background img

The New Stuff

ingilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bu Pazartesi günü, 19 Mayıs sebebiyle okullar tatildi. Biz öğrenci grubu da tabii ayrı bir bayram yaptık. Pazartesiden bir kere daha nefret etmedik. Sendrom falan hiç yakınımızda olmayan, anlamını bile bilmediğimiz bir kavram haline geldi. Pazar akşamı uyumadık, Pazartesi öğlene kadar yataktan kalkmadık. Olabildiğince tembel geçirdik yani günü. Ya da en azından ben şu an sadece kendi yaptıklarımı anlatmaktayım.

Pazartesi günü tembellik yapıp durdum, çünkü ertesi günü başlayacak olan sınavları kafamdan atmaya çalışıyordum. ''Hayır yazılı diyiliz kandırıyorlar bizi! Yok öyle bişi ya YOK!'' diye kendimi kandırmaya çalışsam da ne yazık ki sınavlar bana girmeye yavaştan başladı.

Salı günü Coğrafya yazılımda dağlar, bayırlarla bir kendime geldim böyle. Yazılıda sorulara bakıyorum falan bir şey anladığım yok. E tabii bir gece önce kitabı açıp ''Ha bu basitmiş ya biliyorum ki ben zaten bunu.'' diye diye bir şeye de çalışmadım. Sınav esnasında da radarlar açıldı tabii bende. ''Kim ne yapmış?'', ''Benim kağıdım A grubu, yanımdaki de A'dır inşallah da hepsini ondan yaparım ihih.'' falan yaparken, benim o kötü şansım kör talihim bana bir kerecik gülümsedi ve farklı gruplar olmamıza rağmen, sorularımız aynıydı. Ben de kağıdı olduğu gibi geçirdim ve 85'i kaparak, 24 olan notumu yükselterek karneme Coğrafyayı 3 düşürmeyi başarmış bulunmaktayım.

Bugün de İngilizce yazılısında en favourite singer'ımı sonracığıma ne söyleyim en beğendiğim music'i, sonra işte güzel song yapabiliyormuşum da sesim good muymuş neymiş onları sormuş kadın bize. Ya benim güzel hocacığım, benim ikoncan bebikim sen şimdi benim sesimin good olup olmadığını ne yapıcaksın. Sesim good ise bana sabahtan akşama kadar şarkı mı söyleteceksin yani nedir derdin?

Ben bunları çözmeye çalışırken bir de gördüm ki bu sefer yanımdaki arkadaşımla kağıdımız gerçekten aynı. Ben A grubu, o da A grubu. Tabii hiç çaktırmıyorum hocaya, yanımdaki arkadaşıma da ''Lan gruplarımız aynı ha vuhuu kesin yüz aldık nırırırımmm!'' falan yaptım böyle tabii ikimizde mal gibi birbirimize bakıyoruz çünkü soruları çözemiyoruz. Neyse ki bu benim canım arkadaşım kopya hazırlamış da sıranın altına şey ettirmiş biz böyle birazcık ordan birazcık burdan kağıdı tamamladık, 100 aldık çıktık.

Şimdi bu sınavlar iyi hoş güzel geçti tamam içimiz şu an rahat, ohh mis. Fakat yarın İnkılap ve Edebiyat, Cuma günü de Dil Anlatım ve Tarih yazılılarım var. Dil Anlatım ve Edebiyat'ı saymıyorum çünkü onlar hiç çalışmadan bile harika puanlar aldığım dersler. Fakat Tarih ve İnkılap da en özürlü olduğum dersler. Ne yapıcam ne edicem bilmiyorum. Uykulu uykulu bunları yazıyorum zaten birazdan da mışıl mışıl akşama kadar uyurum sonra uyanır tekrar uyurum gün biter.

Allah'ım senden ufacık mini minnacık bir istediğim var. Şimdi yani ben bütün sene böyle çok çalıştım bir sürü güzel, pıtır pıtırcık notlar aldım, şu son yazılılara da böyle kendimi yormak istemiyorum. Bir güzellik yap da sen yarın ve Cuma günü olacak sınavlarda da bana bir kıyak yap şöyle mesela yanımdakiyle kağıtlarımız aynı olsun, kopya çektiğimizi hoca görmesin falandı filandı. İşte sen bilirsin zaten ne yapacağını. Çok teşekkür ederim Allah'ım. Söz veriyorum seneye çok çalışıcam, çok.

Seneye Çok Çalışacağım: Söz!


Bu Pazartesi günü, 19 Mayıs sebebiyle okullar tatildi. Biz öğrenci grubu da tabii ayrı bir bayram yaptık. Pazartesiden bir kere daha nefret etmedik. Sendrom falan hiç yakınımızda olmayan, anlamını bile bilmediğimiz bir kavram haline geldi. Pazar akşamı uyumadık, Pazartesi öğlene kadar yataktan kalkmadık. Olabildiğince tembel geçirdik yani günü. Ya da en azından ben şu an sadece kendi yaptıklarımı anlatmaktayım.

Pazartesi günü tembellik yapıp durdum, çünkü ertesi günü başlayacak olan sınavları kafamdan atmaya çalışıyordum. ''Hayır yazılı diyiliz kandırıyorlar bizi! Yok öyle bişi ya YOK!'' diye kendimi kandırmaya çalışsam da ne yazık ki sınavlar bana girmeye yavaştan başladı.

Salı günü Coğrafya yazılımda dağlar, bayırlarla bir kendime geldim böyle. Yazılıda sorulara bakıyorum falan bir şey anladığım yok. E tabii bir gece önce kitabı açıp ''Ha bu basitmiş ya biliyorum ki ben zaten bunu.'' diye diye bir şeye de çalışmadım. Sınav esnasında da radarlar açıldı tabii bende. ''Kim ne yapmış?'', ''Benim kağıdım A grubu, yanımdaki de A'dır inşallah da hepsini ondan yaparım ihih.'' falan yaparken, benim o kötü şansım kör talihim bana bir kerecik gülümsedi ve farklı gruplar olmamıza rağmen, sorularımız aynıydı. Ben de kağıdı olduğu gibi geçirdim ve 85'i kaparak, 24 olan notumu yükselterek karneme Coğrafyayı 3 düşürmeyi başarmış bulunmaktayım.

Bugün de İngilizce yazılısında en favourite singer'ımı sonracığıma ne söyleyim en beğendiğim music'i, sonra işte güzel song yapabiliyormuşum da sesim good muymuş neymiş onları sormuş kadın bize. Ya benim güzel hocacığım, benim ikoncan bebikim sen şimdi benim sesimin good olup olmadığını ne yapıcaksın. Sesim good ise bana sabahtan akşama kadar şarkı mı söyleteceksin yani nedir derdin?

Ben bunları çözmeye çalışırken bir de gördüm ki bu sefer yanımdaki arkadaşımla kağıdımız gerçekten aynı. Ben A grubu, o da A grubu. Tabii hiç çaktırmıyorum hocaya, yanımdaki arkadaşıma da ''Lan gruplarımız aynı ha vuhuu kesin yüz aldık nırırırımmm!'' falan yaptım böyle tabii ikimizde mal gibi birbirimize bakıyoruz çünkü soruları çözemiyoruz. Neyse ki bu benim canım arkadaşım kopya hazırlamış da sıranın altına şey ettirmiş biz böyle birazcık ordan birazcık burdan kağıdı tamamladık, 100 aldık çıktık.

Şimdi bu sınavlar iyi hoş güzel geçti tamam içimiz şu an rahat, ohh mis. Fakat yarın İnkılap ve Edebiyat, Cuma günü de Dil Anlatım ve Tarih yazılılarım var. Dil Anlatım ve Edebiyat'ı saymıyorum çünkü onlar hiç çalışmadan bile harika puanlar aldığım dersler. Fakat Tarih ve İnkılap da en özürlü olduğum dersler. Ne yapıcam ne edicem bilmiyorum. Uykulu uykulu bunları yazıyorum zaten birazdan da mışıl mışıl akşama kadar uyurum sonra uyanır tekrar uyurum gün biter.

Allah'ım senden ufacık mini minnacık bir istediğim var. Şimdi yani ben bütün sene böyle çok çalıştım bir sürü güzel, pıtır pıtırcık notlar aldım, şu son yazılılara da böyle kendimi yormak istemiyorum. Bir güzellik yap da sen yarın ve Cuma günü olacak sınavlarda da bana bir kıyak yap şöyle mesela yanımdakiyle kağıtlarımız aynı olsun, kopya çektiğimizi hoca görmesin falandı filandı. İşte sen bilirsin zaten ne yapacağını. Çok teşekkür ederim Allah'ım. Söz veriyorum seneye çok çalışıcam, çok.

Merhaba bitanelerim.

Havalar buz gibi. Ellerimi neredeyse eldivenli olmasına rağmen ceplerimden çıkartamıyorum. Evin içinde seksen kat giyindiğim yetmiyormuş gibi bir de ellerime eldivenlerimi geçirip, kabanımı giyip patiklerimi de iki çorabın üzerine geçiriyorum. Hayır yani yaz gelsin diyoruz sıcaktan patlıyoruz, kış gelsin diyoruz donmaktan bi hal oluyoruz. Ne olacak bu dünyanın hali vay anam vay.

Havaların titretmesi yetmiyormuş gibi bir de okulların titretmeleri var. Bildiğimiz gibi ilk yarının bitmesine ve tam anlamıyla bir ''Ohh...'' çekmemize iki haftacık gibi bir şey kaldı. Lan bir ''Ohh...'' çektirecekler ama burnumuzdan getiriyorlar. O kadar zaman beklerler beklerler, okulun kapanmasına iki hafta kala yığıyorlar ardı ardına yazılıları biz de böyle öküzün trene baktığı gibi bakıyor ''Yaaa ama hocaaaam o gün Geometriden yazılı vaar, bi sonraki gün olsaaa?'' ''Ay yok kız o gün de Tarihten yazılı var.'' diyoruz.

Hayır yani sen hiç mi öğrenci olmadın lan. Düdüğe bak. Anasının karnından sanki öğretmen olarak doğmuş da gelmiş karşımıza bir de bir cool tavırlarla ''Basit bunlar basit.'' diyor. İngilizceci de basit diyor gel otur bakalım yapabilecek misin o 'basit' dediğin soruları.

Te Allah'ım ya sinirlendim, bir de klavyeye vura vura yazıyorum. Pardon ablacıklarım, abiciklerim ve sevgili kardeşlerim. Ee bu ülkede okumak da kolay değil ki yani birisi de bizim halimizden anlasın. Şu okullar bir an önce bitsin diye dua ediyorum zaten sabah akşam. Hatta şu yazılılar bitsin öğlenlere kadar yatacağım yemin ederim. İstediğim saatte uyanıp tüm gün pijamalarımın içerisinde; elimde kitap, gözümde gözlüklerle dolanmak istiyorum.

Allah'ım şu okulu bir bitiriver yani rica ediyorum.

Ne Olacak Bu Öğrencilerin Hali?

Merhaba bitanelerim.

Havalar buz gibi. Ellerimi neredeyse eldivenli olmasına rağmen ceplerimden çıkartamıyorum. Evin içinde seksen kat giyindiğim yetmiyormuş gibi bir de ellerime eldivenlerimi geçirip, kabanımı giyip patiklerimi de iki çorabın üzerine geçiriyorum. Hayır yani yaz gelsin diyoruz sıcaktan patlıyoruz, kış gelsin diyoruz donmaktan bi hal oluyoruz. Ne olacak bu dünyanın hali vay anam vay.

Havaların titretmesi yetmiyormuş gibi bir de okulların titretmeleri var. Bildiğimiz gibi ilk yarının bitmesine ve tam anlamıyla bir ''Ohh...'' çekmemize iki haftacık gibi bir şey kaldı. Lan bir ''Ohh...'' çektirecekler ama burnumuzdan getiriyorlar. O kadar zaman beklerler beklerler, okulun kapanmasına iki hafta kala yığıyorlar ardı ardına yazılıları biz de böyle öküzün trene baktığı gibi bakıyor ''Yaaa ama hocaaaam o gün Geometriden yazılı vaar, bi sonraki gün olsaaa?'' ''Ay yok kız o gün de Tarihten yazılı var.'' diyoruz.

Hayır yani sen hiç mi öğrenci olmadın lan. Düdüğe bak. Anasının karnından sanki öğretmen olarak doğmuş da gelmiş karşımıza bir de bir cool tavırlarla ''Basit bunlar basit.'' diyor. İngilizceci de basit diyor gel otur bakalım yapabilecek misin o 'basit' dediğin soruları.

Te Allah'ım ya sinirlendim, bir de klavyeye vura vura yazıyorum. Pardon ablacıklarım, abiciklerim ve sevgili kardeşlerim. Ee bu ülkede okumak da kolay değil ki yani birisi de bizim halimizden anlasın. Şu okullar bir an önce bitsin diye dua ediyorum zaten sabah akşam. Hatta şu yazılılar bitsin öğlenlere kadar yatacağım yemin ederim. İstediğim saatte uyanıp tüm gün pijamalarımın içerisinde; elimde kitap, gözümde gözlüklerle dolanmak istiyorum.

Allah'ım şu okulu bir bitiriver yani rica ediyorum.


Herkesin çok sevdiği şarkıcılar vardır, çok içten bir şekilde fanı olan, sürekli onu takipte kalan vs. Benim öyle  fanı olduğum bir grup, şarkıcı falan yok ama sık sık dinlediğim şarkıcılar mutlaka var. Fan olmasak bile herhangi bir şarkıcının, öyle şarkıları vardır ki bizim için asla eskimez. Ben de benim için hiç eskimeyen ve dinlemeyi hala sevdiğim, dinlerken keyif aldığım şarkıları sizlerle paylaşmak istedim.

1 - Lady Gaga - Bad Romance 


Benim için hiç eskimeyen şarkılar arasında birinci sırada Lady Gaga'nın Bad Romance şarkısı yer alıyor. Gaga'nın sıkı bir takipçisi veya fanı değilim fakat kendisini ve şarkılarını severim. Bu aralar daha çok sevdiğim parçaları olsa da Bad Romance'ın yeri hep bir başka olacak benim için. 

2 - Rihanna - Unfaithful


Rihanna'nında severek dinlediğim şarkıları vardır. Where Have You Been olsun, Umbrella olsun ama Unfaithful sanki dinlerken müziği insana huzur veriyor. Bu şarkı da benim için asla eskimeyecek ve unutmayacağım şarkılardan. 

3 - Francis Cabrel - Je t'aimais, je t'aime, et je t'aimarai


Fransızlara ve dillerine karşı ayrı bir zaafım vardır. Şarkıları da benim fazlasıyla hoşuma gidiyor. Francis Cabrel başta olmak üzere Calogero'nun şarkılarını fazlasıyla severim. Francis Cabrel'in bu aşk şarkısı beni kendimden tamamen alıp götürüyor. Bir çok kez beni ağlatan bir şarkı ve beni ağlatan nadir şarkıların başında geliyor. 

4 - Calogero - Dancer Encore 


Beni ağlatan ve benim için asla ve asla eskimeyecek olan bir şarkı da Dancer Encore. Hepinizin bildiği bir şarkı aslında. Teoman'ın Çoban Yıldızı şarkısının müziği bu şarkıya aittir. Sözleri tamamen farklıdır. Benim için her zaman orjinal olan şarkı daha bir hoş geliyor. Bu şarkı da beni böyle etkiledi. Ben büyüdükçe benimle büyüyecek ve nereye gitsem yanımda olacak bir şarkı. 

5 -  Christina Aguilera - Hurt


Christina Aguilera, sesiyle beni etkileyen bir şarkıcı. Gerçekten müthiş bir sesi ve her şarkıda müthiş bir yorumu var. Hurt şarkısı ilk dinlediğim andan beri bayılarak dinlediğim bir şarkı. Diğer şarkıların da olduğu gibi dinlemekten vazgeçmeyeceğim şarkılardan biri de Hurt. 

Eskimeyen şarkılarımı zaman zaman sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. İyi dinlemeler. 

Eskimeyen Şarkılar


Herkesin çok sevdiği şarkıcılar vardır, çok içten bir şekilde fanı olan, sürekli onu takipte kalan vs. Benim öyle  fanı olduğum bir grup, şarkıcı falan yok ama sık sık dinlediğim şarkıcılar mutlaka var. Fan olmasak bile herhangi bir şarkıcının, öyle şarkıları vardır ki bizim için asla eskimez. Ben de benim için hiç eskimeyen ve dinlemeyi hala sevdiğim, dinlerken keyif aldığım şarkıları sizlerle paylaşmak istedim.

1 - Lady Gaga - Bad Romance 


Benim için hiç eskimeyen şarkılar arasında birinci sırada Lady Gaga'nın Bad Romance şarkısı yer alıyor. Gaga'nın sıkı bir takipçisi veya fanı değilim fakat kendisini ve şarkılarını severim. Bu aralar daha çok sevdiğim parçaları olsa da Bad Romance'ın yeri hep bir başka olacak benim için. 

2 - Rihanna - Unfaithful


Rihanna'nında severek dinlediğim şarkıları vardır. Where Have You Been olsun, Umbrella olsun ama Unfaithful sanki dinlerken müziği insana huzur veriyor. Bu şarkı da benim için asla eskimeyecek ve unutmayacağım şarkılardan. 

3 - Francis Cabrel - Je t'aimais, je t'aime, et je t'aimarai


Fransızlara ve dillerine karşı ayrı bir zaafım vardır. Şarkıları da benim fazlasıyla hoşuma gidiyor. Francis Cabrel başta olmak üzere Calogero'nun şarkılarını fazlasıyla severim. Francis Cabrel'in bu aşk şarkısı beni kendimden tamamen alıp götürüyor. Bir çok kez beni ağlatan bir şarkı ve beni ağlatan nadir şarkıların başında geliyor. 

4 - Calogero - Dancer Encore 


Beni ağlatan ve benim için asla ve asla eskimeyecek olan bir şarkı da Dancer Encore. Hepinizin bildiği bir şarkı aslında. Teoman'ın Çoban Yıldızı şarkısının müziği bu şarkıya aittir. Sözleri tamamen farklıdır. Benim için her zaman orjinal olan şarkı daha bir hoş geliyor. Bu şarkı da beni böyle etkiledi. Ben büyüdükçe benimle büyüyecek ve nereye gitsem yanımda olacak bir şarkı. 

5 -  Christina Aguilera - Hurt


Christina Aguilera, sesiyle beni etkileyen bir şarkıcı. Gerçekten müthiş bir sesi ve her şarkıda müthiş bir yorumu var. Hurt şarkısı ilk dinlediğim andan beri bayılarak dinlediğim bir şarkı. Diğer şarkıların da olduğu gibi dinlemekten vazgeçmeyeceğim şarkılardan biri de Hurt. 

Eskimeyen şarkılarımı zaman zaman sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. İyi dinlemeler. 

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.