background img

The New Stuff

muhteşem yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhteşem yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Son zamanlarda Başbakan Erdoğan'ın eleştirilerine maruz kalan Muhteşem Yüzyıl, yayından kaldırılıyor. 

Tarihi olayların ve kişileri küçük düşüren, aşağılayan ve çarpıtan bir dizi olduğu düşünülen Muhteşem Yüzyıl'ın 2013 yılında yayından kaldırılacağı söyleniyor. Dün Beyaz Tv'deki ''Uyan Türkiyem'' adlı programa konuk olan AK Parti Milletvekili Oktay Saral, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yayından kalkacağını söyledi.


Dizi uzun zamandır gündemdeydi!

Oktay Saral, ''Bu dizinin zaten biteceği yönünde bilgiler geldi kulağımıza. Başbakanımız bunu gündeme getirdi, kanun teklifi vermedik. Uzun zamandır bu bizim gündemimizdeydi. Yani ben Başbakan söyledikten sonra bu çalışmayı yapmadım. Uzun zamandır bize gelen e-postalar var. Seçim bölgemize gittiğimizde insanlar bize ''Bu diziler yüzünden çocuklarımız tarihini, atasını tanımıyor.'' diyorlar. Genç bir çocuk ''Kanuni böyle miydi? Allah belasını versin'' diyor. Buna inanıyor çocuk ve bunları bize aileler söylüyor.'' dedi. (Kaynak için tık tık) 

Bana soracak olursanız bunları okurken de yazarken de güldüm açıkcası. Bu kadar insan Milletvekili olmuş, Başbakan olmuş ama hala ''dizi'' ne demek bilmemektedirler. Yahu şurada bir dizi çekiliyor, çoğu olayın kurmaca olduğu elli bin defa söyleniyor, hala neyin yanlışını dile getirip, eleştirisini yapıp yayından kaldırma derdindesiniz ki? Şimdi hangimiz o zamanlarda haremde olsun, sarayın genelinde olsun nelerin yaşandığını noktasına virgülüne kadar biliyoruz da ''yanlış!'' diye bunu konuşabiliyoruz? Aileler madem çocuklarının bu durumdan etkilendiğini dile getiriyor, arkadaşım madem etkileniyor ve madem ki sen de bu durumdan hoşnut değilsin kapat televizyonunu, çocuğuna da izletme sen de izleme! Ülkemizde televizyon açısından hala yaşadığımız bu sorunlar gerçekten oldukça gülünç ve bir o kadar da saçma. O tarihlerde yaşananların en doğrusunu bilen umarım daha ''muhteşem''ini yapar dizinin biz de oturur keyifle izleriz.

Saygılar...

Muhteşem Yüzyıl Yayından Kaldırılıyor!


Son zamanlarda Başbakan Erdoğan'ın eleştirilerine maruz kalan Muhteşem Yüzyıl, yayından kaldırılıyor. 

Tarihi olayların ve kişileri küçük düşüren, aşağılayan ve çarpıtan bir dizi olduğu düşünülen Muhteşem Yüzyıl'ın 2013 yılında yayından kaldırılacağı söyleniyor. Dün Beyaz Tv'deki ''Uyan Türkiyem'' adlı programa konuk olan AK Parti Milletvekili Oktay Saral, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yayından kalkacağını söyledi.


Dizi uzun zamandır gündemdeydi!

Oktay Saral, ''Bu dizinin zaten biteceği yönünde bilgiler geldi kulağımıza. Başbakanımız bunu gündeme getirdi, kanun teklifi vermedik. Uzun zamandır bu bizim gündemimizdeydi. Yani ben Başbakan söyledikten sonra bu çalışmayı yapmadım. Uzun zamandır bize gelen e-postalar var. Seçim bölgemize gittiğimizde insanlar bize ''Bu diziler yüzünden çocuklarımız tarihini, atasını tanımıyor.'' diyorlar. Genç bir çocuk ''Kanuni böyle miydi? Allah belasını versin'' diyor. Buna inanıyor çocuk ve bunları bize aileler söylüyor.'' dedi. (Kaynak için tık tık) 

Bana soracak olursanız bunları okurken de yazarken de güldüm açıkcası. Bu kadar insan Milletvekili olmuş, Başbakan olmuş ama hala ''dizi'' ne demek bilmemektedirler. Yahu şurada bir dizi çekiliyor, çoğu olayın kurmaca olduğu elli bin defa söyleniyor, hala neyin yanlışını dile getirip, eleştirisini yapıp yayından kaldırma derdindesiniz ki? Şimdi hangimiz o zamanlarda haremde olsun, sarayın genelinde olsun nelerin yaşandığını noktasına virgülüne kadar biliyoruz da ''yanlış!'' diye bunu konuşabiliyoruz? Aileler madem çocuklarının bu durumdan etkilendiğini dile getiriyor, arkadaşım madem etkileniyor ve madem ki sen de bu durumdan hoşnut değilsin kapat televizyonunu, çocuğuna da izletme sen de izleme! Ülkemizde televizyon açısından hala yaşadığımız bu sorunlar gerçekten oldukça gülünç ve bir o kadar da saçma. O tarihlerde yaşananların en doğrusunu bilen umarım daha ''muhteşem''ini yapar dizinin biz de oturur keyifle izleriz.

Saygılar...

Her Çarşamba Star ekranlarında yeni bölümleriyle yayınlanan Muhteşem Yüzyıl, dün ki bölümüyle beni kendisinden iyice uzaklaştırdı diyebilirim.

Geçtiğimiz hafta, Sultan Süleyman'ın haremine girdiği için aranan Firuze'yi balkondan atma sahnesiyle hepimiz ölüyor sanmıştık ki bir sonraki bölümde o sahnenin sadece bir hayal olduğu, Firuze'nin kurtulduğu ortaya çıktı. Buna tamam dedim. O bölümün sonunda da Firuze Hürrem tarafından bu sefer iple asarak öldürülecekti. Dizi de tam o sahnede son bulmuştu. Dün bir anlık televizyon odasına geçmemle birlikte yeni bölümünde Firuze'nin yine kurtulduğunu gördüm ve başladım sövmelere. Kostümleriyle ve her sahnesiyle fazlasıyla göz dolduran ve orjinalliğin ön planda olduğu Muhteşem Yüzyıl'a böyle bir senaryo gerçekten olmamış.

''Firuze, Hürrem tarafından bağışlanmış fakat aslında bu bağışlama Firuze'nin sonunu hazırlayan bir tuzaktır. Hürrem, Sultan Süleyman'ın ona can veren aşkının, Firuze'yi yakıp, yok edişini izleyebilmek için ipten aldırdı.  Firuze ile bir anlaşma yapan Hürrem Sultan, Sultan Süleyman'dan kendisini ya da Firuze'yi seçmesini isteyecek. Firuze'yi seçerse, koynunda sakladığı zehirle kendi hayatına son verecek fakat Hürrem'i seçerse de olanlar Firuze'ye olacak...''

Ve şimdi bana sorarsanız, Hürrem'in öleceğine bile inanabilirim ama artık Firuze'nin ölebileceğini sanmıyorum, sanamıyorum bile. Dizi de öldürseler bile bir şekilde çıkıp hortlayacakmış gibi bakarım televizyona. Ee, kadın 9 canlı. Ölmüyor arkadaş.


''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Muhteşem Yüzyıl - Firuze'nin Sonu Yok

Her Çarşamba Star ekranlarında yeni bölümleriyle yayınlanan Muhteşem Yüzyıl, dün ki bölümüyle beni kendisinden iyice uzaklaştırdı diyebilirim.

Geçtiğimiz hafta, Sultan Süleyman'ın haremine girdiği için aranan Firuze'yi balkondan atma sahnesiyle hepimiz ölüyor sanmıştık ki bir sonraki bölümde o sahnenin sadece bir hayal olduğu, Firuze'nin kurtulduğu ortaya çıktı. Buna tamam dedim. O bölümün sonunda da Firuze Hürrem tarafından bu sefer iple asarak öldürülecekti. Dizi de tam o sahnede son bulmuştu. Dün bir anlık televizyon odasına geçmemle birlikte yeni bölümünde Firuze'nin yine kurtulduğunu gördüm ve başladım sövmelere. Kostümleriyle ve her sahnesiyle fazlasıyla göz dolduran ve orjinalliğin ön planda olduğu Muhteşem Yüzyıl'a böyle bir senaryo gerçekten olmamış.

''Firuze, Hürrem tarafından bağışlanmış fakat aslında bu bağışlama Firuze'nin sonunu hazırlayan bir tuzaktır. Hürrem, Sultan Süleyman'ın ona can veren aşkının, Firuze'yi yakıp, yok edişini izleyebilmek için ipten aldırdı.  Firuze ile bir anlaşma yapan Hürrem Sultan, Sultan Süleyman'dan kendisini ya da Firuze'yi seçmesini isteyecek. Firuze'yi seçerse, koynunda sakladığı zehirle kendi hayatına son verecek fakat Hürrem'i seçerse de olanlar Firuze'ye olacak...''

Ve şimdi bana sorarsanız, Hürrem'in öleceğine bile inanabilirim ama artık Firuze'nin ölebileceğini sanmıyorum, sanamıyorum bile. Dizi de öldürseler bile bir şekilde çıkıp hortlayacakmış gibi bakarım televizyona. Ee, kadın 9 canlı. Ölmüyor arkadaş.


''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''


Dün akşam saatlerin Atv'de denk geldim Karadayı'ya. Başlamadan önceki tanıtımlarını vs. görmüşlüğüm var ve baş rolleri Bergüzar Korel ile Kenan İmirzalıoğlu'nun paylaştığını biliyorum.

Dün 3. bölümü ile Karadayı ekranlardaydı. Geçtiğimiz haftalar evdekilerin izlediğini biliyordum ve bu hafta hazır denk gelmişken ben de bir bakayım nasıl bir diziymiş diye oturdum ve çok az izleme şansım oldu.

Kenan İmirzalıoğlu'na bu rolü de bir tabirle ''cuk'' oturmuş diyebilirim. Kenan'ı bildiğimiz, tanıdığımız yoldan çıkarmamışlar; aynı tarz aynı görünüm ile çıkarmışlar yine karşımıza, ki bu rahatsız olmadığımız aksine en beğendiğimiz taraftır diye düşünüyorum. Şahsen ben Kenan İmirzalıoğlu'nu şu anki çizgisi, rolleri dışındaki daha hafif rollerde hayal edemiyorum ve yakıştıramıyorum da.

Bergüzar Korel ise Binbir Gece dizisi ile tahtını sağlamlaştırdı diye düşünüyorum. Kendisine yakışan ve rolünün hakkını fazlasıyla verdiği bir diziydi. Kenan ile karşı karşıya gelmeleri çok güzel düşülmüş ve ikisi de diziye yakışan iki karakter olmuş.

Diziye gelecek olursak, oyunculara karşı övgülerime karşı bir şey söyleyemeyeceğim. Çok hoşuma gittiği söylenemez. Dizinin sahneleri, sanki özet bölümü yayınlanıyormuş gibi çok hızlı bir akış içerisinde geçiyor ve kesik kesik gösteriliyor. Aynı zamanda 1980li yıllar yaşanıyor yine. Muhteşem Yüzyıl ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizilerinden sonra tarihi diziler artık can sıkmaya ve günden güne daha da çoğalmaya başladı.

Yine şahsi bir fikrimi dile getiriyorum. Türk Televizyonları'nda artık gittikçe benzer diziler yapılacağına, günümüz dizileri yapılsa, çeşitli sosyal mesajlar verebilecek diziler çekilse daha yararlı olabileceğini düşünüyorum.

''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Karadayı


Dün akşam saatlerin Atv'de denk geldim Karadayı'ya. Başlamadan önceki tanıtımlarını vs. görmüşlüğüm var ve baş rolleri Bergüzar Korel ile Kenan İmirzalıoğlu'nun paylaştığını biliyorum.

Dün 3. bölümü ile Karadayı ekranlardaydı. Geçtiğimiz haftalar evdekilerin izlediğini biliyordum ve bu hafta hazır denk gelmişken ben de bir bakayım nasıl bir diziymiş diye oturdum ve çok az izleme şansım oldu.

Kenan İmirzalıoğlu'na bu rolü de bir tabirle ''cuk'' oturmuş diyebilirim. Kenan'ı bildiğimiz, tanıdığımız yoldan çıkarmamışlar; aynı tarz aynı görünüm ile çıkarmışlar yine karşımıza, ki bu rahatsız olmadığımız aksine en beğendiğimiz taraftır diye düşünüyorum. Şahsen ben Kenan İmirzalıoğlu'nu şu anki çizgisi, rolleri dışındaki daha hafif rollerde hayal edemiyorum ve yakıştıramıyorum da.

Bergüzar Korel ise Binbir Gece dizisi ile tahtını sağlamlaştırdı diye düşünüyorum. Kendisine yakışan ve rolünün hakkını fazlasıyla verdiği bir diziydi. Kenan ile karşı karşıya gelmeleri çok güzel düşülmüş ve ikisi de diziye yakışan iki karakter olmuş.

Diziye gelecek olursak, oyunculara karşı övgülerime karşı bir şey söyleyemeyeceğim. Çok hoşuma gittiği söylenemez. Dizinin sahneleri, sanki özet bölümü yayınlanıyormuş gibi çok hızlı bir akış içerisinde geçiyor ve kesik kesik gösteriliyor. Aynı zamanda 1980li yıllar yaşanıyor yine. Muhteşem Yüzyıl ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizilerinden sonra tarihi diziler artık can sıkmaya ve günden güne daha da çoğalmaya başladı.

Yine şahsi bir fikrimi dile getiriyorum. Türk Televizyonları'nda artık gittikçe benzer diziler yapılacağına, günümüz dizileri yapılsa, çeşitli sosyal mesajlar verebilecek diziler çekilse daha yararlı olabileceğini düşünüyorum.

''Dilerseniz bloguma, sayfanın üst köşesinde bulunan Bumerang Ödülleri Adayı şablonundan oy verebilir ve bana destek olabilirsiniz. Oylarınız tamamen ücretsizdir. Teşekkürler.''

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.