background img

The New Stuff


Merhaba arkadaşlar. Tüm blog yazarlığım süresince beni takip eden arkadaşlarım bilirler, tam bir Eurovision aşığı olduğumu. Her sene birkaç ay öncesinden tüm şarkıların listesini çıkarır, dinler ve blogda da hepsini tek tek yorumlardım. Fakat bu sene, sınavlara hazırlanıyor olmamın verdiği dezavantaj ile birlikte, tam olarak her ülkenin şarkısını dinleyememiştim ve zaten birinci yarı finali de izleyememiştim.

Fakat dün akşam gerçekleşen ikinci yarı finali kaçırmadım ve izledim. Bu sebeple birinci yarı finalin yorumunu pek yapamayacağım ama ilk yarı finalde beğendiğim ülkeler sırasıyla:

Sweden (İsveç)
Montenegro (Karadağ)
Azerbaijan
The Netherlands (Hollanda)

Dün akşam gerçekleşen ikinci yarı finaldeki tüm ülkeleri değerlendireceğim. Öncelikle söylemeliyim ki tahminlerimin %90'ı gerçekleşti. Bu geriye kalan %10'luk kısım Polonya ve İsrail arasında paylaşıldı.

Malta: Geçen sene Gianluca Bezzina, Tomorrow şarkısıyla benim ilk 3 favorim arasındaydı ve şarkıyı da uzun süre boyunca severek dinlemiştim. Fakat bu sene Malta'yı hiç beğenmedim. Buna rağmen finale kalır dedim ve öyle de oldu. Finale kalmış olsa bile dereceye gireceğini sanmıyorum.

İsrail: İsrail her sene favori ülkelerim arasında yer alıyor. Nedense her sene çıkardığı şarkıları acayip beğeniyorum. Geçen sene Rak Bishvilo ile yarışmıştı bu sene Same Heart isimli parça ile. Favorim olmalarına rağmen ne yazık ki ikisi de final yüzü göremedi. 

Norveç: Norveç en son 2012 yılında Tooji'nin Stay şarkısı ile ilk 3 favorim arasındaydı. Geçen sene ve bu sene şarkıların kalitesinde hem de güzelliği açısından düşüş görüyorum. Bu sebeple de finale kalmış olmasına rağmen bu seneki favorilerim arasında yer almayan ülkelerden.  

Gürcistan: Şarkı başladığı an şöyle bir kalakaldım. Gürcistan zaten şimdiye kadar hiç favori ülkelerim arasında yer almamıştı. ''Yine'' almadı fakat şok içerisine girdim. Bu fikirde yalnız mıyım bilemiyorum ama şarkı başlar başlamaz attığım tweeti aynen yazıyorum: ''Gürcistan'la aynı dünyada yaşıyor olamayız bence. Bu ne böyle. Kesinlikle finale kalmaz, çok net söylüyorum.'' Ve dediğim gibi de finale kalamadı. 

Polonya: Polonya beni şaşırtan ülkelerden oldu. -Şarkıyla değil sonuçla.- Ben finale kalmaz diyordum ama kaldı. Onu da görselliği, biraz seksilik ve Slav kesimin de fazlalığından kurtardığını düşünüyorum. Şarkıya bakacak olursak kesinlikle vasat. 

Avusturya: Ve bu senenin ilk 3 favorilerim arasından ilki: Conchita! Trans bir birey olan Conchita, Ermenistan, Rusya ve Beyaz Rusya, Avusturya'nın yarışmadan çekilmesi için ''kampanya'' başlatmışlardı ama çok güzel de nanayı aldılar. Afedersiniz ama bir bok yaptıklarını sanıp, cahillikleriyle, zihniyetsiz boş kafalarıyla oturduklarıyla kaldılar. Conchita'nın: ''Bedenimle değil ben orada sesimle yarışıyorum.'' demesi de bence her şeyi özetliyor ve noktalıyor. Performans hakkında söylenecek tek şey: Sahnesi muhteşemdi, ses zaten muazzam, her şey tamamen on numaraydı. İzleyenler bilir, Conchita her ekrana geldiğinde Arena'da bir çığlık, kıyamet, alkış kopuyordu. Geceye damgasını vurdu ve dün gecenin birincisi olarak da homofobik ve transfobik kesime çok güzel bir cevap vermiş oldu. 

Litvanya: Çok bir şey söyleyemeyeceğim Litvanya için. Şarkı, arada derede bir şeydi. Şüpheli bakıyordum ve öyle de oldu. Finale kalamayan ülkeler arasında yerine aldı.

Finlandiya: Finlandiya da geçen sene benim deyimimle ''tatlı eşcinsel öpücüğü'' ile damgasını vurmuştu Eurovision tarihine. Finlandiya'da onay görmeyen eşcinsel evliliğe tepki göstermek için, temsilcisi Krista, Marry Me şarkısının sonunda, sahne arkadaşı ile öpüşmüştü. Gerek şarkı, gerek performans ve cesaretle geçen seneki favorilerim arasındaydı ama ne yazık ki finale kalmış olmasına rağmen pek başarılı olamadı. Bu seneki şarkıyı da pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Yine başarı göstereceğini sanmıyorum.

İrlanda: İrlanda'nın üzerini dinler dinlemez çizdim. Üstelik şarkı neden bana çok çok tanıdık geldi ama bir türlü çıkaramadım. Zaten finale de kalamadı. 

Belarus (Beyaz Rusya): Geçen sene Solayoh şarkısı ile katılan ülke, pek bir sonuç elde edememesine rağmen bana göre çok eğlenceli ve kıpır kıpır şarkısıyla ilk 5 içerisinde olmalıydı. Bu sene şarkıda bir tatlılık var ben umutsuz bakıyorum. 

Makedonya: Şarkı hoş, kadına aşık oldum diyebilirim ama bu sene finale kalamayacağını hissettim sanırım ve Twitter'da da anında ''Makedonya'ya da bay bay.'' diye yazmıştım. Bu tahminim de tuttu ve Makedonya finale kalamadı. 

İsviçre: Şarkıyı acayip beğendim. İkinci yarı finalde beğendiğim şarkılar arasında ikinci sırada. Hoş bir tınısı ve kalite kokan yanı var. Finalde dereceye girer mi bilemem ama ilk 5'i hak ediyor diye düşünüyorum. Bakalım...
 
Yunanistan: Yunanistan'ı dinlediğimde şarkıyı nedense çok beğenemedim ama finale kesin kalır diyordum. Finale kaldı, şarkıyı bir kaç kere dinlediğimde hoşuma da gitmeye başladı. Fakat dün gözümden kaçmayan bir olay oldu sahne performanslarında. Şarkının daha henüz başında, rap giriş yapan şarkıcının bir anlık sesinde bir kayma ve aksama oldu. Neyseki hemen toparladı ve şarkıyı güzel bir şekilde sonlandırdılar. Sıralamada ne yapar bilmiyorum ama şarkı şu an için ortalama duruyor. 

Slovenya: Şarkı hoş. Elenir veya finale kalamaz demedim. Hiçbir yorum yapamadım bu ülke hakkında. Finale kaldı ama dereceye gireceğini düşünmediğim ülkeler arasında yerini koruyor. 

Romanya: Şarkı çok hoşuma gitmedi. Sahne performası da bir garip geldi ama o daire şeklindeki piyanoya hayran kaldım. Onu istiyorum diye yırtındım bütün gece. Finale kalan ülkeler arasında Romanya da yerini aldı. Bu ülkenin de dereceye gireceğini sanmıyorum. 

Evet arkadaşlar, Eurovision'un 2. Yarı Final yorumlarım bunlar. Anlaşılacağı gibi bu geceden iki favori çıkardım: Biri Avusturya bir diğeri de İsviçre. Cumartesi günü yeni postla Eurovision Final öncesi ilk 3 favorimi ve sonraki 2'yi sizlerle paylaşacağım. Takipte kalın! 

Eurovision Semi Final - 2


Merhaba arkadaşlar. Tüm blog yazarlığım süresince beni takip eden arkadaşlarım bilirler, tam bir Eurovision aşığı olduğumu. Her sene birkaç ay öncesinden tüm şarkıların listesini çıkarır, dinler ve blogda da hepsini tek tek yorumlardım. Fakat bu sene, sınavlara hazırlanıyor olmamın verdiği dezavantaj ile birlikte, tam olarak her ülkenin şarkısını dinleyememiştim ve zaten birinci yarı finali de izleyememiştim.

Fakat dün akşam gerçekleşen ikinci yarı finali kaçırmadım ve izledim. Bu sebeple birinci yarı finalin yorumunu pek yapamayacağım ama ilk yarı finalde beğendiğim ülkeler sırasıyla:

Sweden (İsveç)
Montenegro (Karadağ)
Azerbaijan
The Netherlands (Hollanda)

Dün akşam gerçekleşen ikinci yarı finaldeki tüm ülkeleri değerlendireceğim. Öncelikle söylemeliyim ki tahminlerimin %90'ı gerçekleşti. Bu geriye kalan %10'luk kısım Polonya ve İsrail arasında paylaşıldı.

Malta: Geçen sene Gianluca Bezzina, Tomorrow şarkısıyla benim ilk 3 favorim arasındaydı ve şarkıyı da uzun süre boyunca severek dinlemiştim. Fakat bu sene Malta'yı hiç beğenmedim. Buna rağmen finale kalır dedim ve öyle de oldu. Finale kalmış olsa bile dereceye gireceğini sanmıyorum.

İsrail: İsrail her sene favori ülkelerim arasında yer alıyor. Nedense her sene çıkardığı şarkıları acayip beğeniyorum. Geçen sene Rak Bishvilo ile yarışmıştı bu sene Same Heart isimli parça ile. Favorim olmalarına rağmen ne yazık ki ikisi de final yüzü göremedi. 

Norveç: Norveç en son 2012 yılında Tooji'nin Stay şarkısı ile ilk 3 favorim arasındaydı. Geçen sene ve bu sene şarkıların kalitesinde hem de güzelliği açısından düşüş görüyorum. Bu sebeple de finale kalmış olmasına rağmen bu seneki favorilerim arasında yer almayan ülkelerden.  

Gürcistan: Şarkı başladığı an şöyle bir kalakaldım. Gürcistan zaten şimdiye kadar hiç favori ülkelerim arasında yer almamıştı. ''Yine'' almadı fakat şok içerisine girdim. Bu fikirde yalnız mıyım bilemiyorum ama şarkı başlar başlamaz attığım tweeti aynen yazıyorum: ''Gürcistan'la aynı dünyada yaşıyor olamayız bence. Bu ne böyle. Kesinlikle finale kalmaz, çok net söylüyorum.'' Ve dediğim gibi de finale kalamadı. 

Polonya: Polonya beni şaşırtan ülkelerden oldu. -Şarkıyla değil sonuçla.- Ben finale kalmaz diyordum ama kaldı. Onu da görselliği, biraz seksilik ve Slav kesimin de fazlalığından kurtardığını düşünüyorum. Şarkıya bakacak olursak kesinlikle vasat. 

Avusturya: Ve bu senenin ilk 3 favorilerim arasından ilki: Conchita! Trans bir birey olan Conchita, Ermenistan, Rusya ve Beyaz Rusya, Avusturya'nın yarışmadan çekilmesi için ''kampanya'' başlatmışlardı ama çok güzel de nanayı aldılar. Afedersiniz ama bir bok yaptıklarını sanıp, cahillikleriyle, zihniyetsiz boş kafalarıyla oturduklarıyla kaldılar. Conchita'nın: ''Bedenimle değil ben orada sesimle yarışıyorum.'' demesi de bence her şeyi özetliyor ve noktalıyor. Performans hakkında söylenecek tek şey: Sahnesi muhteşemdi, ses zaten muazzam, her şey tamamen on numaraydı. İzleyenler bilir, Conchita her ekrana geldiğinde Arena'da bir çığlık, kıyamet, alkış kopuyordu. Geceye damgasını vurdu ve dün gecenin birincisi olarak da homofobik ve transfobik kesime çok güzel bir cevap vermiş oldu. 

Litvanya: Çok bir şey söyleyemeyeceğim Litvanya için. Şarkı, arada derede bir şeydi. Şüpheli bakıyordum ve öyle de oldu. Finale kalamayan ülkeler arasında yerine aldı.

Finlandiya: Finlandiya da geçen sene benim deyimimle ''tatlı eşcinsel öpücüğü'' ile damgasını vurmuştu Eurovision tarihine. Finlandiya'da onay görmeyen eşcinsel evliliğe tepki göstermek için, temsilcisi Krista, Marry Me şarkısının sonunda, sahne arkadaşı ile öpüşmüştü. Gerek şarkı, gerek performans ve cesaretle geçen seneki favorilerim arasındaydı ama ne yazık ki finale kalmış olmasına rağmen pek başarılı olamadı. Bu seneki şarkıyı da pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Yine başarı göstereceğini sanmıyorum.

İrlanda: İrlanda'nın üzerini dinler dinlemez çizdim. Üstelik şarkı neden bana çok çok tanıdık geldi ama bir türlü çıkaramadım. Zaten finale de kalamadı. 

Belarus (Beyaz Rusya): Geçen sene Solayoh şarkısı ile katılan ülke, pek bir sonuç elde edememesine rağmen bana göre çok eğlenceli ve kıpır kıpır şarkısıyla ilk 5 içerisinde olmalıydı. Bu sene şarkıda bir tatlılık var ben umutsuz bakıyorum. 

Makedonya: Şarkı hoş, kadına aşık oldum diyebilirim ama bu sene finale kalamayacağını hissettim sanırım ve Twitter'da da anında ''Makedonya'ya da bay bay.'' diye yazmıştım. Bu tahminim de tuttu ve Makedonya finale kalamadı. 

İsviçre: Şarkıyı acayip beğendim. İkinci yarı finalde beğendiğim şarkılar arasında ikinci sırada. Hoş bir tınısı ve kalite kokan yanı var. Finalde dereceye girer mi bilemem ama ilk 5'i hak ediyor diye düşünüyorum. Bakalım...
 
Yunanistan: Yunanistan'ı dinlediğimde şarkıyı nedense çok beğenemedim ama finale kesin kalır diyordum. Finale kaldı, şarkıyı bir kaç kere dinlediğimde hoşuma da gitmeye başladı. Fakat dün gözümden kaçmayan bir olay oldu sahne performanslarında. Şarkının daha henüz başında, rap giriş yapan şarkıcının bir anlık sesinde bir kayma ve aksama oldu. Neyseki hemen toparladı ve şarkıyı güzel bir şekilde sonlandırdılar. Sıralamada ne yapar bilmiyorum ama şarkı şu an için ortalama duruyor. 

Slovenya: Şarkı hoş. Elenir veya finale kalamaz demedim. Hiçbir yorum yapamadım bu ülke hakkında. Finale kaldı ama dereceye gireceğini düşünmediğim ülkeler arasında yerini koruyor. 

Romanya: Şarkı çok hoşuma gitmedi. Sahne performası da bir garip geldi ama o daire şeklindeki piyanoya hayran kaldım. Onu istiyorum diye yırtındım bütün gece. Finale kalan ülkeler arasında Romanya da yerini aldı. Bu ülkenin de dereceye gireceğini sanmıyorum. 

Evet arkadaşlar, Eurovision'un 2. Yarı Final yorumlarım bunlar. Anlaşılacağı gibi bu geceden iki favori çıkardım: Biri Avusturya bir diğeri de İsviçre. Cumartesi günü yeni postla Eurovision Final öncesi ilk 3 favorimi ve sonraki 2'yi sizlerle paylaşacağım. Takipte kalın! 



Yepyeni bir kitap yorumumla herkese merhaba!

Son zamanlarda her yazımda belirttiğim gibi bir kez daha özürlerimi sunuyorum sizlere. Bildiğiniz gibi sınavlara hazırlanmaktan kitap okumaya çok az bir zaman ayırabiliyorum ve zaman buldukça da sizlerle okuduğum kitabın yorumunu paylaşıyorum.

Ken Grimwood'un Kayboluş adlı kitabı bir arkadaşımdan hediyeydi ve ancak bu zaman diliminde onu okuma fırsatım oldu. Keşke daha önce bu kitaba rastlamış olsaydım veya daha evvel okusaydım, nasıl kaçırmışım böyle bir kitabı dedim kendi kendime.

Grimwood, baştan sona farklı ve tamamen özgün bir eserle karşımızda. Bu kitabından önce çıkarmış olduğu Sil Baştan adlı kitabının yorumlarına da baktığım zaman, onun da çok beğenildiğini gördüm ve kesinlikle alıp okuyacağım dedim, alınacak kitaplar listesine yazdım.

Kayboluş'ta, genç bir kadının epilepsi hastalığına yakalanmasından itibaren başına gelen olaylar, doktorunun onu bir nevi denek olarak kullanması ve bunun üzerinden olabilecekleri izlemesi kitabı oldukça sürükleyici kılıyor.

Oldukça akıcı bir dil kullanmış yazarımız ve hiç sıkılmadan kitabın sayfalarını çeviriyorsunuz.

Eğer şu sıralar sürükleyici, sizi şaşırtacak farklı ve özgün bir roman okumak istiyorsanız hiç durmayın derim. Çünkü Grimwood tam bir dahi. Olağanüstü bir kitap ve kesinlikle tavsiye ediyorum.

Okumazsanız, sonradan pişman olacağınız kitaplardan!

Kayboluş - Ken Grimwood


Yepyeni bir kitap yorumumla herkese merhaba!

Son zamanlarda her yazımda belirttiğim gibi bir kez daha özürlerimi sunuyorum sizlere. Bildiğiniz gibi sınavlara hazırlanmaktan kitap okumaya çok az bir zaman ayırabiliyorum ve zaman buldukça da sizlerle okuduğum kitabın yorumunu paylaşıyorum.

Ken Grimwood'un Kayboluş adlı kitabı bir arkadaşımdan hediyeydi ve ancak bu zaman diliminde onu okuma fırsatım oldu. Keşke daha önce bu kitaba rastlamış olsaydım veya daha evvel okusaydım, nasıl kaçırmışım böyle bir kitabı dedim kendi kendime.

Grimwood, baştan sona farklı ve tamamen özgün bir eserle karşımızda. Bu kitabından önce çıkarmış olduğu Sil Baştan adlı kitabının yorumlarına da baktığım zaman, onun da çok beğenildiğini gördüm ve kesinlikle alıp okuyacağım dedim, alınacak kitaplar listesine yazdım.

Kayboluş'ta, genç bir kadının epilepsi hastalığına yakalanmasından itibaren başına gelen olaylar, doktorunun onu bir nevi denek olarak kullanması ve bunun üzerinden olabilecekleri izlemesi kitabı oldukça sürükleyici kılıyor.

Oldukça akıcı bir dil kullanmış yazarımız ve hiç sıkılmadan kitabın sayfalarını çeviriyorsunuz.

Eğer şu sıralar sürükleyici, sizi şaşırtacak farklı ve özgün bir roman okumak istiyorsanız hiç durmayın derim. Çünkü Grimwood tam bir dahi. Olağanüstü bir kitap ve kesinlikle tavsiye ediyorum.

Okumazsanız, sonradan pişman olacağınız kitaplardan!

Uzunca bir süre sonra nihayet Ustam ve Ben'i bitirdim. Kitabı bitirmem yaklaşık bir ay kadar sürdü ve ben hayatım boyunca ilk defa bu derece uzun bir süreç içerisinde bir kitabı bitirdim.

Uzun sürede bitirme sebebim, sıkıcılığından falan değildi. Ki zaten kitabı okurken sıkılmadım. Ben de bir ÖSYM kurbanıyım maalesef ve sınav dolasıyla kitap okumaya pek zaman ayıramadım.

Kitaba gelecek olursak...

Ben Elif Şafak'ı hiçbir zaman sevemedim, ısınamadım. Ta ki 2012 senesine kadar. İskender kitabının intihal olması ve Şemspare kitabının kapağının da İspanya'da yapılan bir enstalasyon çalışmasının tekrarı olması beni Elif Şafak'tan iyice uzaklaştırmıştı.

Dediğim gibi ta ki 2012 yılında Bumerang Ödülleri'nden kazandığım 'Aşk' kitabına kadar. Biraz kem küm ede ede, söylene söylene başlamıştım kitabı okumaya ama sonra bir bakmışım kitap ertesi günü bitmiş. Kafamı kaldırdığımda kitabı olağanüstü şekilde güzel bulduğumu fark ettim ve tam anlamıyla kitaba ''aşık'' olmuştum. Bu sayede Elif Şafak'a olan tabularım yavaşça yıkılmaya başladı...

Seneler geçti ve ben Elif Şafak'ın başka kitabını okumadım. Sonra bir baktım Ustam ve Ben çıktı. Bir merak, bir heyecanla gittim aldım. Kitabı okumaya başladım ve sonra bir gün kitap hakkında araştırma isteği doğdu içimde. Şeytan dürttü de diyebiliriz bir nevi. Girdim ve araştırmamın ilk saniyesinde gördüğüm koca başlıkla şok oldum: 'ELİF ŞAFAK'IN USTAM VE BEN KİTABI İNTİHAL MI?'

İşte dedim, yine yaptın yapacağını Elif... Girdim okudum ve iddianın doğruluğundan emin oldum. Kitabın bizzat çevirmeni bunu dile getirmiş. Araştırmalarıma devam ettim ve bir mimarın kitap hakkındaki eleştirisine rastladım ve onu da okudum. Bu eleştiri yazısından sonra Elif Şafak gözümden tamamiyle düşmüş oldu.

Adını bu derece duyurmayı başarmış, başarılı ''görülen'' bir yazar olarak böyle antin kuntin işlere kalkışmanın ne gereği var? Hani bir değil, iki değil, artık hemen hemen her kitabın için intihal mi değil mi diye mi düşüneceğiz? Kitabı beğenmiş olmama rağmen, kesinlikle tasvip etmediğim bir şeyi yaptığı için Elif Şafak, kitabın değeri gözümde sıfırlandı.

Çalıntısını yaptığı bu kitabın ''orijinal'' olanı ise Saramago'nun kaleme aldığı Filin Yolculuğu adlı kitap. Bu kitap biter bitmez tüm İskenderun'da aradım ama maalesef bulamadım. Büyük ihtimal internet aracılığıyla satın alacağım.

Üstelik Elif Şafak'a olan bu antipatimi kazanmışken bunu iyice de deşmek için İskender kitabını ve onun da orijinali olan İnci Gibi Dişler adlı kitabı da okuyacağım.

Kitabı okuyan okurlarımın fikirlerini, düşüncelerini ve yorumlarını mutlaka bekliyorum...

Mimarın kaleme aldığı eleştiri yazısı için ''buraya'' tık tık.
Kitabın çevirmeni olan Pınar Savaş'ın attığı tweetler için ''buraya'' tık tık.

Elif Şafak - Ustam Ve Ben

Uzunca bir süre sonra nihayet Ustam ve Ben'i bitirdim. Kitabı bitirmem yaklaşık bir ay kadar sürdü ve ben hayatım boyunca ilk defa bu derece uzun bir süreç içerisinde bir kitabı bitirdim.

Uzun sürede bitirme sebebim, sıkıcılığından falan değildi. Ki zaten kitabı okurken sıkılmadım. Ben de bir ÖSYM kurbanıyım maalesef ve sınav dolasıyla kitap okumaya pek zaman ayıramadım.

Kitaba gelecek olursak...

Ben Elif Şafak'ı hiçbir zaman sevemedim, ısınamadım. Ta ki 2012 senesine kadar. İskender kitabının intihal olması ve Şemspare kitabının kapağının da İspanya'da yapılan bir enstalasyon çalışmasının tekrarı olması beni Elif Şafak'tan iyice uzaklaştırmıştı.

Dediğim gibi ta ki 2012 yılında Bumerang Ödülleri'nden kazandığım 'Aşk' kitabına kadar. Biraz kem küm ede ede, söylene söylene başlamıştım kitabı okumaya ama sonra bir bakmışım kitap ertesi günü bitmiş. Kafamı kaldırdığımda kitabı olağanüstü şekilde güzel bulduğumu fark ettim ve tam anlamıyla kitaba ''aşık'' olmuştum. Bu sayede Elif Şafak'a olan tabularım yavaşça yıkılmaya başladı...

Seneler geçti ve ben Elif Şafak'ın başka kitabını okumadım. Sonra bir baktım Ustam ve Ben çıktı. Bir merak, bir heyecanla gittim aldım. Kitabı okumaya başladım ve sonra bir gün kitap hakkında araştırma isteği doğdu içimde. Şeytan dürttü de diyebiliriz bir nevi. Girdim ve araştırmamın ilk saniyesinde gördüğüm koca başlıkla şok oldum: 'ELİF ŞAFAK'IN USTAM VE BEN KİTABI İNTİHAL MI?'

İşte dedim, yine yaptın yapacağını Elif... Girdim okudum ve iddianın doğruluğundan emin oldum. Kitabın bizzat çevirmeni bunu dile getirmiş. Araştırmalarıma devam ettim ve bir mimarın kitap hakkındaki eleştirisine rastladım ve onu da okudum. Bu eleştiri yazısından sonra Elif Şafak gözümden tamamiyle düşmüş oldu.

Adını bu derece duyurmayı başarmış, başarılı ''görülen'' bir yazar olarak böyle antin kuntin işlere kalkışmanın ne gereği var? Hani bir değil, iki değil, artık hemen hemen her kitabın için intihal mi değil mi diye mi düşüneceğiz? Kitabı beğenmiş olmama rağmen, kesinlikle tasvip etmediğim bir şeyi yaptığı için Elif Şafak, kitabın değeri gözümde sıfırlandı.

Çalıntısını yaptığı bu kitabın ''orijinal'' olanı ise Saramago'nun kaleme aldığı Filin Yolculuğu adlı kitap. Bu kitap biter bitmez tüm İskenderun'da aradım ama maalesef bulamadım. Büyük ihtimal internet aracılığıyla satın alacağım.

Üstelik Elif Şafak'a olan bu antipatimi kazanmışken bunu iyice de deşmek için İskender kitabını ve onun da orijinali olan İnci Gibi Dişler adlı kitabı da okuyacağım.

Kitabı okuyan okurlarımın fikirlerini, düşüncelerini ve yorumlarını mutlaka bekliyorum...

Mimarın kaleme aldığı eleştiri yazısı için ''buraya'' tık tık.
Kitabın çevirmeni olan Pınar Savaş'ın attığı tweetler için ''buraya'' tık tık.

LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor!
Yoğun iş temposu, şehirleşme ve hızlanan yaşam bizleri dijital dünyada sosyalleşmeye yöneltiyor. Bu alanda bilindik sosyal medya kanallarının yanı sıra ücretsiz mesajlaşma, ücretsiz sesli ve görüntülü arama gibi birçok hizmeti bir arada sunan mobil mesajlaşma platformları da öne çıkıyor. Aile bireylerinden arkadaşlara kadar hayatımızdaki herkesle her an paylaşımda bulunduğumuz bu platformlarda kullanıcıların dikkat ettiği en önemli özelliklerden biri de güvenlik sistemleri. Bu anlamda rakiplerinden ayrılan LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor. LINE’ın iç denetim yönetimi alanında üç uluslararası sertifikaya (SOC2, SOC3 ve SysTrust) sahip olan ilk mobil mesajlaşma uygulaması olması da güvenlik standartlarına verdikleri önemin bir kanıtı niteliğinde.

Telefon Numaranızı Gizli Tutun

LINE’da kendinize özel bir ID belirleyerek telefon numaranızı kimselere vermeden iletişim kurabilirsiniz. Sizi LINE ID’nizi kullanarak ekleyen kişiler telefon numaranızı göremezler. LINE ID’nizi belirlemek için Diğer/Daha Fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.
Telefon numaranıza sahip kişilerin LINE arkadaşları listesine otomatik olarak eklenmek istemiyorsanız “Başkalarının Eklemesine İzin Ver” seçeneğini kapatabilirsiniz. Böylece sizi sadece LINE ID’nizi paylaştığınız kişiler ekleyebilir.



Tanımadığınız Kişilerin Sizi Rahatsız Etmesine Engel Olun
Anlık mesajlaşma uygulamaları kullananların korkulu rüyalarından birisi de yanlışlıkla alakasız bir mesajlaşma grubuna eklenmektir. LINE’da tanımadığınız kişilerin bulunduğu bir grup sohbetine davet edildiğinizde grupta bulunan kişiler telefon numaranızı göremiyor.
Tanımadığınız bir kişi size mesaj attığında LINE otomatik olarak  “Ekle”, “Engelle” ve “Şikâyet et” seçeneklerini sunuyor. Eğer size mesaj gönderen kişiyi tanımıyorsanız kolayca engelleyebiliyorsunuz.



Telefonunuz Yanınızda Olmasa Da Mesajlarınızı Koruyun
Yazışmalarınızı meraklı gözlerden korumak için LINE’a şifre koyabiliyorsunuz. Diğer/Daha fazlası > Ayarlar > Gizlilik ayarlarından “Şifre Kilidi”ni kullanarak LINE’ın her açılışta şifre sormasını sağlayabiliyorsunuz.



Ayrıca “Sohbet Odası Ayarları”ndan tüm sohbet geçmişinizi ve sohbetler içerisinde paylaştığınız tüm dosyaları tamamen silebiliyorsunuz.
Bir arkadaşınız LINE’dan size mesaj yazdığında bildirimin ekranda mesaj okunacak şekilde belirip belirmemesi ile ilgili ayarlarınızı da istediğiniz gibi düzenleyebiliyorsunuz. Bildirim ayarlarında yer alan “Önizleme göster” seçeneğini kapattığınızda, yeni bir mesaj geldiğinde ekranda gelen mesaj yerine “Bir mesajınız var!” yazısı görünüyor.



Paylaşımlarınızı Gizleyin
LINE’ı rakiplerinden ayıran bir diğer özelliği de ileti, fotoğraf, video, bağlantı gibi paylaşımların yapılabildiği, sosyal medya yapısına sahip Timeline ve Home özellikleri. LINE’daki Timeline ve Home hareketlerinizi yalnızca arkadaşlarınız görebiliyor. Ancak burada da iletilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğini belirleyebiliyorsunuz.
Timeline’ınızda paylaşmak istediğiniz iletinizi hazırlarken alt menünün en sağında bulunan “Kişiler” sembolüne tıklayarak iletinizin gizlilik ayarlarını yapabilirsiniz.



Nerede, Ne Zaman İsterseniz Güvenle Konuşun, Mesajlaşın!
LINE'ı tüm akıllı telefonlarda (iPhone, Android, Windows Phone, Blackberry, Nokia), tabletlerde ve hatta bilgisayarınızda bile kullanabilirsiniz.
Kullandığınız cihaza uygun LINE indirmek için: http://line.me/tr/download

Bir boomads advertorial içeriğidir.

LINE İLE ÖZGÜRCE KONUŞUN

LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor!
Yoğun iş temposu, şehirleşme ve hızlanan yaşam bizleri dijital dünyada sosyalleşmeye yöneltiyor. Bu alanda bilindik sosyal medya kanallarının yanı sıra ücretsiz mesajlaşma, ücretsiz sesli ve görüntülü arama gibi birçok hizmeti bir arada sunan mobil mesajlaşma platformları da öne çıkıyor. Aile bireylerinden arkadaşlara kadar hayatımızdaki herkesle her an paylaşımda bulunduğumuz bu platformlarda kullanıcıların dikkat ettiği en önemli özelliklerden biri de güvenlik sistemleri. Bu anlamda rakiplerinden ayrılan LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor. LINE’ın iç denetim yönetimi alanında üç uluslararası sertifikaya (SOC2, SOC3 ve SysTrust) sahip olan ilk mobil mesajlaşma uygulaması olması da güvenlik standartlarına verdikleri önemin bir kanıtı niteliğinde.

Telefon Numaranızı Gizli Tutun

LINE’da kendinize özel bir ID belirleyerek telefon numaranızı kimselere vermeden iletişim kurabilirsiniz. Sizi LINE ID’nizi kullanarak ekleyen kişiler telefon numaranızı göremezler. LINE ID’nizi belirlemek için Diğer/Daha Fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.
Telefon numaranıza sahip kişilerin LINE arkadaşları listesine otomatik olarak eklenmek istemiyorsanız “Başkalarının Eklemesine İzin Ver” seçeneğini kapatabilirsiniz. Böylece sizi sadece LINE ID’nizi paylaştığınız kişiler ekleyebilir.



Tanımadığınız Kişilerin Sizi Rahatsız Etmesine Engel Olun
Anlık mesajlaşma uygulamaları kullananların korkulu rüyalarından birisi de yanlışlıkla alakasız bir mesajlaşma grubuna eklenmektir. LINE’da tanımadığınız kişilerin bulunduğu bir grup sohbetine davet edildiğinizde grupta bulunan kişiler telefon numaranızı göremiyor.
Tanımadığınız bir kişi size mesaj attığında LINE otomatik olarak  “Ekle”, “Engelle” ve “Şikâyet et” seçeneklerini sunuyor. Eğer size mesaj gönderen kişiyi tanımıyorsanız kolayca engelleyebiliyorsunuz.



Telefonunuz Yanınızda Olmasa Da Mesajlarınızı Koruyun
Yazışmalarınızı meraklı gözlerden korumak için LINE’a şifre koyabiliyorsunuz. Diğer/Daha fazlası > Ayarlar > Gizlilik ayarlarından “Şifre Kilidi”ni kullanarak LINE’ın her açılışta şifre sormasını sağlayabiliyorsunuz.



Ayrıca “Sohbet Odası Ayarları”ndan tüm sohbet geçmişinizi ve sohbetler içerisinde paylaştığınız tüm dosyaları tamamen silebiliyorsunuz.
Bir arkadaşınız LINE’dan size mesaj yazdığında bildirimin ekranda mesaj okunacak şekilde belirip belirmemesi ile ilgili ayarlarınızı da istediğiniz gibi düzenleyebiliyorsunuz. Bildirim ayarlarında yer alan “Önizleme göster” seçeneğini kapattığınızda, yeni bir mesaj geldiğinde ekranda gelen mesaj yerine “Bir mesajınız var!” yazısı görünüyor.



Paylaşımlarınızı Gizleyin
LINE’ı rakiplerinden ayıran bir diğer özelliği de ileti, fotoğraf, video, bağlantı gibi paylaşımların yapılabildiği, sosyal medya yapısına sahip Timeline ve Home özellikleri. LINE’daki Timeline ve Home hareketlerinizi yalnızca arkadaşlarınız görebiliyor. Ancak burada da iletilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğini belirleyebiliyorsunuz.
Timeline’ınızda paylaşmak istediğiniz iletinizi hazırlarken alt menünün en sağında bulunan “Kişiler” sembolüne tıklayarak iletinizin gizlilik ayarlarını yapabilirsiniz.



Nerede, Ne Zaman İsterseniz Güvenle Konuşun, Mesajlaşın!
LINE'ı tüm akıllı telefonlarda (iPhone, Android, Windows Phone, Blackberry, Nokia), tabletlerde ve hatta bilgisayarınızda bile kullanabilirsiniz.
Kullandığınız cihaza uygun LINE indirmek için: http://line.me/tr/download

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Merhaba arkadaşlar...

6'ncısı düzenlenen Attilâ İlhan Gençler Kompozisyon Yarışması'na ben de yazmış olduğum bir eserle katılımımı gerçekleştirdim. Şu an eserlerin tümü halk oylamasına açılmış durumda. Şartlar biraz zorlu ama ben her halükarda bana destek olacağınızı düşünüyorum.

Öncelikle şartları sıralamak istiyorum.

1- Ad/soyad, meslek ve telefon numarasını belirten her gerçek kişi, yaygın olarak kullandığı kişisel e-posta haberleşme adresinden oy gönderebilecektir.

2- Her seçmen tek oy hakkına sahiptir. Mükerrer ve sanal oylar tümüyle iptal sonucu doğuracaktır.

3- Her oy toplam 3 değişik eser seçimini kapsayacak şekilde, rumuz ve eser başlığı belirterek beğeni sıralamasında düzenlenmelidir. Az sayıda eser seçimi veya şartname dışı oylar geçersiz sayılacaktır.

3 maddeyi kısaca özetlemek gerekirse: Kullandığınız e-posta üzerinden, ilk maddede belirtilen bilgilerinizi belirtmeniz, yazmanız gereklidir. Tek oy hakkına sahipsiniz. Bir e-posta adresi üzerinden sadece tek mail gönderme hakkına sahipsiniz. Üçüncü maddeye gelecek olursak; gerekli bilgilerinizi yazdıktan sonra, beğendiğiniz 3 eseri, beğeni sıranıza göre yazmanız gerekecektir. 3 eserden az veya fazla eser seçmeniz ile oyunuz geçersiz sayılacaktır.

Ayrıca beğeni sıralamasına göre gireceğiniz bilgiler ise ''yazarın rumuzu ve eser başlığı'' şeklinde belirtmeniz gerekiyor. Örneğin benim rumuzum ''konuşankalem6126'' eser başlığım ''Endişelerin Perdesindeki Hayaller'' Yani bana oy atmak istiyorsanız yazmanız gereken şey:

''1- konuşankalem6126 - Endişelerin Perdesindeki Hayaller'' şeklinde olmalı. Ve bunun yanında ikinci ve üçüncü bir eser de seçip aynı şekilde yazmanız gerekecektir.

Ben de blogumun adıyla yani ''konuşankalem'' rumuzu ile 1.e bölümünde yer almaktayım. Oy atmayı, destek olmayı isterseniz çok sevinirim.

Eserlerin bulunduğu adres için tık tık.

Mailinizi göndereceğiniz adres: oylama@aibskv.net

Attilâ İlhan Kompozisyon Yarışması

Merhaba arkadaşlar...

6'ncısı düzenlenen Attilâ İlhan Gençler Kompozisyon Yarışması'na ben de yazmış olduğum bir eserle katılımımı gerçekleştirdim. Şu an eserlerin tümü halk oylamasına açılmış durumda. Şartlar biraz zorlu ama ben her halükarda bana destek olacağınızı düşünüyorum.

Öncelikle şartları sıralamak istiyorum.

1- Ad/soyad, meslek ve telefon numarasını belirten her gerçek kişi, yaygın olarak kullandığı kişisel e-posta haberleşme adresinden oy gönderebilecektir.

2- Her seçmen tek oy hakkına sahiptir. Mükerrer ve sanal oylar tümüyle iptal sonucu doğuracaktır.

3- Her oy toplam 3 değişik eser seçimini kapsayacak şekilde, rumuz ve eser başlığı belirterek beğeni sıralamasında düzenlenmelidir. Az sayıda eser seçimi veya şartname dışı oylar geçersiz sayılacaktır.

3 maddeyi kısaca özetlemek gerekirse: Kullandığınız e-posta üzerinden, ilk maddede belirtilen bilgilerinizi belirtmeniz, yazmanız gereklidir. Tek oy hakkına sahipsiniz. Bir e-posta adresi üzerinden sadece tek mail gönderme hakkına sahipsiniz. Üçüncü maddeye gelecek olursak; gerekli bilgilerinizi yazdıktan sonra, beğendiğiniz 3 eseri, beğeni sıranıza göre yazmanız gerekecektir. 3 eserden az veya fazla eser seçmeniz ile oyunuz geçersiz sayılacaktır.

Ayrıca beğeni sıralamasına göre gireceğiniz bilgiler ise ''yazarın rumuzu ve eser başlığı'' şeklinde belirtmeniz gerekiyor. Örneğin benim rumuzum ''konuşankalem6126'' eser başlığım ''Endişelerin Perdesindeki Hayaller'' Yani bana oy atmak istiyorsanız yazmanız gereken şey:

''1- konuşankalem6126 - Endişelerin Perdesindeki Hayaller'' şeklinde olmalı. Ve bunun yanında ikinci ve üçüncü bir eser de seçip aynı şekilde yazmanız gerekecektir.

Ben de blogumun adıyla yani ''konuşankalem'' rumuzu ile 1.e bölümünde yer almaktayım. Oy atmayı, destek olmayı isterseniz çok sevinirim.

Eserlerin bulunduğu adres için tık tık.

Mailinizi göndereceğiniz adres: oylama@aibskv.net

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.