background img

The New Stuff


Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet


Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.


Yumuşak G, geçen sene bana Eskişehir'den bir tanıdığım tarafından hediye olarak gönderilmişti. Yeni okumaya başlamış ve çok da sevmiştim. O sıralar bir okul gezimiz vardı ve o gezi sırasında kitap çantamdan çalındı ne yazık ki. Bugüne kadar da hep içimde bir sıkıntı olarak kaldı ve hep okumak istedim. Kitaplarıma çok değer veriyor olduğumda bayağı üzülmüş ve ağlamıştım kaybolmasından dolayı. Ama bu sefer kitabın yazarı İmge Albayrak'a söz verdim kitaba gözüm gibi bakacağım.

Ne yaptım ettim kitabı internetten sipariş ettirdim. Ben, kapıda ödeme olan online satış sitelerini daha çok seviyorum ve tercih ediyorum. Bu sebeple, bu kitapla beraber ikinci sefer ilknokta.com'dan kitap alışverişimi yapıyorum. Oldukça güvenilir de bir site.


Bu siteden yapmış olduğum ilk alışverişimde, aldığım kitap yanında bir de hediye kitap göndermişlerdi ve bu oldukça hoş bir durumdu benim için. Bu sefer de farklı bir sürprizle karşılaştım paketi açtığımda. Sabitfikir, güncel edebiyat dergisi ve Tatlı Bela adlı kitabın broşür tarzı bir şeyi geldi. Broşürde, kitabın içinden bir kaç bölüm yer alıyor. Bu da oldukça düşünülmüş, hoş bir şey. Ek olarak da yine Tatlı Bela adlı kitabın kelebekli ayracı var.

Kapıdan ödemeyi daha çok tercih ediyorsanız ve ufak tefek de olsa hediyelerle mutlu oluyorsanız bu siteyi kesinlikle tavsiye ederim.

Kitabım Geldi, Hoş Geldi!


Yumuşak G, geçen sene bana Eskişehir'den bir tanıdığım tarafından hediye olarak gönderilmişti. Yeni okumaya başlamış ve çok da sevmiştim. O sıralar bir okul gezimiz vardı ve o gezi sırasında kitap çantamdan çalındı ne yazık ki. Bugüne kadar da hep içimde bir sıkıntı olarak kaldı ve hep okumak istedim. Kitaplarıma çok değer veriyor olduğumda bayağı üzülmüş ve ağlamıştım kaybolmasından dolayı. Ama bu sefer kitabın yazarı İmge Albayrak'a söz verdim kitaba gözüm gibi bakacağım.

Ne yaptım ettim kitabı internetten sipariş ettirdim. Ben, kapıda ödeme olan online satış sitelerini daha çok seviyorum ve tercih ediyorum. Bu sebeple, bu kitapla beraber ikinci sefer ilknokta.com'dan kitap alışverişimi yapıyorum. Oldukça güvenilir de bir site.


Bu siteden yapmış olduğum ilk alışverişimde, aldığım kitap yanında bir de hediye kitap göndermişlerdi ve bu oldukça hoş bir durumdu benim için. Bu sefer de farklı bir sürprizle karşılaştım paketi açtığımda. Sabitfikir, güncel edebiyat dergisi ve Tatlı Bela adlı kitabın broşür tarzı bir şeyi geldi. Broşürde, kitabın içinden bir kaç bölüm yer alıyor. Bu da oldukça düşünülmüş, hoş bir şey. Ek olarak da yine Tatlı Bela adlı kitabın kelebekli ayracı var.

Kapıdan ödemeyi daha çok tercih ediyorsanız ve ufak tefek de olsa hediyelerle mutlu oluyorsanız bu siteyi kesinlikle tavsiye ederim.


Kitap, yine bir arkadaşım tarafından hediye olarak elime geçti. Bir süre kitaplığımın bir köşesinde okunmayı bekledi ve sonunda okunup bitirildi. 

Aşkı Arayan Yürek, bir edebiyat profesörünün hayatını ele alıyor. Hem kariyeri, hem de özel hayatıyla ilk sıralarda yerini korumaya çalışıyor. İşinde, herkes onun en iyi olduğunu söylüyor, gerçekten de öyle. Tolstoy'un mutluluk üzerine olan düşüncesinin tam aksini iddia ederek, ustaya meydan okumaya kalkıyor. İş hayatına karşı tehlikeli bir adım olarak görünse de Tracy kesinlikle kendini bilmektedir ve bu işten dönmeyecektir. Fakat aşk hayatı, başlarda istediği gibi sonuçlanmıyor ne yazık ki. Ama pes etmiyor ve aşkının da peşinden gidiyor. Çünkü biliyor ki, yüreğinin aradığı o aşk, George'da. 

Rachel Kadish, tüm edebiyat okurlarına, severlerine harika bir kitap sunmuş. Hayatının bir köşesinde az da olsa edebiyata gönül veren herkes bu kitabı okumalı. 

Başlarda çok sıkıcı geliyor ama sayfa sonrasında olaylar patlıyor yavaşça. Edebi cümlelerin birbiriyle harmanlanması bu kitabı çok daha güzel kılıyor doğrusu. 

Tanıtım Bülteni: 

Edebiyat profesörü Tracy, Tolstoy'un Anna Karenina'sında, yalnızca mutsuzluğun ilginç, mutluluğunsa öngörülebilir ve hafif olduğu düşüncesinin tam aksini iddia etmektedir. Ona göre, mutluluk kendi başına edebiyatta da hayatta da yeterince ilginçtir. Usta Tolstoy'a meydan okuması, kariyeri için tehdit oluştursa da Tracy kendinden emindir. Her şeyden önce kendisi teorisine müthiş bir örnek oluşturmaktadır: Arkadaşları, işi ve otuz üç yaşındaki yalnızlığıyla yaşamaktan memnundur. Ta ki ayaklarını yerden kesen ve düşüncelerine meydan okumaktan kaçınmayan George'la tanışana kadar... Aşkın düşündüğünden çok daha karmaşık olduğunu anlayan Tracy, gerçek arzularının peşinden gitmeden mutlu olamayacağını görür. 

''Kadish'in yazınsal teoriye tutkuyla bağlı, zeki, romantik klişelere saplanıp kalmayan anlatıcısının gözünden insan ilişkilerine dair yazdıkları 20. yüzyıl feministleri tarafından da takdir edilecek.'' (Publishers Weekly)

''Konusu zarifçe ele alınmış, gerçekten zekice kurgulanmış bir roman...'' (Boston Globe)

Aşkı Arayan Yürek - Rachel Kadish


Kitap, yine bir arkadaşım tarafından hediye olarak elime geçti. Bir süre kitaplığımın bir köşesinde okunmayı bekledi ve sonunda okunup bitirildi. 

Aşkı Arayan Yürek, bir edebiyat profesörünün hayatını ele alıyor. Hem kariyeri, hem de özel hayatıyla ilk sıralarda yerini korumaya çalışıyor. İşinde, herkes onun en iyi olduğunu söylüyor, gerçekten de öyle. Tolstoy'un mutluluk üzerine olan düşüncesinin tam aksini iddia ederek, ustaya meydan okumaya kalkıyor. İş hayatına karşı tehlikeli bir adım olarak görünse de Tracy kesinlikle kendini bilmektedir ve bu işten dönmeyecektir. Fakat aşk hayatı, başlarda istediği gibi sonuçlanmıyor ne yazık ki. Ama pes etmiyor ve aşkının da peşinden gidiyor. Çünkü biliyor ki, yüreğinin aradığı o aşk, George'da. 

Rachel Kadish, tüm edebiyat okurlarına, severlerine harika bir kitap sunmuş. Hayatının bir köşesinde az da olsa edebiyata gönül veren herkes bu kitabı okumalı. 

Başlarda çok sıkıcı geliyor ama sayfa sonrasında olaylar patlıyor yavaşça. Edebi cümlelerin birbiriyle harmanlanması bu kitabı çok daha güzel kılıyor doğrusu. 

Tanıtım Bülteni: 

Edebiyat profesörü Tracy, Tolstoy'un Anna Karenina'sında, yalnızca mutsuzluğun ilginç, mutluluğunsa öngörülebilir ve hafif olduğu düşüncesinin tam aksini iddia etmektedir. Ona göre, mutluluk kendi başına edebiyatta da hayatta da yeterince ilginçtir. Usta Tolstoy'a meydan okuması, kariyeri için tehdit oluştursa da Tracy kendinden emindir. Her şeyden önce kendisi teorisine müthiş bir örnek oluşturmaktadır: Arkadaşları, işi ve otuz üç yaşındaki yalnızlığıyla yaşamaktan memnundur. Ta ki ayaklarını yerden kesen ve düşüncelerine meydan okumaktan kaçınmayan George'la tanışana kadar... Aşkın düşündüğünden çok daha karmaşık olduğunu anlayan Tracy, gerçek arzularının peşinden gitmeden mutlu olamayacağını görür. 

''Kadish'in yazınsal teoriye tutkuyla bağlı, zeki, romantik klişelere saplanıp kalmayan anlatıcısının gözünden insan ilişkilerine dair yazdıkları 20. yüzyıl feministleri tarafından da takdir edilecek.'' (Publishers Weekly)

''Konusu zarifçe ele alınmış, gerçekten zekice kurgulanmış bir roman...'' (Boston Globe)


Eurovision'u her sene olabildiğince takip eden birisiyimdir. Önceden şarkıları dinler ve beğendiklerimi ayırır, not alır ve günü geldiğinde de heyecanla izler ve dinlerim. Eurovision şarkılarına karşı nedense farklı bir sempatim oluyor ve normal şarkılardan daha uzun süreli dinleyebiliyorum bazen. Çünkü gerçekten ortaya kalite müzikler çıkabiliyor.

Eurovision'a git gide yaklaşıyorken, bugün bir şarkıları dinleyeyim dedim. Almanya'nın bu seneki şarkısı bana o kadar tanıdık geldi ki, şarkıyı dinlerken bildiğiniz ağzımı tee yere kadar ayıra ayıra izledim yani. Dedim ki kendi kendime ''Dur be Hasan bak bakalım bir sağa sola'' Girdim Google'a yazdım böyle böyle diye. Evet, aynı benim gibi şarkının çalıntı olduğunu da düşünenler olmuş diye bir hevesle girdim ama gördüğüm şey daha da şaşırttı beni.

Şarkıyı, geçen senenin birincisi olan Loreen'in Euphoria şarkısına benzetmişler ve bu iki şarkı arasındaki benzerlikten dolayı da şarkının inceleniyor olduğunu okudum. Şarkının başlangıçları bence de çok benziyor ama yine de çok şaşırdım çünkü benim benzettiğim şarkı kesinlikle o değildi.

Benzettiğim şarkı, Swedish House Mafia'nın çok çok çok beğendiğim Don't You Worry Child şarkısı. Bana göre bire bir, tıpkısının taaaam olarak aynısı. Tabii benim burada yazıyor olmam ne kadar etkili olur bilinmez ama insan yazıyor işte.

Bakalım sizler de benzetebilecek misiniz yoksa ben kendi çapımda yanlış mı işitiyorum şarkıyı. Özellikle şarkıların nakarat kısımlarına kadar dikkatlice dinlemenizi ve yorum yapmanızı istiyorum.

İşte o iki şarkı:

Almanya'nın şarkısı:


Swedish House Mafia'nın şarkısı: 

Eurovision 2013 - Almanya


Eurovision'u her sene olabildiğince takip eden birisiyimdir. Önceden şarkıları dinler ve beğendiklerimi ayırır, not alır ve günü geldiğinde de heyecanla izler ve dinlerim. Eurovision şarkılarına karşı nedense farklı bir sempatim oluyor ve normal şarkılardan daha uzun süreli dinleyebiliyorum bazen. Çünkü gerçekten ortaya kalite müzikler çıkabiliyor.

Eurovision'a git gide yaklaşıyorken, bugün bir şarkıları dinleyeyim dedim. Almanya'nın bu seneki şarkısı bana o kadar tanıdık geldi ki, şarkıyı dinlerken bildiğiniz ağzımı tee yere kadar ayıra ayıra izledim yani. Dedim ki kendi kendime ''Dur be Hasan bak bakalım bir sağa sola'' Girdim Google'a yazdım böyle böyle diye. Evet, aynı benim gibi şarkının çalıntı olduğunu da düşünenler olmuş diye bir hevesle girdim ama gördüğüm şey daha da şaşırttı beni.

Şarkıyı, geçen senenin birincisi olan Loreen'in Euphoria şarkısına benzetmişler ve bu iki şarkı arasındaki benzerlikten dolayı da şarkının inceleniyor olduğunu okudum. Şarkının başlangıçları bence de çok benziyor ama yine de çok şaşırdım çünkü benim benzettiğim şarkı kesinlikle o değildi.

Benzettiğim şarkı, Swedish House Mafia'nın çok çok çok beğendiğim Don't You Worry Child şarkısı. Bana göre bire bir, tıpkısının taaaam olarak aynısı. Tabii benim burada yazıyor olmam ne kadar etkili olur bilinmez ama insan yazıyor işte.

Bakalım sizler de benzetebilecek misiniz yoksa ben kendi çapımda yanlış mı işitiyorum şarkıyı. Özellikle şarkıların nakarat kısımlarına kadar dikkatlice dinlemenizi ve yorum yapmanızı istiyorum.

İşte o iki şarkı:

Almanya'nın şarkısı:


Swedish House Mafia'nın şarkısı: 



Merhaba arkadaşlar,

Blogum Dergisinin Nisan sayısı dün çıktı!

Bu ay itibariyle, derginin sabit yazarları arasında ben de varım. Umarım bu benim için de, dergi için de iyi bir çalışma olur. Şahsen ben, böyle güzel bir derginin yazarlığını yapıyor ve yapacak olmaktan da gayet mutluyum.

Peki Blogum Dergisinin yeni sayısında yayınlanan yazımı merak mı ediyorsunuz? Yazımı okumak için tıkk tıkk! 

Dergiden okumak istiyorsanız aşağıdaki Expand kutucuğuna ''tıkk'' yapmanız yeterli olacaktır. Yazımın sayfası: 38-39


Blogum Dergisi Nisan Sayısı!


Merhaba arkadaşlar,

Blogum Dergisinin Nisan sayısı dün çıktı!

Bu ay itibariyle, derginin sabit yazarları arasında ben de varım. Umarım bu benim için de, dergi için de iyi bir çalışma olur. Şahsen ben, böyle güzel bir derginin yazarlığını yapıyor ve yapacak olmaktan da gayet mutluyum.

Peki Blogum Dergisinin yeni sayısında yayınlanan yazımı merak mı ediyorsunuz? Yazımı okumak için tıkk tıkk! 

Dergiden okumak istiyorsanız aşağıdaki Expand kutucuğuna ''tıkk'' yapmanız yeterli olacaktır. Yazımın sayfası: 38-39



Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.