background img

The New Stuff


Güzelleştir Beni adlı blogun yazarı, bizim gibi bloggerların yazmış olduğu kitapları, numaralandırarak çekiliş düzenlemiş. Çok güzel düşünmüş. Şu anda Blogger Kitapları Hediye Çekilişi'nin üçüncüsü var. Ben de görünce hemen katılmak istedim.

Sizler de katılmak isterseniz buraya tık!

Blogger Kitapları Hediye Çekilişi


Güzelleştir Beni adlı blogun yazarı, bizim gibi bloggerların yazmış olduğu kitapları, numaralandırarak çekiliş düzenlemiş. Çok güzel düşünmüş. Şu anda Blogger Kitapları Hediye Çekilişi'nin üçüncüsü var. Ben de görünce hemen katılmak istedim.

Sizler de katılmak isterseniz buraya tık!


Aklından Bir Sayı Tut adlı olağanüstü güzel bir kitap sonrasında John Verdon, Gözlerini Sımsıkı Kapat ile yeni bir olaya el uzatıyor. Birbirinin devamı değil fakat yine ilk kitapta zekasına hayran olduğumuz Gurney, yeni olayı çözmeye çalışıyor. Peki bu sefer de başarılı olabiliyor mu?

Gerilim ve macera karışımı kitapları çok seviyorum. John Verdon da harika gerilim, korku kitabı yazıyor. Kitap biraz kalınca olduğu için dışarıdan bakıldığında herkes ''Sıkıcı mı?'' gibisinden sorular yöneltti, ben de hepsine aynı yanıtı verdim: ''Bu yazar okuyucuyu sıkabilir mi?''

Gerçekten de öyle. Konu harika, olay örgüsü mükemmel, anlatıma ise zaten laf yok.

Fakat şöyle bir sorun oldu, genelde bu tip romanlarda, sona doğru yaklaştıkça beni bir heyecan kaplar. Okurken yerimde duramam. ''Anaa katil çıktı çıkacak haaa!'' falan diyip dururum. Ne yazık ki benim bu sezgilerim her şeyi bok etti diyebilirim. Daha ilk başta şüphelendiğim kişi ve kitap boyunca da şüphe duyduğum o kişi, sen git katil çık. Sonunda tabii ben ''Ya şaşıramadıııım! Kitap bitti ama sonuna şaşıramadııım.'' diye triplere girdim.

Diyeceğim o ki, sezgileriniz güçlüyse siz de hemencecik katili bulabilirsiniz, çünkü kitaba ara verdiğinizde, kafanızda olayı canlandırdığınızda mantıksal açıdan tek bir kişiden şüphe duyabiliyorsunuz. Ama yine de alın, bir okuyun. Dediğim gibi, harika bir konusu var, kaçırmayın derim ben.

Gözlerini Sımsıkı Kapat - John Verdon


Aklından Bir Sayı Tut adlı olağanüstü güzel bir kitap sonrasında John Verdon, Gözlerini Sımsıkı Kapat ile yeni bir olaya el uzatıyor. Birbirinin devamı değil fakat yine ilk kitapta zekasına hayran olduğumuz Gurney, yeni olayı çözmeye çalışıyor. Peki bu sefer de başarılı olabiliyor mu?

Gerilim ve macera karışımı kitapları çok seviyorum. John Verdon da harika gerilim, korku kitabı yazıyor. Kitap biraz kalınca olduğu için dışarıdan bakıldığında herkes ''Sıkıcı mı?'' gibisinden sorular yöneltti, ben de hepsine aynı yanıtı verdim: ''Bu yazar okuyucuyu sıkabilir mi?''

Gerçekten de öyle. Konu harika, olay örgüsü mükemmel, anlatıma ise zaten laf yok.

Fakat şöyle bir sorun oldu, genelde bu tip romanlarda, sona doğru yaklaştıkça beni bir heyecan kaplar. Okurken yerimde duramam. ''Anaa katil çıktı çıkacak haaa!'' falan diyip dururum. Ne yazık ki benim bu sezgilerim her şeyi bok etti diyebilirim. Daha ilk başta şüphelendiğim kişi ve kitap boyunca da şüphe duyduğum o kişi, sen git katil çık. Sonunda tabii ben ''Ya şaşıramadıııım! Kitap bitti ama sonuna şaşıramadııım.'' diye triplere girdim.

Diyeceğim o ki, sezgileriniz güçlüyse siz de hemencecik katili bulabilirsiniz, çünkü kitaba ara verdiğinizde, kafanızda olayı canlandırdığınızda mantıksal açıdan tek bir kişiden şüphe duyabiliyorsunuz. Ama yine de alın, bir okuyun. Dediğim gibi, harika bir konusu var, kaçırmayın derim ben.


Yazın sonlarına doğru gelirken, üniversite sınavı heyecanı da bir yandan başlamış bulunmakta. Ben de bu sene boyunca bu maraton içerisinde koşuşturacak olan öğrencilerden biriyim.

Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü dersaneye başladım ve şimdilik her şey harika gidiyor diyebilirim. Tabii bununla birlikte her şeyin aynı harikalıkta devam etmeyeceğinin de farkında olmaktayım fakat ben yine de bunu düşünmeden sadece çalışmaya ve başarmaya odaklanmış bulunuyorum.

Normalde eşit ağırlıkçıyım fakat hedefimin belli olması sebebiyle dersanede sözelden devam ediyorum. Şu an bunları İskenderun'dan, yatağımın üzerinden yazıyorum fakat seneye umarım ki İstanbul Üniversitesi - Radyo Tv bölümünü kazanmış bir üniversiteli olarak İstanbul'da bulunuyor olurum ve sınav sonrası mutluluklarımı yine ilk önce sizlerle paylaşırım. Tek hedefim var, şu an ona doğru koşmaktayım.

YGS - LYS derken bu sene haliyle bloguma fazla da bir vakit ayıramayacağıma çok üzülüyorum. Fakat elimden geldiğince, 1 saatlik veya yarım saatlik bir aralıkla sadece yazıp-çıkma amaçlı girebileceğimi düşünüyorum. Onun dışında deli gibi test çözümleri ve çalışmalar yapacağım.

Sizlerin de iyi dileklerinizi istiyorum ki biraz moral olsun yahu.
Ben inanıyorum, kazanacağım. Siz de inanın! :)


Ve Maraton Başladı


Yazın sonlarına doğru gelirken, üniversite sınavı heyecanı da bir yandan başlamış bulunmakta. Ben de bu sene boyunca bu maraton içerisinde koşuşturacak olan öğrencilerden biriyim.

Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü dersaneye başladım ve şimdilik her şey harika gidiyor diyebilirim. Tabii bununla birlikte her şeyin aynı harikalıkta devam etmeyeceğinin de farkında olmaktayım fakat ben yine de bunu düşünmeden sadece çalışmaya ve başarmaya odaklanmış bulunuyorum.

Normalde eşit ağırlıkçıyım fakat hedefimin belli olması sebebiyle dersanede sözelden devam ediyorum. Şu an bunları İskenderun'dan, yatağımın üzerinden yazıyorum fakat seneye umarım ki İstanbul Üniversitesi - Radyo Tv bölümünü kazanmış bir üniversiteli olarak İstanbul'da bulunuyor olurum ve sınav sonrası mutluluklarımı yine ilk önce sizlerle paylaşırım. Tek hedefim var, şu an ona doğru koşmaktayım.

YGS - LYS derken bu sene haliyle bloguma fazla da bir vakit ayıramayacağıma çok üzülüyorum. Fakat elimden geldiğince, 1 saatlik veya yarım saatlik bir aralıkla sadece yazıp-çıkma amaçlı girebileceğimi düşünüyorum. Onun dışında deli gibi test çözümleri ve çalışmalar yapacağım.

Sizlerin de iyi dileklerinizi istiyorum ki biraz moral olsun yahu.
Ben inanıyorum, kazanacağım. Siz de inanın! :)




Kitaplarım ve Ben blogunun yazarı, Ağustos'un başında bir çekiliş düzenlemişti. Ben de her zaman olduğu gibi, kitap görünce dayanamadım ve katıldım. Nereden bilebilirdim ki o şanslı kişinin ben olacağını!

Evet, çekilişi kazanan isimlerden biri oldum ve Mutluluğun Öteki Yüzü adlı kitap, dün elime geçti. Bir kere daha Kitaplarım ve Ben blogunun yazarına teşekkürlerimi iletiyorum. Çekilişi kazanmak harika bir duyguymuş, onun sayesinde ilk defa bu duyguyu tatmış oldum.

Kitaplarım ve Ben'den Kazandım!


Kitaplarım ve Ben blogunun yazarı, Ağustos'un başında bir çekiliş düzenlemişti. Ben de her zaman olduğu gibi, kitap görünce dayanamadım ve katıldım. Nereden bilebilirdim ki o şanslı kişinin ben olacağını!

Evet, çekilişi kazanan isimlerden biri oldum ve Mutluluğun Öteki Yüzü adlı kitap, dün elime geçti. Bir kere daha Kitaplarım ve Ben blogunun yazarına teşekkürlerimi iletiyorum. Çekilişi kazanmak harika bir duyguymuş, onun sayesinde ilk defa bu duyguyu tatmış oldum.


2006 yılında beyin tümörü yüzünden yaşamanı kaybetmiş olan Duygu Asena'nın 2004 yılında yazdığı son kitabı olan Paramparça'yı internette dolaşırken gördüm. Konusunu falan okuyunca da hemen almak istedim.

Özellikle Ece Vahapoğlu'nun Öteki kitabından sonra bu kitabı okumak, öyle güzel oldu ki, sanki çölde aylardır susuz kalmışım da Duygu Asena gelmiş, buz gibi bir bardak dolusu suyu bana uzatmış gibi oldu.

Konu yine eşcinsellik.

Yazmış olduğu zamana göre oldukça büyük bir cesaretlilik örneği gösteren Duygu Asena, harika bir eser çıkarmış ortaya.

Kitabın tam olarak özetini yazma gereği duymuyorum. Oldukça kısa, 150 sayfadan oluşan bir kitap. Bir gün içerisinde kolaylıkla bitirebileceğiniz türden yani. Bu kadar kısa olmasına rağmen, aslında içinde her şeyi tüm gerçekliğiyle fazlasıyla barındırabilmesi ve bunu anlatmak kolay iş değil.

Eşcinselliği ne bir hastalık ne de bir tercih olarak görmüyor Duygu Asena. Ve o zamanlardan beri bu kitabıyla tüm eşcinsellerin rehberi olmuş.

Ben kitaba bayıldım. Bu kadar güzel bir anlatım, bu kadar güzel bir olay örgüsü, bu kitaba aşık olmama sebep oldu.

Eminim sizler de çok seveceksiniz bu kitabı. Ve eğer ki eşcinselliğe karşı tabularınız, ön yargılarınız varsa, bu kitaptan sonra o duvarlar yıkılacak.

Duygu Asena - Paramparça


2006 yılında beyin tümörü yüzünden yaşamanı kaybetmiş olan Duygu Asena'nın 2004 yılında yazdığı son kitabı olan Paramparça'yı internette dolaşırken gördüm. Konusunu falan okuyunca da hemen almak istedim.

Özellikle Ece Vahapoğlu'nun Öteki kitabından sonra bu kitabı okumak, öyle güzel oldu ki, sanki çölde aylardır susuz kalmışım da Duygu Asena gelmiş, buz gibi bir bardak dolusu suyu bana uzatmış gibi oldu.

Konu yine eşcinsellik.

Yazmış olduğu zamana göre oldukça büyük bir cesaretlilik örneği gösteren Duygu Asena, harika bir eser çıkarmış ortaya.

Kitabın tam olarak özetini yazma gereği duymuyorum. Oldukça kısa, 150 sayfadan oluşan bir kitap. Bir gün içerisinde kolaylıkla bitirebileceğiniz türden yani. Bu kadar kısa olmasına rağmen, aslında içinde her şeyi tüm gerçekliğiyle fazlasıyla barındırabilmesi ve bunu anlatmak kolay iş değil.

Eşcinselliği ne bir hastalık ne de bir tercih olarak görmüyor Duygu Asena. Ve o zamanlardan beri bu kitabıyla tüm eşcinsellerin rehberi olmuş.

Ben kitaba bayıldım. Bu kadar güzel bir anlatım, bu kadar güzel bir olay örgüsü, bu kitaba aşık olmama sebep oldu.

Eminim sizler de çok seveceksiniz bu kitabı. Ve eğer ki eşcinselliğe karşı tabularınız, ön yargılarınız varsa, bu kitaptan sonra o duvarlar yıkılacak.

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.