background img

The New Stuff

çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ve nihayet amacıma ulaştım ve büyük isteğimi tamamladım. Kristin Hannah'ın Sevgi Uğruna Yaptıklarımız adlı kitabı ile, tüm kitaplarını okumuş oldum.

Uzun zamandır beni takipte olanlarınız, Kristin Hannah'ın kitaplarına, yazım diline ve hatta kendisine aşık olduğumu biliyorsunuzdur. O yüzden aslında kitaplarının yorumunu da yorum şeklinde pek yazmıyorum. Çünkü şüphesiz ki ayıla bayıla, soluksuz bir şekilde okudum. Yine de bilgilendirme amaçlı kısa özetlerde de mutlaka ki bulunuyorum.

Bu kitabında da, Angie isimle karakter bir türlü anne ünvanına sahip olamıyor. Bir kere şans yüzüne güldü dediysek de, bebeği çok fazla yaşamadı ve hemen öldü. Bu acıyla bir türlü kendine gelemeyen Angie ile Conlan, bunların üzerine ayrılma kararı alıyorlar. Ve bu olanlar sonrasında da Angie değişme kararı alıyor. Buna, doğduğu yer olan West End'e taşınmakla başlıyor.

Laureen da, annesi tarafından bir hata sonucu dünyaya gelmiş bir kız çocuğu olarak görülüyor. Tamamen sevgiden yoksun bir kız çocuğu. Ayrıca annesi alkolik olmakla birlikte, maddi durumları da koca bir SIFIR. Gün geliyor ki annesi onu terk edip gidiyor.

Fakat Laureen'ın hayata karşı bir tutunma nedeni var. O da David. Ona fena halde aşık!

Ve gün geliyor. Evlat sevgisine aç bir kadın ile anne sevgisine muhtaç bu kızın yolları kesişiyor.

Harika bir anlatımla, Kristin Hannah yine sizi en hassas noktanızdan yakalıyor ve sizi ağlatıyor.

Kesinlikle almalısınız demiyorum. GİDİN VE ALIN! diyorum.

Sevgi Uğruna Yaptıklarımız - Kristin Hannah


Ve nihayet amacıma ulaştım ve büyük isteğimi tamamladım. Kristin Hannah'ın Sevgi Uğruna Yaptıklarımız adlı kitabı ile, tüm kitaplarını okumuş oldum.

Uzun zamandır beni takipte olanlarınız, Kristin Hannah'ın kitaplarına, yazım diline ve hatta kendisine aşık olduğumu biliyorsunuzdur. O yüzden aslında kitaplarının yorumunu da yorum şeklinde pek yazmıyorum. Çünkü şüphesiz ki ayıla bayıla, soluksuz bir şekilde okudum. Yine de bilgilendirme amaçlı kısa özetlerde de mutlaka ki bulunuyorum.

Bu kitabında da, Angie isimle karakter bir türlü anne ünvanına sahip olamıyor. Bir kere şans yüzüne güldü dediysek de, bebeği çok fazla yaşamadı ve hemen öldü. Bu acıyla bir türlü kendine gelemeyen Angie ile Conlan, bunların üzerine ayrılma kararı alıyorlar. Ve bu olanlar sonrasında da Angie değişme kararı alıyor. Buna, doğduğu yer olan West End'e taşınmakla başlıyor.

Laureen da, annesi tarafından bir hata sonucu dünyaya gelmiş bir kız çocuğu olarak görülüyor. Tamamen sevgiden yoksun bir kız çocuğu. Ayrıca annesi alkolik olmakla birlikte, maddi durumları da koca bir SIFIR. Gün geliyor ki annesi onu terk edip gidiyor.

Fakat Laureen'ın hayata karşı bir tutunma nedeni var. O da David. Ona fena halde aşık!

Ve gün geliyor. Evlat sevgisine aç bir kadın ile anne sevgisine muhtaç bu kızın yolları kesişiyor.

Harika bir anlatımla, Kristin Hannah yine sizi en hassas noktanızdan yakalıyor ve sizi ağlatıyor.

Kesinlikle almalısınız demiyorum. GİDİN VE ALIN! diyorum.



Yerinde duramayan minik çocuklar gibiydi umutlarım ve hayallerim. İçimde çığlıklar eşliğinde gülüşler var. Sanki daha dünyaya yeni gözlerini açmış bir bebeğin gözleri kadar temiz hayallerim var. Kimseye zararı olmayacak, yeni alınan kitabın kokusu kadar huzur verici. 

Keşkelerin olmayacağı umutlarım var avuçlarımda. Parmaklarımın arasından göz yaşları damlıyor, mutluluk sızıyor içerisine. Kendi mutluluğum, kendi huzurumu düşünüyorum sadece. Yanımda olacakları da düşünüyorum. Bir çok hayalimi yanımda olan dostlarımla kurdum, onlarla kurdum geleceğimi. Her ne kadar ellerim bu yaz sıcağında bile buz gibi olsa da, kendi kendime anlatsam da dertlerimi tekrar yanımda olacaklarına inanıyorum. 

Ben de küçücük bir çocuk gibi hızlıca koşmak istiyorum umutlarıma, hayallerime. Onları alabilmek, onlara tutunabilmek için belki defalarca buzdolabının üzerine zıplamak istiyorum. Sanki derslerimi bitirmiş ve çikolatasını almaya çalışan ufacık ayakları, ufacık elleri olan çocuklar gibi. 

Umutlarım olmasaydı, hayallerimden vazgeçerdim. Vazgeçmeyeceğim ve buzdolabının üzerindeki çikolatayı kimsenin yardımı olmadan kaptığım zaman ki mutluluğuma eş değer, belki de daha da fazla mutlu olacağım. 

Çikolatalı Hayaller



Yerinde duramayan minik çocuklar gibiydi umutlarım ve hayallerim. İçimde çığlıklar eşliğinde gülüşler var. Sanki daha dünyaya yeni gözlerini açmış bir bebeğin gözleri kadar temiz hayallerim var. Kimseye zararı olmayacak, yeni alınan kitabın kokusu kadar huzur verici. 

Keşkelerin olmayacağı umutlarım var avuçlarımda. Parmaklarımın arasından göz yaşları damlıyor, mutluluk sızıyor içerisine. Kendi mutluluğum, kendi huzurumu düşünüyorum sadece. Yanımda olacakları da düşünüyorum. Bir çok hayalimi yanımda olan dostlarımla kurdum, onlarla kurdum geleceğimi. Her ne kadar ellerim bu yaz sıcağında bile buz gibi olsa da, kendi kendime anlatsam da dertlerimi tekrar yanımda olacaklarına inanıyorum. 

Ben de küçücük bir çocuk gibi hızlıca koşmak istiyorum umutlarıma, hayallerime. Onları alabilmek, onlara tutunabilmek için belki defalarca buzdolabının üzerine zıplamak istiyorum. Sanki derslerimi bitirmiş ve çikolatasını almaya çalışan ufacık ayakları, ufacık elleri olan çocuklar gibi. 

Umutlarım olmasaydı, hayallerimden vazgeçerdim. Vazgeçmeyeceğim ve buzdolabının üzerindeki çikolatayı kimsenin yardımı olmadan kaptığım zaman ki mutluluğuma eş değer, belki de daha da fazla mutlu olacağım. 


Baba olmak nasıl bir duygudur hiç bilemem. O an çocuklarının sana koşarak gelmesi, sarılmaları ve öpmeleri. Ardından ''Babalar günün kutlu olsun baba.'' demeleri...

İnsanın tatmak istediği çok duygu vardır hayatında. Özellikle erkeklerin en büyük hayali de, baba olmaktır. Sevdiği kadından bir çocuk ve baba olmak. Daha ne ister bir erkek?

Her baba, erkek olsun ister ilk çocuğunun. Her ne kadar ''Erkek adamın erkek çocuğu olur.'' dese de aslında kalbi bu cümleyi doğrulamaz. Derler ya, kız çocuğu babaya düşkündür diye. İşte bu lafın kendisi de doğrudur, tersi de. Babalar da en çok kız çocuklarına düşkün olur.

Bir erkek için erkek çocuğunun olması da bambaşka bir duygudur. Kendisi gibi bir erkek yetiştirmek ister. Ona her şeyi ''ben'' öğreteceğim psikolojisine girer ve yapar da. Kendisini örnek almasını ister, bunu gördüğünde de gerçekten ''baba'' olduğunu hisseder.

Bunların hiçbirinin nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum ve sanırım bilmem de biraz zor olacaktır. Fakat kendi babanızın hayat çizgilerini, yaşadıklarını, yaptıklarını ve en önemlisi gözlerine bakarak sizin için beslediği duyguları görebilirsiniz. Ben hepsini gözlemledim ve yazdım.

Ben, babamı örnek almadım şimdiki hayatıma kadar. Örnek alınmayacak bir insan demiyorum, kesinlikle örnek alınacak bir adam fakat ben buna gerek duymadım. Hep kendim olmak istedim, kendi kararlarımı kendim vermek istedim. Babam; evini korumak için, evine ekmek getirebilmek için oradan oraya koşuşturan bir adam. Hiçbir zaman pes etmeyen, tuttuğunu kesinlikle koparan bir adam. Böyle bir baba, kesinlikle örnek alınacak bir insandır. Dediğim gibi, örnek almak istemediğimden ya da örnek alınmayacak bir insan olduğundan değil, sadece ben kendi kararlarım ve kendi kurallarım doğrultusunda hareket etmeyi seven bir insan olduğum için. Bunlara rağmen, hiçbir zaman babamın utanacağı ve gurur duymayacağı bir çocuk olmadım. Benimle gurur duyması için bir çok şey yaptım, yapacağım da. Hatalarım oldu, kızdı. Doğrularım oldu benimle beraber sevindi, gurur duydu. Fazlasıyla hatalar yapmış olsam da, benimle hep gurur duydu ve duyacaktır. Şimdiki hayatımı bir gün arkamda bırakacağım, fakat onlar aynı zamanda gözümün önünde de olacaklar. Her baba, bir gün çocuğundan emeğinin karşılığını görecektir. Ben buna inanıyorum.

Babalar Gününüz Kutlu Olsun... 

Babalar Gününüz Kutlu Olsun!


Baba olmak nasıl bir duygudur hiç bilemem. O an çocuklarının sana koşarak gelmesi, sarılmaları ve öpmeleri. Ardından ''Babalar günün kutlu olsun baba.'' demeleri...

İnsanın tatmak istediği çok duygu vardır hayatında. Özellikle erkeklerin en büyük hayali de, baba olmaktır. Sevdiği kadından bir çocuk ve baba olmak. Daha ne ister bir erkek?

Her baba, erkek olsun ister ilk çocuğunun. Her ne kadar ''Erkek adamın erkek çocuğu olur.'' dese de aslında kalbi bu cümleyi doğrulamaz. Derler ya, kız çocuğu babaya düşkündür diye. İşte bu lafın kendisi de doğrudur, tersi de. Babalar da en çok kız çocuklarına düşkün olur.

Bir erkek için erkek çocuğunun olması da bambaşka bir duygudur. Kendisi gibi bir erkek yetiştirmek ister. Ona her şeyi ''ben'' öğreteceğim psikolojisine girer ve yapar da. Kendisini örnek almasını ister, bunu gördüğünde de gerçekten ''baba'' olduğunu hisseder.

Bunların hiçbirinin nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum ve sanırım bilmem de biraz zor olacaktır. Fakat kendi babanızın hayat çizgilerini, yaşadıklarını, yaptıklarını ve en önemlisi gözlerine bakarak sizin için beslediği duyguları görebilirsiniz. Ben hepsini gözlemledim ve yazdım.

Ben, babamı örnek almadım şimdiki hayatıma kadar. Örnek alınmayacak bir insan demiyorum, kesinlikle örnek alınacak bir adam fakat ben buna gerek duymadım. Hep kendim olmak istedim, kendi kararlarımı kendim vermek istedim. Babam; evini korumak için, evine ekmek getirebilmek için oradan oraya koşuşturan bir adam. Hiçbir zaman pes etmeyen, tuttuğunu kesinlikle koparan bir adam. Böyle bir baba, kesinlikle örnek alınacak bir insandır. Dediğim gibi, örnek almak istemediğimden ya da örnek alınmayacak bir insan olduğundan değil, sadece ben kendi kararlarım ve kendi kurallarım doğrultusunda hareket etmeyi seven bir insan olduğum için. Bunlara rağmen, hiçbir zaman babamın utanacağı ve gurur duymayacağı bir çocuk olmadım. Benimle gurur duyması için bir çok şey yaptım, yapacağım da. Hatalarım oldu, kızdı. Doğrularım oldu benimle beraber sevindi, gurur duydu. Fazlasıyla hatalar yapmış olsam da, benimle hep gurur duydu ve duyacaktır. Şimdiki hayatımı bir gün arkamda bırakacağım, fakat onlar aynı zamanda gözümün önünde de olacaklar. Her baba, bir gün çocuğundan emeğinin karşılığını görecektir. Ben buna inanıyorum.

Babalar Gününüz Kutlu Olsun... 

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.