background img

The New Stuff

Merhaba değerli takipçilerim, sevgili okuyucularım...

Hepimizin artık bildiği gibi Temmuz'un ilk günü itibariyle GFC artık ulaşılmaz oluyor ve GFC üzerinden takip ettiğiniz bloggerların yazılarına ne yazık ki bakamıyor olacaksınız. Bu sebeple herkes ardı ardına Bloglovin açmaya devam ediyor.

Nasıl açacağınızı bilmiyorsanız, daha önce yazmış olduğum yazıda görsellerle birlikte anlatmıştım. Yazıma ''buradan'' ulaşabilirsiniz.

Zaten Bloglovin'e üyeliğinizi yapar yapmaz, GFC üzerinden şu an takip ediyor olduğunuz bloglar otomatik olarak orada da takibe devam ediliyor. Yani blogları tekrardan bulup da takibe alma gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Fakat bu GFC kalktığında da devam eder mi bilmediğim için, elinizi çabuk tutup Bloglovin'e üye olup beni de takibe almanızı öneririm.

Şimdiden hepinize teşekkür ederim.

 Yukarıdaki resme tıklayarak Bloglovin profilime ulaşabilirsiniz...

Ve Bloglovin Geldi Çattı

Merhaba değerli takipçilerim, sevgili okuyucularım...

Hepimizin artık bildiği gibi Temmuz'un ilk günü itibariyle GFC artık ulaşılmaz oluyor ve GFC üzerinden takip ettiğiniz bloggerların yazılarına ne yazık ki bakamıyor olacaksınız. Bu sebeple herkes ardı ardına Bloglovin açmaya devam ediyor.

Nasıl açacağınızı bilmiyorsanız, daha önce yazmış olduğum yazıda görsellerle birlikte anlatmıştım. Yazıma ''buradan'' ulaşabilirsiniz.

Zaten Bloglovin'e üyeliğinizi yapar yapmaz, GFC üzerinden şu an takip ediyor olduğunuz bloglar otomatik olarak orada da takibe devam ediliyor. Yani blogları tekrardan bulup da takibe alma gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Fakat bu GFC kalktığında da devam eder mi bilmediğim için, elinizi çabuk tutup Bloglovin'e üye olup beni de takibe almanızı öneririm.

Şimdiden hepinize teşekkür ederim.

 Yukarıdaki resme tıklayarak Bloglovin profilime ulaşabilirsiniz...


Yeter artık, vazgeçin! Ötekileştirmekten, yadırgamaktan, yok saymaktan, aşağılamaktan, küçük görmekten ve ezmekten vazgeçin!

***

Eşcinsellik kavramı, çok hassas olduğum bir konudur. İnsanlar yanımda bu konu ile ilgili ''gereksiz ve saçma'' açıklamalarda, yorumlarda bulunduğu zaman kendime hakim olamama gibi bir durumum var. Çünkü insanlarda ''herkesi kendi gibi yapmaya çalışma'' düşüncesi ve baskısı var. Ne iğrenç bir düşüncedir bu böyle. Herkes bir olmaz, olamaz ama birlikte olmaya çalışılır. Düşman olmaktan vazgeçip, kardeş olmaya başlayın artık.

Bu konudaki hassasiyetimden dolayı, elimden gelen her türlü yardımda her zaman bulunacağım ve ülkemizde eşcinsel bireylerin artık yok sayılıp, ötekileştirilmesine dur dememiz gerektiğini düşünmekteyim. İleri ki senelerde inşallah bu konuda daha büyük projelerde yer almayı canı gönülden isterim ve tek başıma bile olsam Türkiye'de bu konuyu insanlara kabullendirmek için her türlü savaşı vereceğim. Çünkü eşcinseller de en az sizin kadar özgür olmayı hak ediyor. En azından bir iş, bir arkadaş, bir ev ve en önemlisi bir dost edinmeyi hak ediyor.

***

Hepimizin bildiği gibi, ülkemizde de birçok eşcinsel birey bulunmakta. Ve ne yazık ki hepsi de yukarıda yazdığım muamelelere maruz kalmaktan kurtulamıyor. Çünkü toplumumuzun zihniyetine göre ''Eşcinsel bir birey, hasta bir bireydir.'', ''Eşcinsel olan herkes ölmelidir, yaşamaya hakları yoktur!'' gibi iğrenç düşüncelerle dolmuştur.

Sen kendini nasıl bir üstünlükte hissediyorsun ki, senin gibi yaratılmış birini yok sayabiliyorsun? Ne hakla ona hasta muamelesi gösterip, yaşam haklarını elinden alıp, bir hiçmiş gibi davranıyorsun.


Arkadaşlar... Ülkemizin artık aşması gereken o kadar çok konu var ki. Bunlardan biri de tabii ki eşcinsel vatandaşlara, güvenli bir yaşam hakkı tanımak. İstedikleri şey sadece ''yaşam özgürlüğü'' başka bir şey değil.

Bu sebeple, her yıl Haziran'ın son haftasında düzenlenen Onur Yürüyüşü dün itibariyle başladı. 30 Haziran'a kadar da Taksim'de devam edecek. Milyonlarca eşcinsel orada haklarını arayacak ve milyonlarca heteroseksüel de destek için yanlarında olacak.

Unutmayın, eşcinselleri savunmak sizi de eşcinsel yapmıyor. En azından bu düşünceyi kafanızdan atın ve insanlara ön yargı ve nefret ile yaklaşmak yerine, bir de onu dinleyin, bir şans verin ve el uzatın.

Eşcinsel okuyucularım...

Her zaman söylediğim gibi, hiçbir zaman yalnız değilsiniz, olmayacaksınız da. Bu dünyayı, Türkiye'yi hep beraber, el ele değiştireceğiz. Biliyorum her yerdeyiz!


Aynı zamanda Onur Haftası için sanatçılar tarafından da bir video çekilmiş. Özellikle Yalan Dünya dizisinin oyuncuları, bu konudaki hassasiyetlerini ve görüşlerini, harika bir dille bizlere aktarmışlar. Hepsinin emeğine, düşüncelerine sağlık. 

21. LGBT Onur Haftası (24-30 Haziran 2013)


Yeter artık, vazgeçin! Ötekileştirmekten, yadırgamaktan, yok saymaktan, aşağılamaktan, küçük görmekten ve ezmekten vazgeçin!

***

Eşcinsellik kavramı, çok hassas olduğum bir konudur. İnsanlar yanımda bu konu ile ilgili ''gereksiz ve saçma'' açıklamalarda, yorumlarda bulunduğu zaman kendime hakim olamama gibi bir durumum var. Çünkü insanlarda ''herkesi kendi gibi yapmaya çalışma'' düşüncesi ve baskısı var. Ne iğrenç bir düşüncedir bu böyle. Herkes bir olmaz, olamaz ama birlikte olmaya çalışılır. Düşman olmaktan vazgeçip, kardeş olmaya başlayın artık.

Bu konudaki hassasiyetimden dolayı, elimden gelen her türlü yardımda her zaman bulunacağım ve ülkemizde eşcinsel bireylerin artık yok sayılıp, ötekileştirilmesine dur dememiz gerektiğini düşünmekteyim. İleri ki senelerde inşallah bu konuda daha büyük projelerde yer almayı canı gönülden isterim ve tek başıma bile olsam Türkiye'de bu konuyu insanlara kabullendirmek için her türlü savaşı vereceğim. Çünkü eşcinseller de en az sizin kadar özgür olmayı hak ediyor. En azından bir iş, bir arkadaş, bir ev ve en önemlisi bir dost edinmeyi hak ediyor.

***

Hepimizin bildiği gibi, ülkemizde de birçok eşcinsel birey bulunmakta. Ve ne yazık ki hepsi de yukarıda yazdığım muamelelere maruz kalmaktan kurtulamıyor. Çünkü toplumumuzun zihniyetine göre ''Eşcinsel bir birey, hasta bir bireydir.'', ''Eşcinsel olan herkes ölmelidir, yaşamaya hakları yoktur!'' gibi iğrenç düşüncelerle dolmuştur.

Sen kendini nasıl bir üstünlükte hissediyorsun ki, senin gibi yaratılmış birini yok sayabiliyorsun? Ne hakla ona hasta muamelesi gösterip, yaşam haklarını elinden alıp, bir hiçmiş gibi davranıyorsun.


Arkadaşlar... Ülkemizin artık aşması gereken o kadar çok konu var ki. Bunlardan biri de tabii ki eşcinsel vatandaşlara, güvenli bir yaşam hakkı tanımak. İstedikleri şey sadece ''yaşam özgürlüğü'' başka bir şey değil.

Bu sebeple, her yıl Haziran'ın son haftasında düzenlenen Onur Yürüyüşü dün itibariyle başladı. 30 Haziran'a kadar da Taksim'de devam edecek. Milyonlarca eşcinsel orada haklarını arayacak ve milyonlarca heteroseksüel de destek için yanlarında olacak.

Unutmayın, eşcinselleri savunmak sizi de eşcinsel yapmıyor. En azından bu düşünceyi kafanızdan atın ve insanlara ön yargı ve nefret ile yaklaşmak yerine, bir de onu dinleyin, bir şans verin ve el uzatın.

Eşcinsel okuyucularım...

Her zaman söylediğim gibi, hiçbir zaman yalnız değilsiniz, olmayacaksınız da. Bu dünyayı, Türkiye'yi hep beraber, el ele değiştireceğiz. Biliyorum her yerdeyiz!


Aynı zamanda Onur Haftası için sanatçılar tarafından da bir video çekilmiş. Özellikle Yalan Dünya dizisinin oyuncuları, bu konudaki hassasiyetlerini ve görüşlerini, harika bir dille bizlere aktarmışlar. Hepsinin emeğine, düşüncelerine sağlık. 



Kristin Hannah'nın kitaplarını okumak benim için çok çok çok büyük bir zevk gerçekten. Hannah, beni her kitabında etkilemeyi başarıyor ve Evden Çok Uzakta adlı kitabı da onlardan biri oldu.

Yazar bu kitapta, bir ailenin nasıl parçalanabileceğini anlatıyor. Fakat şimdiye kadar hiç okumadığımız, görmediğimiz bir yolla.

Jolene, yıkık dökük bir ailede geçirir çocukluğunu. Alkolik bir baba ve babaya platonik bir aşk besleyen anne. Sevgi nedir bilmeyen Jolene, büyüdüğünde Michael ile harika bir evliliğe adım atarlar. Fakat daha harika ve etkileyici olan ise Jolene ile Michael'in tanışmaları ve ilk görüş sonrasında 6 yıl sonra buluşmaları.

Jolene, Hava Kuvvetlerinde komutandır. Uçmayı çok seviyor. Fakat böyle bir işe sahip olmasından Michael hiç memnun değil. İlerleyen bölümlerde Jolene, en yakın arkadaşı Tami ile Irak'a savaşa gider. Gitmeden önce Michael söylediği o söz aileyi en orta noktasından parçalayacak ve toparlaması da zor olacak. Her ne kadar o sözü söylediğine pişman olsa da.

Jolene ve Tami, Irak'taki savaşta hayatlarının tamamen değişeceğini içten içe bilseler de hiçbir zaman bunu kabullenmediler. Fakat ne yazık ki ikisinin de korktuğu şey başlarına geldi.

Ve bu olay sonucunda, aileler tamamen değişti. Hatalar, pişmanlıklar ve en önemlisi de aşk, sizi bu kitapta içine alacak.

Kitabın başında her ne kadar sizin de canınız acıdığı için gözyaşı dökseniz de, kitabın sonlarında o gözyaşlarınız mutluluktan akacak.

Bu kitabı mutlaka alıp okumalısınız.

Hannah'nın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitap da benim için çok ayrı bir yere sahip oldu. Sahi, Kristin Hannah'nın her kitabı benim için hep ayrı bir yerde olacak.

Evden Çok Uzakta - Kristin Hannah


Kristin Hannah'nın kitaplarını okumak benim için çok çok çok büyük bir zevk gerçekten. Hannah, beni her kitabında etkilemeyi başarıyor ve Evden Çok Uzakta adlı kitabı da onlardan biri oldu.

Yazar bu kitapta, bir ailenin nasıl parçalanabileceğini anlatıyor. Fakat şimdiye kadar hiç okumadığımız, görmediğimiz bir yolla.

Jolene, yıkık dökük bir ailede geçirir çocukluğunu. Alkolik bir baba ve babaya platonik bir aşk besleyen anne. Sevgi nedir bilmeyen Jolene, büyüdüğünde Michael ile harika bir evliliğe adım atarlar. Fakat daha harika ve etkileyici olan ise Jolene ile Michael'in tanışmaları ve ilk görüş sonrasında 6 yıl sonra buluşmaları.

Jolene, Hava Kuvvetlerinde komutandır. Uçmayı çok seviyor. Fakat böyle bir işe sahip olmasından Michael hiç memnun değil. İlerleyen bölümlerde Jolene, en yakın arkadaşı Tami ile Irak'a savaşa gider. Gitmeden önce Michael söylediği o söz aileyi en orta noktasından parçalayacak ve toparlaması da zor olacak. Her ne kadar o sözü söylediğine pişman olsa da.

Jolene ve Tami, Irak'taki savaşta hayatlarının tamamen değişeceğini içten içe bilseler de hiçbir zaman bunu kabullenmediler. Fakat ne yazık ki ikisinin de korktuğu şey başlarına geldi.

Ve bu olay sonucunda, aileler tamamen değişti. Hatalar, pişmanlıklar ve en önemlisi de aşk, sizi bu kitapta içine alacak.

Kitabın başında her ne kadar sizin de canınız acıdığı için gözyaşı dökseniz de, kitabın sonlarında o gözyaşlarınız mutluluktan akacak.

Bu kitabı mutlaka alıp okumalısınız.

Hannah'nın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitap da benim için çok ayrı bir yere sahip oldu. Sahi, Kristin Hannah'nın her kitabı benim için hep ayrı bir yerde olacak.


Her Çarşamba günü, hiç kaçırmadan, ilk bölümünden beri beğenerek ve severek izlerim Merhamet'i. Özgü Namal'ı ve Burçin Terzioğlu'nu oldum olası sevmişimdir ve ikisini de görünce izlemem kaçınılmaz oldu tabii ki.

Hande Altaylı'nın Kahperengi kitabından uyarlama olduğunu dizi başlamadan önce bilmiyordum. Sebebi de Hande Altaylı'nın yazım dilini beğenmediğim için kitaplarını alıp okumamam. Daha önce Aşka Şeytan Karışır adlı kitabı bana hediye gelmişti, kitabı beğenemedim bir türlü, içine almadı beni ve kitabı bitirmeden bıraktım. Bu sebeple diğer kitaplarını alma ihtiyacı da duymadım.

Kahperengi kitabında neler olup bitiyor tam olarak bilmiyorum fakat kitap için yazılan çoğu yorumu okudum. Dizi kitaptan biraz daha farklı haliyle. Uyarlama olduğu için biraz daha konuların genişletilip, ayrıntılara fazla girilmesi gerekiyor. Kitap nasıl bilemem ama kitabın dizi halini ben çok sevdim.

Merhamat, dün akşam Sezon Finali ile ekranlardaydı. Bu bölüm için buraya bir şeyler yazmak istedim çünkü dizi umduğum gibi bir Sezon Finali yaşatmadı bana.

Sezon Finali denildiğinde dizilerde daha fazla aksiyon, her şeyin ortaya çıktığı ve bölüm sonunun da izleyici acayip derecede merakta bıraktığı bölüm anlamına gelir. Merhamet ilk bölümden beri izleyici merakta bırakan bir diziyken, Sezon Finali'nin son sahnesi bu dizi için çok basit oldu.

Dizinin finali öyle bitmeliydi ki, ağzım açık kalmalıydı haliyle. Bundan önceki bölümlerde bile yarım saat boyunca ağzım açık TV'ye bakarak öylece kala kaldığımı hatırlıyorum. Bu son bölümde hiçbir tepki veremedim ne yazık ki.

Bana sorarsanız -diziyi izleyenler beni iyi anlayacaktır- final sahnesi ya birazcık daha erken bitmeli ya da on saniye kadar daha uzamalıydı. Daha açık şöyle söyleyeyim: Şadiye'nin gittiği evde adam vuruldu ve ardından bir tane adam çıkıp Şadiye'yi bayılttı ve silahı Şadiye'nin eline bıraktı. Yani suçu Şadiye'ye attılar. Tam o sahnede final yapabilirlerdi mesela, çok daha iyi olabilirdi.

Ya da Deniz her şeyi öğrendikten sonra Narin'in evine gittiğinde, Narinle Fırat'ın karşısına dikilip öyle sessiz sessiz kalacağına, öğrendiklerini bildiğini söyleseydi ve o andan sonra bölüm sonu olsaydı.

Bana sorarsanız bu iki seçenekten biri olmalıydı. Şu anki bitmiş olduğu kısım çok basit ve heyecansız oldu.

Bakalım diğer sezonda neler olacak?
Bekliyoruz...

Merhamet / Sezon Finali


Her Çarşamba günü, hiç kaçırmadan, ilk bölümünden beri beğenerek ve severek izlerim Merhamet'i. Özgü Namal'ı ve Burçin Terzioğlu'nu oldum olası sevmişimdir ve ikisini de görünce izlemem kaçınılmaz oldu tabii ki.

Hande Altaylı'nın Kahperengi kitabından uyarlama olduğunu dizi başlamadan önce bilmiyordum. Sebebi de Hande Altaylı'nın yazım dilini beğenmediğim için kitaplarını alıp okumamam. Daha önce Aşka Şeytan Karışır adlı kitabı bana hediye gelmişti, kitabı beğenemedim bir türlü, içine almadı beni ve kitabı bitirmeden bıraktım. Bu sebeple diğer kitaplarını alma ihtiyacı da duymadım.

Kahperengi kitabında neler olup bitiyor tam olarak bilmiyorum fakat kitap için yazılan çoğu yorumu okudum. Dizi kitaptan biraz daha farklı haliyle. Uyarlama olduğu için biraz daha konuların genişletilip, ayrıntılara fazla girilmesi gerekiyor. Kitap nasıl bilemem ama kitabın dizi halini ben çok sevdim.

Merhamat, dün akşam Sezon Finali ile ekranlardaydı. Bu bölüm için buraya bir şeyler yazmak istedim çünkü dizi umduğum gibi bir Sezon Finali yaşatmadı bana.

Sezon Finali denildiğinde dizilerde daha fazla aksiyon, her şeyin ortaya çıktığı ve bölüm sonunun da izleyici acayip derecede merakta bıraktığı bölüm anlamına gelir. Merhamet ilk bölümden beri izleyici merakta bırakan bir diziyken, Sezon Finali'nin son sahnesi bu dizi için çok basit oldu.

Dizinin finali öyle bitmeliydi ki, ağzım açık kalmalıydı haliyle. Bundan önceki bölümlerde bile yarım saat boyunca ağzım açık TV'ye bakarak öylece kala kaldığımı hatırlıyorum. Bu son bölümde hiçbir tepki veremedim ne yazık ki.

Bana sorarsanız -diziyi izleyenler beni iyi anlayacaktır- final sahnesi ya birazcık daha erken bitmeli ya da on saniye kadar daha uzamalıydı. Daha açık şöyle söyleyeyim: Şadiye'nin gittiği evde adam vuruldu ve ardından bir tane adam çıkıp Şadiye'yi bayılttı ve silahı Şadiye'nin eline bıraktı. Yani suçu Şadiye'ye attılar. Tam o sahnede final yapabilirlerdi mesela, çok daha iyi olabilirdi.

Ya da Deniz her şeyi öğrendikten sonra Narin'in evine gittiğinde, Narinle Fırat'ın karşısına dikilip öyle sessiz sessiz kalacağına, öğrendiklerini bildiğini söyleseydi ve o andan sonra bölüm sonu olsaydı.

Bana sorarsanız bu iki seçenekten biri olmalıydı. Şu anki bitmiş olduğu kısım çok basit ve heyecansız oldu.

Bakalım diğer sezonda neler olacak?
Bekliyoruz...


Bu oldukça zor geçirdiğimiz günlerde, sanırım en iyi olan durumlardan biri de ülkemizin gerçek sanatçılarını, gerçek şarkıcılarını görmüş olmamız oldu. Gezi Parkı eylemleri için yapılan onca şeyden sonra, dediğim ''gerçek şarkıcılarımız'' harika şarkılarla Gezi Parkı eylemlerinin içine neşe kattı ve kesinlikle hepsi ayrı ayrı marş olarak kabul edildi.

Aralarından en çok beğenilen ve Direniş Marşı olarak kabul edilen de Duman'ın Eyvallah şarkısı oldu. Duman, yaptı mı yapıyor. Çok sevmez, çok dinlemezdim Duman'ı fakat bu şarkı ile gerçekten sempatimi kazandılar.


Bence, Duman'dan sonra kesinlikle Nazan Öncel'in Güya adlı şarkısı çok başarılı olmuş. Günlerdir de dilime dolanmış, her an onu mırıldanıp duruyorum. Nazan Öncel'i her zaman sevmişimdir ve tarzı da oldukça hoşuma gider. Gezi Parkı için yaptığı bu şarkı ile de bizlere katılarak ''Çapulcuyum arkadaş!'' dedi.


Bir de Kardeş Türküler'den Tencere-Tava Havamız var. Protesto amaçlı yapılan tencere ve tavalara vurulmasına karşı başbakanın ''Tencere tava hep aynı hava.'' cümlesi sonrasında akıl edilmiş bir şarkı ve bence bu da oldukça başarılı olmuş.


Boğaziçi Caz Korosu da Taksimdeki kalabalıkta ''Kızılcıklar Oldu mu?'' şarkısını ''Çapulcular Oldu mu?'' diye uyarladılar ve ortaya oldukça eğlenceli bir şarkı çıkardılar. Onları da tebrik etmek lazım.

Biz Çapulcuların Direniş Marşları


Bu oldukça zor geçirdiğimiz günlerde, sanırım en iyi olan durumlardan biri de ülkemizin gerçek sanatçılarını, gerçek şarkıcılarını görmüş olmamız oldu. Gezi Parkı eylemleri için yapılan onca şeyden sonra, dediğim ''gerçek şarkıcılarımız'' harika şarkılarla Gezi Parkı eylemlerinin içine neşe kattı ve kesinlikle hepsi ayrı ayrı marş olarak kabul edildi.

Aralarından en çok beğenilen ve Direniş Marşı olarak kabul edilen de Duman'ın Eyvallah şarkısı oldu. Duman, yaptı mı yapıyor. Çok sevmez, çok dinlemezdim Duman'ı fakat bu şarkı ile gerçekten sempatimi kazandılar.


Bence, Duman'dan sonra kesinlikle Nazan Öncel'in Güya adlı şarkısı çok başarılı olmuş. Günlerdir de dilime dolanmış, her an onu mırıldanıp duruyorum. Nazan Öncel'i her zaman sevmişimdir ve tarzı da oldukça hoşuma gider. Gezi Parkı için yaptığı bu şarkı ile de bizlere katılarak ''Çapulcuyum arkadaş!'' dedi.


Bir de Kardeş Türküler'den Tencere-Tava Havamız var. Protesto amaçlı yapılan tencere ve tavalara vurulmasına karşı başbakanın ''Tencere tava hep aynı hava.'' cümlesi sonrasında akıl edilmiş bir şarkı ve bence bu da oldukça başarılı olmuş.


Boğaziçi Caz Korosu da Taksimdeki kalabalıkta ''Kızılcıklar Oldu mu?'' şarkısını ''Çapulcular Oldu mu?'' diye uyarladılar ve ortaya oldukça eğlenceli bir şarkı çıkardılar. Onları da tebrik etmek lazım.


Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.