background img

The New Stuff

yaşamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geçiyor zaman durmadan, beklemiyor ardında bıraktıklarını. Bakmıyor bile arkasına hiçbir zaman, ilerliyor sadece. Her saniyesinde uzaklaştırıyor seni benden. Bu kadar hızlı gitmeseydin keşke, biraz yavaş olsaydın. Belki yetişebilirdim sana, belki tutabilirdim ellerinden.

Selam söyle demiştim, gözlerinle; kalbime, gittiğin yerdeki dağlara, taşlara, kedileri ve köpeklere. İçtiğin su bardağına bile beni anlat. Hem sen unutma beni böylece, hem de bilsinler neden hala yaşıyorum diye.

Erkendi... Çok erkendi terk etmeye. Uzaklaştım senden, koptum, bittim, süründüm, tutunamadım. Bir el istedim sadece, senin ellerini. Tut ve beni kurtar diye. Geldin, baktın, döndün ve gittin. Tutamadın ellerimden, kurtaramadın bizi bu pis yalnızlıktan.

Böyle hatırlamayacaktık birbirimizi, böyle uzaklaşmayacaktık. Ne oldu ki sahiden? Düşünmüyorsun. Evet, düşünmüyorsun. Aslında gülerken neler düşündüğümü, her karşıma çıktığında neler hissettiğimi.

Hatırla diye gülüyorum seni gördüğüm zamanlar. Beni mutlu edebileceğini defalarca söyleyip sonucunda beni kapkaranlık odalarda yalnız bıraktığını hatırla diye! İşte bu, sana en büyük cezam.

Karanlık Oda

Geçiyor zaman durmadan, beklemiyor ardında bıraktıklarını. Bakmıyor bile arkasına hiçbir zaman, ilerliyor sadece. Her saniyesinde uzaklaştırıyor seni benden. Bu kadar hızlı gitmeseydin keşke, biraz yavaş olsaydın. Belki yetişebilirdim sana, belki tutabilirdim ellerinden.

Selam söyle demiştim, gözlerinle; kalbime, gittiğin yerdeki dağlara, taşlara, kedileri ve köpeklere. İçtiğin su bardağına bile beni anlat. Hem sen unutma beni böylece, hem de bilsinler neden hala yaşıyorum diye.

Erkendi... Çok erkendi terk etmeye. Uzaklaştım senden, koptum, bittim, süründüm, tutunamadım. Bir el istedim sadece, senin ellerini. Tut ve beni kurtar diye. Geldin, baktın, döndün ve gittin. Tutamadın ellerimden, kurtaramadın bizi bu pis yalnızlıktan.

Böyle hatırlamayacaktık birbirimizi, böyle uzaklaşmayacaktık. Ne oldu ki sahiden? Düşünmüyorsun. Evet, düşünmüyorsun. Aslında gülerken neler düşündüğümü, her karşıma çıktığında neler hissettiğimi.

Hatırla diye gülüyorum seni gördüğüm zamanlar. Beni mutlu edebileceğini defalarca söyleyip sonucunda beni kapkaranlık odalarda yalnız bıraktığını hatırla diye! İşte bu, sana en büyük cezam.

Ali ile Ramazan daha önceden görmüş olduğum bir kitap fakat kapağı ilgimi çekmediğinden, arkasını dahi okumamıştım. Aradan bir yıl geçti ve bir arkadaşım bana hediye amaçlı bu kitabı alıyor ve veriyor. Okudum, ağladım ve bitmesini hiç istemedim. Çok nadir olur, bitmesini istemediğim kitaplar. Ali ile Ramazan da o nadir kitaplar arasında en başı aldı.

Perihan Mağden'in yazmış olduğu Ali ile Ramazan'ın ilk baskısı Şubat 2010'da gerçekleşti. Roman; yasak, ötekileştirilmiş, dışlanmış, itilmiş ve toplumda yok sayılmış iki aşığı anlatıyor. Gerçek aşkı, Ali ile Ramazan'ı.

Kitabın içeriğinden fazla bahsetmek istemiyorum, çünkü daha okumayan çok fazla sayıda kişi vardı. Arka kapağını okuyup, iğrenerek fırlatmış binlerce kişi geliyor gözümün önüne. Fakat kesinlikle okunmalı ve okutulması gerekilen bir kitap, Ali ile Ramazan.

Ali ile Ramazan, birbirlerine bağlandılar. Onlar temizdi, onlar aşıktı ama yaşadıkları yer temiz değildi. Yaşamak, aşklarını yaşatmak istediler ama yaşadıkları toplum buna engel oldu. Yaşadıkları hayat, onlara göre değildi. Dayanamadı Ali, Ramazan'ından hiçbir zaman vazgeçmedi, o nereye giderse o da oraya gitti, peşinden gitti...

...

Ön yargılarla yaklaşılsa da herkesin okumasını istediğim ve tavsiye ettiğim bir kitap. Özellikle zaten ön yargıyla yakalaşan insanlara okutulması gerekilen bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ali ile Ramazan, mükemmel. Okurken gözyaşlarınızı tutamayacaksınız ve Ali ile Ramazan'la yaşayacaksınız.

Ali ile Ramazan - Perihan Mağden

Ali ile Ramazan daha önceden görmüş olduğum bir kitap fakat kapağı ilgimi çekmediğinden, arkasını dahi okumamıştım. Aradan bir yıl geçti ve bir arkadaşım bana hediye amaçlı bu kitabı alıyor ve veriyor. Okudum, ağladım ve bitmesini hiç istemedim. Çok nadir olur, bitmesini istemediğim kitaplar. Ali ile Ramazan da o nadir kitaplar arasında en başı aldı.

Perihan Mağden'in yazmış olduğu Ali ile Ramazan'ın ilk baskısı Şubat 2010'da gerçekleşti. Roman; yasak, ötekileştirilmiş, dışlanmış, itilmiş ve toplumda yok sayılmış iki aşığı anlatıyor. Gerçek aşkı, Ali ile Ramazan'ı.

Kitabın içeriğinden fazla bahsetmek istemiyorum, çünkü daha okumayan çok fazla sayıda kişi vardı. Arka kapağını okuyup, iğrenerek fırlatmış binlerce kişi geliyor gözümün önüne. Fakat kesinlikle okunmalı ve okutulması gerekilen bir kitap, Ali ile Ramazan.

Ali ile Ramazan, birbirlerine bağlandılar. Onlar temizdi, onlar aşıktı ama yaşadıkları yer temiz değildi. Yaşamak, aşklarını yaşatmak istediler ama yaşadıkları toplum buna engel oldu. Yaşadıkları hayat, onlara göre değildi. Dayanamadı Ali, Ramazan'ından hiçbir zaman vazgeçmedi, o nereye giderse o da oraya gitti, peşinden gitti...

...

Ön yargılarla yaklaşılsa da herkesin okumasını istediğim ve tavsiye ettiğim bir kitap. Özellikle zaten ön yargıyla yakalaşan insanlara okutulması gerekilen bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ali ile Ramazan, mükemmel. Okurken gözyaşlarınızı tutamayacaksınız ve Ali ile Ramazan'la yaşayacaksınız.

İnsanlar birbirlerini anlamamakta çok ısrarlı. Herkes kendini düşünüyor, sadece 'ben' diye bakıyorlar hayata. Kimsenin hayatına saygı gösterilmiyor, kimsenin hayatı kimsenin umurunda değil.

Bazen, umursanmak istiyor insan, önemsenmek istiyor. Birilerinin sevgisine ihtiyaç duyuyor, avucunu açıyor ve bakıyor. Yok, bir sevgi kırıntısı bile yok. Bir insan nasıl susuzluğa dayanamaz, susuz yaşayamaz; işte sevgisizlik de böyle bir şey. İnsan ihtiyaç duyuyor, dayanamıyor sevgisizliğe, yaşayamıyor.

Kimin olduğunun bir önemi yoktur bazen. İnsan, sevgi ve ilgi gördüğü zaman yaşadığını fark ediyor. Nefes aldığını fark ediyor. Küçük bir çocuk gibi ilgi çekmeye çalışıyor. Bir ihtiyaç sadece, ya ömür boyu sürecek bir ihtiyaç ya da anlık.

Kime güvenebilirsiniz ki, kime inanabilirsiniz? Güvende olduğunu da hissetmek ister insan. Birine inanıp, sığınacak bir liman ister. Gözlerine baktığında; susup, dalacağı ve mutluluğu gözlerinde görebileceği bir insan istiyor yanında. Bir ihtiyaç işte...

Güvenebileceğim bir liman gösterin bana. İçinde; inanabileceğim, düşüncelerimi umursayan, hayatıma saygı duyan, beni seven insanların olduğu ve gözlerine baktığımda nefes aldığımı hissettiren biri. Dediğim gibi bunların hepsi bir ihtiyaç sadece. Dayanamıyorum, yaşayamıyorum.

Küçük Bir Çocuk Gibi

İnsanlar birbirlerini anlamamakta çok ısrarlı. Herkes kendini düşünüyor, sadece 'ben' diye bakıyorlar hayata. Kimsenin hayatına saygı gösterilmiyor, kimsenin hayatı kimsenin umurunda değil.

Bazen, umursanmak istiyor insan, önemsenmek istiyor. Birilerinin sevgisine ihtiyaç duyuyor, avucunu açıyor ve bakıyor. Yok, bir sevgi kırıntısı bile yok. Bir insan nasıl susuzluğa dayanamaz, susuz yaşayamaz; işte sevgisizlik de böyle bir şey. İnsan ihtiyaç duyuyor, dayanamıyor sevgisizliğe, yaşayamıyor.

Kimin olduğunun bir önemi yoktur bazen. İnsan, sevgi ve ilgi gördüğü zaman yaşadığını fark ediyor. Nefes aldığını fark ediyor. Küçük bir çocuk gibi ilgi çekmeye çalışıyor. Bir ihtiyaç sadece, ya ömür boyu sürecek bir ihtiyaç ya da anlık.

Kime güvenebilirsiniz ki, kime inanabilirsiniz? Güvende olduğunu da hissetmek ister insan. Birine inanıp, sığınacak bir liman ister. Gözlerine baktığında; susup, dalacağı ve mutluluğu gözlerinde görebileceği bir insan istiyor yanında. Bir ihtiyaç işte...

Güvenebileceğim bir liman gösterin bana. İçinde; inanabileceğim, düşüncelerimi umursayan, hayatıma saygı duyan, beni seven insanların olduğu ve gözlerine baktığımda nefes aldığımı hissettiren biri. Dediğim gibi bunların hepsi bir ihtiyaç sadece. Dayanamıyorum, yaşayamıyorum.

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.