background img

The New Stuff

blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim iki yeni haberim var. Bu iki haber de yan tarafta görüyor olduğunuz kitap kapağı ile birlikte bir nevi anlaşılıyordur.

Öncelikle ilk haberim birkaç gün önce açmış olduğum Wattpad sayfamla ilgili. Twitter'dan tanışıyor olduğum bir arkadaşım sayesinde keşfettim diyebilirim Wattpad'a. Daha öncelerde duymuş ve göz atmıştım fakat açma gereği nedense hiç duymadım. Fakat daha ayrıntılı şekilde bir bilgiye sahip olduğumda açmak istedim ve sesimi bir de orada duyurmayı tercih ettim.

Bu kitap kapağı da Wattpad'deki ilk çalışmamın kitap kapağı. Kapak düzenlemesi için Batuhan'a da bir kere daha teşekkür ederim. Wattpad'e girişimi blogda şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğum deneme, düz yazı, mensur şiirleri kitaplaştırarak yapmak istedim. Bunların hepsi de benden parçalar olduğu için, Kelebek Taneleri adı tam olacaktır diye düşündüm. Wattpad'ten de beni takip edip kitabımı okumak isterseniz, kullanıcı adım: hhasanokcu
Direkt olarak kitabı okumak için buraya tık.

İkinci haberim ise uzun zamandır beni takip ediyor olanlarınız bilir, ilk kitabımı yazmış ve ikincisini yarılamış ve artık keşfedilmeyi beklemeyip yazarlık statüsünü avuçları arasına almak isteyen biriyim. Henüz 7-8 yayıneviyle daha görüşmem sürmekte fakat hissediyorum ki bu sefer ilk kitabımı basılmış bir şekilde ellerimde tutabileceğim. İlerleyen günlerde, haftalarda son haberleri de tüm sevincimle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Umarım ki güzel sonuçlarla hep birlikte oluruz. Hepinize iyi haftalar!

Kelebek Taneleri - Hasan Okçu

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim iki yeni haberim var. Bu iki haber de yan tarafta görüyor olduğunuz kitap kapağı ile birlikte bir nevi anlaşılıyordur.

Öncelikle ilk haberim birkaç gün önce açmış olduğum Wattpad sayfamla ilgili. Twitter'dan tanışıyor olduğum bir arkadaşım sayesinde keşfettim diyebilirim Wattpad'a. Daha öncelerde duymuş ve göz atmıştım fakat açma gereği nedense hiç duymadım. Fakat daha ayrıntılı şekilde bir bilgiye sahip olduğumda açmak istedim ve sesimi bir de orada duyurmayı tercih ettim.

Bu kitap kapağı da Wattpad'deki ilk çalışmamın kitap kapağı. Kapak düzenlemesi için Batuhan'a da bir kere daha teşekkür ederim. Wattpad'e girişimi blogda şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğum deneme, düz yazı, mensur şiirleri kitaplaştırarak yapmak istedim. Bunların hepsi de benden parçalar olduğu için, Kelebek Taneleri adı tam olacaktır diye düşündüm. Wattpad'ten de beni takip edip kitabımı okumak isterseniz, kullanıcı adım: hhasanokcu
Direkt olarak kitabı okumak için buraya tık.

İkinci haberim ise uzun zamandır beni takip ediyor olanlarınız bilir, ilk kitabımı yazmış ve ikincisini yarılamış ve artık keşfedilmeyi beklemeyip yazarlık statüsünü avuçları arasına almak isteyen biriyim. Henüz 7-8 yayıneviyle daha görüşmem sürmekte fakat hissediyorum ki bu sefer ilk kitabımı basılmış bir şekilde ellerimde tutabileceğim. İlerleyen günlerde, haftalarda son haberleri de tüm sevincimle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Umarım ki güzel sonuçlarla hep birlikte oluruz. Hepinize iyi haftalar!


Güzelleştir Beni adlı blogun yazarı, bizim gibi bloggerların yazmış olduğu kitapları, numaralandırarak çekiliş düzenlemiş. Çok güzel düşünmüş. Şu anda Blogger Kitapları Hediye Çekilişi'nin üçüncüsü var. Ben de görünce hemen katılmak istedim.

Sizler de katılmak isterseniz buraya tık!

Blogger Kitapları Hediye Çekilişi


Güzelleştir Beni adlı blogun yazarı, bizim gibi bloggerların yazmış olduğu kitapları, numaralandırarak çekiliş düzenlemiş. Çok güzel düşünmüş. Şu anda Blogger Kitapları Hediye Çekilişi'nin üçüncüsü var. Ben de görünce hemen katılmak istedim.

Sizler de katılmak isterseniz buraya tık!


Kitaplarım ve Ben blogunun yazarı, Ağustos'un başında bir çekiliş düzenlemişti. Ben de her zaman olduğu gibi, kitap görünce dayanamadım ve katıldım. Nereden bilebilirdim ki o şanslı kişinin ben olacağını!

Evet, çekilişi kazanan isimlerden biri oldum ve Mutluluğun Öteki Yüzü adlı kitap, dün elime geçti. Bir kere daha Kitaplarım ve Ben blogunun yazarına teşekkürlerimi iletiyorum. Çekilişi kazanmak harika bir duyguymuş, onun sayesinde ilk defa bu duyguyu tatmış oldum.

Kitaplarım ve Ben'den Kazandım!


Kitaplarım ve Ben blogunun yazarı, Ağustos'un başında bir çekiliş düzenlemişti. Ben de her zaman olduğu gibi, kitap görünce dayanamadım ve katıldım. Nereden bilebilirdim ki o şanslı kişinin ben olacağını!

Evet, çekilişi kazanan isimlerden biri oldum ve Mutluluğun Öteki Yüzü adlı kitap, dün elime geçti. Bir kere daha Kitaplarım ve Ben blogunun yazarına teşekkürlerimi iletiyorum. Çekilişi kazanmak harika bir duyguymuş, onun sayesinde ilk defa bu duyguyu tatmış oldum.

Merhaba değerli takipçilerim, sevgili okuyucularım...

Hepimizin artık bildiği gibi Temmuz'un ilk günü itibariyle GFC artık ulaşılmaz oluyor ve GFC üzerinden takip ettiğiniz bloggerların yazılarına ne yazık ki bakamıyor olacaksınız. Bu sebeple herkes ardı ardına Bloglovin açmaya devam ediyor.

Nasıl açacağınızı bilmiyorsanız, daha önce yazmış olduğum yazıda görsellerle birlikte anlatmıştım. Yazıma ''buradan'' ulaşabilirsiniz.

Zaten Bloglovin'e üyeliğinizi yapar yapmaz, GFC üzerinden şu an takip ediyor olduğunuz bloglar otomatik olarak orada da takibe devam ediliyor. Yani blogları tekrardan bulup da takibe alma gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Fakat bu GFC kalktığında da devam eder mi bilmediğim için, elinizi çabuk tutup Bloglovin'e üye olup beni de takibe almanızı öneririm.

Şimdiden hepinize teşekkür ederim.

 Yukarıdaki resme tıklayarak Bloglovin profilime ulaşabilirsiniz...

Ve Bloglovin Geldi Çattı

Merhaba değerli takipçilerim, sevgili okuyucularım...

Hepimizin artık bildiği gibi Temmuz'un ilk günü itibariyle GFC artık ulaşılmaz oluyor ve GFC üzerinden takip ettiğiniz bloggerların yazılarına ne yazık ki bakamıyor olacaksınız. Bu sebeple herkes ardı ardına Bloglovin açmaya devam ediyor.

Nasıl açacağınızı bilmiyorsanız, daha önce yazmış olduğum yazıda görsellerle birlikte anlatmıştım. Yazıma ''buradan'' ulaşabilirsiniz.

Zaten Bloglovin'e üyeliğinizi yapar yapmaz, GFC üzerinden şu an takip ediyor olduğunuz bloglar otomatik olarak orada da takibe devam ediliyor. Yani blogları tekrardan bulup da takibe alma gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Fakat bu GFC kalktığında da devam eder mi bilmediğim için, elinizi çabuk tutup Bloglovin'e üye olup beni de takibe almanızı öneririm.

Şimdiden hepinize teşekkür ederim.

 Yukarıdaki resme tıklayarak Bloglovin profilime ulaşabilirsiniz...

Merhaba, beni yazmaya başladığım günden beri asla yalnız bırakmayan, yazdıkça mutlu etmek istediğim, duygularımı yazarak anlatmak istediğim biricik takipçilerim, okurlarım.

Tam tamına 4 senedir blog yazarlığı yapmaktayım. Çok küçük yaşta başladım yazmaya. Bu yüzden yazmanın, yazarak bir şeyler anlatmanın nasıl bir duygu olduğunu artık çok içten biliyor ve anlayabiliyorum. Kimi zamanlar geldi istediğim halde yazamadım, kimi zamanlar geldi yazdığım halde bir türlü olmayan şeyler oldu. Her türlü inişi çıkışı yaşadım ve nihayet iyi bir yere geldiğimi düşünüyorum.

Bir şanssızlığım vardı ki, sürekli olarak bu 4 sene içerisinde hep değişimdeydim. Önce Tumblr'da yazmaya başladım, daha sonra Blogger ve daha sonra Wordpress. Son olarak da ''Konuşan Kalem'' ismini verdiğim bu blogumu açtım ve Konuşan Kalemde de 1 yılımı doldurmuş bulunmaktayım.

Şu an o kadar şey yazmak istiyor, sizlerle uzun uzun konuşmak istiyorum aslında. Fakat sıkılırsınız diye de korkmuyor değilim. Bu ben de hep olan bir duygudur aslında. İçimde hep bir ''acaba?'' duygusu vardır. O yüzden hep daha iyi, hep daha güzel şeyler yazmak, sizlere her şeyin en güzelini okutmak ve sunmak istiyorum. Umarım bu konuda başarılı oluyorumdur ve sizleri memnun edebiliyorumdur.

Bu blogumu açtığımdan beri hep bir cümle kullandım: ''Sizler beni okuduğunuz sürece, kalemim asla susmayacak!'' diye. Sizden tek isteğim beni okumaktan asla vazgeçmeyin, çünkü ben yazmayı çok seviyorum. Yazmayı sevmemin en büyük etkeni de sizlersiniz. Hep var olun, hep benimle olun. Beraber gülelim, beraber ağlayalım.

Hepinize sonsuz teşekkürler ve sonsuz sevgiler.
Benim için çok değerlisiniz.

Konuşan Kalem 1 Yaşında!

Merhaba, beni yazmaya başladığım günden beri asla yalnız bırakmayan, yazdıkça mutlu etmek istediğim, duygularımı yazarak anlatmak istediğim biricik takipçilerim, okurlarım.

Tam tamına 4 senedir blog yazarlığı yapmaktayım. Çok küçük yaşta başladım yazmaya. Bu yüzden yazmanın, yazarak bir şeyler anlatmanın nasıl bir duygu olduğunu artık çok içten biliyor ve anlayabiliyorum. Kimi zamanlar geldi istediğim halde yazamadım, kimi zamanlar geldi yazdığım halde bir türlü olmayan şeyler oldu. Her türlü inişi çıkışı yaşadım ve nihayet iyi bir yere geldiğimi düşünüyorum.

Bir şanssızlığım vardı ki, sürekli olarak bu 4 sene içerisinde hep değişimdeydim. Önce Tumblr'da yazmaya başladım, daha sonra Blogger ve daha sonra Wordpress. Son olarak da ''Konuşan Kalem'' ismini verdiğim bu blogumu açtım ve Konuşan Kalemde de 1 yılımı doldurmuş bulunmaktayım.

Şu an o kadar şey yazmak istiyor, sizlerle uzun uzun konuşmak istiyorum aslında. Fakat sıkılırsınız diye de korkmuyor değilim. Bu ben de hep olan bir duygudur aslında. İçimde hep bir ''acaba?'' duygusu vardır. O yüzden hep daha iyi, hep daha güzel şeyler yazmak, sizlere her şeyin en güzelini okutmak ve sunmak istiyorum. Umarım bu konuda başarılı oluyorumdur ve sizleri memnun edebiliyorumdur.

Bu blogumu açtığımdan beri hep bir cümle kullandım: ''Sizler beni okuduğunuz sürece, kalemim asla susmayacak!'' diye. Sizden tek isteğim beni okumaktan asla vazgeçmeyin, çünkü ben yazmayı çok seviyorum. Yazmayı sevmemin en büyük etkeni de sizlersiniz. Hep var olun, hep benimle olun. Beraber gülelim, beraber ağlayalım.

Hepinize sonsuz teşekkürler ve sonsuz sevgiler.
Benim için çok değerlisiniz.

Hepinize merhaba! 

Ne zamandır çekiliş yapmayı zaten düşünüyordum. Kendi katıldığım çekilişlerde karşılaştığım şanssızlığımla mutluluğu bu yolda aradım diyebilirim. Yani sizlere bir şeyler hediye ederek sizleri mutlu edebilirsem, ben de çok mutlu olurum. 

İlk çekilişimde kazanan şanslı arkadaşımızın sahip olacağı hediyeler: 


Tarihi bir kitap olan Adora, uzun süredir elimde. Fakat tarihi kitaplar okumayı çok sevmediğim için henüz okumadım. Okumayı da düşünmüyorum açıkçası. Bu sebeple öylece duracağına, bari bu tarz kitapları okumayı seven bir arkadaşımıza hediye edelim dedim. 


Kazanan şanslı arkadaşımız kız ise sağdaki, erkek ise soldaki not defterine sahip olacak. Bir de yanlarında mavi, yeşil ve mor renkte kalemler! 

*Bunlara ek olarak, kitap ayracını da kazanan arkadaşımızın kız veya erkek olmasına göre seçmemin daha mantıklı olacağını düşündüm. Yani kitap ayracı da hediyelerimiz arasında.

*Son olarak ise şanslı arkadaşımıza kendim seçeceğim bir sürpriz hediyem olacak. 

Çekilişe katılmanızın şartları:

*Blogumun takipçisi olmanız. 
*Çekilişi kendi blogunuzda duyurmanız.

+1 çekiliş hakkı kazanmak isteyenler ise:

*Facebook sayfalarında duyurabilir,
*Twitter'dan çekilişin linkini tweet atabilir.
Bu duyurularınızın linkini de yorumda paylaşırsanız sevinirim. 

Mail adreslerinizi de yazmayı unutmayın arkadaşlar.

Son katılım tarihi: 6 Haziran. Bir aylık bir sürecimiz var. Umarım katılım iyi olur. Herkes mutlu olur! 

Bakalım o şanslı siz misiniz? 

İlk Çekiliş!

Hepinize merhaba! 

Ne zamandır çekiliş yapmayı zaten düşünüyordum. Kendi katıldığım çekilişlerde karşılaştığım şanssızlığımla mutluluğu bu yolda aradım diyebilirim. Yani sizlere bir şeyler hediye ederek sizleri mutlu edebilirsem, ben de çok mutlu olurum. 

İlk çekilişimde kazanan şanslı arkadaşımızın sahip olacağı hediyeler: 


Tarihi bir kitap olan Adora, uzun süredir elimde. Fakat tarihi kitaplar okumayı çok sevmediğim için henüz okumadım. Okumayı da düşünmüyorum açıkçası. Bu sebeple öylece duracağına, bari bu tarz kitapları okumayı seven bir arkadaşımıza hediye edelim dedim. 


Kazanan şanslı arkadaşımız kız ise sağdaki, erkek ise soldaki not defterine sahip olacak. Bir de yanlarında mavi, yeşil ve mor renkte kalemler! 

*Bunlara ek olarak, kitap ayracını da kazanan arkadaşımızın kız veya erkek olmasına göre seçmemin daha mantıklı olacağını düşündüm. Yani kitap ayracı da hediyelerimiz arasında.

*Son olarak ise şanslı arkadaşımıza kendim seçeceğim bir sürpriz hediyem olacak. 

Çekilişe katılmanızın şartları:

*Blogumun takipçisi olmanız. 
*Çekilişi kendi blogunuzda duyurmanız.

+1 çekiliş hakkı kazanmak isteyenler ise:

*Facebook sayfalarında duyurabilir,
*Twitter'dan çekilişin linkini tweet atabilir.
Bu duyurularınızın linkini de yorumda paylaşırsanız sevinirim. 

Mail adreslerinizi de yazmayı unutmayın arkadaşlar.

Son katılım tarihi: 6 Haziran. Bir aylık bir sürecimiz var. Umarım katılım iyi olur. Herkes mutlu olur! 

Bakalım o şanslı siz misiniz? 


Hepinize merhaba!

Blogumda, sizlere şimdiye kadar hep farklı şeyler sunmak için çaba gösterdim ve elimden geldiği kadar da bunlar faaliyete geçirdim. Gerek neşe, gerek hüzün, gerek bilgi aşıladım. 

Blogumda; edebi yazılar olsun, albüm yorumları, kitap yorumları, röportajlar olsun, bunların yanı sıra mizahi yazılar da yazıyorum. Mizahi yazılarımın hepsi, hemen hemen birbirinden güzel yorumlarınızla tamamlandı. Ama içime hep bir sıkıntı girdi açıkçası. Acaba gerçekten yazdıklarımla sizleri güldürmeyi başarabiliyor muyum diye. 

Bu düşüncemden yola çıkarak, Mert Emirmahmutoğlu arkadaşımla sizlere farklı bir şeyler sunmak istedik. Yazdığım mizahi yazıların yanında, bunları bazı videolarla tamamlayıp sizleri daha fazla güldürmeyi amaçlıyoruz. 

Tabii ki de yazıyor olmamla birlikte, hikayeleri sizlere anlatacak olan da direkt olarak ben olacağım. Çeken ve yöneten de Mert Emirmahmutoğlu olacaktır. 

Anlatacağımız hikayeler, birebir kendi yaşamış olduğum şeyler olacak. 


Aşağıda bir tanıtım videomuzu paylaştık. Bu kısacık video'nun kamera arkası çekimleri bile o kadar neşeli ve komik geçti ki, ileri ki günlerde o görüntülerden kesitleri de sizlerle paylaşmayı düşünüyoruz.

Bizi takipte kalın. 

Ve en önemlisi, bizi izliyor ve takip ediyor olduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz. 

Konuşan Kalem'den Yeni Bir Farklılık!


Hepinize merhaba!

Blogumda, sizlere şimdiye kadar hep farklı şeyler sunmak için çaba gösterdim ve elimden geldiği kadar da bunlar faaliyete geçirdim. Gerek neşe, gerek hüzün, gerek bilgi aşıladım. 

Blogumda; edebi yazılar olsun, albüm yorumları, kitap yorumları, röportajlar olsun, bunların yanı sıra mizahi yazılar da yazıyorum. Mizahi yazılarımın hepsi, hemen hemen birbirinden güzel yorumlarınızla tamamlandı. Ama içime hep bir sıkıntı girdi açıkçası. Acaba gerçekten yazdıklarımla sizleri güldürmeyi başarabiliyor muyum diye. 

Bu düşüncemden yola çıkarak, Mert Emirmahmutoğlu arkadaşımla sizlere farklı bir şeyler sunmak istedik. Yazdığım mizahi yazıların yanında, bunları bazı videolarla tamamlayıp sizleri daha fazla güldürmeyi amaçlıyoruz. 

Tabii ki de yazıyor olmamla birlikte, hikayeleri sizlere anlatacak olan da direkt olarak ben olacağım. Çeken ve yöneten de Mert Emirmahmutoğlu olacaktır. 

Anlatacağımız hikayeler, birebir kendi yaşamış olduğum şeyler olacak. 


Aşağıda bir tanıtım videomuzu paylaştık. Bu kısacık video'nun kamera arkası çekimleri bile o kadar neşeli ve komik geçti ki, ileri ki günlerde o görüntülerden kesitleri de sizlerle paylaşmayı düşünüyoruz.

Bizi takipte kalın. 

Ve en önemlisi, bizi izliyor ve takip ediyor olduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz. 


Çoğumuzun bildiği gibi Temmuz ayından itibaren sol tarafta görmüş olduğunuz GFC kalkıyor ve yerini BlogLovin alıyor. Bu durumun hoşuma gittiğini söyleyemem ama erkenden BlogLovin'e geçmenin daha iyi olacağını düşündüm. Ne kadar erken geçersek o kadar çabuk çözeriz ve GFC birden bire ortadan kalktığında elimiz ayağımız birbirine dolanmaz.

BlogLovin'e geçiş çok da zor değil. Kolay bir şekilde kaydolunabiliyor. Blogunuzu bağladığınız zaman da direk bir şekilde takip ettiklerinizin postları yayın olarak yer alıyor.

BlogLovin 'Sign Up'a tıklayarak gerekli yerleri doldurduktan sonra önünüze bir sayfa açılacak. Bu sayfa artık sizin BlogLovin sayfanız. Sağ tarafta bulunan isminizin yanındaki 'aşağı' oka tıklayarak Follow Buttons'u seçin.



Ardından karşımıza çıkacak olan sayfadan, blogunuza uygun olabileceğini düşündüğünüz bir butonu altında bulunan ''Get this icon'' yazısına tıklayarak seçebilirsiniz. 



''Get this icon'' yazısına tıkladığınızda karşınıza çıkacak olan pencerede bulun boş kısıma blogunuzun adresini yazıp ''Search''leyin. 


Bulunan blogunuzu seçiyorsunuz ve yeni açılacak olan pencerede ise Add Widget butonuna tıklayarak kolay bir şekilde Follow Button'u blogunuza yerleştiriyorsunuz.


Sizi takip edenler kayıt yaptığı zaman otomatik olarak onun BlogLovin sayfasında yer alıyorsunuz. Yani sizi tekrardan takibe alma gibi bir işlem yapmasına hiç gerek kalmıyor. Bunun dışında sizi takip etmek isteyecek olan yeni kişiler ise, blogunuza eklediğiniz BlogLovin Follow Button'una basıp, açılan sayfadan Follow yazan mavi kutucuğa tıkladıklarında kolay bir şekilde sizi takibe almış oluyorlar. 

Umarım BlogLovin hakkında açıklayıcı bir bilgi vermişimdir sizlere. Hadi hep beraber BlogLovin'e geçelim ve takipleşelim!

Aşağıda bulunan resme tıklayarak BlogLovin sayfama yönlenebilir ve beni takibiniz altına alabilirsiniz. 



Görüşmek üzere...

BlogLovin'e Geçelim...

Çoğumuzun bildiği gibi Temmuz ayından itibaren sol tarafta görmüş olduğunuz GFC kalkıyor ve yerini BlogLovin alıyor. Bu durumun hoşuma gittiğini söyleyemem ama erkenden BlogLovin'e geçmenin daha iyi olacağını düşündüm. Ne kadar erken geçersek o kadar çabuk çözeriz ve GFC birden bire ortadan kalktığında elimiz ayağımız birbirine dolanmaz.

BlogLovin'e geçiş çok da zor değil. Kolay bir şekilde kaydolunabiliyor. Blogunuzu bağladığınız zaman da direk bir şekilde takip ettiklerinizin postları yayın olarak yer alıyor.

BlogLovin 'Sign Up'a tıklayarak gerekli yerleri doldurduktan sonra önünüze bir sayfa açılacak. Bu sayfa artık sizin BlogLovin sayfanız. Sağ tarafta bulunan isminizin yanındaki 'aşağı' oka tıklayarak Follow Buttons'u seçin.



Ardından karşımıza çıkacak olan sayfadan, blogunuza uygun olabileceğini düşündüğünüz bir butonu altında bulunan ''Get this icon'' yazısına tıklayarak seçebilirsiniz. 



''Get this icon'' yazısına tıkladığınızda karşınıza çıkacak olan pencerede bulun boş kısıma blogunuzun adresini yazıp ''Search''leyin. 


Bulunan blogunuzu seçiyorsunuz ve yeni açılacak olan pencerede ise Add Widget butonuna tıklayarak kolay bir şekilde Follow Button'u blogunuza yerleştiriyorsunuz.


Sizi takip edenler kayıt yaptığı zaman otomatik olarak onun BlogLovin sayfasında yer alıyorsunuz. Yani sizi tekrardan takibe alma gibi bir işlem yapmasına hiç gerek kalmıyor. Bunun dışında sizi takip etmek isteyecek olan yeni kişiler ise, blogunuza eklediğiniz BlogLovin Follow Button'una basıp, açılan sayfadan Follow yazan mavi kutucuğa tıkladıklarında kolay bir şekilde sizi takibe almış oluyorlar. 

Umarım BlogLovin hakkında açıklayıcı bir bilgi vermişimdir sizlere. Hadi hep beraber BlogLovin'e geçelim ve takipleşelim!

Aşağıda bulunan resme tıklayarak BlogLovin sayfama yönlenebilir ve beni takibiniz altına alabilirsiniz. 



Görüşmek üzere...


Bumerang, harika bir etkinlikle daha karşımızda şu an. Biz bloggerların Bumerang hikayelerimizi yazmamızı istiyor. Bunu görünce ben de kendi 'Bumerang Hikayemi' yazmak istedim.Ve hikayem şöyle başladı...

3 senedir bloggerlık yapıyordum. Çok küçük yaşta bloggerlık yapmaya başlamamın üzerimde çok büyük bir etkisi oldu. Yazmaya karşı yetenekli olduğumu hiç fark etmemiştim. Ta ki bir arkadaşımın bana blog açmamı önermesine kadar. 

Yazdıkça geliştim, okundukça ilerledim ve değiştim. İlk başlarda yazdıklarımla, şu an yazıyor olduklarım arasındaki farkı görmemek mümkün değil. Bu da tabii ki sadece benden kaynaklanmıyor, bana destek olan ek kişilerden, sitelerden kaynaklanıyor. 

Bir gün hiç beklemediğim bir anda, Bumerang'da çalışan biri tarafından bir e-mail aldım. Blogumu, Hürriyet Bumerang'a bağlamamı, böylece bana sunulacak bir çok imkandan faydalanabileceğimi söyledi. Hiç tereddütsüz kabul ettim ve blogumu Bumerang'a bağladım. Bunun öncesinde de bir çok siteden mail almıştım ama hiçbirini nedense kabul etmedim. Bumerang'ı ise şüphesiz kabul ettim. 

2012 Mayıs ayında, yeni bir blog (şu anki) açtım ve artık bir Bumerang yazarıydım aynı zamanda. Zaman geçti, reklam teklifleri, yayınladığım içeriklere gelen ilgi ve yoğunluk beni hem şımarttı hem de fazladan bir öz güven getirdi. Yazacak konu bulamıyorken, artık yazdıkça yazasım geliyordu. İnsanlara kendimi daha fazla okutmak istiyordum. Bu duygularımı da kesinlikle Bumerang'a ve çalışanlarına borçluyum.

2012'nin Ekim ayında ise Bumerang Ödülleri olduğunu gördüm. Henüz yeni ve yaşımın küçük olmasıyla kazanabileceğime hiç ihtimal vermeden, işi şansa bırakarak ben de katılımımı yaptım. 1 aylık bir sürecin sonunda, En Uyumlu Site kategorisinde ilk 10'a kaldığımı gördüm ve bu heyecan bile ağlamama sebep oldu. İlk 10'a kaldım ama ilk 3'e kalabileceğime ciddi anlamda ihtimal bile vermemiştim. Derken bir gün telefonum çaldı ve sevgili Ahmet Erten, ilk üçe kaldığımı söyledi. Heyecandan konuşamadım, ödül törenini tir tir titreyerek bekledim. 

O gün geldi... Böyle bir ortamda bulunmak, bunca güzel insan arasında benim de var olmam büyük bir mutluluktu. Birinci olamadım belki ama asla vazgeçmeyeceğim. En üste, en yukarılara tırmanmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. 

O gün ödül törenine, finalist olarak katılmamış bile olsaydım aynı mutluluğu ve heyecanı eminim ki duyardım. Çünkü etrafım o kadar sıcak kanlı ve birbirinden güzel insanlarla doluydu ki, kesinlikle anlatabilecek değil, yaşanılabilecek bir duygu bu.

İlerde ne olurum ne oluruz bilinmez ama blog yazarlığı yaptığım sürece Bumerang'a hep minnet duyacağım. Sadece bana değil, benim gibi binlerce blog yazarına sunduğu bunca hizmet, bunca güzel fırsat kesinlikle ayakta alkışlanılacak türden. 

Blogumu ilk açtığım zamanlarda neredeyse hiç takipçim yoktu, şimdi ise 63 kişiye ulaşmış bulunmaktayım. Henüz birinci yılımı bile doldurmadım bu blog sitemde. Takipçi dışında bloguma gelen ziyaretçi sayısı da gün geçtikçe artmakta. Yine söylüyorum, bunları sadece kalemim sağlamadı. Evet, kalemim her zaman sizlerle konuşacak ama Bumerang da her zaman yanımda olacak, buna inanıyorum. Ve bir kere, bir kere, bir kere daha teşekkürler Bumerang!

Benim Bumerang Hikayem!


Bumerang, harika bir etkinlikle daha karşımızda şu an. Biz bloggerların Bumerang hikayelerimizi yazmamızı istiyor. Bunu görünce ben de kendi 'Bumerang Hikayemi' yazmak istedim.Ve hikayem şöyle başladı...

3 senedir bloggerlık yapıyordum. Çok küçük yaşta bloggerlık yapmaya başlamamın üzerimde çok büyük bir etkisi oldu. Yazmaya karşı yetenekli olduğumu hiç fark etmemiştim. Ta ki bir arkadaşımın bana blog açmamı önermesine kadar. 

Yazdıkça geliştim, okundukça ilerledim ve değiştim. İlk başlarda yazdıklarımla, şu an yazıyor olduklarım arasındaki farkı görmemek mümkün değil. Bu da tabii ki sadece benden kaynaklanmıyor, bana destek olan ek kişilerden, sitelerden kaynaklanıyor. 

Bir gün hiç beklemediğim bir anda, Bumerang'da çalışan biri tarafından bir e-mail aldım. Blogumu, Hürriyet Bumerang'a bağlamamı, böylece bana sunulacak bir çok imkandan faydalanabileceğimi söyledi. Hiç tereddütsüz kabul ettim ve blogumu Bumerang'a bağladım. Bunun öncesinde de bir çok siteden mail almıştım ama hiçbirini nedense kabul etmedim. Bumerang'ı ise şüphesiz kabul ettim. 

2012 Mayıs ayında, yeni bir blog (şu anki) açtım ve artık bir Bumerang yazarıydım aynı zamanda. Zaman geçti, reklam teklifleri, yayınladığım içeriklere gelen ilgi ve yoğunluk beni hem şımarttı hem de fazladan bir öz güven getirdi. Yazacak konu bulamıyorken, artık yazdıkça yazasım geliyordu. İnsanlara kendimi daha fazla okutmak istiyordum. Bu duygularımı da kesinlikle Bumerang'a ve çalışanlarına borçluyum.

2012'nin Ekim ayında ise Bumerang Ödülleri olduğunu gördüm. Henüz yeni ve yaşımın küçük olmasıyla kazanabileceğime hiç ihtimal vermeden, işi şansa bırakarak ben de katılımımı yaptım. 1 aylık bir sürecin sonunda, En Uyumlu Site kategorisinde ilk 10'a kaldığımı gördüm ve bu heyecan bile ağlamama sebep oldu. İlk 10'a kaldım ama ilk 3'e kalabileceğime ciddi anlamda ihtimal bile vermemiştim. Derken bir gün telefonum çaldı ve sevgili Ahmet Erten, ilk üçe kaldığımı söyledi. Heyecandan konuşamadım, ödül törenini tir tir titreyerek bekledim. 

O gün geldi... Böyle bir ortamda bulunmak, bunca güzel insan arasında benim de var olmam büyük bir mutluluktu. Birinci olamadım belki ama asla vazgeçmeyeceğim. En üste, en yukarılara tırmanmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. 

O gün ödül törenine, finalist olarak katılmamış bile olsaydım aynı mutluluğu ve heyecanı eminim ki duyardım. Çünkü etrafım o kadar sıcak kanlı ve birbirinden güzel insanlarla doluydu ki, kesinlikle anlatabilecek değil, yaşanılabilecek bir duygu bu.

İlerde ne olurum ne oluruz bilinmez ama blog yazarlığı yaptığım sürece Bumerang'a hep minnet duyacağım. Sadece bana değil, benim gibi binlerce blog yazarına sunduğu bunca hizmet, bunca güzel fırsat kesinlikle ayakta alkışlanılacak türden. 

Blogumu ilk açtığım zamanlarda neredeyse hiç takipçim yoktu, şimdi ise 63 kişiye ulaşmış bulunmaktayım. Henüz birinci yılımı bile doldurmadım bu blog sitemde. Takipçi dışında bloguma gelen ziyaretçi sayısı da gün geçtikçe artmakta. Yine söylüyorum, bunları sadece kalemim sağlamadı. Evet, kalemim her zaman sizlerle konuşacak ama Bumerang da her zaman yanımda olacak, buna inanıyorum. Ve bir kere, bir kere, bir kere daha teşekkürler Bumerang!



Röportaj yapma projem kapsamında, bu sefer sorularımı Ahududusu'na yönelttim.

Kendi bloguna vermiş olduğu isim gibi, Ahududu Tadında bir röportaj gerçekleştirdik. Sorularımı kendisine yöneltmeden önce bana bir tavsiyede bulundu. Sorularımı ona ''sizli'' şeklinde hitap etmem yerine ''senli'' şeklinde yöneltmemi rica etti. O derece samimi olmak isteyen ve de olan bir blogger arkadaşımız. Hadi hep beraber Ahududusu'nu yakından tanıyalım.

1- Merhaba Ahududusu, öncelikle bizlere kendini kısaca tanıtır mısın?

- Taze üniversite mezunu, yeni ağır işsizim.

2- Bloggerlığa tam olarak ne zaman başladın?

- İlk postum 25 Ocak 2011 tarihli şu anda ama bunun daha öncesi de var. Önce bir photo blogum vardı, gerçek ismimle kullandığım. Daha sonra 'AhuDudusu' oldum. :)

3- Blogunu izleyen kişi sayısı oldukça fazla, Twitter hesabından da edinmiş olduğun takipçi sayısı da dikkat çekiyor. Bunu neye borçlusun?

- Twitter'a daha çok önem veriyordum geçen senelerde. Sürekli aktiflik ve eskilerden olmak kazandırdı sanırım takipçiyi. Artık çok fazla umursamıyorum, çok az tweet atıyorum. Blogumda da Twitter'ımın etkisi olabilir. Çünkü blogumu Twitterla besliyorum. Sosyal medya yayılımınızı ne kadar iyi yaparsanız, o kadar okuyucuya ulaşırsınız.

4- Bloguna gelen trafikten, tıklanma oranlarından ve gelen yorumlardan memnun musun?

- Memnunum tabii ki. Okunduğunu bilmek insana keyif veriyor. Ne kadar çok yorum alırsam o kadar mutlu oluyorum. O yüzden okumaya ve yorum yazmaya devam. :)

5- Bloguna yazdığın yazıların konularını neye göre belirliyorsun? Ağırlık verdiğin herhangi bir alan var mı?

- Keşke bir alana yönelebilsem ama ağırlıklı bir konu üzerine yazmıyorum. Kendi yaşadıklarım, izlediğim filmler, dinlediğim müzikler, okuduğum kitaplar, keşfettiklerim vs. tamamen özgür ve hayatımın içinden yazıyorum. Bazen ayrı bir kültür-sanat blogu açmayı düşünüyorum ama onun sorumluluğu gözümü korkutuyor, vazgeçiyorum.

6- Blogunun adı neden ''Ahududu Tadında Cümleler''? Bir anda aklına gelen bir isim mi yoksa düşünülerek seçilmiş, anlamı olan bir isim mi?

- Önce içinde 'kırmızı' geçen bir şeyler düşündüm ama bulamadım. Sonra kırmızı bir meyve olsun o zaman dedim ve çok sevdiğim ahududuyu seçtim. Aslında ''AhuDudusu'' bir kelime oyunu ve söylerken ''333'' etkisi yaratıyor. ''Ahududu Tadında Cümleler'' de anlık olarak seçilmiş bir başlıktı. Hatta pek sevmemiştim, sonra değiştiririm diye düşünmüştüm ama her zaman ki üşengeçliğimle öylece kaldı.

7- Blogunda, bu senenin başında başlamış olduğun bir proje olan, çekilişler düzenliyorsun. Çekilişlerin hakkında bizlere biraz bilgi verebilir misin? (İlki ve şu an sürmekte olan)

Aslında hiç aklımda yoktu çekiliş düzenlemek ve bunu devam ettirmek. İlk çekiliş postunda da yazdığım gibi; çekilişlere hep imrenmişimdir ama çok şanssızımdır böyle konularda. Yaz çocuğu olduğum için pek hediye almışlığım da yoktur. Ben de madem hediye alamıyorum, vereyim dedim. Kendim gibi şanssız hissedenleri bir nebze olsun mutlu edebilmek istedim. İlk çekilişimde kendi kitaplığımdan kitaplar ve küçük birkaç hediye daha verdim. Sonra bir internet sitesiyle sponsorluk için anlaştım ve şimdi Kadınlar Günü için bir makyaj seti hediye ediyorum. Bundan sonra yine bir kitap çekilişim var. Umarım böyle hediyeler vermeye devam ederim.

8- Çekilişlerine yoğun bir ilgi var. Bu durum seni zorluyor mu?

- Aksine bu yoğunluktan çok memnunum. Talihliyi belirleme aşamasında listeyi düzenlerken çok zorlanmıştım ama o da işin cilvesi.

9- Blog yazdığın süre boyunca ''keşke bunu yapmasaydım'' dediğin ya da yazıp da sonradan pişman olup yayından sildiğin yazıların oldu mu?

- İlk yazılarımdan çok silmiştim ama pişman olduğum için değil. Sonradan okuyup sevmediklerimi sildim. Bir de zorla sildirilen bir yazım var. Post, Twitter'dan tanışım evime davet ettiğim birkaç kişinin densizlikleriyle ilgiliydi. Kimseyi ifşa etmemiştim ama sevgilim ''o yazı silinecek!'' dediği için silmiştim. Sonra o şahıs kendine bir blog açtı ve bir güzel isim de vere vere yazdı o olayı, hem de gerçekle pek alakası olmayan bir şekilde. Tabii ki benim hiç umurumda olmadı. Ama keşke o yazıyı silmeseydim, hatta isim vererek yazsaydım diyorum şimdi.

10- Blog dünyasında belirlediğin bir hedef var mı?

-Daha çok yazmak, daha çok yazmak, daha çok yazmak...

11- Aslen yapıyor olduğun bir meslek var mı?

- Kendimi bildim bileli öğrenciydim. Yeni mezun oldum. 10 gün falan oldu. Henüz bir işim yok.

12- Blog yazarlığı yapmanın sence bir sonu olacak mı? Yani bir süre sonra blog yazarlığı yapmaya son verebilir misin?

- Blog yazmaya son vereceğimi hiç sanmıyorum ama benim sağım solum belli olmaz. Bir bakarsın, bir şeye sinirlenir kapatır giderim. Ama emin olduğum bir şey var; kapatırsam dayanamam bir haftada geri dönerim.

13- Blogunu ziyaret etmek, seni takip etmek isteyen ya da etmesi gerekenlere söylemek istediğin şeyler var mı?

-Kendine yakın hisseden takip ediyor zaten. Ne diyeceğimi bilemedim şimdi valla. :)

14- Blogunu sık sık takip edip, yazılarını severek okuduğun bloggerlar var mı? Varsa kimler?

- Bloggerda çok yakın arkadaşlarım var. Blog açıp yazmam için beni gaza getiren arkadaşım Kızılgın'dı mesela. Edebiyat okuyor zaten, bir kitap projesi de var. Cipsyiyemeyenkız'la da her gün konuşurum, her şeyimi bilir. Eski bloggerlardandır, bloggerın da dostun da hasıdır. Ankara şubem olan Melodram var. Yaşadıklarımız ve kişiliklerimiz çok benzer. Onun dışında blogroll'umdeki bloglar en çok okuduklarımdır. İzlemeye aldığım herkesi de ayırmadan takip etmeye çalışıyorum.

15- Son olarak Konuşan Kalem adlı blogum hakkındaki görüşlerini de almak istiyorum. Ben yokmuşum gibi cevaplayınız lütfen. :)

- Benim gibi her telden, bir çok konuyla ilgili yazman hoşuma gidiyor. Keleminin kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Kalemin her daim konuşmaya devam etsin. :)

Güzel yorumun ve sorularıma verdiğin cevapların samimiyetinden dolayı çok teşekkür ederim. Senin gibi başarılı ve sevilen bir bloggerla röportaj yapmak benim için büyük bir zevkti. Umuyorum ki yazmayı bırakmaz, sesini daha  da çok duyurursun. Her şeyin gönlünce olması dileğiyle.

Ahududusu'nu takip etmek isteyenler buradan bloga ulaşabilirler: Ahududu Tadında Cümleler

Ahududu'nun şu an sürmekte olduğu çekilişe katılmak isteyenler de ''buradan'' çekilişin olduğu posta yönlenebilirler.

Ahududu Tadında Röportaj


Röportaj yapma projem kapsamında, bu sefer sorularımı Ahududusu'na yönelttim.

Kendi bloguna vermiş olduğu isim gibi, Ahududu Tadında bir röportaj gerçekleştirdik. Sorularımı kendisine yöneltmeden önce bana bir tavsiyede bulundu. Sorularımı ona ''sizli'' şeklinde hitap etmem yerine ''senli'' şeklinde yöneltmemi rica etti. O derece samimi olmak isteyen ve de olan bir blogger arkadaşımız. Hadi hep beraber Ahududusu'nu yakından tanıyalım.

1- Merhaba Ahududusu, öncelikle bizlere kendini kısaca tanıtır mısın?

- Taze üniversite mezunu, yeni ağır işsizim.

2- Bloggerlığa tam olarak ne zaman başladın?

- İlk postum 25 Ocak 2011 tarihli şu anda ama bunun daha öncesi de var. Önce bir photo blogum vardı, gerçek ismimle kullandığım. Daha sonra 'AhuDudusu' oldum. :)

3- Blogunu izleyen kişi sayısı oldukça fazla, Twitter hesabından da edinmiş olduğun takipçi sayısı da dikkat çekiyor. Bunu neye borçlusun?

- Twitter'a daha çok önem veriyordum geçen senelerde. Sürekli aktiflik ve eskilerden olmak kazandırdı sanırım takipçiyi. Artık çok fazla umursamıyorum, çok az tweet atıyorum. Blogumda da Twitter'ımın etkisi olabilir. Çünkü blogumu Twitterla besliyorum. Sosyal medya yayılımınızı ne kadar iyi yaparsanız, o kadar okuyucuya ulaşırsınız.

4- Bloguna gelen trafikten, tıklanma oranlarından ve gelen yorumlardan memnun musun?

- Memnunum tabii ki. Okunduğunu bilmek insana keyif veriyor. Ne kadar çok yorum alırsam o kadar mutlu oluyorum. O yüzden okumaya ve yorum yazmaya devam. :)

5- Bloguna yazdığın yazıların konularını neye göre belirliyorsun? Ağırlık verdiğin herhangi bir alan var mı?

- Keşke bir alana yönelebilsem ama ağırlıklı bir konu üzerine yazmıyorum. Kendi yaşadıklarım, izlediğim filmler, dinlediğim müzikler, okuduğum kitaplar, keşfettiklerim vs. tamamen özgür ve hayatımın içinden yazıyorum. Bazen ayrı bir kültür-sanat blogu açmayı düşünüyorum ama onun sorumluluğu gözümü korkutuyor, vazgeçiyorum.

6- Blogunun adı neden ''Ahududu Tadında Cümleler''? Bir anda aklına gelen bir isim mi yoksa düşünülerek seçilmiş, anlamı olan bir isim mi?

- Önce içinde 'kırmızı' geçen bir şeyler düşündüm ama bulamadım. Sonra kırmızı bir meyve olsun o zaman dedim ve çok sevdiğim ahududuyu seçtim. Aslında ''AhuDudusu'' bir kelime oyunu ve söylerken ''333'' etkisi yaratıyor. ''Ahududu Tadında Cümleler'' de anlık olarak seçilmiş bir başlıktı. Hatta pek sevmemiştim, sonra değiştiririm diye düşünmüştüm ama her zaman ki üşengeçliğimle öylece kaldı.

7- Blogunda, bu senenin başında başlamış olduğun bir proje olan, çekilişler düzenliyorsun. Çekilişlerin hakkında bizlere biraz bilgi verebilir misin? (İlki ve şu an sürmekte olan)

Aslında hiç aklımda yoktu çekiliş düzenlemek ve bunu devam ettirmek. İlk çekiliş postunda da yazdığım gibi; çekilişlere hep imrenmişimdir ama çok şanssızımdır böyle konularda. Yaz çocuğu olduğum için pek hediye almışlığım da yoktur. Ben de madem hediye alamıyorum, vereyim dedim. Kendim gibi şanssız hissedenleri bir nebze olsun mutlu edebilmek istedim. İlk çekilişimde kendi kitaplığımdan kitaplar ve küçük birkaç hediye daha verdim. Sonra bir internet sitesiyle sponsorluk için anlaştım ve şimdi Kadınlar Günü için bir makyaj seti hediye ediyorum. Bundan sonra yine bir kitap çekilişim var. Umarım böyle hediyeler vermeye devam ederim.

8- Çekilişlerine yoğun bir ilgi var. Bu durum seni zorluyor mu?

- Aksine bu yoğunluktan çok memnunum. Talihliyi belirleme aşamasında listeyi düzenlerken çok zorlanmıştım ama o da işin cilvesi.

9- Blog yazdığın süre boyunca ''keşke bunu yapmasaydım'' dediğin ya da yazıp da sonradan pişman olup yayından sildiğin yazıların oldu mu?

- İlk yazılarımdan çok silmiştim ama pişman olduğum için değil. Sonradan okuyup sevmediklerimi sildim. Bir de zorla sildirilen bir yazım var. Post, Twitter'dan tanışım evime davet ettiğim birkaç kişinin densizlikleriyle ilgiliydi. Kimseyi ifşa etmemiştim ama sevgilim ''o yazı silinecek!'' dediği için silmiştim. Sonra o şahıs kendine bir blog açtı ve bir güzel isim de vere vere yazdı o olayı, hem de gerçekle pek alakası olmayan bir şekilde. Tabii ki benim hiç umurumda olmadı. Ama keşke o yazıyı silmeseydim, hatta isim vererek yazsaydım diyorum şimdi.

10- Blog dünyasında belirlediğin bir hedef var mı?

-Daha çok yazmak, daha çok yazmak, daha çok yazmak...

11- Aslen yapıyor olduğun bir meslek var mı?

- Kendimi bildim bileli öğrenciydim. Yeni mezun oldum. 10 gün falan oldu. Henüz bir işim yok.

12- Blog yazarlığı yapmanın sence bir sonu olacak mı? Yani bir süre sonra blog yazarlığı yapmaya son verebilir misin?

- Blog yazmaya son vereceğimi hiç sanmıyorum ama benim sağım solum belli olmaz. Bir bakarsın, bir şeye sinirlenir kapatır giderim. Ama emin olduğum bir şey var; kapatırsam dayanamam bir haftada geri dönerim.

13- Blogunu ziyaret etmek, seni takip etmek isteyen ya da etmesi gerekenlere söylemek istediğin şeyler var mı?

-Kendine yakın hisseden takip ediyor zaten. Ne diyeceğimi bilemedim şimdi valla. :)

14- Blogunu sık sık takip edip, yazılarını severek okuduğun bloggerlar var mı? Varsa kimler?

- Bloggerda çok yakın arkadaşlarım var. Blog açıp yazmam için beni gaza getiren arkadaşım Kızılgın'dı mesela. Edebiyat okuyor zaten, bir kitap projesi de var. Cipsyiyemeyenkız'la da her gün konuşurum, her şeyimi bilir. Eski bloggerlardandır, bloggerın da dostun da hasıdır. Ankara şubem olan Melodram var. Yaşadıklarımız ve kişiliklerimiz çok benzer. Onun dışında blogroll'umdeki bloglar en çok okuduklarımdır. İzlemeye aldığım herkesi de ayırmadan takip etmeye çalışıyorum.

15- Son olarak Konuşan Kalem adlı blogum hakkındaki görüşlerini de almak istiyorum. Ben yokmuşum gibi cevaplayınız lütfen. :)

- Benim gibi her telden, bir çok konuyla ilgili yazman hoşuma gidiyor. Keleminin kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Kalemin her daim konuşmaya devam etsin. :)

Güzel yorumun ve sorularıma verdiğin cevapların samimiyetinden dolayı çok teşekkür ederim. Senin gibi başarılı ve sevilen bir bloggerla röportaj yapmak benim için büyük bir zevkti. Umuyorum ki yazmayı bırakmaz, sesini daha  da çok duyurursun. Her şeyin gönlünce olması dileğiyle.

Ahududusu'nu takip etmek isteyenler buradan bloga ulaşabilirler: Ahududu Tadında Cümleler

Ahududu'nun şu an sürmekte olduğu çekilişe katılmak isteyenler de ''buradan'' çekilişin olduğu posta yönlenebilirler.


Her zaman demişimdir çok şanssız birisiyimdir diye. Yine aynı şeyle karşınızdayım aşklarım. Ahududu Tadında Cümleler isimli blog ile yeni tanışmış olduğumdan çekiliş yapıldığından da geç haberim oldu. Yine şansımı denemek istedim, zararı yoktur. Sevgililer gününde sonlanacak çekilişe sizler de katılmak ve hediyelerin ne olduğunu görmek için buraya tıklayabilirsiniz. 

Ayrıca blogda çok güzel paylaşımların olduğunu da belirtmek isterim, mutlaka takibe alın. 

Sevgiler...

Ahududu Tadında Cümleler'den İlk Çekiliş


Her zaman demişimdir çok şanssız birisiyimdir diye. Yine aynı şeyle karşınızdayım aşklarım. Ahududu Tadında Cümleler isimli blog ile yeni tanışmış olduğumdan çekiliş yapıldığından da geç haberim oldu. Yine şansımı denemek istedim, zararı yoktur. Sevgililer gününde sonlanacak çekilişe sizler de katılmak ve hediyelerin ne olduğunu görmek için buraya tıklayabilirsiniz. 

Ayrıca blogda çok güzel paylaşımların olduğunu da belirtmek isterim, mutlaka takibe alın. 

Sevgiler...

Dün öğlen saatlerinde evde bir sıkıl bir sıkıl, sıkılmaktan sıkıldım valla. Dedim bir blogger kardeşlerimin, canlarımın, ciğerlerimin bloglarına bir göz atayım. Bir çok yeni blogla da karşılaştım ve beğendiklerimi takibe almayı ihmal etmedim. Blogları lay lay lay diye dolaşırken hepsinde ortak bir şey olduğunu fark ettim ona mim deniliyormuş. Şimdi mim'in ne olduğunu bilmediğimden ''hehe höhö cahile bak yuua'' diye kıkırdayanlar vardır gibime geliyor. La olum söyledin de bilmedik sanki tipe bak ya. Bilmemek ayıp değil bir kere öğrenmemek ayıp derler. Ben de görünce öğrenme işine koyuldum zaten çabucak.

Uyuşuk Hayalperest'imizin blogunda da bunu gördüğümden koştur koştur ona sordum sağ olsun o da bana anlattı. Benim mimdeki soruları al cevapla, bir dahakine de aklımdasın dedi ben de teşekkürlerimi şey ettim. Bu arada Uyuşuk Hayalperest'le bu hafta sonu bir röportaj da gerçekleştirmiştik. Okumayanlar varsa buradan okuyabilirler.

Yine konudan saptım ve fazla konuştum(yazdım). Daha fazla sapmadan hemen soruları cevaplayayım.

1- Kitaplara eş değerde sevdiğin bir şey var mıdır? Varsa nedir?

Aslında yok. Kitap okurken kendimi huzurda ve güvende hissediyorum açıkçası. Başka da kendimi huzurda ve güvende hissettiğim bir şey yok fakat blogger arkadaşlarımın yazdıklarını okumaktan da çok büyük bir keyif alıyorum.

2- Takma adın var mı? Varsa o adı neye göre seçtin ya da sana nasıl hitap edilmeye başlandı? Yani hikayesi nedir?

Bir takma adım yok fakat bana daha çok 'küçük yazar' diye hitap ediliyor. İnternetten tanımış olduğum Nezih diye bir abim var, bunu okuyorsa sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Ondan sonra annem gördü, babam duydu derken tüm aile küçük yazar demeye başladı. 15 yaşından beri blog yazarlığı yaptığımdan hep küçük yazar olarak kaldım öyle. Şu an 17 yaşındayım yani aslında hala küçüğüm.

3- Kitap okurken aynı anda şarkı dinleyenlerden misin? Belirli kitaplarla özdeşleştirdiğin şarkılar var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Evet aslında, kitap okurken şarkı dinleyebiliyorum fakat Can Atilla tarzı olan şarkılar olursa. İçerisinde söz olan müzikleri dinlerken okuyamam, odaklanamam yani.

4- Seri kitapları mı daha çok seversin yoksa tek kitapta her şeyin olup bitmesinden hoşlananlardan mısındır?

Seri kitapları çok sevmiyorum çünkü bir şeyden hemen sıkılan birisiyimdir. Tek kitaplar her zaman tercihimdir fakat bu konuda sadece Gece Evi Serisi'nden sıkılmadım ve hala da okumaya devam ediyorum seriyi.

5- Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?

Gerçek olmasını istediğim şey, ilerde çok başarılı bir yazar olduğum hayallerim. Benim olmasını istediğim şey ise; bir erkek olarak alışverişe fazlasıyla düşkün olduğumdan gördüğüm bir ayakkabı, kazak vs. anında benim olsun isterim yoksa onu içime dert ederim. Böyle de bir huyum var.

6- E-book mu yoksa eski usul, ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?

Eski usul ne demektir ki yahu. Tabii ki ellerimde hissetmek isterim. O kitabın kokusunu, sayfaları çevirdiğimdeki heyecanını alamadıktan sonra ne anlamı kalır ki?

7- En sevdiğin şarkıcı / grup ve onun / onların en sevdiğin şarkısı nedir?

Aslında hoşuma giden şarkıyı dinlerim kafası var bende. Rap ve arabeskle alakalı olan şeyler dışında. Çok çok fanı olduğum bir şarkıcı yok ama Lady Gaga ve Rihanna'yı hiçbir şeye değişmem.

8- Kendin hiç ayraç yaptın mı? Yaptıysan eğer kendi yaptıklarını mı yoksa kitapların orjinal ayraçlarını mı tercih edersin?

Kendim ayraç hiç yapmadım, haliyle kitapların orjinal ayraçlarını tercih ediyorum.

9- En sevdiğin, bir anlamda hayatını etkileyen ünlü bir alıntı / alıntılar var mıdır?

''Mükemmellik sıkıcıdır, hataların olmalı.'' Lady Gaga.

''Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın.'' Konfüçyüs.

10- En sevdiğin mevsim hangisidir?

Yaz geldi mi kışın, kış geldi mi yazın gelmesini isteyenlerdenim. O yüzden bahar ayları en iyisi bana göre.

11- Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum. Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim. Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın ya da herkesin yararına olan) ne olurdu?

Daha soruyu buraya yazarken, hiç okumamama rağmen anladım ve kafamın içerisinde cevaplandırdım. Kesinlikle benim de dahil herkesin yararına olacak şeyi, tam olarak özgürlüğün olmasını seçerdim. Ciddi anlamda bir özgürlük ama, insanların her anlamda ön yargılarını, tabularını yıkacak tarzda. Herkesin dilediği gibi, mutlu olduğu özgür bir dünya yapardım.

Mim Var Dediler Geldik!

Dün öğlen saatlerinde evde bir sıkıl bir sıkıl, sıkılmaktan sıkıldım valla. Dedim bir blogger kardeşlerimin, canlarımın, ciğerlerimin bloglarına bir göz atayım. Bir çok yeni blogla da karşılaştım ve beğendiklerimi takibe almayı ihmal etmedim. Blogları lay lay lay diye dolaşırken hepsinde ortak bir şey olduğunu fark ettim ona mim deniliyormuş. Şimdi mim'in ne olduğunu bilmediğimden ''hehe höhö cahile bak yuua'' diye kıkırdayanlar vardır gibime geliyor. La olum söyledin de bilmedik sanki tipe bak ya. Bilmemek ayıp değil bir kere öğrenmemek ayıp derler. Ben de görünce öğrenme işine koyuldum zaten çabucak.

Uyuşuk Hayalperest'imizin blogunda da bunu gördüğümden koştur koştur ona sordum sağ olsun o da bana anlattı. Benim mimdeki soruları al cevapla, bir dahakine de aklımdasın dedi ben de teşekkürlerimi şey ettim. Bu arada Uyuşuk Hayalperest'le bu hafta sonu bir röportaj da gerçekleştirmiştik. Okumayanlar varsa buradan okuyabilirler.

Yine konudan saptım ve fazla konuştum(yazdım). Daha fazla sapmadan hemen soruları cevaplayayım.

1- Kitaplara eş değerde sevdiğin bir şey var mıdır? Varsa nedir?

Aslında yok. Kitap okurken kendimi huzurda ve güvende hissediyorum açıkçası. Başka da kendimi huzurda ve güvende hissettiğim bir şey yok fakat blogger arkadaşlarımın yazdıklarını okumaktan da çok büyük bir keyif alıyorum.

2- Takma adın var mı? Varsa o adı neye göre seçtin ya da sana nasıl hitap edilmeye başlandı? Yani hikayesi nedir?

Bir takma adım yok fakat bana daha çok 'küçük yazar' diye hitap ediliyor. İnternetten tanımış olduğum Nezih diye bir abim var, bunu okuyorsa sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Ondan sonra annem gördü, babam duydu derken tüm aile küçük yazar demeye başladı. 15 yaşından beri blog yazarlığı yaptığımdan hep küçük yazar olarak kaldım öyle. Şu an 17 yaşındayım yani aslında hala küçüğüm.

3- Kitap okurken aynı anda şarkı dinleyenlerden misin? Belirli kitaplarla özdeşleştirdiğin şarkılar var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Evet aslında, kitap okurken şarkı dinleyebiliyorum fakat Can Atilla tarzı olan şarkılar olursa. İçerisinde söz olan müzikleri dinlerken okuyamam, odaklanamam yani.

4- Seri kitapları mı daha çok seversin yoksa tek kitapta her şeyin olup bitmesinden hoşlananlardan mısındır?

Seri kitapları çok sevmiyorum çünkü bir şeyden hemen sıkılan birisiyimdir. Tek kitaplar her zaman tercihimdir fakat bu konuda sadece Gece Evi Serisi'nden sıkılmadım ve hala da okumaya devam ediyorum seriyi.

5- Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?

Gerçek olmasını istediğim şey, ilerde çok başarılı bir yazar olduğum hayallerim. Benim olmasını istediğim şey ise; bir erkek olarak alışverişe fazlasıyla düşkün olduğumdan gördüğüm bir ayakkabı, kazak vs. anında benim olsun isterim yoksa onu içime dert ederim. Böyle de bir huyum var.

6- E-book mu yoksa eski usul, ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?

Eski usul ne demektir ki yahu. Tabii ki ellerimde hissetmek isterim. O kitabın kokusunu, sayfaları çevirdiğimdeki heyecanını alamadıktan sonra ne anlamı kalır ki?

7- En sevdiğin şarkıcı / grup ve onun / onların en sevdiğin şarkısı nedir?

Aslında hoşuma giden şarkıyı dinlerim kafası var bende. Rap ve arabeskle alakalı olan şeyler dışında. Çok çok fanı olduğum bir şarkıcı yok ama Lady Gaga ve Rihanna'yı hiçbir şeye değişmem.

8- Kendin hiç ayraç yaptın mı? Yaptıysan eğer kendi yaptıklarını mı yoksa kitapların orjinal ayraçlarını mı tercih edersin?

Kendim ayraç hiç yapmadım, haliyle kitapların orjinal ayraçlarını tercih ediyorum.

9- En sevdiğin, bir anlamda hayatını etkileyen ünlü bir alıntı / alıntılar var mıdır?

''Mükemmellik sıkıcıdır, hataların olmalı.'' Lady Gaga.

''Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın.'' Konfüçyüs.

10- En sevdiğin mevsim hangisidir?

Yaz geldi mi kışın, kış geldi mi yazın gelmesini isteyenlerdenim. O yüzden bahar ayları en iyisi bana göre.

11- Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum. Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim. Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın ya da herkesin yararına olan) ne olurdu?

Daha soruyu buraya yazarken, hiç okumamama rağmen anladım ve kafamın içerisinde cevaplandırdım. Kesinlikle benim de dahil herkesin yararına olacak şeyi, tam olarak özgürlüğün olmasını seçerdim. Ciddi anlamda bir özgürlük ama, insanların her anlamda ön yargılarını, tabularını yıkacak tarzda. Herkesin dilediği gibi, mutlu olduğu özgür bir dünya yapardım.



Sevgili takipçilerim... Bildiğiniz gibi geçen hafta bir moda bloggerı olan Ali Rıza Tunçer ile çok hoş bir röportaj yapıp sizlerle paylaşmıştım. Ardından tercih ettiğim isim Uyuşuk Hayalperest oldu. Kendisi çok sıcak kanlı, aynı zamanda harika bir blog yazarı. Bakalım Uyuşuk Hayalperest, Konuşan Kalem'e neler demiş?

Konuşan Kalem: Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

- En zor soru da en başta sorulmaz ki ama. Kendimi anlatmayı zor bulurum. Ve kendimi başkalarından dinlemeyi severim. Çünkü başkalarında bıraktığım etkiyi fazlasıyla merak eden bir kişiyim. Meraklı dediysem, benimki kendimce merak, yoksa meraklı bir insan değilimdir. Konuşmaktan ziyade yazmayı seven biriyim. Bu sebeple beni normalde görseniz ya da patronuma sorsanız, iki lafı zor eden biri olarak tanımlar kesin. Nasıl? Kendimi kısadan bile uzun anlattım bence.

K.K.: Asıl mesleğiniz nedir?

- Diplomamda ''muhasebe elemanı'' yazıyor, ben onun yalancısıyım ve kendim için mesleğim muhasebe diyorum. Ama hiç yapmadım desem yeridir. Bir tecrübedir tutturmuşlar. Bir dayımız da yok, kaldık böyle çömez.

K.K.: Ne kadar süredir blog yazarlığı yapıyorsunuz?

- Ben blog yazmaya 2011/Mayıs ayında başladım. Az kalmış, iki yıllık olacağım.

K.K.: Bu süre içerisinde bir sıkıntı yaşadınız mı?

- Yazmak konusu hariç, sıkıntım olmadı şükür. Kimseye karışmam ben, fazla yakınlaşmayı da istemiyorum açıkçası kimseyle.

K.K.: Blogunuzda ne gibi konuları ele alıyorsunuz?

- Blogum, günlüğüm diyebilirim. İçimden geçenlerin hepsi. Bir televizyon dizisi, programı ya da bir film için yazıyorum. Yaşadığım kendimce tuhaf olayları paylaşıyorum. Bazen içimden geçen duygularımı yazıyorum. Yani dediğim gibi, içimden geçenleri yazıyorum ben.

K.K.: Oldukça fazla takipçi sayınızla da dikkat çekiyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?

- Fazla mı? Bu şaşırtmalı bir soru mu ne? (gülüyor) Şaka bir yana her gün artan bir sayım var, evet. Neyimi beğeniyorlar da geliyorlar bilmiyorum. Arttıkça ben geriliyorum bazı bazı. Diyorum ki, bak saçmalama artık sorumluluk bu!

K.K.: Peki neden 'Uyuşuk Hayalperest'?

- Çünkü ben tam olarak öyleyim de ondan. Uyuşuk ve bir o kadar hayalperest bir insanım. Bloguma her yazdığım yazı binlerce hayal barındırır içinde. Şimdi bile hayaller alemindeyim diyebilirim. Ama uyuşuğum işte. İçimden gelirse yaparım bir şeyi, yoksa yapmam.

K.K.: Uyuşuk Hayalperest dışında yazarlık yaptığınız bir blog var mı?

- Yazarlık demeyelim de konuk olarak Cenkblog adlı bir blogdaş ve arkadaşta yazmışlığım var. Bunu da blogumu inceleyenler bilir zaten. Başka da bir yerde yazmıyorum. Korsanlarım varsa itibar etmeyin olur mu? (gülerek)

K.K.: Ben de sizin takipçiniz olarak yazdıklarınızı gerçek anlamda beğeniyorum. Peki bu yazdıklarınızı neye göre belirliyorsunuz?

- Ruh halime göre. O gün izlediğim bir şeye göre ya da okuduğum bir yazı yahut habere göre.

K.K.: Yazdığınız yazılarda Uyuşuk Hayalperest'in yaşanmışlıklarını görebilir miyiz?

- Tabii ki de. Yazdıklarımın hepsinde ben varım. Benim duygularım var, hissettiklerim var. Bu da onları yaşanmış yapar.

K.K.: Blogunuza yeterli önemi verdiğinizi ve yeterli derecede zaman ayırdığınızı düşünüyor musunuz?

- Açıkçası çalışmasaydım evdeki pc ile bu kadar ilgilenemezdim blogumla. Sağ olsun pek bir yavaştır, ihtiyarladı gayrı artık. Yoksa abartarak diyebilirim ki 7/24 blog aleminde olabilirdim.

K.K.: Sizi takip etmesi gereken okuyucularımıza neler söylemek istersin?

-İçinizden gelirse takip edin derim, ne diyeyim başka. Ve yorumlarını eksik etmesinler. Blog aleminde bulunan çoğunluğa göre yorumlar, blogun can damarıdır can! Bu kadar söylüyorum.

K.K.: Eklemek istediğiniz şeyler var mı?

Öncelikle aklınıza gelip benimle röportaj yaptığınız için çok ama çok teşekkür ederim. Varlığımın hissedilmesi beni çok mesut eder. Her insan kadar belki de biraz fazla, ben de severim ilgiyi. Dikkat çekmeyi. Bu kocaman blog aleminde bunu başarmışsam ne mutlu bana. Uzunca bir süre, bu alemde olmak dileğimle. Sevgiler ve saygılar...



Uyuşuk Hayalperest'in yazdıklarını okumak ve onu takip etmek isterseniz: http://ayisigininhayaldunyasi.blogspot.com/

Ben de Uyuşuk Hayalperest'e benimle röportaj yapmayı kabul ettiği için ve sorularımın hepsini ayrı bir sıcaklık ile cevapladığından teşekkürlerimi sunuyorum.

Uyuşuk'dan Hayaller (Röportaj)



Sevgili takipçilerim... Bildiğiniz gibi geçen hafta bir moda bloggerı olan Ali Rıza Tunçer ile çok hoş bir röportaj yapıp sizlerle paylaşmıştım. Ardından tercih ettiğim isim Uyuşuk Hayalperest oldu. Kendisi çok sıcak kanlı, aynı zamanda harika bir blog yazarı. Bakalım Uyuşuk Hayalperest, Konuşan Kalem'e neler demiş?

Konuşan Kalem: Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

- En zor soru da en başta sorulmaz ki ama. Kendimi anlatmayı zor bulurum. Ve kendimi başkalarından dinlemeyi severim. Çünkü başkalarında bıraktığım etkiyi fazlasıyla merak eden bir kişiyim. Meraklı dediysem, benimki kendimce merak, yoksa meraklı bir insan değilimdir. Konuşmaktan ziyade yazmayı seven biriyim. Bu sebeple beni normalde görseniz ya da patronuma sorsanız, iki lafı zor eden biri olarak tanımlar kesin. Nasıl? Kendimi kısadan bile uzun anlattım bence.

K.K.: Asıl mesleğiniz nedir?

- Diplomamda ''muhasebe elemanı'' yazıyor, ben onun yalancısıyım ve kendim için mesleğim muhasebe diyorum. Ama hiç yapmadım desem yeridir. Bir tecrübedir tutturmuşlar. Bir dayımız da yok, kaldık böyle çömez.

K.K.: Ne kadar süredir blog yazarlığı yapıyorsunuz?

- Ben blog yazmaya 2011/Mayıs ayında başladım. Az kalmış, iki yıllık olacağım.

K.K.: Bu süre içerisinde bir sıkıntı yaşadınız mı?

- Yazmak konusu hariç, sıkıntım olmadı şükür. Kimseye karışmam ben, fazla yakınlaşmayı da istemiyorum açıkçası kimseyle.

K.K.: Blogunuzda ne gibi konuları ele alıyorsunuz?

- Blogum, günlüğüm diyebilirim. İçimden geçenlerin hepsi. Bir televizyon dizisi, programı ya da bir film için yazıyorum. Yaşadığım kendimce tuhaf olayları paylaşıyorum. Bazen içimden geçen duygularımı yazıyorum. Yani dediğim gibi, içimden geçenleri yazıyorum ben.

K.K.: Oldukça fazla takipçi sayınızla da dikkat çekiyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?

- Fazla mı? Bu şaşırtmalı bir soru mu ne? (gülüyor) Şaka bir yana her gün artan bir sayım var, evet. Neyimi beğeniyorlar da geliyorlar bilmiyorum. Arttıkça ben geriliyorum bazı bazı. Diyorum ki, bak saçmalama artık sorumluluk bu!

K.K.: Peki neden 'Uyuşuk Hayalperest'?

- Çünkü ben tam olarak öyleyim de ondan. Uyuşuk ve bir o kadar hayalperest bir insanım. Bloguma her yazdığım yazı binlerce hayal barındırır içinde. Şimdi bile hayaller alemindeyim diyebilirim. Ama uyuşuğum işte. İçimden gelirse yaparım bir şeyi, yoksa yapmam.

K.K.: Uyuşuk Hayalperest dışında yazarlık yaptığınız bir blog var mı?

- Yazarlık demeyelim de konuk olarak Cenkblog adlı bir blogdaş ve arkadaşta yazmışlığım var. Bunu da blogumu inceleyenler bilir zaten. Başka da bir yerde yazmıyorum. Korsanlarım varsa itibar etmeyin olur mu? (gülerek)

K.K.: Ben de sizin takipçiniz olarak yazdıklarınızı gerçek anlamda beğeniyorum. Peki bu yazdıklarınızı neye göre belirliyorsunuz?

- Ruh halime göre. O gün izlediğim bir şeye göre ya da okuduğum bir yazı yahut habere göre.

K.K.: Yazdığınız yazılarda Uyuşuk Hayalperest'in yaşanmışlıklarını görebilir miyiz?

- Tabii ki de. Yazdıklarımın hepsinde ben varım. Benim duygularım var, hissettiklerim var. Bu da onları yaşanmış yapar.

K.K.: Blogunuza yeterli önemi verdiğinizi ve yeterli derecede zaman ayırdığınızı düşünüyor musunuz?

- Açıkçası çalışmasaydım evdeki pc ile bu kadar ilgilenemezdim blogumla. Sağ olsun pek bir yavaştır, ihtiyarladı gayrı artık. Yoksa abartarak diyebilirim ki 7/24 blog aleminde olabilirdim.

K.K.: Sizi takip etmesi gereken okuyucularımıza neler söylemek istersin?

-İçinizden gelirse takip edin derim, ne diyeyim başka. Ve yorumlarını eksik etmesinler. Blog aleminde bulunan çoğunluğa göre yorumlar, blogun can damarıdır can! Bu kadar söylüyorum.

K.K.: Eklemek istediğiniz şeyler var mı?

Öncelikle aklınıza gelip benimle röportaj yaptığınız için çok ama çok teşekkür ederim. Varlığımın hissedilmesi beni çok mesut eder. Her insan kadar belki de biraz fazla, ben de severim ilgiyi. Dikkat çekmeyi. Bu kocaman blog aleminde bunu başarmışsam ne mutlu bana. Uzunca bir süre, bu alemde olmak dileğimle. Sevgiler ve saygılar...



Uyuşuk Hayalperest'in yazdıklarını okumak ve onu takip etmek isterseniz: http://ayisigininhayaldunyasi.blogspot.com/

Ben de Uyuşuk Hayalperest'e benimle röportaj yapmayı kabul ettiği için ve sorularımın hepsini ayrı bir sıcaklık ile cevapladığından teşekkürlerimi sunuyorum.

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.