek kelimeyle beni şok etti. Grange, beni bir kere daha kendisine hayran bıraktı.

Bu sıralar bir gerilim ve macera romanı okumayı düşünüyorsanız, tercihinizi bu kitaptan yana rahatça kullanabilirsiniz. Ben Ölü Ruhlar Ormanı'nı çok beğendim.

Ali ile Ramazan'ın ardından başlamış olduğum Şahane Hatalar adlı okuduğum bu kitabı da sizlerle paylaşmak istedim. Çok ilginç ve gayet yaratıcı bir kitap. Şahane Hatalar'ın yazarı, Heather McELHATTON oldukça ince ve detaylı bir şekilde hazırlamış, yazmış olmalı bu kitabı.

Bu kitaba başlamadan önce bir labirente gireceğinizi hayal edin. Eğer bu labirentten girmeyi kabul ederseniz kitabı okumaya başlayın ama korkuyorsanız ve önüne çıkacak olan yol ayrımlarında vereceğiniz kararlara şu an için hazır değilseniz okumayı daha sonraya bırakın. Diyelim ki labirente girmeyi kabul ettiniz. İlerlediğiniz yol sonunda karşınıza iki yol ayrımı çıkıyor. Yaptığınız tercihlere göre gideceğiniz yol belirlenecek. Geçtiğiniz yollar daha önce yaşanmışlıklarınızla dolu olabilir, hayal ettiğiniz bir hayat da olabilir ya da korktuğunuz bir hayat.

Şahane hatalar, fazla kalın bir kitap ve çok uzun süreceğini düşündüğünüz bir kitap olarak görünüyor dışardan bakılınca fakat kitabı elinize aldığınız andan yarım saat sonra sona geliyorsunuz. Tabii bu sizin yapmış olduğunuz tercihlere göre de değişiyor. Bu kitapta kendi maceranızı kendiniz yaratıyorsunuz ve başlamış olduğunuz tek yolda sayısız farklı son var. Unutmamanız gereken bir şey daha var: Her sonda başa dönüp tekrar başlayabilirsiniz. Nasıl olsa herkes ikinci şansı hak eder.

ARKA KAPAK 

                                   KADER DİYE BİR ŞEY VARDIR 
                             VE SİZİN SEÇİMLERİNİZLE DEĞİŞİR.

Bu kitabı okumaya normal bir kitap gibi birinci sayfadan başlayın. İlk bölümün sonunda, önünüze bir yol ayrımı çıkacak. Kararınızı verin ve ilgili bölümlere gidin. Her bölümün sonunda seçimlerinizle kaderinizi kontrol etmeye devam edeceksiniz.

Kitabı okurken bazen hiç beklemediğiniz bir yere ulaşacak, bazen de kendinizi daha önce olduğunuz yerde bulacaksınız. Hayatın size neler hazırladığını asla bilemezsiniz. Ama şunu biliyorsunuz, iyilikler her zaman ödüllendirilmiyor ve bazen hatalı kararlar, şahane olayların başlangıcı olabiliyor. Her yolculuğun sonunda başa dönüp tekrar başlayın, unutmayın, herkes ikince bir şansı hak eder. Yüzlerce farklı hayat sizi bekliyor. İyi şanslar.

''Tıpkı hayatın kendisi gibi, ne zaman ne olacağını asla tahmin edemeyeceğiniz, dopdolu bir kitap.'' ( Forbes )

''Uyuşturucu, tecavüz, patlama, sevgi, aşk, huzur. Duygulu anlatım, kapkara mizah.'' ( Publishers Weekly )

''Raydan çıkmaya hazır mısınız?'' ( NY Times )

''Başroldesiniz, hakkını verin'' ( Newsweek )

Şahane Hatalar - Heather Mcelhatton

Ali ile Ramazan'ın ardından başlamış olduğum Şahane Hatalar adlı okuduğum bu kitabı da sizlerle paylaşmak istedim. Çok ilginç ve gayet yaratıcı bir kitap. Şahane Hatalar'ın yazarı, Heather McELHATTON oldukça ince ve detaylı bir şekilde hazırlamış, yazmış olmalı bu kitabı.

Bu kitaba başlamadan önce bir labirente gireceğinizi hayal edin. Eğer bu labirentten girmeyi kabul ederseniz kitabı okumaya başlayın ama korkuyorsanız ve önüne çıkacak olan yol ayrımlarında vereceğiniz kararlara şu an için hazır değilseniz okumayı daha sonraya bırakın. Diyelim ki labirente girmeyi kabul ettiniz. İlerlediğiniz yol sonunda karşınıza iki yol ayrımı çıkıyor. Yaptığınız tercihlere göre gideceğiniz yol belirlenecek. Geçtiğiniz yollar daha önce yaşanmışlıklarınızla dolu olabilir, hayal ettiğiniz bir hayat da olabilir ya da korktuğunuz bir hayat.

Şahane hatalar, fazla kalın bir kitap ve çok uzun süreceğini düşündüğünüz bir kitap olarak görünüyor dışardan bakılınca fakat kitabı elinize aldığınız andan yarım saat sonra sona geliyorsunuz. Tabii bu sizin yapmış olduğunuz tercihlere göre de değişiyor. Bu kitapta kendi maceranızı kendiniz yaratıyorsunuz ve başlamış olduğunuz tek yolda sayısız farklı son var. Unutmamanız gereken bir şey daha var: Her sonda başa dönüp tekrar başlayabilirsiniz. Nasıl olsa herkes ikinci şansı hak eder.

ARKA KAPAK 

                                   KADER DİYE BİR ŞEY VARDIR 
                             VE SİZİN SEÇİMLERİNİZLE DEĞİŞİR.

Bu kitabı okumaya normal bir kitap gibi birinci sayfadan başlayın. İlk bölümün sonunda, önünüze bir yol ayrımı çıkacak. Kararınızı verin ve ilgili bölümlere gidin. Her bölümün sonunda seçimlerinizle kaderinizi kontrol etmeye devam edeceksiniz.

Kitabı okurken bazen hiç beklemediğiniz bir yere ulaşacak, bazen de kendinizi daha önce olduğunuz yerde bulacaksınız. Hayatın size neler hazırladığını asla bilemezsiniz. Ama şunu biliyorsunuz, iyilikler her zaman ödüllendirilmiyor ve bazen hatalı kararlar, şahane olayların başlangıcı olabiliyor. Her yolculuğun sonunda başa dönüp tekrar başlayın, unutmayın, herkes ikince bir şansı hak eder. Yüzlerce farklı hayat sizi bekliyor. İyi şanslar.

''Tıpkı hayatın kendisi gibi, ne zaman ne olacağını asla tahmin edemeyeceğiniz, dopdolu bir kitap.'' ( Forbes )

''Uyuşturucu, tecavüz, patlama, sevgi, aşk, huzur. Duygulu anlatım, kapkara mizah.'' ( Publishers Weekly )

''Raydan çıkmaya hazır mısınız?'' ( NY Times )

''Başroldesiniz, hakkını verin'' ( Newsweek )

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.