background img

The New Stuff

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim iki yeni haberim var. Bu iki haber de yan tarafta görüyor olduğunuz kitap kapağı ile birlikte bir nevi anlaşılıyordur.

Öncelikle ilk haberim birkaç gün önce açmış olduğum Wattpad sayfamla ilgili. Twitter'dan tanışıyor olduğum bir arkadaşım sayesinde keşfettim diyebilirim Wattpad'a. Daha öncelerde duymuş ve göz atmıştım fakat açma gereği nedense hiç duymadım. Fakat daha ayrıntılı şekilde bir bilgiye sahip olduğumda açmak istedim ve sesimi bir de orada duyurmayı tercih ettim.

Bu kitap kapağı da Wattpad'deki ilk çalışmamın kitap kapağı. Kapak düzenlemesi için Batuhan'a da bir kere daha teşekkür ederim. Wattpad'e girişimi blogda şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğum deneme, düz yazı, mensur şiirleri kitaplaştırarak yapmak istedim. Bunların hepsi de benden parçalar olduğu için, Kelebek Taneleri adı tam olacaktır diye düşündüm. Wattpad'ten de beni takip edip kitabımı okumak isterseniz, kullanıcı adım: hhasanokcu
Direkt olarak kitabı okumak için buraya tık.

İkinci haberim ise uzun zamandır beni takip ediyor olanlarınız bilir, ilk kitabımı yazmış ve ikincisini yarılamış ve artık keşfedilmeyi beklemeyip yazarlık statüsünü avuçları arasına almak isteyen biriyim. Henüz 7-8 yayıneviyle daha görüşmem sürmekte fakat hissediyorum ki bu sefer ilk kitabımı basılmış bir şekilde ellerimde tutabileceğim. İlerleyen günlerde, haftalarda son haberleri de tüm sevincimle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Umarım ki güzel sonuçlarla hep birlikte oluruz. Hepinize iyi haftalar!

Kelebek Taneleri - Hasan Okçu

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim iki yeni haberim var. Bu iki haber de yan tarafta görüyor olduğunuz kitap kapağı ile birlikte bir nevi anlaşılıyordur.

Öncelikle ilk haberim birkaç gün önce açmış olduğum Wattpad sayfamla ilgili. Twitter'dan tanışıyor olduğum bir arkadaşım sayesinde keşfettim diyebilirim Wattpad'a. Daha öncelerde duymuş ve göz atmıştım fakat açma gereği nedense hiç duymadım. Fakat daha ayrıntılı şekilde bir bilgiye sahip olduğumda açmak istedim ve sesimi bir de orada duyurmayı tercih ettim.

Bu kitap kapağı da Wattpad'deki ilk çalışmamın kitap kapağı. Kapak düzenlemesi için Batuhan'a da bir kere daha teşekkür ederim. Wattpad'e girişimi blogda şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğum deneme, düz yazı, mensur şiirleri kitaplaştırarak yapmak istedim. Bunların hepsi de benden parçalar olduğu için, Kelebek Taneleri adı tam olacaktır diye düşündüm. Wattpad'ten de beni takip edip kitabımı okumak isterseniz, kullanıcı adım: hhasanokcu
Direkt olarak kitabı okumak için buraya tık.

İkinci haberim ise uzun zamandır beni takip ediyor olanlarınız bilir, ilk kitabımı yazmış ve ikincisini yarılamış ve artık keşfedilmeyi beklemeyip yazarlık statüsünü avuçları arasına almak isteyen biriyim. Henüz 7-8 yayıneviyle daha görüşmem sürmekte fakat hissediyorum ki bu sefer ilk kitabımı basılmış bir şekilde ellerimde tutabileceğim. İlerleyen günlerde, haftalarda son haberleri de tüm sevincimle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Umarım ki güzel sonuçlarla hep birlikte oluruz. Hepinize iyi haftalar!

Ayşe Kulin bu kitabında, Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı olan Füreya Koral'ın hayatını kaleme almıştır. Atatürk aşkıyla büyüyen ve küçüklüğünde Atatürk'ün hatıra defterine yazmış olduğu satırlar sonrasında Türk topraklarına kendi elleriyle imzasını atmış ve neredeyse tüm dünyaya adını duyurmayı başarmış bir kadın Füreya.

Sadece kültüre, sanata, bilime verdiği ilgi ve önemlerle değil, güzelliğiyle de bir çok erkeğin hayali olmuştur Füreya. Kendisi de yeri geldi mi ün, yeri geldi mi de gerçekten aşık olduğu için birlikte oldu bu erkeklerle.

İnişli çıkışlı, oradan oraya koşuşturan bir hikayesi olan Füreya Koral'ın hayatı, okurken etkileneceğiniz türden. Azim ve işine olan aşkı, sevdiği şeyi yaparken hissettiği duyguları insana ilham ve ders verecek türdeler. 

Kitabı ve Füreya Koral'ı adım adım tanıdım ve sevdim. Tek gözüme batan şey Füreya'nın Atatürk'e olan hayranlığının çok aşırıya kaçırıldığı oldu. Onun dışında göze batan bir şey yok. Kesinlikle okunması gereken bir kitap ve tanınması gereken bir insan olduğunu düşünüyorum. 

Keyifli okumalar!


Füreya - Ayşe Kulin

Ayşe Kulin bu kitabında, Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı olan Füreya Koral'ın hayatını kaleme almıştır. Atatürk aşkıyla büyüyen ve küçüklüğünde Atatürk'ün hatıra defterine yazmış olduğu satırlar sonrasında Türk topraklarına kendi elleriyle imzasını atmış ve neredeyse tüm dünyaya adını duyurmayı başarmış bir kadın Füreya.

Sadece kültüre, sanata, bilime verdiği ilgi ve önemlerle değil, güzelliğiyle de bir çok erkeğin hayali olmuştur Füreya. Kendisi de yeri geldi mi ün, yeri geldi mi de gerçekten aşık olduğu için birlikte oldu bu erkeklerle.

İnişli çıkışlı, oradan oraya koşuşturan bir hikayesi olan Füreya Koral'ın hayatı, okurken etkileneceğiniz türden. Azim ve işine olan aşkı, sevdiği şeyi yaparken hissettiği duyguları insana ilham ve ders verecek türdeler. 

Kitabı ve Füreya Koral'ı adım adım tanıdım ve sevdim. Tek gözüme batan şey Füreya'nın Atatürk'e olan hayranlığının çok aşırıya kaçırıldığı oldu. Onun dışında göze batan bir şey yok. Kesinlikle okunması gereken bir kitap ve tanınması gereken bir insan olduğunu düşünüyorum. 

Keyifli okumalar!



Her zaman olduğu gibi, oturuyorum. Dizlerimi kendime doğru çekmiş, düşünüyorum. Belki de düşünmüyor, düşündüğümü sanıyor veyahut da düşünüyormuş gibi görünmeye yelteniyordum.

Her vakit olduğu gibi, bir elimde kahvem var. Bütün süslü cümlelere, iç yakan kelimelere ve çığlık çığlığa haykıran harflere eşlik eden, bir o kadar da yalnızlığımı içimi yakarak daha da belirginleştiren, bir bardak kahve.

Her daim olduğu gibi, saat böyle zamanlarda daha çabuk geçiyor. Ve gece yarısı gelip çattığında, bütün duvarların sıvaları dökülüyor hafiften. Vakit daha yavaş geçmeye başlıyor. Uzaktan kulağa çalınan hafif tını eşlik ediyor. Melodiler benimle birlikte ağlıyor ve ben bu saatlerde yalnızlığımı, yalnız olduğumu daha ağır hissediyorum.

Her zaman olduğu gibi...
Her vakit olduğu gibi...
Ve...
Her daim olduğu gibi...

Her Daim Olduğu Gibi

Her zaman olduğu gibi, oturuyorum. Dizlerimi kendime doğru çekmiş, düşünüyorum. Belki de düşünmüyor, düşündüğümü sanıyor veyahut da düşünüyormuş gibi görünmeye yelteniyordum.

Her vakit olduğu gibi, bir elimde kahvem var. Bütün süslü cümlelere, iç yakan kelimelere ve çığlık çığlığa haykıran harflere eşlik eden, bir o kadar da yalnızlığımı içimi yakarak daha da belirginleştiren, bir bardak kahve.

Her daim olduğu gibi, saat böyle zamanlarda daha çabuk geçiyor. Ve gece yarısı gelip çattığında, bütün duvarların sıvaları dökülüyor hafiften. Vakit daha yavaş geçmeye başlıyor. Uzaktan kulağa çalınan hafif tını eşlik ediyor. Melodiler benimle birlikte ağlıyor ve ben bu saatlerde yalnızlığımı, yalnız olduğumu daha ağır hissediyorum.

Her zaman olduğu gibi...
Her vakit olduğu gibi...
Ve...
Her daim olduğu gibi...


Beyaz Helsinki, geçen sene edinmiş olduğum bir roman. Yakın bir arkadaşımın kardeşine doğum günü hediyesi olarak alırken bir adet de kendime almıştım. Hoş ve ilgi çekici bir kitap gibi göründü gözüme ve tanıtım bültenini okuduğum zaman da ilgimi çekti, bu şekilde satın aldım.

Bir yıl sonra ancak sıra geldi bu kitabı okumaya. Konusu, Kari Vaara adında bir adam, beyin tümörü operasyonundan sonra suçla savaşmak için suç işleyen gizli bir operasyon örgütünün başına getirilir. Suçluların evlerine girmeye, paralarını ve uyuşturucularını, yasadışı silahları çalmaya başlarlar. Bu esnada da Finlandaya aşırı sağ bir partinin yükselmesiyle çalkalanır. Bu olayların ardından Kari cinayet davasına atanır. Bir milyarderin kaçırılan çocuğunun çözülmemiş davasıyla ilgilenir ve eski Fransız lejyoneri ile bir pazarlığa girmek zorunda kalır.

Evet konusu muhtemelen sizin de ilginizi çekmiştir. Fakat ben kitabı bitiremedim bile. Kitabı yarılamış olmama rağmen her bölüm birbirinin tekrarı, olaylarda bir ilerleme söz konusu bile olmadı. Bu durum da beni iyice bunalttı. Kitapta kaldığım yere bir işaret koydum ve daha sonra tekrar okuyacağım. ''İyi kitap, kötü kitap ayırma, sonuna kadar oku.'' felsefemden ötürü her kitabı sonuna kadar okurum.

Şu an için kitap hakkında oldukça sıkıcı yorumundan başka bir şeyler söyleyemeyeceğim ancak kitaba devam edip bitirdikten hemen sonra yeni bir yorumla net fikirlerimi sizlerle paylaşırım. Aranızda okuyan arkadaşlar varsa yorumlarını benimle, bizlerle paylaşırsa mutlu olurum.

Keyifli okumalar!

Beyaz Helsinki - James Thompson


Beyaz Helsinki, geçen sene edinmiş olduğum bir roman. Yakın bir arkadaşımın kardeşine doğum günü hediyesi olarak alırken bir adet de kendime almıştım. Hoş ve ilgi çekici bir kitap gibi göründü gözüme ve tanıtım bültenini okuduğum zaman da ilgimi çekti, bu şekilde satın aldım.

Bir yıl sonra ancak sıra geldi bu kitabı okumaya. Konusu, Kari Vaara adında bir adam, beyin tümörü operasyonundan sonra suçla savaşmak için suç işleyen gizli bir operasyon örgütünün başına getirilir. Suçluların evlerine girmeye, paralarını ve uyuşturucularını, yasadışı silahları çalmaya başlarlar. Bu esnada da Finlandaya aşırı sağ bir partinin yükselmesiyle çalkalanır. Bu olayların ardından Kari cinayet davasına atanır. Bir milyarderin kaçırılan çocuğunun çözülmemiş davasıyla ilgilenir ve eski Fransız lejyoneri ile bir pazarlığa girmek zorunda kalır.

Evet konusu muhtemelen sizin de ilginizi çekmiştir. Fakat ben kitabı bitiremedim bile. Kitabı yarılamış olmama rağmen her bölüm birbirinin tekrarı, olaylarda bir ilerleme söz konusu bile olmadı. Bu durum da beni iyice bunalttı. Kitapta kaldığım yere bir işaret koydum ve daha sonra tekrar okuyacağım. ''İyi kitap, kötü kitap ayırma, sonuna kadar oku.'' felsefemden ötürü her kitabı sonuna kadar okurum.

Şu an için kitap hakkında oldukça sıkıcı yorumundan başka bir şeyler söyleyemeyeceğim ancak kitaba devam edip bitirdikten hemen sonra yeni bir yorumla net fikirlerimi sizlerle paylaşırım. Aranızda okuyan arkadaşlar varsa yorumlarını benimle, bizlerle paylaşırsa mutlu olurum.

Keyifli okumalar!

Aynı Yıldızın Altında adlı romanıyla büyük ses getiren John Green'in tüm romanları mutlaka en çok okunanlar listesine dahil oluyor. Aynı Yıldızın Altında romanı gibi Kağıttan Kentler romanı da sinema filmine uyarlandı ve büyük ilgi gördü.

İlk Aşk kitabı da benim şimdiye kadar okuduğum birçok kitaptan farklı geldi bana. Klasik aşk romanlarından çok farklı ve ilginç bir aşk hikayesi.

Roman, başından sonuna kadar dahice kaleme alınmış. John Green bu romanında bir başka yeteneğini konuşturmuş. Her ne kadar kitabın baş karakteri olan Colin'in ilişki teoremlerindeki sayısal veriler yakın arkadaşına ait olsa da, bunu kurguya dökmek de çok basit bir iş olmasa gerek.

Kitabın konusu, Colin adında bir gencin hayatına giren kadınlar ve onlarla olan ilişkileri. Colin bu zamana kadar toplamda 19 kızla birlikte olmuş ve işin ilginç kısmı ise bütün kızların adının Kathrine olması ve hepsinin de Colin'i terk etmesi.

Colin bunun üzerine Terk Edenler/Terk Edilenler teoremleriyle ilişkilere dayalı çözümler üretmeye çalışmaktadır.

Oldukça eğlenceli olmasıyla birlikte yeri geldiğinde duygusal hislerinizi de uyandıran bir kitap. Bunların yanı sıra içinde genel kültür olarak depolayabileceğiniz bilgiler de yer almakta. Yani her anlamda size bir şeyler katabilecek bir kitap.

Mutlaka okuyun derim!

İlk Aşk - John Green

Aynı Yıldızın Altında adlı romanıyla büyük ses getiren John Green'in tüm romanları mutlaka en çok okunanlar listesine dahil oluyor. Aynı Yıldızın Altında romanı gibi Kağıttan Kentler romanı da sinema filmine uyarlandı ve büyük ilgi gördü.

İlk Aşk kitabı da benim şimdiye kadar okuduğum birçok kitaptan farklı geldi bana. Klasik aşk romanlarından çok farklı ve ilginç bir aşk hikayesi.

Roman, başından sonuna kadar dahice kaleme alınmış. John Green bu romanında bir başka yeteneğini konuşturmuş. Her ne kadar kitabın baş karakteri olan Colin'in ilişki teoremlerindeki sayısal veriler yakın arkadaşına ait olsa da, bunu kurguya dökmek de çok basit bir iş olmasa gerek.

Kitabın konusu, Colin adında bir gencin hayatına giren kadınlar ve onlarla olan ilişkileri. Colin bu zamana kadar toplamda 19 kızla birlikte olmuş ve işin ilginç kısmı ise bütün kızların adının Kathrine olması ve hepsinin de Colin'i terk etmesi.

Colin bunun üzerine Terk Edenler/Terk Edilenler teoremleriyle ilişkilere dayalı çözümler üretmeye çalışmaktadır.

Oldukça eğlenceli olmasıyla birlikte yeri geldiğinde duygusal hislerinizi de uyandıran bir kitap. Bunların yanı sıra içinde genel kültür olarak depolayabileceğiniz bilgiler de yer almakta. Yani her anlamda size bir şeyler katabilecek bir kitap.

Mutlaka okuyun derim!

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.