background img

The New Stuff


Nasıl yapabilir ki insan? Sevmediği birinin bedenine dokunabilmeyi. Nasıl da yalan söyler karşısındakine? Yüz ifadeleriyle, hareketleriyle... Nasıl umursamadan yaşayabilir? Başkasının bedenini kafasına göre kullanmayı.

Aynı mıdır sizce de? Sevdiğiniz, aşık olduğunuz birisinin ten kokusunu içinizin en derin köşesine, en derin noktasına kadar çekerek sevişmek ile sadece zevk ve arzuların kötü kurbanı olarak, doruk noktasına ulaştıktan sonra bir daha görülmeyecek olan bir yüzle, bir bedenle sevişmek.

Aşıksanız, kafanızın içindeki düşünceler dolup taşar. Elleriniz titrer ellerine dokununca, gözleriniz dolar gözlerine bakınca. Bedeniniz yanıp yok olacakmış gibi hissederseniz, teniniz birbirine değince. Ayaklarınız yere değmez, yer çekimi kuralı kalmaz sizin için, dudakları dudağınıza değdiğinde.

Öyle bir ruha büründü ki artık insan bedeni, ne aradığını ne istediğini bilemiyor. Kendini tanımıyor, kendine güvenmiyor. İnanmıyor aşka, dudağının ucuyla sırıtıyor dalga geçer gibi, çekip gidiyor kendisinin de bilmediği bir yere. Gözüne kestirdiği ilk kurbana yaklaşıyor. İnanmadığı aşkın, aşk dolu cümlelerini sarf ediyor kurbana, iki dakikalık zevki için. Gösterdiği çaba anlamsız, bir o kadar acınası.

En yakın otele gidiliyor, bir oda alınıyor. Kapı açılıyor ve içeriye girilip arkadan kilitleniyor. Ne kurban katilinin yüzüne bakıyor, ne katil kurbanın yüzüne. Parlak, kırmızı, askılı kısa elbise, omuzlardan süzülüp yere düşüyor. Aynı parlaklıktaki kırmızı ojeli parmaklar sertçe lacivert kravatı söküp atıyor. Koparırcasına açıyor gömleğin düğmelerini. Artık katilin kaslı vücudu açıkta, kurbanın bedeni ise onu arzulamakta.

Hala birbirine değmeyen gözler, birbirine bakmayan yüzler.

İki dakika geçiyor; çığlıkların, acıların ve zevklerin arasında. Biraz önce yere düşen kırmızı elbise artık bedenin üzerinde. Bilhassa gömlek ve kravat da. Oda kapısı tekrar açılıyor, katil tarafından. Kapıyı arkasından kapattığında, kurban artık onun için ölmüştür...

Bu mudur sizce de sevişmek?

Bu mudur kalbinin içindeki çarpıntının sebebi?

Bu mudur içinizdeki kelebeklerin uçuşması?

Katil - Kurban Sevişmesi


Nasıl yapabilir ki insan? Sevmediği birinin bedenine dokunabilmeyi. Nasıl da yalan söyler karşısındakine? Yüz ifadeleriyle, hareketleriyle... Nasıl umursamadan yaşayabilir? Başkasının bedenini kafasına göre kullanmayı.

Aynı mıdır sizce de? Sevdiğiniz, aşık olduğunuz birisinin ten kokusunu içinizin en derin köşesine, en derin noktasına kadar çekerek sevişmek ile sadece zevk ve arzuların kötü kurbanı olarak, doruk noktasına ulaştıktan sonra bir daha görülmeyecek olan bir yüzle, bir bedenle sevişmek.

Aşıksanız, kafanızın içindeki düşünceler dolup taşar. Elleriniz titrer ellerine dokununca, gözleriniz dolar gözlerine bakınca. Bedeniniz yanıp yok olacakmış gibi hissederseniz, teniniz birbirine değince. Ayaklarınız yere değmez, yer çekimi kuralı kalmaz sizin için, dudakları dudağınıza değdiğinde.

Öyle bir ruha büründü ki artık insan bedeni, ne aradığını ne istediğini bilemiyor. Kendini tanımıyor, kendine güvenmiyor. İnanmıyor aşka, dudağının ucuyla sırıtıyor dalga geçer gibi, çekip gidiyor kendisinin de bilmediği bir yere. Gözüne kestirdiği ilk kurbana yaklaşıyor. İnanmadığı aşkın, aşk dolu cümlelerini sarf ediyor kurbana, iki dakikalık zevki için. Gösterdiği çaba anlamsız, bir o kadar acınası.

En yakın otele gidiliyor, bir oda alınıyor. Kapı açılıyor ve içeriye girilip arkadan kilitleniyor. Ne kurban katilinin yüzüne bakıyor, ne katil kurbanın yüzüne. Parlak, kırmızı, askılı kısa elbise, omuzlardan süzülüp yere düşüyor. Aynı parlaklıktaki kırmızı ojeli parmaklar sertçe lacivert kravatı söküp atıyor. Koparırcasına açıyor gömleğin düğmelerini. Artık katilin kaslı vücudu açıkta, kurbanın bedeni ise onu arzulamakta.

Hala birbirine değmeyen gözler, birbirine bakmayan yüzler.

İki dakika geçiyor; çığlıkların, acıların ve zevklerin arasında. Biraz önce yere düşen kırmızı elbise artık bedenin üzerinde. Bilhassa gömlek ve kravat da. Oda kapısı tekrar açılıyor, katil tarafından. Kapıyı arkasından kapattığında, kurban artık onun için ölmüştür...

Bu mudur sizce de sevişmek?

Bu mudur kalbinin içindeki çarpıntının sebebi?

Bu mudur içinizdeki kelebeklerin uçuşması?


Kaçıyormuşum gibi hissediyorum.

Otobüs hareketlendiği anda iki duygu sarmalıyor kalbimi. Biri sevinç, diğeri hüzün. Sanki gideceğim ve bir daha gelmeyecekmişim, bir daha geri dönmeyecekmişim gibi hissetmemin verdiği hüznü yaşarken; onu göreceğim, ona sarılabileceğim anın da sevincini yaşıyorum.

İki kişilik koltukta tek başıma oturuyorum. Her zamanki gibi pencere kenarında. Siyah ve içini ufak tefek şeylerle doldurduğum çantam da yanımda. Kitabımı açıyorum ve okumaya çalışıyorum. Hayır... Olmuyor. Kapatıyorum kapağı ve kulaklığımı takıyorum her iki kulağıma da.

Rihanna'nın sesi kulağımı doldururken, ben çoktan su gibi akıp giden yolu izlemeye dalmış, gideceğim yere gitmeye tamamen hazırdım.

Son bir haykırış ve gözyaşı: I want you to stay...

Bir Yolculuk Gözyaşı


Kaçıyormuşum gibi hissediyorum.

Otobüs hareketlendiği anda iki duygu sarmalıyor kalbimi. Biri sevinç, diğeri hüzün. Sanki gideceğim ve bir daha gelmeyecekmişim, bir daha geri dönmeyecekmişim gibi hissetmemin verdiği hüznü yaşarken; onu göreceğim, ona sarılabileceğim anın da sevincini yaşıyorum.

İki kişilik koltukta tek başıma oturuyorum. Her zamanki gibi pencere kenarında. Siyah ve içini ufak tefek şeylerle doldurduğum çantam da yanımda. Kitabımı açıyorum ve okumaya çalışıyorum. Hayır... Olmuyor. Kapatıyorum kapağı ve kulaklığımı takıyorum her iki kulağıma da.

Rihanna'nın sesi kulağımı doldururken, ben çoktan su gibi akıp giden yolu izlemeye dalmış, gideceğim yere gitmeye tamamen hazırdım.

Son bir haykırış ve gözyaşı: I want you to stay...


Güneşi Beklerken adlı dizi de yeni başlayan diziler arasında. Bir gençlik dizisi olan Güneşi Beklerken'in oyuncu kadrosunda; Gökçe Yanardağ ve Emre Kınay dışında pek de tanınmış isimler yok. Yeni yüzlerin oldukça fazla bulunduğu bu dizi, dün itibariyle Kanal D ekranlarında gösterilmeye başladı.


Gençlik dizilerinde görmeye alıştığımız sahneler var yine. Konusu da bir o kadar bilindik aslında. Bursa'dan İstanbul'a taşınan bir anne ve kızı var. Zeynep, İstanbul'un en prestijli okuluna yazılır. Daha iyi bir eğitim almak için yazıldığı bu okulda, daha ilk günden hiçbir şey umduğu gitmez. 

Yeni gelen her öğrenciye yapılan şakaların daha ağırlarıyla yüzleşir Zeynep. Bunun sebebi de Zeynep'in de fazla asi ve kimseye pabuç bırakmayacak bir kişiliği olmasından kaynaklanıyor.


Daha ilk günden uğradığı o kadar şeye rağmen yine de pes etmemek için kendi kendine söz verip de ayakta duran bir karakter var karşımızda. Ve bana kalırsa Zeynep, kendisine yapılan her şeye mutlaka bir karşılık verecek ve dizi de bu doğrultuda ilerleyecek. 


Tabii dizimizde olmazsa olmazlarımızdan biri de aşk. İlk bölümdeki görünüşe göre soldaki çift ve sağdaki çift arasında büyük bir aşk olacakmış gibi duruyor. Tabii ne olacağı hiç belli olmaz, izleyip göreceğiz.

Yaz aylarında evde oturarak eğlenceli vakit geçirmek isterseniz, Salı günleri Güneşi Beklerken'i mutlaka izleyin derim.

Güneşi Beklerken / Yeni Dizi


Güneşi Beklerken adlı dizi de yeni başlayan diziler arasında. Bir gençlik dizisi olan Güneşi Beklerken'in oyuncu kadrosunda; Gökçe Yanardağ ve Emre Kınay dışında pek de tanınmış isimler yok. Yeni yüzlerin oldukça fazla bulunduğu bu dizi, dün itibariyle Kanal D ekranlarında gösterilmeye başladı.


Gençlik dizilerinde görmeye alıştığımız sahneler var yine. Konusu da bir o kadar bilindik aslında. Bursa'dan İstanbul'a taşınan bir anne ve kızı var. Zeynep, İstanbul'un en prestijli okuluna yazılır. Daha iyi bir eğitim almak için yazıldığı bu okulda, daha ilk günden hiçbir şey umduğu gitmez. 

Yeni gelen her öğrenciye yapılan şakaların daha ağırlarıyla yüzleşir Zeynep. Bunun sebebi de Zeynep'in de fazla asi ve kimseye pabuç bırakmayacak bir kişiliği olmasından kaynaklanıyor.


Daha ilk günden uğradığı o kadar şeye rağmen yine de pes etmemek için kendi kendine söz verip de ayakta duran bir karakter var karşımızda. Ve bana kalırsa Zeynep, kendisine yapılan her şeye mutlaka bir karşılık verecek ve dizi de bu doğrultuda ilerleyecek. 


Tabii dizimizde olmazsa olmazlarımızdan biri de aşk. İlk bölümdeki görünüşe göre soldaki çift ve sağdaki çift arasında büyük bir aşk olacakmış gibi duruyor. Tabii ne olacağı hiç belli olmaz, izleyip göreceğiz.

Yaz aylarında evde oturarak eğlenceli vakit geçirmek isterseniz, Salı günleri Güneşi Beklerken'i mutlaka izleyin derim.



Kış boyunca izlediğimiz dizilerin bazılarının son bulmasıyla, bazılarının ise sezona girmesiyle birlikte yaz döneminin yeni dizileri ekrana gelmeye başladı bu hafta. Geçtiğimiz Pazartesi günü ilk olarak Kanal D ekranlarında Güzel Çirkin adlı dizi başladı. Baş rollerini Naz Elmas ile Ali Sunal paylaşıyor. 



Naz Elmas'ı her zaman çok sevmişimdir. Haziran Gecesi'ndeki performansından sonra o kadar başarılı bir rolü olmadı fakat içten gelen bir sempatim var sanırım. Ali Sunal da İnsanlar Alemi'nden ve Güldür Güldür'den sevdiğim bir isim. Bu sebeplerle diziyi izlemek farz oldu diyebilirim.


Güzel Çirkin, komedi ağırlıklı bir dizi gibi görünüyor fakat bunun yanı sıra üzerinde taşıdığı bir duygusallık da var. Her iki türün de dengede tutulması hoşuma gitti. İlk bölümü de beğenerek ve sıkılmadan izledim. Verilen aralarda, aynı gün başlamış olan ve Star Tv'de ekrana gelen Benim Hala Umudum Var adlı diziye de göz attım fakat o kadar almadı beni içine. Güzel Çirkin, beğendiğim bir polisiye dizisi oldu.

Bu yorumlarımdan da anlaşılacağı gibi artık Pazartesi günleri TV'de izleyeceğim dizi belli oldu. Güzel Çirkin, yaz sezonunda izleyeceğim diziler arasında yerini aldı.

Güzel Çirkin / Yeni Dizi



Kış boyunca izlediğimiz dizilerin bazılarının son bulmasıyla, bazılarının ise sezona girmesiyle birlikte yaz döneminin yeni dizileri ekrana gelmeye başladı bu hafta. Geçtiğimiz Pazartesi günü ilk olarak Kanal D ekranlarında Güzel Çirkin adlı dizi başladı. Baş rollerini Naz Elmas ile Ali Sunal paylaşıyor. 



Naz Elmas'ı her zaman çok sevmişimdir. Haziran Gecesi'ndeki performansından sonra o kadar başarılı bir rolü olmadı fakat içten gelen bir sempatim var sanırım. Ali Sunal da İnsanlar Alemi'nden ve Güldür Güldür'den sevdiğim bir isim. Bu sebeplerle diziyi izlemek farz oldu diyebilirim.


Güzel Çirkin, komedi ağırlıklı bir dizi gibi görünüyor fakat bunun yanı sıra üzerinde taşıdığı bir duygusallık da var. Her iki türün de dengede tutulması hoşuma gitti. İlk bölümü de beğenerek ve sıkılmadan izledim. Verilen aralarda, aynı gün başlamış olan ve Star Tv'de ekrana gelen Benim Hala Umudum Var adlı diziye de göz attım fakat o kadar almadı beni içine. Güzel Çirkin, beğendiğim bir polisiye dizisi oldu.

Bu yorumlarımdan da anlaşılacağı gibi artık Pazartesi günleri TV'de izleyeceğim dizi belli oldu. Güzel Çirkin, yaz sezonunda izleyeceğim diziler arasında yerini aldı.


Kristin Hanah'ın bir kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım...

Evden Çok Uzakta kitabından hemen sonra başladığım Gerçek Renkler'i hiç şüphesiz ki yine çok beğendim. Zaten artık Kristin Hannah'a karşı öyle bir sempati besliyorum ki, kitabı elime aldığımda bile acayip derecede heyecanlanıyor ve büyük bir merakla okuyorum. Geriye bir kitabı kaldı okumadığım, o da Sevgi Uğruna Yaptıklarımız. Onu da kısa zaman içinde hemen okumayı düşünüyorum.

***

Kitabı özetleyecek olursak: Winona, Aurora ve Vivi Ann adında üç kız kardeş. Annelerinin ölümü onları yıkar ve babalarını da tamamen değiştirir. Kızlarıyla hiçbir zaman gurur duymayan, sürekli milletin ne dediğine bakan bir baba. Tek farklı davrandığı kızı Vivi Ann'di fakat o da daha sonradan noktalandı.

Winona, başarılı bir avukattır. Vivi Ann ise atlara meraklı, güzeller güzeli bir kız. Vivi Ann, bir gün herkesi yok sayacak ve kalbinin sesini dinleyecek. Hiç beklemediği bir anda kör kütük aşık olacak ve bu da herkesin tepkisini toplayacak. Tüm kasaba, her zaman olduğu gibi Vivi Ann'i konuşacak.

Winona, kardeşini ne kadar çok sevse de, her zaman ilgi odağı olmasını kıskanmaktadır, içten içe. Babasının kendisiyle gurur duyması için kırk takla atmasına rağmen bir karşılık alamamış olması da cabası. Fakat yine de güçlü durmaya çalışmaktadır.

Aurora'nın ise evlilik hayatı yıkıma uğrar ve bu yıkım Aurora'yı tamamen değiştirir ve güzelleştirir.

Bir gün kötü bir olay Grey ailesinin kapısını çalar. Vivi Ann, hiç beklemediği bir olayla yüz yüze kalır. Hayatının sona erdiğine inanır ve aylarca, yıllarca kendini boş verir. O güzeller güzeli kız, artık çökmüş bir kadındır.

Winona, bu olay sonrasında Vivi Ann'e yardımcı olmadığı için pişmanlık duyacaktır. Ve sonra Winona, her şeyi boş vererek, kardeşinin ellerinden tutacak, onu bu kötü olay sonucunda mutlu olmak için sonuna kadar savaşacaktır. Ve Winona, amacına ulaşır. Grey ailesi sonunda mutlu olur.

***

Kristin Hannah, gerçekten biz okuyucularını nasıl etkileyeceğini, nasıl ağlatıp, nasıl güldüreceğini ve nasıl mutlu edeceğini çok iyi biliyor. Kristin Hannah ve kitapları her zaman için vaçgeçilmezlerim arasında olacak. Tüm kitaplarını, ayrı bir şiddetle tavsiye ediyorum!

Gerçek Renkler - Kristin Hannah


Kristin Hanah'ın bir kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım...

Evden Çok Uzakta kitabından hemen sonra başladığım Gerçek Renkler'i hiç şüphesiz ki yine çok beğendim. Zaten artık Kristin Hannah'a karşı öyle bir sempati besliyorum ki, kitabı elime aldığımda bile acayip derecede heyecanlanıyor ve büyük bir merakla okuyorum. Geriye bir kitabı kaldı okumadığım, o da Sevgi Uğruna Yaptıklarımız. Onu da kısa zaman içinde hemen okumayı düşünüyorum.

***

Kitabı özetleyecek olursak: Winona, Aurora ve Vivi Ann adında üç kız kardeş. Annelerinin ölümü onları yıkar ve babalarını da tamamen değiştirir. Kızlarıyla hiçbir zaman gurur duymayan, sürekli milletin ne dediğine bakan bir baba. Tek farklı davrandığı kızı Vivi Ann'di fakat o da daha sonradan noktalandı.

Winona, başarılı bir avukattır. Vivi Ann ise atlara meraklı, güzeller güzeli bir kız. Vivi Ann, bir gün herkesi yok sayacak ve kalbinin sesini dinleyecek. Hiç beklemediği bir anda kör kütük aşık olacak ve bu da herkesin tepkisini toplayacak. Tüm kasaba, her zaman olduğu gibi Vivi Ann'i konuşacak.

Winona, kardeşini ne kadar çok sevse de, her zaman ilgi odağı olmasını kıskanmaktadır, içten içe. Babasının kendisiyle gurur duyması için kırk takla atmasına rağmen bir karşılık alamamış olması da cabası. Fakat yine de güçlü durmaya çalışmaktadır.

Aurora'nın ise evlilik hayatı yıkıma uğrar ve bu yıkım Aurora'yı tamamen değiştirir ve güzelleştirir.

Bir gün kötü bir olay Grey ailesinin kapısını çalar. Vivi Ann, hiç beklemediği bir olayla yüz yüze kalır. Hayatının sona erdiğine inanır ve aylarca, yıllarca kendini boş verir. O güzeller güzeli kız, artık çökmüş bir kadındır.

Winona, bu olay sonrasında Vivi Ann'e yardımcı olmadığı için pişmanlık duyacaktır. Ve sonra Winona, her şeyi boş vererek, kardeşinin ellerinden tutacak, onu bu kötü olay sonucunda mutlu olmak için sonuna kadar savaşacaktır. Ve Winona, amacına ulaşır. Grey ailesi sonunda mutlu olur.

***

Kristin Hannah, gerçekten biz okuyucularını nasıl etkileyeceğini, nasıl ağlatıp, nasıl güldüreceğini ve nasıl mutlu edeceğini çok iyi biliyor. Kristin Hannah ve kitapları her zaman için vaçgeçilmezlerim arasında olacak. Tüm kitaplarını, ayrı bir şiddetle tavsiye ediyorum!

Fotoğrafım
Edirne, Ayşekadın, Türkiye
19 Ocak 1996, İskenderun doğumlu. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 13 yaşından beri blogger. 2012 Hürriyet Bumerang Ödülleri'nde En Uyumlu site üçüncülüğüne hak kazandı. İlk kitabı İkinci Kadının Hikâyesi ise Temmuz 2016 yılında basıldı. Tüm kitabevleri ve online kitapçılarda satışta.