background img

The New Stuff

recep tayyip erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
recep tayyip erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugün, müzik kanallarını gezerken denk geldim Murat Tekyıldız'ın yeni klibine. Şarkının ismi Yastık. Şarkı için yorum yapmam gerekecekse; tarzım olan bir şarkı olmadığı için beğenmedim. Klip özellikle dikkatimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim. 

Bildiğimiz gibi geçtiğimiz aylarda, Başbakan Erdoğan'ın ''Milli içkimiz ayrandır! Ayran için.'' açıklaması büyük olay yaratmış ve internet aleminde dalga ve alay konusu olmuştu. Hepsi de birbirinden komikti 'bence'. 

Bunlardan sonra ise Murat Tekyıldız, Yastık şarkısının klibinde, içki şişelerinin içine ayran doldurulmuş ve verdiği partide herkesin elinde içki şişesinin içinde ayran var. Üstelik şişenin üzerine de kocaman kocaman harflerle AYRAN bile yazılmış. Bu da oldukça farklı ve komik bir protesto şekli olmuş. Şarkıyı beğenmesem de klibi benim hoşuma gitti. Gülerek ve sıkılmadan izledim.


Klipte tanıdık bir yüz de var. Ceyhun Yılmaz da klipte yer alıyor ve ayranla sarhoş olanlardan biri de kendisi. İsterseniz klibi izleyelim:

Murat Tekyıldız Ayranla Sarhoş Oldu!


Bugün, müzik kanallarını gezerken denk geldim Murat Tekyıldız'ın yeni klibine. Şarkının ismi Yastık. Şarkı için yorum yapmam gerekecekse; tarzım olan bir şarkı olmadığı için beğenmedim. Klip özellikle dikkatimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim. 

Bildiğimiz gibi geçtiğimiz aylarda, Başbakan Erdoğan'ın ''Milli içkimiz ayrandır! Ayran için.'' açıklaması büyük olay yaratmış ve internet aleminde dalga ve alay konusu olmuştu. Hepsi de birbirinden komikti 'bence'. 

Bunlardan sonra ise Murat Tekyıldız, Yastık şarkısının klibinde, içki şişelerinin içine ayran doldurulmuş ve verdiği partide herkesin elinde içki şişesinin içinde ayran var. Üstelik şişenin üzerine de kocaman kocaman harflerle AYRAN bile yazılmış. Bu da oldukça farklı ve komik bir protesto şekli olmuş. Şarkıyı beğenmesem de klibi benim hoşuma gitti. Gülerek ve sıkılmadan izledim.


Klipte tanıdık bir yüz de var. Ceyhun Yılmaz da klipte yer alıyor ve ayranla sarhoş olanlardan biri de kendisi. İsterseniz klibi izleyelim:



Bu oldukça zor geçirdiğimiz günlerde, sanırım en iyi olan durumlardan biri de ülkemizin gerçek sanatçılarını, gerçek şarkıcılarını görmüş olmamız oldu. Gezi Parkı eylemleri için yapılan onca şeyden sonra, dediğim ''gerçek şarkıcılarımız'' harika şarkılarla Gezi Parkı eylemlerinin içine neşe kattı ve kesinlikle hepsi ayrı ayrı marş olarak kabul edildi.

Aralarından en çok beğenilen ve Direniş Marşı olarak kabul edilen de Duman'ın Eyvallah şarkısı oldu. Duman, yaptı mı yapıyor. Çok sevmez, çok dinlemezdim Duman'ı fakat bu şarkı ile gerçekten sempatimi kazandılar.


Bence, Duman'dan sonra kesinlikle Nazan Öncel'in Güya adlı şarkısı çok başarılı olmuş. Günlerdir de dilime dolanmış, her an onu mırıldanıp duruyorum. Nazan Öncel'i her zaman sevmişimdir ve tarzı da oldukça hoşuma gider. Gezi Parkı için yaptığı bu şarkı ile de bizlere katılarak ''Çapulcuyum arkadaş!'' dedi.


Bir de Kardeş Türküler'den Tencere-Tava Havamız var. Protesto amaçlı yapılan tencere ve tavalara vurulmasına karşı başbakanın ''Tencere tava hep aynı hava.'' cümlesi sonrasında akıl edilmiş bir şarkı ve bence bu da oldukça başarılı olmuş.


Boğaziçi Caz Korosu da Taksimdeki kalabalıkta ''Kızılcıklar Oldu mu?'' şarkısını ''Çapulcular Oldu mu?'' diye uyarladılar ve ortaya oldukça eğlenceli bir şarkı çıkardılar. Onları da tebrik etmek lazım.

Biz Çapulcuların Direniş Marşları


Bu oldukça zor geçirdiğimiz günlerde, sanırım en iyi olan durumlardan biri de ülkemizin gerçek sanatçılarını, gerçek şarkıcılarını görmüş olmamız oldu. Gezi Parkı eylemleri için yapılan onca şeyden sonra, dediğim ''gerçek şarkıcılarımız'' harika şarkılarla Gezi Parkı eylemlerinin içine neşe kattı ve kesinlikle hepsi ayrı ayrı marş olarak kabul edildi.

Aralarından en çok beğenilen ve Direniş Marşı olarak kabul edilen de Duman'ın Eyvallah şarkısı oldu. Duman, yaptı mı yapıyor. Çok sevmez, çok dinlemezdim Duman'ı fakat bu şarkı ile gerçekten sempatimi kazandılar.


Bence, Duman'dan sonra kesinlikle Nazan Öncel'in Güya adlı şarkısı çok başarılı olmuş. Günlerdir de dilime dolanmış, her an onu mırıldanıp duruyorum. Nazan Öncel'i her zaman sevmişimdir ve tarzı da oldukça hoşuma gider. Gezi Parkı için yaptığı bu şarkı ile de bizlere katılarak ''Çapulcuyum arkadaş!'' dedi.


Bir de Kardeş Türküler'den Tencere-Tava Havamız var. Protesto amaçlı yapılan tencere ve tavalara vurulmasına karşı başbakanın ''Tencere tava hep aynı hava.'' cümlesi sonrasında akıl edilmiş bir şarkı ve bence bu da oldukça başarılı olmuş.


Boğaziçi Caz Korosu da Taksimdeki kalabalıkta ''Kızılcıklar Oldu mu?'' şarkısını ''Çapulcular Oldu mu?'' diye uyarladılar ve ortaya oldukça eğlenceli bir şarkı çıkardılar. Onları da tebrik etmek lazım.



1 haftadır sürmekte olan eylemler bir türlü bitmek bilmiyor ve bu şekilde giderse de biteceğe benzemiyor. İlk günden beri ben de kesinlikle bu eyleme destek veren bir bloggerım. İskenderun'da gerçekleşen eylemlerin bir çoğuna da katıldım. Tabii ki dediğim gibi eylemler devam etmekte ve ben de sonuna kadar susmayacağım, desteğimi sürdüreceğim.

Her geçen gün ölüm haberleri çıkmaya başlıyor. İlk olarak Antakya'dan bir arkadaşımızın vefat haberini aldık ve bu bizler için gerçekten çok üzücü bir durum. Cenazesine 30 bin kişinin katıldığı haberlerini aldım. Dün de TV kanallarında Tuğran Akbaş adlı bir genç arkadaşımızın hayatını kaybettiği iddia ediliyordu. Gerçekliğinden emin değilim fakat polisin sert tepkilerinden kaynaklandığından hiçbirimizin şüphesi yok.

Ülkemizin polisleri, gerçekten çığırından çıktı diyebilirim. Eğer ilk günden o şekilde tepkiler gösterilmeseydi halka, şu an durumun burada ve bu şekilde olmayacağı neredeyse kesindi. Polisler, gün geçtikçe daha çok şiddete başvuruyorlar ve gerçekten iç acıtan sahnelerle, görüntülerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu sebeple, polisleri bu davranışlarından ötürü sonuna kadar kınıyorum!

***

Bu olayların dışında, bildiğimiz gibi bir çok sokağa; duvarlara, arabalara vs. spreylerle bir şeyler yazılıyor. Sloganların ardı arkası kesilmiyor ve kesinlikle hepsi birbirinden güzel sloganlar. Bu şekilde, fotoğraf makinelerine yansıyan bir kaç kare bulunmakta. Dün gördüğümde gerçekten hoşuma gitti ve hepsine ayrı bir tebessüm ettim. Bakalım sizler de beğenecek misiniz?


















Gezi Parkı'ndan Gülümseten Kareler


1 haftadır sürmekte olan eylemler bir türlü bitmek bilmiyor ve bu şekilde giderse de biteceğe benzemiyor. İlk günden beri ben de kesinlikle bu eyleme destek veren bir bloggerım. İskenderun'da gerçekleşen eylemlerin bir çoğuna da katıldım. Tabii ki dediğim gibi eylemler devam etmekte ve ben de sonuna kadar susmayacağım, desteğimi sürdüreceğim.

Her geçen gün ölüm haberleri çıkmaya başlıyor. İlk olarak Antakya'dan bir arkadaşımızın vefat haberini aldık ve bu bizler için gerçekten çok üzücü bir durum. Cenazesine 30 bin kişinin katıldığı haberlerini aldım. Dün de TV kanallarında Tuğran Akbaş adlı bir genç arkadaşımızın hayatını kaybettiği iddia ediliyordu. Gerçekliğinden emin değilim fakat polisin sert tepkilerinden kaynaklandığından hiçbirimizin şüphesi yok.

Ülkemizin polisleri, gerçekten çığırından çıktı diyebilirim. Eğer ilk günden o şekilde tepkiler gösterilmeseydi halka, şu an durumun burada ve bu şekilde olmayacağı neredeyse kesindi. Polisler, gün geçtikçe daha çok şiddete başvuruyorlar ve gerçekten iç acıtan sahnelerle, görüntülerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu sebeple, polisleri bu davranışlarından ötürü sonuna kadar kınıyorum!

***

Bu olayların dışında, bildiğimiz gibi bir çok sokağa; duvarlara, arabalara vs. spreylerle bir şeyler yazılıyor. Sloganların ardı arkası kesilmiyor ve kesinlikle hepsi birbirinden güzel sloganlar. Bu şekilde, fotoğraf makinelerine yansıyan bir kaç kare bulunmakta. Dün gördüğümde gerçekten hoşuma gitti ve hepsine ayrı bir tebessüm ettim. Bakalım sizler de beğenecek misiniz?



















Hepimizin bildiği gibi bugün Ata'mızın 74. ölüm yıldönümü. Bugün tüm Türkiye, 74 yıl boyunca olduğu gibi yine yasını içinde yaşacak.

Atatürk'ün 74. ölüm yıldönümünü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığındaki heyet Anıtkabir'i ziyaret edecek fakat törene yurtdışında olması nedeniyle başbakan Erdoğan katılamadı. Cuma günü öğle saatlerinde halka kapatılmış Anıtkabir, 10 Kasım'da saat 10:00 itibariyle halk ziyaretine tekrar açıldı.

Anıtkabir'in ziyarete kapanması nedeniyle verilen tepkilere TSK'dan yapılan açıklama aynen şöyle oldu: ''Atatürk'ün  74. ölüm yıldönümü anma törenleri kapsamında 10 Kasım 2012 Cumartesi günü Anıtkabir'de sayın Cumhurbaşkanı'nın başkalığında ''Çelenk Sunma Töreni'' icra edileceğinden, emniyet tedbirlerinin kontrolü ve tören hazırlıklarının yapılabilmesi maksadıyla Anıtkabir 9 Kasım 2012 saat: 14:00'dan Cumartesi günü saat 10:00'a kadar ziyarete kapatılacaktır.''

Bu haberler üzerine tepki gösteren halk, Ata'mızın üzüntüsüne bir de bunun üzüntüsünü yaşadı. Bir çok kişi 10 Kasım sabah saatlerinde otobüs, uçak vs Anıtkabir'e yolculuk etmiştir. Hepsi de Atatürk'le dertleşmek ve onu yakınlarında hissetmek istiyordu fakat ne yazık ki bu gerçekleşemedi.

Ben de Anıtkabir'de bulunamasam da Ata'mı burada saygıyla anıyorum. Keşke aramızdan ayrılmasaydı, Türkiye eski asilliğini daha çok sürdürebilseydi. Daha özgür daha adil bir ülke olsaydık.

''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Erdoğan, 10 Kasım Törenine Katılamadı

Hepimizin bildiği gibi bugün Ata'mızın 74. ölüm yıldönümü. Bugün tüm Türkiye, 74 yıl boyunca olduğu gibi yine yasını içinde yaşacak.

Atatürk'ün 74. ölüm yıldönümünü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığındaki heyet Anıtkabir'i ziyaret edecek fakat törene yurtdışında olması nedeniyle başbakan Erdoğan katılamadı. Cuma günü öğle saatlerinde halka kapatılmış Anıtkabir, 10 Kasım'da saat 10:00 itibariyle halk ziyaretine tekrar açıldı.

Anıtkabir'in ziyarete kapanması nedeniyle verilen tepkilere TSK'dan yapılan açıklama aynen şöyle oldu: ''Atatürk'ün  74. ölüm yıldönümü anma törenleri kapsamında 10 Kasım 2012 Cumartesi günü Anıtkabir'de sayın Cumhurbaşkanı'nın başkalığında ''Çelenk Sunma Töreni'' icra edileceğinden, emniyet tedbirlerinin kontrolü ve tören hazırlıklarının yapılabilmesi maksadıyla Anıtkabir 9 Kasım 2012 saat: 14:00'dan Cumartesi günü saat 10:00'a kadar ziyarete kapatılacaktır.''

Bu haberler üzerine tepki gösteren halk, Ata'mızın üzüntüsüne bir de bunun üzüntüsünü yaşadı. Bir çok kişi 10 Kasım sabah saatlerinde otobüs, uçak vs Anıtkabir'e yolculuk etmiştir. Hepsi de Atatürk'le dertleşmek ve onu yakınlarında hissetmek istiyordu fakat ne yazık ki bu gerçekleşemedi.

Ben de Anıtkabir'de bulunamasam da Ata'mı burada saygıyla anıyorum. Keşke aramızdan ayrılmasaydı, Türkiye eski asilliğini daha çok sürdürebilseydi. Daha özgür daha adil bir ülke olsaydık.

''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.